Demokratik Toplum Partisi (DTP), hakkında açılan kapatma davasına ilişkin savunmasını Anayasa Mahkemesi'ne sundu.
Savunmada, davadaki kanıtların bir kısmının "gerçeğe aykırı, çarpıtılmış ve hukuksal değeri olmadığı", iddianamenin "kurgu ve önyargı ürünü" olduğu ileri sürüldü.
DTP'nin 173 sayfalık savunmasında, partinin kuruluşu sonrası eylemlere ilişkin 141 iddiaya tek tek yanıt verildi.
Parti yöneticileri, belediye başkanları ve il yöneticileri hakkında iddianamede yer alan "terör örgütü propagandası yapma ve terör örgütü elebaşını övme, il binalarının terör kampına dönüştürülmesi, terör örgütü elemanların maddi destek sağlaması" gibi suçlamalara ilişkin savunmaların bulunduğu esas hakkındaki savunmada, bu kişilerden bazılarıyla ilgili davaların devam ettiği, bazılarıyla ilgili davaların ise beraat ile sonuçlandığı belirtildi.
"DTP milletvekilleri Aysel Tuğluk ve Ayla Akat Ata'nın terör örgütü üyeliği suçundan yargılanmaları"yla ilgili yapılan savunmada, "Türkiye'de milletvekillerini seçen halk olup, Başsavcı'nın halkın seçimlerinden bile rahatsız olduğu ortadadır. Kaldı ki, karar kesinleşmemiştir. Dava halen derdesttir. Örgütlenme ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken bir olaydır. Başsavcılığın iddiası öncelikle Anayasa hükümlerine, devamında ulusal üstü belgelere aykırıdır" görüşlerine yer verildi.
Dağlıca saldırısı iddialarına da yanıt
Esas hakkındaki savunmada, Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesindeki askeri birliğe saldırısı sırasında irtibat kesilen 8 askerin Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine katılmasıyla ilgili süreçte DTP milletvekilleriyle ilgili iddialara da yanıt verildi.
Savunmada, olayın yasama dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürüldü.
"Ankara TED Koleji çok katlı otoparkında ele geçen düzenekli patlayıcı yüklü araçla ilgili yapılan soruşturma sırasında ulaşılan zanlı Alpaslan Özkan'ın ifadelerinde, terör örgütü propagandası amacıyla kurulan Gençlik Kültür Merkezi'nin DTP Ankara il yönetiminde görevli Fevzi Kara'ya ait olduğu" iddialarıyla ilgili yapılan savunmada da, Gençlik Kültür Merkezi'nin DTP ile organik veya inorganik hiçbir bağlantısının bulunmadığı ileri sürüldü.
"DTP milletvekilleri Fatma Kurtulan ve Sevahir Bayındır'ın terör örgütü kamplarında eğitim alması" iddialarıyla ilgili yapılan savunmada da konuyla ilgili soruşturmanın devam ettiği belirtildi.
Fatma Kurtulan'ın, bu haberleri yayımlayan ve kendisine ait olduğu iddiasıyla bir başkasına ait fotoğrafları basan iki gazete aleyhine dava açtığı, bu davaların da devam ettiği kaydedildi.
"DTP Diyarbakır Kayapınar Belediye Başkanı'nın, belediyeye ait havuzun şeklini, terör örgütü tarafından 'sözde Kürdistan' olarak tanımlanan sınırlarla birebir uyumlu şekilde yapılmasını istediği" şeklindeki iddiayla ilgili yapılan savunmada da Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın beraatla sonuçlandığı anımsatıldı.
Partinin esas hakkındaki savunmasında, iddianamede yer alan 141 eylemin partinin kapatılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, 129'unun yani yüzde 93'ünün "ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği" öne sürüldü.
Savunmada, 141 maddelik eylem listesinden, "129 iddianın sözlü beyan veya basın açıklaması olduğu, 4 olayda isimleri geçen kişilerin parti üyesi olmadığı, 8 dava beraatla sonuçlandığı, 33 davanın halen derdest olduğu, 33 hazırlık soruşturmasının devam ettiği, 38 davanın Yargıtay aşamasında olduğu, 9 davada kısa süreli verilen cezalar nedeniyle cezaların para cezasına çevrildiği, bir davada da kısa süreli ceza nedeniyle ertelemenin mevcut olduğu" ifade edildi.
Savunmada, iddianamede sunulan kanıtların bir kısmının, "gerçeğe aykırı, çarpıtılmış ve hukuksal değeri olmayan, zorlama olduğu" ileri sürülerek, iddianamenin "kurgu ve önyargı ürünü" olduğu, "partinin kapatılması için ulusal ve ulusalüstü yasalarca geçerli tek bir yasal nedenin ve kanıtın bulunmadığı" iddia edildi.
Partinin tüzük ve programına da yer verilen savunmada, DTP'nin AB'ye tam üye olmuş bir Türkiye'yi hedeflediği öne sürüldü.
"Davalar yakından izleniyor"
Siyasi parti kapatma davaları ve bu davaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki süreçlerine atıfta bulunulan savunmanın sonuç bölümünde özetle şöyle denildi:
"Burası Türkiye denilebilirse de, bu davanın anlamını ulusal ölçekte açıklayabilmek yine de zor. Çünkü, küreselleşen dünyamızda Amerika'da yaprak kıpırdasa Çin'de esintisi duyuluyor.
Gerçekten de, gerek AKP'nin gerekse DTP'nin kapatılma davası, başta tam üyelik hedefiyle aday olduğumuz AB ve dünya kamuoyu tarafından yakından izleniyor.
Siyasal haklar, seçme ve seçilme hakkı da dokunulmaz, devredilmez haklardan ve Kürtlerin partileri ne zaman TBMM'ye girecek olsa, neredeyse vakit geçirilmeden çeşitli bahaneler bulunarak kapatılmak isteniyor, kapatılıyor. Bu durumun sorunun barışçıl çözüm yollarını da tıkadığını görmek gerekir."
"Kardeşçe yaşamayı özlediğimizi ilan ediyoruz"
Savunmada, aralarında ünlü yazar, sanatçı, oyuncu, akademisyen ve meslek odası yöneticilerinin bulunduğu 100'ü aşkın aydın tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sunulan "Kardeşçe yaşamayı özlediğimizi ilan ediyoruz" şeklindeki mektuba da yer verildi.
"Artık vatandaşlık anlayışının yeniden gözden geçirilerek, çağdaş Avrupa'daki çok kimlikli, çok kültürlü, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir toplumsal modelin örnek alınmasının zorunlu olduğu "belirtilen savunmada, demokratik bir sürecin ürünü olan sivil bir anayasanın çözüme yardımcı olacağı belirtildi.
"DTP'nin PKK için 'terör örgütü' dememesi de DTP'lilerin Öcalan'a 'Sayın' demesi de suç olmadığı gibi kapatma nedeni de olamaz" denilen savunmada, ana dilde eğitim istemenin de suç sayılmayacağı ileri sürüldü.
Savunmada, "DTP'nin resmi dilin Türkçe olmasına karşı çıkmadığı, ana dilde eğitim istemenin, devletin resmi dilinin Türkçe olmasına karşı çıkmak anlamına gelmeyeceği" görüşüne yer verildi.
Parti avukatları Mebuse Tekay ve Bahri Bayram Belen imzalı esas hakkındaki savunmanın sonuç ve istem bölümünde, "hukuka ve adalete aykırı, artık bu ülkenin taşıyamayacağı kadar ağır yükler getirecek istemleri içeren davanın reddine karar verilmesi" istendi.
DTP milletvekili Hasip Kaplan ve bağımsız Hakkari milletvekili Hamit Geylani ile birlikte DTP Hukuk Komisyonu üyesi avukatlar savunmayı Anayasa Mahkemesi'ne sundu.
Süreç nasıl işleyecek?
Belirlenecek bir tarihte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya sözlü açıklama, DTP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.
Bu işlemler sürerken gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı DTP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.
Raporun, Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir toplantı günü belirleyecek.
Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.DTP hakkındaki kapatma davasını, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak.
Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmamasıveya emekliye ayrılması halinde 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak.Anayasa, siyasi parti kapatma kararlarının nitelikli çoğunluğun oyuyla verilebileceğini öngörüyor. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekiyor.
Dava 16 Kasım 2007'de açılmıştı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP hakkında 16 Kasım 2007'de kapatma davası açmıştı.
Gerekçede, DTP'nin, ''devletin bağımsızlığı, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik eylemlerin odağı haline geldiği'' belirtilmişti.
kaynak
kapatıp baska atla yenıden baslayacaklar


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla