"KESTİN DÖNÜŞÜM YAŞANDI"
Halkın yüzde 99'u Müslüman olan ülke, 1923 yılında cumhuriyert rejimine geçti. O tarihte belki de en keskin dönüşümü yaşadı. Ülke halifelik düzeninden modern cumhuriyete geçti. Fakat diğer İslam ülkelerine baktığımızda hala şeriat kanunlarının geçerli olduğunu görürüz. Türkiye bu anlamda ciddi bir devrim yaşamış bir ülkedir.
"KADINLAR GELENEKSEL ALANA Ç

KİLİYOR"
Daha da ilginci kadınlar, sosyal hayatta ve iş alanlarında etkinliğini yitiriyor fakat 'kadınların yaşam alanı' olarak bilinen geleneksel alanlar hariç. Mesela son hükümette sadece bir kadın üye var. O da kadından Sorumlu Devlet Bakanı. Yapılan araştırma kadınların iş hayatındaki etkinliğinin 1990 yılında yüzde 34 seviyesinden 2007 yılında yüzde 22'ye düştüğünü gösteriyor. Bu da kadınların yavaş yavaş sosyal alanlardan geleneksel alanlarına çekildiğini kanıtlıyor.
Zaman zaman kadınlarla ilgili olarak farklı söylemler de duyulabiliyor. Mesela cinsel istismar gibi konularda kadınların İslami geleneklere uygun giyinmemesi örnek gösterilebiliyor. Diğer taraftan sistem üzerine çöken tehlike yaratan diğer trendler de hukuk, eğitim ve askeri sistemler üzerinde oluşan baskılardır.
"İSLAMİ TARAFIN KOYU ÇİZGİSİ BELİRGİNLEŞİYOR"
Laik ve modern Türkiye'nin en sarsılmaz bu üç ilkesi bile zaman zaman belli yaptırımlara maruz kalabiliyor. Anayasa Mahkemesi'nin hukuksal darbe girişimleri ve bu girişimlerin Batılı destekçileri belki de farkında olmadan İslami tarafın koyu çizgisini daha da belirginleştiriyor.
Türkiye'de şu anda ayrılıkçı fikirler çarpışıyor. Gazeteciler ve iş dünyası oldukça sessiz kalmayı tercih ediyor. Peki Batı dünyası neden Türk demokrasisi hakkında herhangi bir görüş bildirmiyor? Çünkü hükümet kendini Amerika ve Avrupa yanlısı olarak konumlandırıyor. Diğer taraftan muhalefet partisi de anti-Amerikan ve anti-AB olarak tavır aldığı için, Batı dünyası faşist laik grubun nasıl bir şekil alacağını merak ediyor.
"PROVOKATÖRLER KUTUPLAŞTIRIYOR"
Bugün Türkiye'de ideologlar ve provokatörler her iki görüş kampını da kutuplaştırıyorlar. Türkiye liberallikten uzak bir sürece doğru sürükleniyor. İki farklı kutup var ve hangisinin kazanacağı belli değil. Soru şu ki, Türkiye yeniden liberal demokrasiye odaklanabilecek mi?
Robert Kağan çok haklı. İdeoloji yeniden geri geldi. Bu nedenle Türkiye'yi Batı kutbunda tutmak çok önemli. Özellikle de Rusya ve İran gibi liberal olmayan demokrasilerin NATO müttefiklerini yanına çekmeye çalıştığı şu günlerde..."