Bir gariptir insanoğlu. Başına gelen onca şeye aldırmaz ama zaman olur ki, ufacık şeyleri dahi kaldırmaz...
MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, AKP'ye açılan kapatma davasının hitamı ile birlikte bir hükümet-siyaset krizinin çıkmaması ve Türkiye'nin ekonomik ve sosyal çalkantıların girdabına düşmemesi çok önemli bir öneride bulundu.
Anayasa gereği, kapatılan bir siyasi partinin devamı niteliğinde parti kurulamayacağı için, davanın seyrine göre, şayet kapatılma ile neticelenirse, yeni kurulacak partiye yönelik olası sıkıntıları da dikkate alarak; şimdiden partileşmelerini ve dava ile ilgili olmayan AKP'li milletvekillerinin orada yerini almasını önerdi.
Vay sen misin bunu diyen? AKP cenahından sayın Başbakan da dahil olmak üzere muazzam bir tepki geldi ki, biraz olayları gören insanlar için gerçekten akıllara ziyan...
Sanırım AKP'liler, "klonlama" teriminin anlamını bilmiyorlar. Onlar klonlama sözcüğünü hep "Koyun Dolly" ile hatırlıyor olacaklar ki, "Biz herkesin her söylediğine giden uysal koyun muyuz?" alınganlığını geliştirdiler...
Ancak, başta Sayın Başbakan olmak üzere, AKP'nin sözcüleri argo kullanımına yatkınlıkları kadar, bilimsel terminolojiye de ilgi duysalardı, bu iletişim sorunu ortaya çıkmayacaktı.
Bu günün katkısı olarak, bendeniz klonlama sözcüğünün bilimsel terminolojideki yeri üzerine kısaca durmak istiyorum.
"Klonlama, bir organizmanın genetik olarak aynı kopyasının oluşturulmasıdır. Klonlamanın bilimde iki farklı mânâsı daha var: Moleküler biyoloji teknikleri kullanarak bir DNA dizisine eş DNA üretmek veya bir hücreden yola çıkarak hücre bölünmesi ile genetik olarak birbirine eş hücre grubunun oluşması da klonlama tabirinin ifade ettiği olaylardır. Yani aslında vücüdumuzu oluşturan hücreler de diğer pek çok mikroorganizma gibi bölünerek çoğaldıklarından, bu şekilde klonlama doğal olarak her an gerçekleşmeye devam etmektedir. Yine klonlama denince birbirinden ayırdedilmesi gereken iki farklı konu daha var; tedavi amaçlı klonlama (therapeutic cloning) ve çoğalmaya yönelik klonlama (reproductive cloning)."
Tanımlardan da görüleceği üzere, "klonlama" sözcüğü üzerinden "alınganlık" geliştirecek bir olumsuzluk, ancak "dışarıda yağmur yağıyor" diyene "vay bana nasıl ördek dersin?" refleksine benzemektedir. Ne yazık ki, AKP bunu fazlasıyla yapmıştır,
Sayın MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli gibi, siyasi nezaketi ve başka partilerin iç işi gibi hususları en fazla gözeten bir lideri, "Partilerinin iç işine karışmaktan" tutun da, "nezaket dışı" gibi nitelemelerle ilzam etmeye varan bir yığın densiz- gereksiz söz ve yorumlar sarfedildi.
Ancak, Sn. Bahçeli'nin, henüz güç ellerindeyken ve yasal zemin ayaklarının altında iken, bölünmemeleri, parçalanmamaları bunun yanı sıra, hukuki açığa düşmemeleri ve en önemlisi Türkiye'yi sıkıntıya düşürmemeleri için getirdiği son derece olumlu, yapıcı bir öneriyi böylesine bir dil ve üslup içinde gündemden düşürmek isteyen AKP, öyle sanıyorum ki, sonuçta bundan daha farklı ve doğru bir yol da bulamayacaktır...
22 Temmuz 2007 seçimlerini takiben, 340 kişilik grubuna ve hükümette bulunmasına rağmen her konuda 70 kişilik MHP Muhalefetinin gerisine düşen AKP'nin, muazzam bir "kompleks" geliştirdiğini ve bunun ötesinde, Türkiye'de yapıcı muhalefetin ilk örneği olmasından ötürü MHP'yi anlamayıp, septik ve paranoik bir yapıya büründüğünü görüyoruz.
Türkiye gündemine kendilerinin getirdiği türban-başörtüsü meselesini dahi "MHP'nin tuzağı" diye takdimden geri durmayanların, şayet söylediklerine dair en ufak bir samimiyetleri varsa, inanıyorlarsa; hiç vakit geçirmeksizin bu gerginlikten çıkmak için bir ruh hekimine gitmeleri elzemdir.
Ne de olsa, "burada ülke yönetiyorlar" 70 Milyonun sorumluluğunu taşıyorlar...
Cihan Türker - Etik Haber


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla