bir damla huzura ihtiyaç,sokaklarda mendil açıp oturan dilenciler gibi boynu bükük
tanrıdan dileyecek başka birşey bulamadım.
ne olur rabbim huzurumu geri ver.
bir sokak lambasının altında oturup yıldızları görmeye çalışan garip bir kişi kılığına bürünmüş bu kişiyi izlerken kafamdan yazıyordum yine adına senaryolarımı.
biraz kenarı çekilse görebilecekti oysa arzuladığı şeyleri ama bakmasını bilemiyor dedim içimden.
üstü başı yırtık,sadece elini alnına dayamış yukarı bakıyordu öylece.
hayat insanı ne hale getiriyordu,adaletmi bu şimdi diye hayıflandım.yanına gittim,bende oturdum o lambanın altına.
yıldızlar buradan daha güzel görülüyor,kaysana biraz dedim.
gülümsedi...
ben onları görebiliyorum istediğim her zaman dedi.
hiç dikkatle bakmıyordum ki yüzüne,yalnızca konuşuyordum yanında.
ben görmeni kolaylaştırsın diye söylemiştim dedim.
biliyorum çocuk,iyi birisin...ama hayat o kadar açtı ki gözlerimi,bundan daha iyi görebilmem imkansız dedi.
neden diyemedim...belliki derdi çok.
sen sanırım birilerine umut dağıtmakla görevlisin dedi.
söyle bana günce nedir umut dediğin şey diye sordu.
daha sonra gözlerinin içine baktım...oysa hiçbirşey yoktu o gözlerin ardında.
gözleri bomboştu...çünkü göremiyordu.
elini tuttum,umut dediğin senin bu ışık altında yıldızları görebilmen dedim.
o elleri tuttum ve öptüm.
Allah'a emanet ederken o kişiyi,gözlerimden süzülen yaşlara verdim ismimi.
umudun güncesi


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla




