• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0

    İki olaydaki mason parmağı - Hasan Karakaya

    Hasan Karakaya - Vakit
    hasankarakaya@vakit.com.tr 2008-06-17


    --------------------------------------------------------------------------------

    31 Mart Vak’ası, 28 Şubat darbesi ve Masonlar!

    Adamın biri, sokakta dalgın dalgın yürürken; farkında olmadan, yolun ortasında yatan bir köpeğin “kuyruğuna” basmış!.. Ve tabiî; köpek can havliyle havlamış!..
    Adam şaşırmış...
    “Hayret” demiş;
    “Ben köpeğin kuyruğuna bastım!.. Ama ses, ağzından çıktı!”
    Şöyle bir düşünüp, “teşhis”i koymuş:
    “Kuyruğuna bastığım halde ağzından ses çıktığına göre, demek ki; kuyruk ile baş arasında bir bağlantı var!”
    .......
    Şirinevler’den “Muhittin Amca”mın birkaç yıl önce aktardığı bu hikâye, Bedii Faik’e ait... Bedii Faik, bu örneği yarım asır kadar önce vermiş!.. Ama görüyorsunuz; hem tazeliğini, hem de güncelliğini koruyor!..
    çünkü efendim;
    Bugün de; “kuyruk”larına basıldığında “ağızlarından ses çıkaran” nice mahlûkat dolaşıyor ortalıkta!..
    İtiraf etmek gerekir ki;
    “İyi beslendikleri” için olsa gerek, “ses”leri de hayli “gür” çıkıyor!..
    Bir anda “sürü” haline gelivermeleri de cabası!..
    Tersi de oluyor tabii...
    “Başları okşandığında” veya önlerine “kemik” atıldığında “kuyruk sallamaya” başlayan “Sahibinin Sesi” güruhunu da es geçmemek lâzım!..
    Ancak, bu da konulan “teşhis”i değiştirmiyor;
    “Baş” ile “kuyruk” arasında, gerçekten de “organik bir bağlantı” var!..
    Kuyruğa basıldığında “baş” devreye giriyor, baş okşandığında ise “kuyruk” görevini icra etmeye başlıyor!..
    Son günlerde cereyan eden ve özellikle “Vakit’e yönelik saldırı”ları şöyle bir getirin gözlerinizin önüne!..
    Görüyorsunuz;
    “Kuyruk”larına basılan nice “baş”, hemen sesini yükseltti!..
    Bu, aynı zamanda; düğmeye basılıp, “Saldır Co!” parolasının işaretiydi!..
    Gördünüz işte; anında bir araya gelip, “sürü” oluşturdular ve “topyekûn saldırı”ya geçtiler!..
    Hani, ellerinden gelse;
    Vakit’i bir kaşık suda boğacaklar!..
    öylesine “hınç” dolular, öylesine “linç” ruhlular!..
    Ama, mızrak çuvala sığmıyor!
    “Dunkof taşeron”lar, “ebleh ve gerzek çemkirmen”ler, “kahpe enik”ler, ne kadar havlasalar da, “sürü”lerini bir türlü koruyamıyorlar!..
    Hani, “havlamasını bilmeyen köpekler sürüye kurt getirir” derler ya; çemkirmeyi bilmeyen “***** çemkirmen”ler ve “kahpe enikler”in yaptığı da bu!..
    Boşu boşuna çemkiriyorlar!..
    Ve tabiî, dikkatleri “kendi kahpelikleri”nin üzerine çekiyorlar!..
    Ama biz, “duruş”umuzu değiştirmeyeceğiz.
    Her zamanki gibi;
    “Hoşt” deyip, yolumuza devam edeceğiz!

    AĞLAMA DUVARI OLAYI
    “özel” bir meseleden dolayı siz okurlarımı meşgul ettiğim için, öncelikle hepinizden özür dilerim... Ne yaparsınız; “Sahibinin Sesi” rolü üstlenenlere ara sıra “hoşt” demek zorunda kalıyoruz işte!..
    Hepinizden tekrar “özür” dilerken, “günün olayları”na dönebilirim artık... “Günün olayları” dedim ama, hangisi?.. AK Parti’nin, “402 sayfalık savunma”sını Anayasa Mahkemesi’ne dün vermesi mi, “Paksüt-Başbuğ gizli görüşmesi” mi, yoksa “Başbuğ’un Ağlama Duvarı’ndaki fotoğrafı” mı?..
    Aslında, her üç olay da birbirinden önemli... AK Parti’nin, “Savcı’ya laiklik dersi” veren savunması; hem taze, hem de günün en önemli olayı!..
    Ama, izniniz olursa, “AK Parti’nin 3 klasör ve 402 sayfadan oluşan savunması”nı daha sonra irdelemek istiyorum... çünkü, savunmadaki “Laiklik dinsizlik değildir!.. Başsavcı’nın laiklik yorumu çağdışı!” gibi ifadeler, üzerinde uzun uzun durmayı gerektiren ifadeler!..
    Onun için diyorum ki;
    Şu “Ağlama Duvarı’nda bir bürokrat” olayını bitirelim de, “Savunma”ya inşaallah yarın değiniriz!..
    Bazı “dönek kahpe”ler diyor ki;
    “Vakit’çiler her olayın arkasında Yahudi parmağı ve Mason komplosu ararlar... Bu parmak arama işi, taa İkinci Abdülhamid’in tahttan indirilişinden başlar, 28 Şubat darbesine kadar gelir!.. Bunlar, tarihte meydana gelen olayları Yahudi komplosu olarak okumaya yatkın bir kafa yapısına sahiptirler!”
    Kısmen doğru bir tespit!..
    Hatta, tam isabet!..
    Demek oluyor ki;
    “Bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu gösterdiği” bir dünyada, “dönme kahpe”ler de, dönerlerken doğruyu gösterebiliyormuş!..

    İHANET HEYETİNDE TüRK YOKTU
    “İkinci Abdülhamid Han”ın tahttan indirilişi ve “28 Şubat darbesi” ilginç örnekler!.. çünkü, her iki olayda da, “Mason ve Siyonistlerin parmağı” var!..
    Nasıl mı?..
    öncelikle “İkinci Abdülhamid Han’ın tahttan indirilişi” olayına bir bakalım.
    Evet, “Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesi”ne karar verilmiştir... Bu “hâl” kararının padişaha tebliği için, Ayan ve Mebusan meclislerini temsilen bir hey’et seçilmiş ve Yıldız Sarayı’na gönderilmişti.
    Yıldız Sarayı’na Sultan Abdülhamid Han’a hal’ini tebliğ için gönderilen heyetin teşekkül tarzı ise, “Türk tarihinin en hâince hadiselerinden” birisi idi.
    Bütün “Osmanlı tebaa”sını temsil etmesi gerektiği iddiası ile teşekkül ettirilen hey’ette tek bir Türk yoktu.
    Bunlar; Selanik Mebusu Yahudi Emanuel Karaso, İşkodra Mebusu Arnavut Esat Toptani, Ayan’dan Ermeni Aram Efendi ve Padişahın uzun seneler yaverliğini yapmış olan karışık soydan Bahriye Nâzırı ârif Hikmet Paşa, Tayyar Bey, Cevad Bey, Haydar Bey, İsmail Kemal Bey ve Gâlip Paşalar idiler.
    Padişah, “hal” kararını tebliğe gelenlerin kimler olduğunu mâbeyn başkâtibi Cevat Bey’e sorup öğrenince; “Bir Türk padişahına, otuz üç sene bu makamda bulunmuş İslâm halifesine hal kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?!” demekten kendini alamamıştır!..
    Emanuel Karaso denilen vatan haini ve Müslüman düşmanı ise; Selanik’te “Mason locasının üstad-ı a’zamı” idi... Talat Paşa, Câvid Bey, Câhid Beyleri Mason yapan işte bu adamdı.
    Koyu bir Siyonist’ti... Büyük bir Türk düşmanıydı...
    Filistin’de müstakil bir Yahudi devleti kurulması için Theodor Herzl ile birlikte Sultan Abdülhamid Han’a rüşvet teklif eden kişiydi!..

    MASON üSTADI DİYOR Kİ;
    Gelelim, heyetteki Mahmut Şevket Paşa’ya...
    Peki, Mahmut Şevket Paşa, “ihanete varan gafleti”nde yalnız mıydı?..
    Bu soruya “Masonlar Büyük Locası üstadı Celil Layiktez” cevap veriyor!..
    Celil Layiktez; locanın resmi yayın organı Tesviye dergisinde, “İngilizce” olarak kaleme aldığı “İslâm ülkelerinde Masonluk” başlıklı yazısında demiş ki;
    “Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu, masonlar tarafından örgütlendi ve yönetildi.. Sultan Adülhamid’e tahttan indirildiğini ve Selanik’e sürgüne gönderileceğini tebliğ eden 5 milletvekilinden oluşan heyettekilerin tamamı da masondu!”
    “İttihat Terakki” tarafından, “Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirmek” için oluşturulan “Hareket Ordusu” konusunda ise, şöyle diyor masonların üstadı Celil Layiktez;
    “Karargâh subayı Mustafa Kemal’in mason olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. Ama subayların içinde, masonların sayısı çok fazlaydı.
    Selanik’teki Hareket Ordusu’nu organize eden İttihat ve Terakki, Emmanuel Karaso’nun başkanı olduğu locada organize oluyorlardı.”
    Böylesine “tarihî bir gerçek” ortada iken, “Sultan Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesinde Mason’ların ve Siyonistler’in parmağı olmadığını” iddia etmek için, herhalde “hoca”lıktan “loca”lara transfer olmaya çalışan “kahpe bir dönme” olmak lâzım!..

    28 ŞUBAT’TAN BİR GüN öNCE!
    Gelelim “28 Şubat darbesi”nin zamanlamasına...
    öncelikle, o günkü gazetelerden bir haber:
    “İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, dün Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’yı kabul ederek bir süre görüştü. Görüşmede, İsrail Genelkurmay Başkanı Amnon Şahak da hazır bulundu.
    Görüşme sırasında, Genelkurmay Başkanı Karadayı, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya, ‘Siz de asker olduğunuz için askerler arasındaki diyaloğun önemini bilirsiniz. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler her zaman iyi olmuştur. Bundan sonra daha da iyi olacaktır. Askerler arasındaki diyalogda çok olumlu gelişmeler var’ diye konuştu.
    İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da; ‘Türkiye ile ilişkilerin önemini biliyoruz. Aramızdaki işbirliği, bu problemli bölgeye istikrar ve huzur getirecektir. İşbirliğimiz sayesinde bu gerçekleşecektir’ dedi.”
    Lütfen dikkat;
    Bu ziyaret ve görüşme haberinin gazetelerde çıktığı tarih, “28 Şubat 1997”dir!..
    Demek oluyor ki;
    Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki görüşme 27 Şubat 1997’de gerçekleşmiş ve Org. Karadayı aynı gün Türkiye’ye dönmüştür!..
    Peki, tarihler 28 Şubat 1997’yi gösterdiğinde ne oldu Türkiye’de?!?..
    N’oolacak;
    “28 Şubat darbesi!!!”
    Enteresan değil mi;
    Bir gün önce İsrail’de olan Genelkurmay Başkanı, hemen ertesi günü dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’a, “18 Maddelik kararlar”ı dayatıyor ve böylece “darbe süreci”ni başlatıyor!..
    Şimdi, sormak gerekmez mi;
    “İsrail’e ziyaret”in hemen ertesi günü, “28 Şubat süreci”nin başlaması bir tesadüf (!) müdür?..
    Bu soru; sadece ve sadece “dönme”lere, “kahpe”lere ve “dönek kahpe”lere yöneltilmiştir!..
    Başkasının cevap vermesine gerek yoktur!..
    --------------
    Dede ve Torun!
    Ne enteresan değil mi?.. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Ali Osman Paksüt bir “hukukçu” değil... “Büyükelçi” iken, A.N. Sezer tarafından “Anayasa Mahkemesi üyeliği”ne atandı!..
    Evet, enteresan... çünkü efendim, Ali Osman Paksüt’ün dedesi “Kel Ali” veya “Cellat Ali” lakaplı Ali çetinkaya da “hukukçu değil”di!..
    Belki de, “hukukçu olmadığı” için;
    “Sanığın idamına, şahitlerin bilâhere dinlenmesine!” şeklinde pervasız kararlar veriyordu.
    Sırf “sadakatinden” dolayı İstiklal Mahkemeleri’nin başkanlığına atanmış Kel Ali!..
    Dolayısıyla, “astığı astık, kestiği kestik” kararlar vermesi, gayet doğal!..
    “Acaba” diyorum; “Ali Osman Paksüt’ün kararlarında da hukukçu olmamasının bir rolü var mı?..”
    Yoksa o da, dedesinin izinde mi?

    Habervaktim

    tezgahlar hep aynı ama buda ellerinde patlayacak inşallah

  2. #2
    siyasal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-07-2006
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    6
    Evet tezgahlar hep aynı bakınız Vakit Gazetesi

  3. #3
    Lo[R]D adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2008
    Mesajlar
    525
    Karizma Gücü
    0
    Harika bir yazı. Hasan Karakaya adlı yazarın yazmış olduğu makaleleri her fırsatta okumaya çalışırım. Yahudi uşağı kartel medyasına mertçe cevap verebilen değerli birkaç yazardan sadece bir tanesi.

    Masonlar herzaman ülkemizde söz sahibidirler. Tarihten verilen örnekler, günümüzde yapılan İslam düşmanlığını asıl tetikleyenler siyonist ve mason uşağı idarecilerdir. chp ve destekleyenleri sadece birer maşa.

    Herzaman onlar kazanacak değiller ya, kazanma zamanı artık bizimdir, İslam'ındır.

    Paylaşımın için teşekkürler.
    Lord Gürzon: " Türkiye İslâmî alâkasini ve İslâmi temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasinin hürmet ve minnetini kazanir; biz de kendisine dilediğini veririz. "

    Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, "Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?" diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon'un verdiği cevap:
    " İste asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski şatvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onlari, mâneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz. "
    ...

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    13-03-2008
    Mesajlar
    1,191
    Karizma Gücü
    0
    Güzel bir yazı. Benim için bir malum-u ilandır bu yazı. Türkiye'nin Yahudiler tarafından yönetildiğini biliyoruz zaten. Başbuğ duvarda ağlamasa da biliyoruz kimlerin kimi laiklik diyerek ağlattığını...

  5. #5
    alibaba68 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2007
    Mesajlar
    1,119
    Karizma Gücü
    6
    Yav tezgah, mason diye hala vakit gazetesini mi gösteriyorsunuz doğrucu davut diye. En büyük laiklik düşmanı zaten vakit gazetesinin kendisi. Daha akıllı işler yapın da görelim.

  6. #6
    ozocan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-04-2008
    Mesajlar
    439
    Karizma Gücü
    0
    Atatürkün ölümünde,Abdülhamithanın tahyan inrilmesinde onların parmağı vardır.ittihat ve terrakinin başındada masonlar vardı.
    *******ALEM-İ SUNNİDE ANTİ-ŞEYTANLIK YAPIYORUZ*********


    Anti-bizans

  7. #7
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Tarihi bilmeyen büyük kitlelere büyük martaval okuyor adam.
    Abdülhamit gibi Osmanlı'nın yıkıldığı dünya savaşı hariç en büyük toprak kaybına uğratan adam bu adam.
    Utanmadan Abdülhamit Han devrinde bir karış toprağımız verilmemiştir deyip savunuyorlar.
    Abdülhamit tahta geçerken Belgrad bizimdi,Abdülhamit indiği zaman Mora'da zor tutunuyorduk
    Sansür yönetimi ile insanları kendi gibi düşündürmeye çalışan bağnaz bir hükümdar,AAbdülaziz'in binbir zahmetle kurduğu muhteşem donanmayı bana karşı darbe yaparlar diye haliç'te çürümeye bırakacak kadar şizofrenik bir vaka idi.
    Onu savunanların da bu şizofrenik vak'a nın içinde değerlendirilmesi gerekir.
    Türkiye'de ne olsa Vakit mason parmağı diye ortaya atılıyor.Yahu tüm suç ev sahibinin de hırsızın hiç mi suçu yok?
    Allah akır fikir ihsan eylesin.Delinin biri kuyuya taş atmış sizde onu çıkarmaya uğraşıyorsunuz.

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı siyasal tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evet tezgahlar hep aynı bakınız Vakit Gazetesi
    Dİ Mİ vakit TEN BAŞKA BABAYİĞİT YOK BUNLARI YAZABİLECEK,GERÇEKLER ACI GELİYOR Dİ Mİ

  9. #9
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Dİ Mİ vakit TEN BAŞKA BABAYİĞİT YOK BUNLARI YAZABİLECEK,GER&#199KLER ACI GELİYOR Dİ Mİ
    Ne gerçeği yahu,hangi gerçek?
    Vakit'in yazdığı herşey komplo oluyor nedense.
    İnsanları kin ve düşmanlığa tahrik etmeyecek eli yüzü düzgün bir gazete değil.Bir anlamda "paçavra"

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0
    o paçavranın yalanını ortaya koyun o zaman, paçavra deyip geçmeyle olmuyor bu işler.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kapkaç Çetesinde PKK Parmağı...
    2005 Konuları bölümünde sed191 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 03.12.05, 00:14

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •