• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Uye FLoRa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    11,292
    Karizma Gücü
    7

    Kızgın Çarşafın Altından 2 Silah Çıktı

    Çarşaflı kadın duruşmaya tabancayla geldi, `korunmak için' dedi...
    Bakırköy Adalet Sarayı'nın bahçesinde `adam öldürmek' suçundan yargılanan oğlunun duruşmasına gelen çarşaflı Hanım Aslan'ın üzerinden çifte tabanca çıktı.

    Bugün meydana gelen olayda, Hanım Arslan yanındaki torunu Sinan Arslan ile birlikte, Bakırköy 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde `adam öldürmek' suçundan yargılanan oğlu Cemil Aslan'ın duruşmasına geldi. Bahçede bekleyen Sinan Arslan davanın başlayıp başlamadığını kontrol etmek için adliyeye yöneldi. Yanında bulunan tabancayı da belinden çıkararak büyükannesi Hanım Aslan'a verdi. Bu sırada avukat girişinde görev yapan polis memurları silahı gördü. Sinan Arslan giriş yaptığı sırada polis memurları babaannesine verdiği silahın ruhsatını görmek istedi. Hareketlerinden şüphelenilen Sinan Arslan hemen gözaltına alındı. Polis daha sonra Sinan Arslan'ın silahı teslim ettiği çarşaf giyinmiş büyükannesi Hanım Arslan'ın yanına gitti. Yapılan aramada Hanım Arslan'ın üzerinde 2 tabanca bulundu. Gözaltına alınan Hanım Arslan "Cinayet sebebiyle tehdit alıyorduk. Bu yüzden kendimi korumak için silahla adliyeye geldim" dedi.

    Çarşaflı kadın ve torunu sorgulanmak üzere karakola götürüldü. Her iki zanlının işlemleri tamamlandıktan sonra savcılığa çıkarılacakları belirtildi.

    kaynak

    Tehdit alıyormuşta adliyeye silahları çarşaf altında saklayarak girmiş...Teksasmı burası? Katil torununun silahlarını saklıyor birde!
    [COLOR="Red"][B][CENTER]CHP ye karşı hazımsızlığı olan Atatürk düşmanı&dinci&bölücü&yolsuz-hırsız&satılmış&kansız kesim ve
    kesimin ,ezberci şakşakçı destekçileri olan ,geri kafalar
    iyi izleyin!
    CHP nin yükselişini[/CENTER][/B][/COLOR]

  2. #2
    GizLiDüş adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-12-2007
    Mesajlar
    3,656
    Karizma Gücü
    0
    Ben cidden korkarım onun altından neler çıkar belli olmaz,
    belki de gerçekten savunma ihtiyacındandır.
    ...Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.
    ” Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme.
    Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

  3. #3
    Koyu Siyah adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2007
    Mesajlar
    3,067
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Bahçede bekleyen Sinan Arslan davanın başlayıp başlamadığını kontrol etmek için adliyeye yöneldi. Yanında bulunan tabancayı da belinden çıkararak büyükannesi Hanım Aslan'a verdi

    Vay çakal silahı büyükannesine vermiş göünmez ya,kimse şüphelenmez ya.....Hem madem savunma amaçlı nerde bunların ruhsatı...Polis zamanında müdahalade bulunmuş....

    Hazır yeri gelmişken şu bireysle silahlanma dursun en azından peynir ekmek gibi satışına artık bir sınırlama gelsin...Ama çok büyük ve karanlık bir sektör....Zor gibi görünüyor
    Bu mesaj en son " 21.06.08 " tarihinde saat 12:40 itibariyle Koyu Siyah tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    Özgü A. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2008
    Mesajlar
    2,849
    Karizma Gücü
    5
    Niye Çarşafın altından silah çıktı diye bir başlık atılır anlamam Maksadın ap açık belli ..
    Yakında buna misilleme şöyle bir haber çıkacaktır; Atatürk rozetli genç Adliyeye silahla girdi ..

    Yazıklar olsun sen gibilere Tekönder, Ve bunun tam tersi haberleri yapanlarada ..

    Buraya bir yazı koyuyorum okursun (:
    Tamda sizleri anlatıyor; Vatansızlar Dergahı

    Yeşil çiniden vazoların süslediği koridorun sonundaki kapıdan içeri giren adam önündeki perdeyi usulca kaldırıp altından geçti. Yerde bağdaş kurmuş hâlde oturmakta olan altı erkeğe saygıyla baktı ve sesini olabildiğince alçak tutarak seslendi: "Es'selâm-u aleyküm."

    Ekseriyeti orta yaşlı olan grupta başlar perdenin önüne çevrildi. Her biri usulca cevap verdiler: "Ve aleyküm selam." Sohbet hâlindeki adamlardan, diğer beşinin karşısında bir minder üzerine oturmuş olan ve diğerlerinin saygıda kusur etmediği, elli yaşlarındaki uzun sakallı adam kaşlarını mânâsız bir şekilde yukarı kaldırarak "Hoşgeldin Süleyman, geç kaldın." dedi.

    - "Geç kaldık" dedi Süleyman, "affedin."
    - Allah affetsin.
    - Amin.

    Konya'nın köklü ailelerinden birinin mensûbu Süleyman. Babası -ki Ertuğrul Dayı derdi herkes- çevresinde iyi bir esnaf olarak anılırdı ve Süleyman'ın doğumundan sadece iki yıl sonra vefat etmişti. Süleyman, babasının yokluğunda kendisini büyüten annesine büyük bir saygı beslerdi. Ona göre cahildi annesi, ama iyi ve dindar bir insan idi. Yine de oğlunun yıllardır ardına takıldığı bu hareketi pek tasvip etmez fakat ses de çıkaramazdı. Ne var ki bir hafta kadar önce otuz dört yaşına basan Süleyman'ın kalbindeki en büyük yara, ne babasını hiç hatırlamayışı ne de annesinin onu anlayamaması idi. Bir sene önce küçük kardeşinin şehit olduğu haberini alması, o telefon ve ardından ziyaretler.. Bir cenaze töreni.. Anılar Süleyman için mutluluk yahut hüzün değil, tam mânâsı ile elem taşıyordu.

    Biraz önce Süleyman'a geç kaldığını yapmacık bir nezaketle hatırlatan Mesut Efendi, tekrar konuşmaya başladığında Süleyman'ın dalgınlığı sona erdi. Mesut Efendi anlatıyor ve diğerleri dinliyordu:

    - Bugün şahidi olduğumuz bütün bu sancılar, seksen küsür sene evvel hak yolunu milletçe terk edişimizdendir. Hayır! Terk edişimizden değil, terk ettirilişimizdendir! Bizi yozlaştırdılar, bizi uzaklaştırdılar... Allah'ın yolundan saptırdılar bizi... Hâşâ ve sümme hâşâ, hilâfeti tarihe gömdüğünü zannedenler, ahirette bu acıların hesabını veremeyecekler. Hayır, Sırat köprüsü onlar için geçilmez olacaktır!

    Bugün yaşanan acılar... Bilmez miydi Süleyman bunları? Nasıl bilmesin! Son yıllarda yeniden toparlanan ve Abdullah Öcalan'ın ölümünden sonra yeni liderinin yönetimi altında kanlı eylemlere tekrar girişen terör örgütü PKK, ülkeyi kan gölüne çevirmekteydi. Örgütü yeniden ve bu kez kesin olarak yok etmeye çalışan Türk Ordusu'nun verdiği kayıplardan biri de Asteğmen Murat idi.. Süleyman'ın küçük kardeşi...

    Mesut Efendi devam etti:

    - Bugün bazı densizlerin düzeni kurtarmak adına âciz haykırışları, müslümanlara en büyük zulümdür. Kendilerine Türk dediler, Kürtleri dışladılar. Laiklik dediler, seksen seneden beri, İslâm'ı hor gördüler. İşte, ey mümin kardeşlerim, inkârcıların sonu böyle olacaktır! Onlar yarattıkları deccal düzeninde boğulurken ne acı ki din kardeşliğini unutan bazı askerler ile bazı militanlar da ölmekte, öldürmektedir. Fakat bu vahim hâlin vebâlini yalnızca PKK'ya mâl edenler yanılıyorlar. Kürtler ile Türkleri kanlı bıçaklı yapan bu düzendir. Bu imansız düzendir. Bu şeytanî düzendir!

    ...

    Nihayet sohbet sona ermiş, Süleyman da evine gitmek üzere sokağa çıkmıştı. Süleyman, ağır hareketlerle başını çevirerek baktı çevresine.. Ülkenin yorgunluğu dağından taşından okunur hâle gelmişti. Huzur geri gelmiyor, felaket bulutları dağılmak bilmiyordu. Ülke, kâh gürültülü kâh sessiz, ama her daim gergin bir vaziyette idi.

    Düşünceler içerisinde oturduğu semte ulaştı Süleyman.. Merdivenlerden çıkıyordu ki üst kattan gelen ses nedeni ile durakladı. Merdivenlerde bir kişi telefon görüşmesi yapıyordu.. Fark edilmemek için bir taşın sessizliğine büründü. Dinliyordu:

    - Adamın yanında milliyetçilik yaparsan gider tabii. Babamın Diyarbakır'daki görev zamanlarından beri arkadaşımdır Harun. Emekçinin hakkını sonuna kadar savunurdu, birlikte az kavgaya girmedik, az eyleme gitmedik.. Babam şehit olduktan sonra yanımda bir tek o vardı. Şimdi senin gibi burjuvazinin köpeği olmuş adi bir adam yüzünden onu kaybedeceğimi mi zannediyorsun?

    Derin bir soluk aldı genç adam ve telefondan gelen sesi dinledikten sonra şiddetle hücum etti:

    - Sizin yüzünüzden ulan, sizin yüzünüzden! Bütün bunlar sizin yüzünüzden...

    Ve telefon kapandı. Süleyman merdivenlerden çıkmaya devam etti ve Emre ile karşılaştılar. Göz göze geldiklerinde soğuk bir rüzgâr dolaştı apartmanın içinde. Birbirine bakan bu gözler kin ve şiddet ile dolmuştu. Sırtlarını döndüler ve Süleyman 8 numaralı, Emre 9 numaralı dairenin kapısını açtı. Evlerindeydiler...

    Emre sinirini yatıştırmak için dolabın kapısını açtığı gibi eline bir bira aldı ve içmeye başladı. On beş dakika sonra sakinleşmişti. Koltuğuna kuruldu ve televizyonu açtı.. Belki de hayatındaki en büyük pişmanlığı olacaktı televizyonu açmak..

    İzlediği haber bülteninde PKK'nın yeni liderinin ölüm haberi veriliyordu. Bordo berelilerin sınırötesi bir operasyonu sırasında çatışma çıkmıştı ve baskın yapılan evde bulunan PKK lideri, eline aldığı tabancanın tetiğini çekemeden alnından vurulmuştu. Haber bülteni sunucusu diğer bir haberi anons etmekte idi:

    "Değerli izleyiciler, şu anda İstanbul'da büyük bir eylemin haberini aldık. Hemen olay yerinde bulunan muhabirimiz Ergün Kaynar'a bağlanıyoruz. Ergün, neler oluyor İstanbul'da?"

    "Şu anda büyük bir karmaşa hakim Taksim'e... Terör örgütü sempatizanları, bugün yaşanan gelişmelerden sonra hızla toplandılar ve protesto eylemine giriştiler. Önce sıradan bir eylem gibi algılandı bu olay fakat kısa sürede onlarca aracın ve binanın talan edilmesi ile olaylar zinciri kontrolden çıktı. Burada adeta bir isyan var. Aldığımız habere göre güvenlik güçlerinden büyük bir takviye birlik buraya doğru yola çıkmış durumda. Heyecanla bekliyoruz. Şu anda......................."

    Emre muhabirin bundan sonraki cümlelerinin hiçbirini duymadı. Televizyon ekranında gördüğü dehşet verici manzara karşısında irkildi.. Canından yakın arkadaşı; yoldaş dediği, kardeş bellediği Harun, sol eli ile zafer işareti yaparken diğer eli ile sakallı bir adamın tuttuğu Türk bayrağını yakmaya çabalıyor ve sloganlar savuruyordu..

    Aynı dakikada karşıdaki daireden "Allah!" diye bir ses geldi. Süleyman elindeki su dolu bardağı yere düşürmüş, ve haykırmıştı: "Allah!" Daha bugün yaşanan acılardan bahseden Mesut Efendi, şimdi eline bir Türk bayrağı almış, bir gencin yakması için ona doğru tutmuştu. Bütün kalabalıkla beraber o da haykırıyordu: "Katil devlet hesap verecek!"

    ...

    Süleyman müthiş bir başağrısının etkisi altında, zorlukla ayağa kalkmayı başardı ve kapıya yöneldi. Adımları ağırlaşıyor, şehit kardeşinin sesi bulanık bir biçimde kulaklarında yankılanıyordu. Elini kapının koluna değdirdiğinde ürperdi ve çekinerek kapıyı açtı. Dışarıya attığı ilk adımda gördüğü, Emre'nin de evinden perişan bir hâlde çıkmakta olduğu idi. Bir süre Emre'nin buğulu gözlerine baktı. Birbirlerine tek kelime etmeden yanyana geldiler merdivenin basamaklarına sessizce oturdular. Süleyman "kardeşim" dedi, Emre "babam"... Merdivenlerden gelen ayak sesleri çalındı kulaklarına.. Sesler yaklaştı, yaklaştı ve iki gölge olarak önlerinde belirdi. İki çaresiz adam, yavaşça kaldırdılar başlarını.. Karşılarında duran gölgeler oldukça tanıdık idi.. Emre "babam" dedi, Süleyman tekrar "kardeşim" diye inledi. Birden bastıran keder ve utanç artık gözlerini gölgelere çevirmelerine engel oluyordu.

    Gölgeler birbirine döndü ve sarıldılar.. Birden, sert bir rüzgâr şiddetle apartmana doldu. Rüzgârın uğultusu kulakları sağır edercesine mekâna, bedenlere ve ruhlara işliyordu. Bir kasırganın gürültüsü içinde belirsiz noktalardan gelen belirgin ışık demetleri gölgelerin bulunduğu noktada yoğunlaştı. Kıyamet var ise bu olmalı, diye düşündü Süleyman. Korku, panik, heyecan, elem, merak ve acz, bu muhteşem ânın yegâne şahitleri olan iki adamın bedenlerini ve zihinlerini esir almıştı. Sara nöbetine tutulmuşçasına titrediler. Bu titreme bütün sesin aniden kesilmesine kadar bir saniye, bir dakika yahut bir ömür kadar sürdü. Zaman birden yavaşladı. Emre ve Süleyman çevreden gelen bütün seslerin ve bütün bu karmaşanın sona erdiğini fark etti. Gölgeler kaybolmuştu; şimdi karşılarında duran görüntü, ayağında mahmuzlu çizmeleri, başında ay-yıldızlı kalpağı, sırtında uzun pelerini, elinde deri kamçısı, şimşek gibi çakan mavi gözleri ve tüm heybeti ile Başkomutan Gazi Mustafa Kemâl'di.

    Süleyman tarifi imkânsız bir duyguya kapıldığını hissetti. Şefkat, sevgi ve pişmanlık dolu ruhu onu, kendisinden farklı bir ruh hâli içerisinde olmayan Emre'ye sarılmaya zorladı. Kollarını kaldırmayı denedi, başaramadı. Emre başını Süleyman'a çevirmeye çalıştı, gücü yetmedi. Kalplerinde bu lâhza duydukları birlik bilinci, pişmanlığın ve gecikmişliğin katı gerçekliğine yenik düştü.

    Gazi Paşa eğildi, karşısında duran iki yorgun bünyenin çaresizliğine ve sonra gözlerine baktı. Derin bir iç çekerek dudaklarını araladı ve usûlca söylendi:

    - Ah evlâtlarım, geç kaldınız.
    BİLİM + GÖNÜL


    Yılmayacağız , Yıkılmayacağız , Başaracağız !

    *

    Kızılların ve Kürtçülerin Şer Birliğini Yıkacağız!

  5. #5
    Uye FLoRa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    11,292
    Karizma Gücü
    7
    [QUOTE=Özgü A.;6288246]

    Yazıklar olsun sen gibilere Tekönder, Ve bunun tam tersi haberleri yapanlarada ..

    Sen ne diyorsun ? Haberin başlığını kafadanmı atayım? Haberi yazan ben değilim atan benim ve forum kurallarında başlığı kafadan at diye bir maddemi var...Adımı kullanmadan ne yorum yapacaksan yap Şovuna beni alet etme!Sen gibilereymiş!!!Terbiyesiz!
    [COLOR="Red"][B][CENTER]CHP ye karşı hazımsızlığı olan Atatürk düşmanı&dinci&bölücü&yolsuz-hırsız&satılmış&kansız kesim ve
    kesimin ,ezberci şakşakçı destekçileri olan ,geri kafalar
    iyi izleyin!
    CHP nin yükselişini[/CENTER][/B][/COLOR]

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,412
    Karizma Gücü
    7
    Ataturk rozetli cok silahlilarda gorduk Ataturk rozetli birisinin uzerinden silah cikti diye haber yapmadilar...Anlayana...
    Layik oldugumuz sekilde yonetiliyoruz sikayet etmeye kimsenin hakki yok.

  7. #7
    Özgü A. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2008
    Mesajlar
    2,849
    Karizma Gücü
    5
    [QUOTE=TekÖnder;6288297]
    Alıntı Tekönder tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Yazıklar olsun sen gibilere Tekönder, Ve bunun tam tersi haberleri yapanlarada ..

    Sen ne diyorsun ? Haberin başlığını kafadanmı atayım? Haberi yazan ben değilim atan benim ve forum kurallarında başlığı kafadan at diye bir maddemi var...Adımı kullanmadan ne yorum yapacaksan yap Şovuna beni alet etme!Sen gibilereymiş!!!Terbiyesiz!
    Ne bu şiddet (:
    Yukarıdaki yazıyı okudun galiba ..
    Bayrağı yakan rolünde sen ..
    Adını kullanacağım tabi, Haberi koyan kim ?
    Yok bu başörtülü yok bu dansöz haberlerini koyan kim ?
    Sen ve Senin gibiler ..
    Herkes anladı anlıyacağını
    Bu mesaj en son " 21.06.08 " tarihinde saat 14:25 itibariyle Holocaust tarafından düzenlenmiştir...
    BİLİM + GÖNÜL


    Yılmayacağız , Yıkılmayacağız , Başaracağız !

    *

    Kızılların ve Kürtçülerin Şer Birliğini Yıkacağız!

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    25-03-2008
    Mesajlar
    3,435
    Karizma Gücü
    5
    Atatürk rozeti ne alaka.
    haberde çarşafın silahı saklamak için kullanılmasından bahsediyor.
    çarşaf giydiği için sakladı mı diyor?

  9. #9
    ayçekirdeği adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-01-2008
    Mesajlar
    1,436
    Karizma Gücü
    5
    Acıyorum acizlere.) Nasıl ne yapcaklarını sasırdılar iyice
    zaman dar biliyorum
    ama ben yine de gidiyorum
    kendimi bulma umudu ile
    kendimden uzaklaşıyorum....

  10. #10
    eNigMaTr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2005
    Mesajlar
    2,621
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ayçekirdeği tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Acıyorum acizlere.) Nasıl ne yapcaklarını sasırdılar iyice
    Boş ver acıma, en azından bizler için anlık gülümsemelere sebeb
    yet vermekteler
    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __



    ||BDP||

    TürkForum
    Bağımsız Demokrat Parti



    Yiğit isen uslandır beni,
    itirazlarımın altında kalayım,
    huzurla geri alayım söylediğim her itirazı !..

    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Her taşın altından Akit çıkıyor
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde mezarkabul39 tarafından açılmış
    Yanıt: 32
    Son Mesaj: 21.11.11, 13:54
  2. Dört kişinin enkaz altından mucizevi kurtuluşu..!!
    2005 Konuları bölümünde -ExTrEmE- tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 12.10.05, 03:31
  3. Yıldızların altından yıldızlar geçecek
    2005 Konuları bölümünde dj-existent tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 20.07.05, 15:26

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •