Arkadaşlar amacım felsefe yapmak değil. Bilgi vermek hiç değil. Gecenin bu vaktinde bazen kendimle tartıştığım konu hakkında biraz içimi dökmek istedim. Yazıyı okuyup da beğenmeyenlere sabırları için teşekkür eder, kendilerinden özür dilerim. (Biraz uzun oldu da)
ÖLÜM
Yaşamda geçmiş olaylar dışında (o da tartışılır) emin olduğumuz tek kavram bir gün öleceğimizdir. Ölüm hakkında neleri düşündüğünüzü ve tabii ki hayatınızda ölüme ne kadar yer verdiğinizi bilemem. Ölüm kavramı, kendi kısa zaman dilimine sahip olsa da genel olarak düşünüldüğünde oldukça geniştir. Ölümün yanına birçok kelime koyabiliriz mesela; ölüm ve umut, ölüm ve şekli, ölüm ve süresi, ölüm ve zamanı... Bunlar benim aklıma ilk anda gelenlerdi. Şüphesiz daha niceleri de vardır. Örneğin ölüm ve yeri. Bu benim için pek de önem ifade etmiyor ama kişiden kişiye göre değişir.
Ölüm ve umut; Burada verilecek en umumi örnek herhalde ölümü bekleyen bir hasta örneğidir. Bu örnek de verilebilir. Ama ben değişik bir örnek vereceğim. Mesela giyotine giden bir kişinin umudu. Bir topluluk olarak giyotinle idam edileceksiniz ve önünüzde uçuşan kellelerden sonra sıranın size gelmek üzere olduğunu varsayalım. “Burada lütfen okumayı durdurup bu sahneyi gözünüzün önüne getirin ve nelere umut bağlayıp bu ölümden kurtulabileceğinizi hayal edin. Hayal ederken de bunları şu anda rahat koltuğunuzda okuduğunuzu unutmayın.” Benim aklıma gelen basit birşey: belki son anda suçunuz bağışlanacak ve sıra tam size geldiğinde idama son verecekler. Hayır, düşündükleriniz olmadı ve önünüzdeki suçlu da idam edildi. Sıra sizde. Daha henüz yere düşmüş olan yağlı giyotin, makara sesleri kulağınızda ağır ağır geri çekilirken siz de idam sehpasının merdivenlerini yavaşça çıkıyorsunuz. Boynunuz eğiliyor. O anda başınızdaki siyah örtünün içinde sanki birşey görebiliyormuşsunuz gibi gözlerinizi kapatmak ihtiyacı duyuyorsunuz. Böyle bir duruma düşenin psikolojisini kimse bilemez ancak tahmin yürütebilir. Umut konusunda böyle ekstrem bir örnek vermemin nedeni, bu insanın bile umudu olabileceğidir. Hani yaşamındaki şerit gözlerinin önünden geçer derler ya, bu safhaya gelmiş bir insanın kendisi için ölüm şekli de önemli değildir artık. Nasıl olsa ölecektir, ben neden giyotinle ölüyorum da asılarak ölmüyorum demez. Onları düşünmez çünkü. Düşünceleri hızlı ışıklar şeklinde olur ve hep geriye bakar. Geleceği de ölüm anında düşünemez çünkü. Günlük hayatında ölümü çokça düşünenler ancak ölüm anında geleceği aklına getirebilirler. Geçmişi düşünenler ise, geride bıraktıkları hayatı, umutlarını, değer verdikleri insanları, hayatlarındaki belki daha önce hiç umursamadıkları ayrıntıları ve en önemlisi de özlemlerini gözlerinin önüne getirirler. Ama neticede kısa olur. Ölüm zamanını bilemeyiz. Bu bizim için bahşedilmiş büyük bir nimettir zaten. Kimse ölüm zamanını tahmin de edemez. Neye göredir ki, zaten bir umut taşımıyor muyuz. Ama hiç asıl ve kati anlamda ve saatlerce ölümün 5 dakika sonra size gelebileceğini düşündünüz mü? Neler uçup gidecek hayatınızdan? Etrafınıza şöyle bir bakın. Evet evet bulunduğunuz odaya varsa insanlara, yoksa eşyalara. Her zaman değer verdiğiniz, özenle üzerine titrediğiniz ıssız adaya dahi yanınıza alıp gittiğiniz subjeleri düşünün biraz ve sürekli düşünebilmek için müthiş bir yetenek ve irade isteyen ölümü de. Ölüm süresi üzerinde durulmaz gibi görünebilir. Aslında ölecek birisi için süre çok önemlidir. Nasıl bir ölüm, ani mi olsun, yatarak mı? Ani ölürseniz demin ki giyotin örneğinde olduğu gibi kısa bir sürede, ölüme alışmadan... Yatarak ölürseniz ne olur? Geçmişi ve geleceği dahi düşüneceksiniz. Umutlarınız hep içinizde olacak, ama bir yandan da karamsarlığınız sizi hiç bırakmayacak. Geçmişte yaşadıklarınızı, hayatınıza giren insanları, sahip olduğunuz değerlerinizi hep düşüneceksiniz. Ama en önemlisi de hayatınızdaki özlemleriniz. Yanınızdaki ailenize dahi öldükten sonrasının yerine özlem duyacaksınız. Hayatta bıkkınlık derecesinde tekrarladığınız veya yapmaktan nefret ettiğiniz diş fırçalamağa bile özlem olacak içinizde. Ve hayatın ne kadar da kısa zaman dilimine sahip olduğunu, yapmak istediğiniz ve canınızın çektiği ne kadar da çok şey olduğunun farkına varacaksınız.
Evet aklıma gelen bu dört kavramı paylaştım sizlerle. Doğru ya, az daha sormayı unutacaktım:
Siz nasıl bir ölümü tercih ederdiniz? “Ölüm ve siz”
Written by TheChampion


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
ımmmm Oke Ben Ölsem

