• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    serdarselim adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    398
    Karizma Gücü
    0

    Modernist Müslüman Ağların Tesisi

    Neval Kavcar - Modernist Müslüman Ağların Tesisi

    Haziran 22, 2008 - Genel

    Radikal gazetesinde yayınlanan, Rand Corporatıon adlı düşünce kuruluşunun Türkiye bölümünde Türkiye”nin geleceği hakkında tespitlerde bulunulmuş. Stratejilerini antlaşma haline getirerek nerede ise “devlet politikası” haline getiren Türkiye için ilk rapor değil bu, sonra olmayacak. Adı rapor fakat gelecekte bizi (Washington”un katalizörlüğ&#252 ile nelerin beklediği var o satırlarda.

    Bahsi geçen düşünce kuruluşunun “Ilımlı İslâm” adlı çalışması mevcut ve CIA”nın kanatları altında faaliyet gösteriyor. Geçmiş raporlarına bakarak, SSCB”de ki “Komünizm”i “Ilımlaştırarak” yıktıklarını kabul etmemiz gerekiyor. Uygulanırlığı mıdır Sovyet rejimini bitiren, Washington”un el koyması mı gidişata? Rand”in dediğini kabul bizi ABD”nin “Dünyayı düzenlediği” gibi korkunç gerçeğe götürür ve içinden çıkılmaz bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Şahsi fikrim (SSCB”de olup biten konusunda) “evde ki hesabın çarşıya uymadığı” yönündedir.



    Rand Corporatıon ve benzeri örgütler bir şeyler yapmadı mı? Yapmıştır fakat Dünyanın gidişatı, haberleşmenin artması ve Moskova ve Pekin”in, kontrol ve dizaynda artık yetersiz kalması, “daha çok özgürlük” isteyen kitleleri ters istikamete taşıdığını düşünüyorum. ABD”ninde katalizör rolü ile “Yeni Dünya Düzeninde” daha çok payı ele geçirme, “21. Yüzyılı Amerikan Yüzyılı” yapma çalışmalarının da etkisi mutlaka olmuştur.



    Rand Corporatıon”ın bildik ve etkili yöntemlerinden bahsederek, Türkiye öngörülerine geçmek istiyorum:



    * Kurduğu uydurma vakıflar aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri ve gazeteleri destekleme
    * Gazetecilere maaş bağlama
    * CIA”nın (kendisinin) deşifre olmamak için, bazı tanınmış vakıfları kullanması
    * Mesela Dünya Öğrenci Birliği’ni bizzat CIA kurdurmuş ve finanse etmiş. Ancak “CIA parayı doğrudan değil de Rockceller ve Ford Vakfı aracılığıyla verme.” ( Paylaşım)



    Ülkelerin menfaati yerine diğer ülkelerinkini düşündükleri aleni belli olan köşe yazarı, sendika, STK ları yok mudur Türkiye”de. AB ve ABD”nin projelerini, “Türkiye” için çağdaş hedef olan ilân edip, savunan bu propagandist ve görevlilerin adlarını söylemeye gerek var mıdır?



    Rand Corporatıon”ın “İslâm Dünyası” için hazırlanmış,” “Ilımlı Müslümanlar İletişim Ağı” başlıklı raporu 2007 yılında yayınlandı. Bunlara rapor değil, ABD”nin hedefi demek daha doğru olur. Çekinmeden yayınlıyorlar, çünkü sisteme dahil olduklarını kitleler zaten bilmiyor.



    Türkiye için yazılan raporu ve geçen yıl “İslam Dünyası” için yayınlanmış olana birlikte bakarsak tablonun tamamını daha net görebiliriz.



    “Ilımlı Müslüman İletişim Ağında” tasarlananlar şöyle:



    1- Genç ve Ilımlı Din Bilginleri

    2- Ilımlı Toplumsal Liderler

    3- Ilımlı gazeteci ve yazarlar



    Bahsi geçen “ılımlıların” fikirlerin kamuoyunda nasıl etkin hale getirilecek?

    “ABD bu grup (ya da kişilerin) resmi ziyaretlere katılımlarını sağlayarak, kendi kamuoylarında ve siyaset çevrelerinde daha iyi tanınmalarını sağlamalı”



    Yıldızı birdenbire parlayan bu “Ilımlılar” bizde kimler, biraz zihninizi yorun bakalım.



    Psikolojik harp hilesi olarak tasnif edilebilen ve direk halkı hedef alan sistemli saldırılar ile onların düşünce dünyası yeniden şekillendirilirken, devletleri de bahsi geçen yeni Dünya düzenine uyumlu hale getirilmektedir. “Dinler Arası Diyalog, Medeniyetler Arası İttifak” gibi faaliyetler ile hedef alınan Müslüman kitlelerin zihin yapısında ki yozlaşmayı “Gerçek İslâm” öğesi ile yan yana getirildiğini gözlemliyoruz.





    İslam Dünyasının Geleceği ABD”ye Bağlı Değildir



    İslâm Dünyası için hazırladıkları raporda öngörülen netice şu:

    “Sonunda İslam dünyası “kaçınamayacağı bir seçimle karşı karşıya kalacak; Ilımlı bir tavır ve aydınlanma ya da çöküş ve yok oluş.” (Götz Nordbruch)



    Oryantalizmin geldiği nokta, İslâm Dünyası denilen kitle için önemli. Onlara deniliyor ki, “Yönetim bizde. Ya teslim olun, ya teslim olun.”



    Batı İslam Dünyasını bunu hangi özgürlük alanı içinde söylüyor. Başka bir değimle nasıl bu kadar güvenli? İşte en can alıcı nokta burasıdır. Yüzyıllar boyunca İslam”a koruyucu kalkan almış Türk Milleti bizzat bu projede rol almaya soyundurulmuştur. Toplumda Müslüman, Türk Milliyetçisi, Muhafazakâr görüntülü kimlikler Rand Corporatıon”un raporu doğrultusunda meşhur edilerek, “güvenilir” toplumsal önder haline getirilmişlerdir. Bahsi geçenlerin bir kısmı cemaat, siyasi parti ve STK”ı önderleridir. Desteklenerek fikirlerini, günü geldiğinde sahip doğrultusunda söylemeleri sağlanmıştır. O güne kadar kozada kalmışlardır.



    Bugün kozadan çıkan bu kanaat önderleri İslâm Dünyasının problemlerini tartışmak, olup bitende batının rolünü tartışmak yerine “başörtüsü”nü tek hedef olarak görmek sığlığına düşüyorlar. Sadece İslam”ın değil, “milliyet ve devletin” ılımlılaştırılmak istendiği “kontrollü Gelecek” projesinde başrole soyunuyorlar. Öyle olmasa başka bir devlete ait siyasi mekanlarda boy gösterip onların Türkiye”yi kullanmayı planladığı o meşum projede “Köprü rolüne “soyunabilirler mi? Öyle olmasa İslamın kılıcı ve kalkanı olmuş bir milletin en üst makamında birisi olarak, sömürgecilikten başka tarihi olmayan bir devletin silahlı kuvvetlerine ait gemide Osmanlı”nın altını oymuş Ali Kemal”in akrabasını onlara gülerek takdim edebilir mi?



    Türkiye”nin örnek, köprü gibi rollere uyum sağlayabilmesi için 1960″lı yıllarda ki “ekonomik hedefi” bugün “Devlet Politikası” olarak tescillenmiştir. AB uyum yasaları ile Türkiye “Ilımlı İslâm Cumhuriyetine” başrol oyuncusu olarak hazırlanmıştır. Cemaati, siyasetçisi, aydın ve köşe yazarları bu anlamda parlatılmış ve kullanılmaya hazır hale getirilmişlerdir. BOP eş başkanlığı, 2. Cumhuriyet ve birden bire ortaya atılan “Turan” senaryolarının asıl hedefi İslamî coğrafyanın Amerikan- İngiltere”nin menfaatleri doğrultusunda dönüştürülerek onların koruyuculuğuna soyunmamız arzusu hakim olmuştur.



    Osmanlı”nın kötü taklidi çakma BOP ile Müslüman Dünyasına, “asil Turan” hedefi ile Türk Dünyasına Ankara öncülüğünde kontrol edilmesi projesi içine itildik. Türkiye”de bugün iktidarın yakalandığı nokta tam tamına burasıdır.



    İnancımız ve genetiğimiz ile Batı Dünyasının hegemonyasını kabul ediyor muyuz? Türkiye”yi onların menfaati doğrultusunda kullanıma açmanın adı “çağdaşlaşma ve Atatürk”ün hedefi” olabilir mi? Olup biteni anlayan bir avuç insanın çeşitli adlar altında, cezaevlerine atılarak suçlu muamelesine tabi tutulduğu günümüzde yasalarla geleceğimize ipotek koyma girişiminde bulunanları “google ve Rand”a hapsetmek” gerekmez mi?



    Amerika”nın Müslüman Coğrafyaya, Türkiye aracılığı ile “teslim olun” direktifinde rol alanları, şanlı Türk Milleti adına uyarmayı borç biliyorum.





    İslam”ı Modernite Etmek (Washington”a Bağlamak)



    İslam”ı “modernleştirme” adı altında rayından saptırma, mensuplarını camilere ve başörtüsüne hapsetme ve Türkiye”yi “örnekleştirerek” üzerinden saldırı planlamanın örneklerini gördük. Bölgede istikrar sağlama projesinde başrol biçilen Türkiye bugün:



    “Ekonomisi ve bankalarının nerede ise tamamı yabancıların kullanımına sunulmuş, madenleri Türkiye”nin menfaati göz ardı edilerek yabancı şirketlere verilmiş, 3 milyon vatandaşının hiçbir sosyal güvenliği olmayan, 9 milyonu “yeşil kart” ile önü kesilmiş, % 29 işsizi olan, heryıl üniversite kapısına milyonlarca genci sıralanan, bitirse de çalışma umudu olmayan Türkiye manzarası ile karşı karşıyayız. İnsanların “Cumhuriyet devleti vatandaşlığından, “cemaatlerin sorgulanamaz “ karanlığına itildiği, Amerikan menfaatlerinde kullanılmanın adına “altın nesil” konulduğu günümüzde tertemiz vatan evlâtlarının esaretine ne zaman son verilecektir?



    Dünya”yı işgal etmenin bazı yerler için silâh zoru, bazı noktalar içinse imânı ele geçirme yolu ile olduğunu görüyoruz. Kanaat önderleri ele geçirilmiş, kazanılmış ya da kontrol edilen bir toplumda “demokrasi” tesis edilir ve yaşatılabilir mi? Doğuştan gelen veya kazanılmış haklarını sorgulamanın “günah” olduğuna inandırılan bu kitle ile “çağdaş hedef” yakalanabilir mi?



    Tüm amaçları “deliğe süpürülmemek” olan siyasiler ve dini kanaat önderleri Türkiye”yi Rand Corporatıon”ların hedefine kilitlenmekten öteye geçemez.



    Türkiye”nin dönüştürülmesi işleminde kullanılan dini figürlerin “sorgulanamaz” ve “olmazsa olmaz” olarak benimsetildiği İslam”ın ve İman”ın şartları içinde gibi gösterilmesini aynı kapsamda değerlendirmek gerekir. “Başörtüsü” için devlete başkaldıran, başını açmakla “İslamdan” çıktığına inandırılan, uzaktan kumandalı bu yeni “Ilımlı İslam Cemaati” ile Cumhuriyetin sınırları zorlanmaktadır. Cumhuriyetin kurucusunun “İslâm Düşmanı, Deccal” olarak tanıtıldığı, kılınan namazların sahih olması için evlerde Atatürk resimlerinin olmaması gerektiğine inandırılan bu kitle mensupları vatandaşlarımızdır.



    Okumakta olan erkek çocuklarına Fetullah Cemaati, kız çocuklarına Süleymancıların talip olduğu ülkemizde, mahalle aralarında ise “kuran” okuma bahanesi ile yönlendirilecek insanlar yetiştirilerek, kontrol alınmıştır. Devletin göz yumması hatta desteği ile bahsi geçen oluşumlar günden güne güçlenmiştir. Siyasi parti liderlerinin oy deposu, batılıların devlete karşı kullandıkları mekanizma olarak görmesi ile iktidara oynadıkları günümüze gelinmiştir.



    Rand raporunda adı geçen kullanılan( kullanılması gereken) İslamî liderlerden örnekler:



    “Eski Bosna Müftüsü Mustafa Ceric, UCLA”nın Islam Hukuku Profesörü Abou El Fadl, Türkiye”den Gülen Hareketi lideri Fethullah Gülen, “İslami anlaşmalar için öneriler” adlı kitabın yazarı Muhammed Shahrur ve Amerika İslam Yüksek Konseyi (ISCA) başkanı Şeyh Hişam Kabbani”dir.”



    2003- 2006 yılı Rand raporunda Hadislerin ayıklanması, Kuran”ın yeniden yorumlanması gerektiği yazılmıştı. Tüm bunlar bugün Türkiye”de uygulanıyor oluşunu tesadüf kabul etmek mümkün değildir.





    Türkiye”de siyasal İslam”ın yükselişi



    Rand Corporation”ı CIA bağlantılı demiş olmakla birlikte Pentagon”a bağlı olarak çalıştığını da belirtmek gerekir. Bu yazı dizisini yayınlayan gazetenin genel yayın yönetmeni İsmet Berkan”a göre Pentagon Rand”a sipariş vererek Türkiye”de neler oluyor sorusunun rapor olarak hazırlanmasını talep etmiş. Bizi ilgilendiren “Türkiye”de siyasal İslam”ın yükselişi” adlı rapor böyle ortaya çıkmış, Berkan”a göre.Bahsi geçen raporun sonuç diye sunmak, akla hakaret olur kanısındayım.



    “Siyasal İslâm” dedikleri bu aşamaya nasıl gelindiğini geçtiğimiz yıl yine aynı düşünce kuruluşunun yayınladığı “Modernist Müslüman Ağlarının Tesisi” adlı raporda görmüştük. Bu ağı kuran, geliştiren sistemi kim kurdu sorusuna sanırım gerek yok. Bilerek alet olan gönüllülerde belli. “Türkiye”de Siyasi İslam” denilen olguya hayat verenlerin bugün bu iş nasıl oldu diye merak etmesi safdilliğine inanmayı İsmet Berkan”a bırakarak, rapor ne diyora geçelim.



    Rapor; “Atatürk Cumhuriyetinden, AKP iktidarına”, “Siyasi İslâm” deneyimini aktarıyor(muş).



    Bahsi geçen raporda önemli cümleler şöyle: “Çoğunluğu Müslüman laik bir demokratik devlet olan Türkiye, NATO üyesi ve ABD müttefiki sıfatıyla Ortadoğu”daki güvenlik ortamını şekillendirecek Amerikan stratejisi açısından merkezi önemde.”



    Washington, BOP”da güvenliği Türkiye ile sağlayacak, bu yüzden TSK”i kontrol altına alınmalıdır, anlıyorum o satırlardan. Her dönemde TSK”nin niçin sürekli taciz atışına maruz kaldığının sebebi işte o satırlarla apaçık ortaya çıkıyor.



    Bahsi geçen rapor, AKP”ni yücelten ifadelerle dolu. Bundan AKP”nin kapatılmasına karşı olduğunu, olurda kapatılırsa aynı türevde başka bir partiye sıcak bakacakları sonucunu çıkarmak olası.



    * İslamcı köklerine rağmen AKP gizli bir İslamcı gündem izlemiyor. Erdoğan
    * hükümeti Türkiye”nin AB üyeliğine öncelik vererek bir dizi önemli reform gerçekleştirdi.
    * AKP, daha ziyade Batı Avrupa”daki Hıristiyan Demokratları andıran “Müslüman Demokrat” bir hareket olduğunu, dini siyasi gündemi aktif bir parça değil, kültürel bir arka plan olarak gördüğünü savunuyor.
    * Ülkenin evrimini şekillendiren kilit faktörlerden biri de AB. AB projesi AKP”nin iç ve dış hedefleriyle örtüşüyor. AKP insan hakları ve demokrasiyi, otoriter Kemalistlerden korunma aracı olarak keşfetti.
    * Erdoğan Türkiye”yi “pazarlamaktan” söz ederken, küreselleşme fikrini de savundu. Karşılığında Batı AKP”nin bir müttefiki olarak ortaya çıktı.



    Rand raporu; AKP”nin “İslam” gündemi olmadığını, AKP”nin Batılı Hırıstiyan demokrat Partiler gibi olduğunu, AB ile kendi gibilere hayat hakkı tanımayan Cumhuriyete karşı korunma alanı oluşturduğuna ve “küreselleşmeyi” benimsediği için Washington ve Brüksel”in AKP müttefiki olduğunu belirtiyor.



    Türkiye”de olup bitende payları yokmuş gibi hazırlanılan bu raporda, Türkiye”de ki İslam”ı bakın nasıl tanıtıyor?



    Reformcu Nurcular



    “Kemalist mirasın solgunlaşması, geleneksel pratiklerin yeniden keşfi, dini okullar ağının ve sosyal yardım kurumlarının yaygınlaşması, demokratikleşme ve dini açıdan daha açık bir orta sınıfın yükselişi. Bir unsur da, daha dindar kitlelerin taşradan Batı”ya göçü..”(Radikal- 15 Haziran 2008)



    Kemalist mirasın solgunlaşması ya da 1. Cumhuriyetin sona ermek üzere oluşu ile birlikte, serbest kalan bileşenlerden İslamcı grubun yükselmesi, Fetullah Cemaatine ait okullarla birlikte dindarların Batıya açılması.. gibi anlatımla zaten bahsi geçen “dindarlara” kabartma tozunun kimlerce eklendiği de ortaya çıkıyor. “Türk Okulları” ve “Türkçe olimpiyatlar” diyerek Devleti uyutanların, Türkiye”de “Ilımlı İslâm Devleti” kuracaklarını Amerika itiraf ediyor.



    “Türk siyasi liderliğinde İslam”ın rolü daha Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bile tartışmalı bir meseleydi” diyor rapor, oysaki İslâm hiçbir zaman devleti yönetmeye talip kitleler yetiştirmemiş fakat devlet tarafından da dışlanmamıştır. Gerek Osmanlı ve gerekse Selçuklularda,” İslâm ve yönetim” çatışır vaziyette hiçbir vakit olmamıştır. İslâm, devleti yönetmeye talip olmamış, devleti kuran unsurların yaşam biçimini şekillendirmiştir.



    Osmanlı Padişahlarının niçin hacca gitmediğini, aylar süren Hac yolculuğu sırasında devlet yönetiminin başıboş bırakılmak istenmeyişi,devlet adamlığı zihniyetinin göstergesidir. Yakın çevresindeki hanımların başını örtüp, ardından BOP eş Başkanı olanları toplumca sorgulamanın vakti geldi, geçiyor bile.



    ABD, Dünya”da izler bırakmış medeniyetleri ve bilhassa Türklerin geçmişinden genetik yapısını incelediği ve bu anlamda geliştirilecek projelerle geleceklerine yön vermek istediği gerçeği vardır. Bugün: “Selçuklular ve Osmanlılarda bile Siyasal İslâm vardı, devletle kavgalıydı” diyerek, AKP üzerinde ki kelepçeyi gevşetme çabası, ileriye dönük yatırımdır.



    Rand Corporation”ın Nurculuk denen akıma ve Türk Okulları olarak tanınan Fetullah Gülen Organizasyonuna bakışını görelim:

    “Son yıllarda reformcu düşünce Türk teologları arasında zemin kazanıyor. Türk toplumunun küreselleşme ve modernleşmesinin modern bir İslam talebi ürettiği öne sürülüyor. Nur hareketiyle başlayarak, akılla vahiy arasında çatışma görmeyen ve demokrasi, dini hoşgörü, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa ekonomisini içselleştirmiş dini okullar ortaya çıktı. Bu da Türkiye”yi, İslam”ın modernist yorumlarının katı dinsel muhafazakârlık karşısında tutunmakta zorlandığı diğer Ortadoğu ülkelerinden farklı kılıyor.” (Radikal- 15 Haziran 2008)

    İslam”ı modernist bir yorumla yorumlayan Nurcuları takdir ediyor Amerika. Türkiye bahsi geçen okullara sahip çıktığı ve bahsi geçen cemaatle içselleştiği için BOP içinde parlayan bir yıldız, örnek diyorlar öz olarak.

    Gerek cemaat ve gerekse bu satırları okuyan kendilerine “İslam”ın kalvinist”i rolü biçilen bu kimlikler ne yapıyormuş? Geçtiğimiz yıl yayınlanan, “Modernist Müslüman Ağlarının Tesisi” içinde görevli imişler.



    Rengi solmuş Kemalist düzen dedikleri Türkiye Cumhuriyetine gönülden bağlı insanların ağzına da “Türban Sakızı” verilerek çiğnemesi mi sağlanıyor bu projeye göre. Gerek “Kalvinist İslamcılar” ve gerekse Kendilerini geçilmez laik dağlar olarak görenler bir türbanın başında vakit geçirirken, Türkiye çoktan “Örnek” olmuş bile.





    İngiltere Kontrolünde ki Dinî İsyanları Etnik Boyuta taşıma

    Bahsi geçen rapor “Ayrılıkçı Kürtçülere” de selam çakmayı ihmal etmiyor. “Kürtler nüfusun yaklaşık beşte birini oluşturuyor ve entegrasyonları, ülkenin en önemli toplumsal (ve güvenlikle ilgili) meselesi….. Demografik değişim, Kürt bölgelerindeki 15 yıllık isyan ve karşı isyan eylemlerinin yarattığı zorluklarla güçlenmiş durumda”. ( Radikal – 15 haziran 2008)

    Demek ki Türkiye”de “Kürt Bölgesi” varmış da haberimiz yokmuş. Cumhuriyet tarihi boyunca Batının teşviki ile “İslâm adına “ yapılan isyanların tamamının “Kürt isyanı” adıyla toplanması, “Said-i Kürd” eli ile yayılan “Nurculuk” akımının da iç yüzünü açık etmesi bakımından ilginç bir detay.

    Bir önemli tespit daha:

    “Özal dönemindeki liberalleşme Türkiye”de “dini bir pazarın” oluşmasına yol açtı. …Gülen hareketinin kökleri, “kılıcın cihadı” döneminin bitip “sözün cihadı”nın başladığını savunan ve bilim ve akılcılıkla İslam”ı uzlaştırmaya çalışan Said Nursi”ye dayanıyor. Nursi, Türkiye”deki Ermenilerin ve Rumların haklarını savundu ve Hıristiyan liderlerle temasa geçti.” (Radikal- 15 Haziran 2008)

    Açıklamaya gerek var mı? Nur hareketinin niçin kurdurulduğunu. İslâm ne zaman akıldan uzaklaşmışta tekrar barıştırma işi “Ey Pişdar Kürtler!” diye haykırmaktan başka meziyeti olmayan birine kalmış.

    Bakın Gülen Cemaati, nelerle iştigalde imiş?

    “Gülen Nur hareketini “Türk İslam”ı olarak yeniden keşfetti. Bireysel dönüşüm vurgusundan uzaklaşıp kamusal alana ve İslam”ı toplumsal sermayeye dönüştürmeye odaklandı. Gülen hareketi dinler arası diyaloğu teşvik etmek konusunda faal. Bir örgüt ağı Gülen”in İslam vizyonunun propagandasını yapıyor. Bunlar arasında geniş bir okul, hastane, yardım ve medya kuruluşları ağı var. Asya, Avrupa ve ABD”de de çeşitli kuruluşlar aracılığıyla yoğun faaliyetler yürütüyor.” ( Radikal- Haziran 2008)

    O halde bahsi geçen okullar, “Ilımlı İslâm”ın Propagandasını” yapmakla mükellef. Yani hep söylediğimiz gibi “Salt” okul değil bunlar. Peki, nasıl oluyor da “Ilımlı İslam”ı yaymakla görevli bu cemaatin okulları hala, Türkiye cumhuriyeti MEB” na bağlı kalıyor?

    Rapor AKP ve Cemaatin “İslâmi” devlet kurmaya çalışmadığını söyleyerek onları koruma altına aldığını görüyoruz. Peki şunun anlamı nedir raporda ki?

    “Bireysel dönüşüm vurgusundan uzaklaşıp kamusal alana ve İslam”ı toplumsal sermayeye dönüştürmeye odaklandı.” İslamın bireysel dönüşümü ile uğraşmaktansa kamusal alanı dönüştürmek ne demektir?

    Radikal gazetesi bahsi geçen raporu, “ Abdullah Gül, Tayyib Erdoğan, Recai Kutan, Necmettin Erbakan, Fetullah Gülen, Bülent Arınç”ın resimleri ile birlikte yayınlamış. Bundan da anlıyoruz ki, Türkiye”de siyasal İslâm”ın temsilcileri bu isimlerdir.

    Rapor AKP ve Fetullah Cemaatinin “Ilımlı İslâm” adı altında Ortadoğu”ya örnek teşkil eder ve “Devleti dönüştürme” projesinde, Küreselleşmeye hizmet edecek şekle getirirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına yakalanmıştır, diyor. Kapatma davasının açılması “AKP ılımlı, AB yönelimli bir yol izler” projesini geçersiz kılmış, ABD”ye göre.

    “İslami köklere sahip AKP”nin son iki genel seçimdeki başarısı, siyasal İslam”ın artan gücünü gösteriyor” diyor düşünce kuruluşu. Türkiye”de sorgulanan, 2001 Ağustos”undan önce olmayan bir partinin aldığı oy oranına dikkat çekiyor.

    Gördüğünüz gibi, Dünyayı işgal projesinin İslâm coğrafyası ayağında görevlendirilenlerin çekinmeden kendilerinin de itiraf ettiği “BOP Eş Başkanlığı” ile Türkiye nasıl bir köprü olacaktır? Bunun en bariz örneği Abdullah Gül- Tayyib Erdoğan ikilisinin KKTC”nin çözümü altında BM in öngördüğü “Annan Planını” kabulüdür. Bir Türk Devletinin halkına sorulan “Devletinden vazgeçmeye var mısın, yok musun?” sorusunun cevabı için “varım” cevabı çalıştırılmıştır. KKTC halkı, “KKTC”den vazgeçip, ilk 10 yılda Türk halkı, kalan kısmında da Rum Devletinde azınlık olmaya varım” dedirtilmiştir.

    Ilımlı Siyasi İslâm İle Nereye?

    Bugün KKTC”nin geleceği karanlıktır. İktidar, “Irak”ın Kuzeyindeki” uydu oluşumu tanıma girişimini, “PKK yı sonlandırma paravanı” arkasında yürüttüğüne dikkat edilirse, Türkiye için hedeflerinin ne olduğu sır olmaktan çıkmaktadır.

    Rand Corporatıon”un 135 sayfalık “Türkiye”de siyasal İslam”ın yükseliş”i raporu, AKP”nin kapatılma davası ile eş zamanlı yayınlanması önem taşıyor. Pentagon”un gelecek on yıl için Türkiye”ye biçtiği rollerden ikisinde AKP”nin kapatılmaması üzerinden götürdüğüne dikkat çekiyorum. Bu ne demektir? AKP”nin kapatılmaması için büyük bir savaş verildiğidir. Bir tanesi AKP”nin kopyalanması, 4. şık ise Ordunun düşük yoğunluklu darbesi.

    Türkiye”nin geçmişini irdeleyen, geleceği üzerinde raporlar yayınlayarak 21. Yüzyıl ABD yüzyılı olacak düşüncesinden vazgeçmeyen Amerika, Türkiye”yi mutlak kullanmak istemektedir. Bahsi geçen raporun özeti budur.

    Bahsi geçen rapor, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya”nın iddianamesini doğrular nitelikte satırlardan ibarettir. Tek farkla, AKP siyasal ılımlı İslâm”dır fakat “İslam Cumhuriyeti” kurmak istemiyor gibi bir ikileme girmiş rapor. Amerika”nın yıllarca üzerinde çalıştığı Fetullah Cemaati ile olumlu neticeler aldığı “Ilımlı İslam” düşüncesinin, siyasal kanadının ileride ne yapıp, yapmayacağı üzerinden Türkiye gelecek planlayacak değildir.

    Atatürk”ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyetini “Kemalizm “diyerek bir ada indirgeme, rengi solmuş diyerek devrini tamamladığı yolunda bizleri etkileme çabası boşadır. Türkiye”nin ne olup olmadığı, Anayasamızın değişemez denilen maddeleri ile bellidir ve emniyettedir.

    Amerikan kontrollü her hangi bir stratejinin Türkiye parçası olmamak kararlılığındadır.

    Anayasa mahkemesinde görüşülmekte olan bir siyasi partinin kapatılması davasının neticesi ne olursa olsun, ülkemizi etkileyemez.

    Siyasal İslâm sınavını Türkiye başarı ile verecektir, kaybeden ABD olacaktır.

    Neval Kavcar - Modernist Mslman Ağların Tesisi - İlk Kurşun Gazetesi
    ----------------------------------------
    YORUM:
    Said nursi ile ilgili görüşler dışında katıldığım bir yazı. bu konuda aslı astarı olmayan dedikodulardan etkilenmiş. onun dışında şuan ülkenin bulunduğu durumu ve belki de ilerde bulunacağı durumla ilgili ihtimallerin değerlendirildiği güzel bir yazı. aslında İslamla ilgili bir kavram kargaşası da var. İslam ile İslamı kullanarak amaçlarını gerçekleştirmeye çalışan siyasetçi ve cemaatleri ayırmak lazım. onlara daha çok islamcı demek gerekir.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    01-12-2007
    Mesajlar
    264
    Karizma Gücü
    0
    türkiyede islamın yaşanması ve tartışılması yasaklanmış iken elbette islama özellikle süper güç amerikadan saldırılar olacaktır. islamı kontrol altına almaya çalışan sadece abd değil türkiye de bunu yapmaya çalışıyor.

    osmanlının tüm islam ilmi ile uğraşan kesimini kapatır onları irticacı diye yaftalarsan elbette islam anlayışı sakat olur toplumun.

    müslüman, islamdan habersiz olunca hatta mahrum bırakılınca olacağı budur amerika gibi devletler aynı ingilizlerin suudlara yaptığı gibi yeni dinler uyduracaktır.

    nurculuk türkiyenin derin devletinin, resmi ideolojisinin işine gelmediği için bunca saldırı çünkü islamın çağdaş yorumunu yapanlar elbette islamı yaşanılır kılacaklardır. bu da bazılarının işine gelmez türkiyede, tıpkı amerikanın işine islam toplumlarının güçlenmesinin gelmediği gibi.

    islamı bilmezsek daha çok oynarlar dinimizle ve geleceğimizle. ama islam için asıl tehlike islamı bildiğini söyleyip ahkam kesen yeni bir din uyduran türkiyedeki belli bir kesimdir.
    bunlar tüm islam kurumlarına ve ibadetlere karşı olmaları ile tanınırlar...

  3. #3
    Sezenist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2007
    Mesajlar
    229
    Karizma Gücü
    0
    Abd ye Secde Edenlerin Keyfi Yerinde Desenize
    Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, ilerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamazlar...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •