Kıyamet Alametleri

KIYAMET ALAMETLERİNİ İKİ CİHAN SERVERİ SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ Hz.MUHAMMET (S.A.V) EFENDİMİZ ANLATIYOR.KIYAMET YAKLAŞTIĞI ZAMAN TAYLESAN (ŞAL GİBİ BİR ÇEŞİT GİYECEK) GİYMEK ÇOĞALIR. TİCARET ARTAR, MAL BOLLAŞIR.SERVET SAHİBİ YÜCELTİLİR...>

AHLAKSIZ KADINLAR ÇOĞALIR.ÇOCUKLAR İDARECİ OLUR.KADIN NÜFUSU ARTAR. HÜKÜMDAR (HALKIN BAŞINDAKİ İDARECİ) ZALİM OLUR. ÖLÇÜ VE TARTIDA HİLE YAPILIR. O ZAMAN BİR ADAMIN KÖPEK YAVRUSU BESLEMESİ,KENDİSİ İÇİN BİR EVLAT BÜYÜTMESİNDEN HAYIRLI OLUR.BÜYÜĞE KARŞI SAYGI,KÜÇÜĞE KARŞI MERHAMET GÖSTERİLMEZ.ZİNA MAHSULÜ ÇOCUKLAR ÇOĞALIR. HATTA YOLUN ORTASINDA ADAM,KADININ ÜZERİNE ABANIR (ZİNA EDER) O ZAMAN YAŞAYAN İYİ İNSANLAR (ONLARA MANİ OLABİLMEK ŞÖYLE DURSUN; ANCAK) YOLDAN AYRILSAYDINIZ (YANİ REZALETİ YOL ORTASINDA DEĞİLDE, GÖZDEN IRAK BİR YERDE BARİ YAPSAYDINIZ) DER. (BAŞKACA BİR MÜDEHALEDE BULUNAMAZ) (O ZAMANIN İNSANLARI) KURT (GİBİ) KALPLER ÜZERİNE KOYUN POSTLARI GİYERLER. O DEVİRDE BULUNANLARIN EN ÇOK İTİBAR GÖRENİ, YAĞCILAR VE DALKAVUKLAR OLACAKTIR.


Mevlid Kandili


Kandiliniz... Mübarek Olsun
Alemler nura gark oldu
Muhammed dogdugu gece
Mü'min münafik fark oldu
Muhammed doğduğu gec

İnsanlıgın kurtulusu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:

"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler. " (Âl-i İmrân, 164)

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.
Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

Unutmayalım...
"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)
O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.
O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

" Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler." (Sebe, 28)

İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı.(Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:


"Andolsun, Allah'ın rasûlünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)


Bu geceyi nasıl ihya edelim?Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir tesbih namazı kılalım, bir de Hatm-i Enbiyâ yapalım. O'na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz. Unutmayalım... Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhîler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir...
"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bagislasın..." (Âl-i İmrân, 31)


Mirac Gecesi

Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) ***ürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlaminda isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır.

Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı.

Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sirasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah'ın huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a şirk koşmayanlarin Cennet'e gireceği müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve beş vakit namaz farı kılındı. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü.

Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya başladilar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayin gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz.Peygamber (s.a.s)'i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Mirac olayı inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz.Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Sıddîk" lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir olayı kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğini soran müşriklere "O söylüyorsa şüphesiz dogrudur" cevabını vermişti.

Ahad hadislere dayansa da Mirac olayının gerçekliğinde tüm müslümanlar birleşmişlerdir. Ancak olayın gerçekleşme biçimi İslam bilginleri arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu bazı bilginlere göre Mirac olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük çogunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşü savunanlar da Mirac'in yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır. Sonraki Kelamcıların büyük çoğunluğuna göre mirac olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir. İçlerinde Hz. Aişe'nin de bulundugu bazı bilginlerle mutasavvıfların büyük çoğunluğuna göre ise uyanık durumda iken ama yalnız ruhla gerçekleşmiştir.

Mirac olayının gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.


BERÂT GECESİ


Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşinci gününe bağlayan gece.

Bu gece, değişik adlarla da anılmaktadır:

Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle 'Mübârek'; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle 'Beraet'; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle 'Rahmet', geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle 'Berae veya Sakk' adı da verilir.

Bu gecenin beş özelliği vardır:

1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.

2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.

3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.

4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.

5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir.

Anne ve babasını incitenler, büyücüler, başkalarına kin besleyenler içki düşkünleri bu gecenin faziletinden yararlanamazlar.

Bu konuyla ilgili olarak şu hadisler rivayet edilmektedir:

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu geceyi Hz. Âişe validemize tanıtırken şöyle buyurmuştur:

"Bu gece Şaban'ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem'den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. " (Buhârî, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118).

İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir namaz şekli yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: "Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen seni senâ ettiğin gibi yticesin. " (et-Tergib, II, 119, 120).

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizlere de şöyle buyurmuştur:

"Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifaâ dileyen yok mu; ifâ vereyim. "

"Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. " (İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38)


Kadir Gecesi


Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü!..

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri! Size Avustralya'nın meşhur Sydney şehrindeki bir camiden hitap ediyorum. Geçen sene hatırlıyorum, ramazanda Mekke-i Mükerreme'de Beytullah'taydık, oradan, mescidin içinden size yayın yapmak nasîb olmuştu. Allah'a hamd ü senâlar olsun, bu sefer de Avustralya'da bir mescidin içinden size yayın gönderiyoruz, konuşma gönderiyoruz.a. Ramazan'ın Son On Günü

Ramazanın son aşrini, yâni son on gününü yaşamaktayız. Bu zaman biliyorsunuz i'tikâf zamanı... Geçtiğimiz cuma günü hatırlatmıştım, "Aman i'tikâfa girmek için durumu müsait olanlar, i'tikâfa girsinler, bu sevabı kaçırmasınlar!" diye söylemiştim.

Şimdi de girmeyenlere hatırlatmak istiyorum. Durumu müsait olanlar bir kaç gün gecikmeyle bile olsa, bir kaç günlüğüne bile olsa i'tikâfa girebilirler. Hiç olmazsa i'tikâfın feyzini zevkini görmüş olurlar. Tavsiye ederim. Onların da i'tikâfa girecek durumları varsa katılsınlar. Nasıl olsa geçti diye işi bırakmasınlar.

Ramazanın son on gününü Peygamber SAS;

(Ve âhiruhû itkun minen-nâr) "Müslüman kulların, mü'min kulların, Ramazana hürmet eden, Ramazanda gayret eden kulların cehennemden azad olma zamanı." diye tarif ediyor. Yâni cehennemlik olacak suçları olduğu halde Ramazan bereketiyle affolup, cehenneme düşmekten kurtulup, Allah tarafından bağışlanıp, cehennemden azad olacakları zaman...

Onun için bu son on günde, gayreti daha da arttırmak lâzım! Bütün müslüman kardeşlerimizin, bütün dinleyicilerimin daha çok bir gayrete gelmesi lâzım!.. Biliyorsunuz yarışın da sonuna doğru, yarışçılar gayretlerini daha da arttırırlar. Birinci olmak için bütün kuvvetlerini, güçlerini ortaya dökerler, iyice hızlanırlar. Siz de öyle yapın; Ramazan bitmek üzere, azaldı diye gayretlerinizi arttırın!..

Bu ayda yapılan iyiliklerin, ibadetlerin hayırların mükâfatı çok büyük olduğu için, mümkünse zekâtlarınızı bu ayda vermeye çalışın! Çünkü bu ay çıktıktan sonra verseniz alacağınız sevaptan, bu ayda verdiğiniz zaman alacağınız sevap, hadis-i şeriflere göre yetmiş kat daha fazla... Hayrât ü hasenâtınızı, ibadet ve taatinizi iyice arttırın! Çünkü bu ayda bereket var, her şey kat kat fazla veriliyor.

Bir de bayram günü müslümanların vacib olan fitreleri vardır. Fakirlere fitre sadakasını vermesi gerekiyor. Onu da önceden verebilirler. Çünkü tam bayram namazı telâşı içinde, asıl fakiri bulup da gönlünün huzuru ile, tamam buna vereyim diye verecek insan bulmakta güçlük çekilebilir. Onu da bir kaç gün önceden vermenizi hatırlatmak istiyorum.

Önümüzdeki cumaya kadarki haftayı şöyle göz önüne getirecek olursak, sevgili dinleyiciler, bu hafta içinde üç önemli zaman var, gün ve gece var:

Birisi pazarı pazartesiye bağlayan gece, Kadir gecesi olarak değerlendireceğimiz, ibadet edeceğimiz gece...

İkincisi bayramın arefesi akşamı, yâni ertesi gün bayram olacak gece... Bu da sevabı çok fazla olan gecelerden birisidir. Peygamber Efendimiz beş gün sayıyor. Bir yıl içinde ihya edilmesi çok sevaplı olan beş günden birisi, bayram gecesi... Onun için onu da unutmayalım.

Artık ramazan bitti, ertesi gün bayram, teravih de yok diye insanlar gaflete düşebilirler ve o geceyi ihya etmeyebilirler. Bir önceki gecede terâvih var, sahur var kalkıyor. O gün teravih de yok, sahur da yok diye uyuyup kalmasınlar. Gafletle vakit geçirmesinler. Bayram gecesini, yâni arefeyi bayrama bağlayan geceyi güzel değerlendirsinler diye de onu hatırlatmak istiyorum. Önemli bir şey...

Tabii bir de bayram günü var. Müslümanlar için iki büyük bayram var. Birisi oruçtan sonra Ramazanın bayramı, birisi de kurbanın bayramı, o iki ay on gün sonra olacak. Bugünlerde bizde bir taraftan Kadir gecesi, bayram yaklaşıyor diye biraz sevinç var. Ama bir taraftan da Ramazan gidiyor diye, bir mahzunluk insanın içine çöküyor.

Onbir ayın sultanı, sevapların bu kadar çok olduğu ay, bizim halimizi bir hayli değiştirmişti. Ne güzel oruç tutuyorduk, teravihlere camiye gidiyorduk, cemaate devam ediyorduk. Ne güzel Kur'an-ı Kerim'i çok okuyorduk. Sabah kalkıyorduk, teheccüd namazı kılıyorduk. Sabah namazlarını camide kılıyorduk... Ondan ayrılmanın tabii biraz da burukluğu var.

Allah-u Teàlâ Hazretleri nice nice Ramazanlara sıhhat afiyetle ulaştırsın. Sıhhat afiyetle Ramazanları ihyâ etmeyi nasib eylesin...b. Kadir Gecesinin Fazileti

Önümüzdeki günlerin en mühim olayı Kadir gecesi olduğu için onun hakkında biraz bilgi vereyim. Kadir gecesi Ramazanın içinde bir gece ama, Ebû Hüreyre RA'den Ahmed ibn-i Hanbel ve Neseî'nin rivâyet ettiğine göre Peygamber Efendimiz buyuruyor kiE. 10/1 (Ve fihi leyletün hiye hayrun min elfi şehrin men hurime hayrahâ fekad hurime) "Ramazanın içinde bir gece var, o bin aydan daha hayırlıdır. Çok mübarek bir gece. Bunun hayrını yakalayamayan, hayrından mahrum kılınan, bunu kaçıran, bunu değerlendiremeyen, kadrini kıymetini bilmeyen, veya o geceye yakışıksız tavırda o geceyi geçirmiş olan, hakikaten büyük mahrûmiyete uğramıştır." buyuruyor.

Bu hangi gün?.. Tabii bu hususta çeşitli rivâyetler var. Hadis rivâyetleri de var, alimlerin çeşitli kanaatleri de var. Ramazanın içinde Kadir gecesi var ama, hangi gün olduğu belli değil... Ebû Hüreyre RA'den Ahmed ibn-i Hanbel (Rh.A)'in rivâyet ettiği bir hadis-i şerifi, kuvvetli rivâyet olarak nakledeyim buradaE. 368/3 (Leyletül-kadri leyletü sâbiatün tâsiatün ve işrîne) buyuruyor Efendimiz bu hadis-i şerife göre: "Kadir gecesi son on günün yirmiyedi veya yirmidokuzundadır." diye iki ihtimalli söylemiş burada da Peygamber Efendimiz.

Tabii bu Kadir gecesinin, seneden seneye Ramazanın bazı günlerine kaydığı, değiştiği de rivâyet edilir. Meselâ: "Bedir Harbi'nin olduğu onyedi Ramazandı, Kadir gecesi o zamandı." diye rivâyetler var. Hatta bazıları: "Senenin içinde muhtelif günlere kayabilir." diye de bildiriyorlar. Ama tabii kuvvetli bir rivâyet olarak yirmiyedisinde kutlayacağız ve ihyâ etmeye çalışacağız. Yirmidokuzu da zaten benim demin dediğim arefe gecesine rastlıyor. Bu hadis-i şerifte bildirilen iki geceyi de size böylece söylemiş oluyorum.

Peygamber Efendimiz hadis-i şerifin devamında buyuruyor ki: (İnnel-melâikete tilke devlete fil-ardı ekseru min adedil-hasâ) "Bu gece yer yüzünde melekler çakılların sayısından, çakıl taşcıklarının sayısından daha çoktur." Yâni pek çok melek etrafı kaplayacak, yer yüzüne inecek. Her taraf melek dolacak kadir gecesinde... Zaten:

(Tenezzelül-melâiketi ver-rûhu fîhâ biizni rabbihim) diye Kadir Sûresi'nden de meleklerin indiğini biliyoruz ama, yeryüzündeki çakıl taşcıkları sayısı kadar çok olduğunu, ondan daha çok olduğunu Efendimiz bildiriyor. Demek ki, yeryüzünün meleklerle dolduğu güzel bir günü ihyâ etmeye çalışalım!c. Kadir Gecesinin İhyâsı

Tabii Kadir gecesini ihyâ etmenin, yakalamanın en akıllıca şekli, i'tikâfa girmek, ramazanın son on gününü camide geçirmek, geceleri uyumamak, ibadet etmek, ibadet sevabını kazanıp, ibadetle meşgul olup kadir gecesine böylece rastlamış olmak... Hangi gün olduğunu bilmese bile, en akıllıca olan davranış budur. Peygamber Efendimiz bütün ömrünce, yâni peygamber olduktan sonra her Ramazan on gün i'tikâf etmiş. En son yılda yirmi gün i'tikâf etmiş. Yâni başka günlerde yaptığının iki misli olmuş oluyor.

Biz de bu geceyi ihyâ etmeye gayret edelim. Gecenin ihyâ edilmesi için tecrübelerime dayanarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

1. Geceleyin uykusuz geçirileceği için, çok ibadet edileceği için, gündüz bir miktar uyunursa geceye takviye olur. Onun için Kadir gecesi olmadan önceki gündüzde, şöyle kendimizi ibadete daha iyi hazırlamak için uyumanızı tavsiye ederim; bu bir...

2. Kadir gecesinde, "Radyo, televizyon seyredeceğim, evde takip edeceğim." filân diye düşünmeyin, mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var... Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise... Cuma namazı kılınan büyük cami ise, elli kat sevaplı... Bir de camiye giderken, gelirken attığı her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

Onun için kadir gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü: "Sabah ve yatsı namazlarını camide kılarak, cemaatle edâ ederek geceyi geçiren kimse, bütün geceyi ihyâ etmiş olur." diye hadis-i şerif var. Onu kaçırmamak lâzım!

Yâni şöyle olabiliyor bazen: Kadir gecesini ihyâ edeceğim diye uykusuz kaldığı için sahur olur olmaz yemeğini yiyor. Ondan sonra da evinde namazı kılıp yatıyor. Bu yanlış... Sabah namazını camide kılmaya dikkat edin, Kadir gecesinde ve her zaman... Ama Kadir gecesinde özellikle bunu kaçırmamaya dikkat edin! Yatsı namazı ve sabah namazı camide olacak. Ondan sonraki zamanınızın bir kısmı camide olabilir, bir kısmı evinizde, kendi özel mekânınızda ibadet etmek tarzında olabilir.

Kadir gecesinin zamanı nedir?..

(Hiye hattâ matlail-fecr) "Tan yeri atıncaya kadardır, yâni imsak zamanına kadardır, orucun başladığı zamana kadardır." Güneş doğuncaya kadar değil, tan yeri atıncaya kadar.

Oruca ne zaman başlıyorsunuz? Sofradan kalkıp. "Niyet ettim oruca" dediğiniz zaman... İşte o zamana kadardır. Meleklerin gelmesi, Kadir gecesinin mükâfatı vs. işte o zamana kadarki gecedir. Onun için o geceyi ibadetle, zikirle, "Lâ ilâhe illallah" diyerek, salât ü selâm getirerek, "Estağfirullah" diyerek, tevbe ederek, namazlar kılarak, tesbih namazı kılarak, Kur'an-ı Kerim okuyarak güzel geçirmeye, ihyâ etmeye gayret edin!.. Çoluk çocuğunuzu da ona göre hazırlayın!