• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
34 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5

    Maturidilik,Eş'arilik ve Risale-i Nur

    Maturudilik,Eş'arilik ve Risale-i Nur

    Ehli Sünnet, itikadi ve inanç noktasından üç mezhep, üç ekol dur. Birincisi selefi salihin dediğimiz sahabe, tabiin, tebei tabiin dönemini içine alan ve İslamın temelini oluşturan ana omurgadır.

    Ehli sünnet içindeki bütün ameli ve itikadi mezhepler, bu temel üzerine bina edilmiştir. Bu dönemde en çok üzerinde durulan husus, itikattan ziyade, ameli konulardır. Yani amele dair mezheplerin hepsi bu dönemde şekillenmiştir. Bu dönemde, felsefe ve farklı görüşler daha inkişaf edip bulaşmadığından, iman ve inanç katışıksız ve safi idi. Herkesin teveccühü, Kuranı anlamaya ve yaşamaya yönelikti. Bu yüzden, itikadi bir ekol ve mezhep söz konusu değildi. Kuran ve Hadislerdeki müteşabih ifadeler üzerinde durmazlar, duranları da şiddetle men ederlerdi. Ama ameli konularda alabildiğine açık ve geniş idiler.

    Bundan sonra İslam toprakları genişleyip farklı medeniyet ve kavimleri içine almaya başlayınca, o eski safiyet ve Kuran’a olan teveccüh azalmaya başladı. Yunancadan tercüme edilen felsefeye karşı ilgi duyulmaya başlandı.

    Böyle olunca artık itikad ve inanç sorgulanmaya ve eski gelenekler tartışılmaya açıldı. Farklı ekol ve mezhepler ortaya çıktı. Bu mezhep ve ekoller, felsefeden beslendiği ve onun usulü ve metodu ile hareket ettiklerinden, İslam aleminde fikri ve itikadi karmaşayı ve kaosu ateşlediler. Artık, İslam için ya da sahabe çizgisi için, açık bir tehdit olmaya başladılar.

    Kuran ve sünnette sahabelerin girmediği müteşabih ifadeleri, kendi felsefi meşreplerine uygun olarak yorumlayıp, yeni inanç sistemleri kurmaya başladılar.

    Bunun ilki, mutezile oldu. Sonra, onu takiben, çok ekol ve mezhepler türedi. Bunlara, esaslı ve onların anlayacağı dilden karşı bir savunma ve yeni bir tarz ihtiyaç, artık kaçınılmaz hale geldi. Yeni bir ekol, yeni bir mezhep olmalıydı. Bu mezhep, kök olarak selefi salihine bağlı, ama usul ve tarzda ise günün ihtiyaçlarına cevap vermesi gerekiyordu.

    İşte, durum bu vaziyette iken, Eşari ve maturidi ekolu doğdu. Eşari ve maturidi çağdaştır. Eşari ekolu, arap aleminde kök saldı. Maturidi ise, daha çok islamın diğer kavimleri arasında, özellikle de Türkler içinde kök salmıştır.

    Eşarilik ve maturidilik, ikisi de kök olarak selefi salihine bağlıdır. Ehl-i sünnetin bu iki ekolu de haktır ve İslam aleminin genelince kabul görmüş mezheplaridir. İmam Eşari, Eşarilik ekolunun kurucusudur. Bu mezhebi kurmadan önce, mutezile mezhebinde idi. Mutezile mezhebini kendi içinde sorguladı ve eleştirdi. Eleştirilerine tatmin edici bir karşılık bulamayınca da terk ederek selefi salihin çizgisine uygun olan Eşariliği sistemleştirdi ve mutezile mezhebine karşı cephe aldı.

    Böylece, Eşari, onlarla ve onun gibi felsefi kaynaklı diğer mezheplere karşı, ehl-i sünneti savundu ve çoğunu da sindirdi ve mağlup etti.

    İmam maturidi ise, aynı dönemde ve aynı misyonu, yani ehli sünnet savunmasını islamın mekezinden uzak olan yerlerde üstlendi ve başarı ile yayıldı. İmam maturidi ve eşari, selefi salihinden farklı olarak, Kuran ve hadislerdeki müteşabih ifadeleri, su-i istimal edilmemesi için, Kurana uygun olarak yorumladılar. Ve felsefe kökenli batıl mezheplerin, bozuk ve batıl usul ve tefsirlerini reddettiler.

    Bu yönleri ile selef salihinden farklılık arz ederler. Ama kök, gelenek olarak ta onlara tam bağlıdırlar. Eşari ve maturudilik arasındaki farklar ve fikir ayrılıkları meşhurdur.

    İmam Pezdeviye ye göre, bu ayrılıklar tamamen suridir. yani şekilseldir. Hakikatta, aralarında herhangi bir ayrılık yoktur. Olsa da teferruattadır. Mesela, Nuh (as) ın tufanı, Dünyanın genelinde mi, yoksa, bir bölgeye mi aitti? gibi detay konulardır. Yoksa, asıl ve esasta herhangi bir ihtilafları yoktur. Zaten genel görüşte bu yöndedir.

    Surileğe bir örnek daha vermek gerekirse, Eşariler, lafız olarak kadere, kaza; kazaya da, kader demişlerdir. Maturdiler ise, kader ve kaza şeklinde ifade etmişlerdir. Yani, mana ve esas olarak aralarında bir ihtilaf söz konusu değildir.

    Günümüzde, bazı ırkçı damardan dolayı, eşarileri dışlamaya çalışan ilahiyatçılar varsa da, önem arz etmez. O, onların kuruntuları ve yorumlarıdır.

    Ehli sünnet mezhebinin kurulma ve gelişme aşamalarından kurulma aşaması bu şekil başlar. Ama Fahru Razi, Bakıllani, Gazali, Cürcani, Taftazani gibi İlmi Kelam üstatları sayesinde de en kemal manasına ulaşır. Ve sair batıl mezhepler karşısında ezici bir üstünlüğe kavuşur.

    Mesela, İmam Gazali döneminde, klasik kelam ilmi, zirve yapar. Ve felsefe ağır darbeler alır. Mantık gibi ilimleri, kelam ilmine dahil eder ve o çağa göre modernleştirir.

    Üstad hazretleri, Risale-i Nur ile, İlmi kelama yeni bir tarz, yeni bir usul getirdiği muhakkaktır. Ama, Ehli sünnete de kök ve esas bakımından tam bağlıdır. Değişen ise, asrın gereksinimleridir.

    Bu asır ile o asır arasında çok şey değişmiştir. Bu yüzden, İlmi kelamın da bu asra hitap etmesi ve bu asrın gereklerine cevap vermesi kaçınılmazdır. Nasıl selefi salihin döneminin tarzı ile felsefi kökenli mezheplerle mücadele etmek zor olduğundan, yeni bir sistem kuruldu. yani eşarilik ve maturudilik ortaya çıktı. Çünkü, asır başkalaşmış ve şartlar değişmiştir.

    Aynen onun gibi, bu zamanın şartları ve tarzları da başkalaştığı ve değiştiği için, yeni bir soluk ve yeni bir tarz gerekliydi. İşte, Nurlar, bu gereğin bir mahsulü olarak bize ikram edilmiştir. Klasik kelam ile Risale-i Nur arasında her yönden çok farklılıklar vardır. En çok ta delil ve ispat şeklinde bir fark vardır.

    Zira, binlerce yılın birikimi, inkar cerayanı ve hareketi, bu zamanda çok dehşetli bir şekil alıp, her tarafı istila etmiştir. En keskin ve tesirli sistemi ile saldırmış olan akıl, fen ve felsefeden aldığı kuvvetle, karşısında mukavemet edecek eski tarz ve sistemleri yerle bir etmiştir.

    Onun için, onun karşısına çıkacak iman hareketi, eski sistemlerden farklı ve daha keskin ve tesirli olmak gerekliydi. Yoksa, karşı koyamazdı. İşte, Risale-i Nurlar, böyle bir inkar hareketine karşı, Allah’ın Kur’andan bize, Said Nursi vasıtası ile sunduğu en son ve kuvvetli bir sistemdir. Kuranın, ulvi ve mükemmel bir dersidir. Dehşetli dinsizlik cerayanına tam bir mukavemettir.

    Yani, Risale-i Nurlar, kelam ilminin en son hali ve son sistem, bir harikasıdır. Ve o şerefli geçmişini, bu zaman da tam temsil eden mükemmel bir meyvesidir. Nurlar, içerik ve kök bakımından Eşari ve Maturidiye tabi olup, tarz ve usul yönünden ise bir tecdiddir, sahasında bir yeniliktir.

    ALINTI

    Bazı arkadaşların iki farklı itikadi mezhep olan Eş'arilik ve Maturidilik'i birbirlerine zıt ve esas olarak birbirlerinden ayrıldıklarını söylemesi üzerine bu yazıyı paylaşmak istedim.

    Kök olarak selefi salihine bağlı iki itikadi mezhep iki düşman mezhep gibi gösterilmekte ve milliyetçilik dozunu kaçıran bazı kişiler tarafından Eş'ariliğin Maturidilere dayattırıldığı iddiaları dile gelmektedir.Benim fıkhi mezhebim Hanefi itikadi mezhebim Maturidi olduğu halde ne bir dayatma yaşadım ne de böyle bir dayatma olduğunu duydum.Eş'arilik'i reddeder tavırda söylemlerde bulunmak sadece "sapkınlık" kelimesiyle yorumlanır.İslam ırk,milliyet ayrımını kesinlikle reddeden bir din olmasına rağmen birileri Türk Coğrfayasında Maturidilik yaygın olduğu için sırf bu mezhebi kabul edip diğer itikadi mezhepleri "hak" değilmiş gibi yorumlayarak sadece din konusunda ne kadar az bilgiye sahip olduklarını gösteriyorlar.

    Ayrıca Said Nursi'ye itikadi mezhebi Eş'arilik olduğu için karşı çıkanların yazının son paragrafını iyi okumalarını tavsiye derim.
    Bu mesaj en son " 26.06.08 " tarihinde saat 17:09 itibariyle AFAKİ tarafından düzenlenmiştir...

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  2. #2
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Afaki demiş ki ;

    Bazı arkadaşların iki farklı itikadi mezhep olan Eş'arilik ve Maturidilik'i birbirlerine zıt ve esas olarak birbirlerinden ayrıldıklarını söylemesi üzerine bu yazıyı paylaşmak istedim.

    Kök olarak selefi salihine bağlı iki itikadi mezhep iki düşman mezhep gibi gösterilmekte ve milliyetçilik dozunu kaçıran bazı kişiler tarafından Eş'ariliğin Maturidilere dayattırıldığı iddiaları dile gelmektedir.Benim fıkhi mezhebim Hanefi itikadi mezhebim Maturidi olduğu halde ne bir dayatma yaşadım ne de böyle bir dayatma olduğunu duydum.Eş'arilik'i reddeder tavırda söylemlerde bulunmak sadece "sapkınlık" kelimesiyle yorumlanır.İslam ırk,milliyet ayrımını kesinlikle reddeden bir din olmasına rağmen birileri Türk Coğrfayasında Maturidilik yaygın olduğu için sırf bu mezhebi kabul edip diğer itikadi mezhepleri "hak" değilmiş gibi yorumlayarak sadece din konusunda ne kadar az bilgiye sahip olduklarını gösteriyorlar.

    Ayrıca Said Nursi'ye itikadi mezhebi Eş'arilik olduğu için karşı çıkanların yazının son paragrafını iyi okumalarını tavsiye derim.
    Afaki arkadaşım , bu forumda Maturidiliği ve Eşariliği bilmeden sadece milliyetçi (!) tavırlardan dolayı Maturidiliği savunan (!) kişiler var.

    Bu kişiler Hanefiyim deyipte ,İmam Hanefinin sözlerini Dincilik (!) ile suçlamaktalar.

    Bu kişiler için ne Hanefilik , ne Maturidilik önemli , onlar sadece kendi kafalarına göre bir İslam yaşamak istiyorlar . İmam Maturidiyi sadece Türk olduu için savunuyorlar.İmam Maturi itikadi hakkında ve Eşari ile arasındaki küçük farkları da bilmezler.


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  3. #3
    .ihtiyatname. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    4,387
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    B İmam Maturidiyi sadece Türk olduu için savunuyorlar.İmam Maturi itikadi hakkında ve Eşari ile arasındaki küçük farkları da bilmezler.


    selam ve dua ile,
    Biliyorsanız bu farkları yazabilir misiniz?
    ..Müjgan'ı unutmak, Müjgan'ı sevmemek..

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı nikomedia tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Biliyorsanız bu farkları yazabilir misiniz?
    Yazamazlar, yazmazlar. Yazsalar bile eksik yazarlar. Çünkü işlerine gelmez.

  5. #5
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Baybars tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yazamazlar, yazmazlar. Yazsalar bile eksik yazarlar. Çünkü işlerine gelmez.
    nedenini yazda bizde bilelim neden yazamazlar veya neye dayanarak söyledin?
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Al sana neden. Son iki paragrafı da iyi oku.

    Türk laikliğini Matûrîdi ile savunmak

    Çoğumuz biliriz, öyle öğretmişlerdir, deriz ki: “Amelde mezhep imamımız İmam-ı Âzâm Ebu Hanife’dir, itikatta İmam Matûrîdi”.

    “Peki kim bu Matûrîdi, nedir bu Matûrîdilik?” diye sormayınız boşuna; hacısı, hocası da dahil, üç beş cümle edemez çoğu. Kem-küm... O kadar... Merak edip araştırmazlar, okumazlar da.

    İlahiyatçı, İslam Tarihi ve İslam Mezhepleri Tarihi uzmanı Ahmet Vehbi Ecer’in mükemmel bir Matûrîdi incelemesi var. Yesevi Yayıncılık tarafından kitap haline getirilen bu incelemeden ilginç bölümler aktaracağım önce. Yargımız, son tahlilimiz, iletimiz ondan sonra olacak.

    -Matûrîdi’ye göre din ve şeriat ayrıdır. “Din’de nasih-mensuh cereyan etmez, ama şeriatlarda nesh yani hükümsüz kılma mümkündür”. Yani Kur’an-ı Kerim’in ibadet, iman ve ahlâk ayetleri dışındaki, muamelat (ticaret, borçlanma, miras...), münakehat (evlenme-nikâh) ve ukubat (ceza) hükümleri çağın gereklerine ya da maslahata (kamu yararına) göre hükümden düşürülebilir ya da hükmü başka bir zamana ertelenebilir. Matûrîdi diyor ki: “Şeriat din olsaydı, her bir Müslüman hemen bütün davranışlarında dinini değiştiren konumuna düşerdi. (...) Din’in kaynağı akıl, şeriatın kaynağı ise duyma-işitme (nakildir).

    -Amel imana dahil değildir. İman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.

    -Anadilde ibadet olabilir. Allah sözcüğünün başka dildeki karşılıkları (Tanrı, Çalap, Hüda) kullanılabilir.

    -Matûrîdi’nin tefsir yöntemi, ayeti ayetle yorumlama ve nüzul (indirilme) sebeplerine yer vermedir. Dinî problemlere felsefi açıdan da yaklaşır. Bilime ve deneye önem verir.

    -Türk Müslümanlığı’na damgasını vuran akımlar: Matûrîdilik, Hanefilik, Yesevilik. Türkler İslam dinini bir kabile dini olmaktan çıkardılar. Matûridi’yi tanımak ve tanıtmak Türk kültürüne hizmettir.

    -Tarikatlara Matûridi mesafelidir, bilgi kaynaklarına kuşkuyla bakar.

    -Osmanlı’nın, Eş’ariliği benimseyerek, Mâtûrîdi’ye sırt çevirip medrese programlarında yer vermemesinin sonuçları vahim olmuştur. Matûrîdi’nin eserleri Eş’ari’ninkilerden üstündür. Eş’ari Arap olduğu için öne çıkarıldı. Matûrîdi, Türk olduğu için görmezlikten gelindi. Bunda Gazzali’nin parmağı ve etkisi var. Gazali de Eş’ariye Mezhebi’ndendir. Said-i Nursî de öyle. Onun eserleri Türkler arasında Hanefi-Matûrîdi kimliğini zayıflattı.

    Evet... Ne diyordu bizim İslamcıların pek sevdiği Olivier Roy adlı o kefere: ” İslam ülkesinde laiklik olmaz, siz şeriata dönün, şeriat+elektrik (yani teknolojik ve sınai gelişme) sizi dünya devi yapar “. Ne diyordu Heiner Bilefeldt adlı o teolog Alman: İslam ülkelerinde (yani Türkiye’de) laiklik olmaz, siz şeriata dönün, inanca saygılı laiklik Almanya’da var, bu laiklik sizi, bize entegre edecek”. Ne diyordu, şimdi ülkemize gelerek laiklik vurguları yapmaya çalışan Hillary Clinton’ın kocası Billy: “Hilafet gereklidir. Türkiye’nin Hilafeti kaldırması yanlış olmuştur’.

    Bunların içerideki işbirlikçileri, Selefî-Milli Görüş çizgisinden ve Said-i Nursi Eş’ariliği’nden AB ve ABD muhipliğine doğru ” değişerek gelişen “ kesim ve kişilerdir. Türk laikliğini silmek ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni köklerinden koparıp bir Batı sömürgesi etmek isteyen zihniyetlerdir bunlar. Demokratik yollarla, fikri alanda bunlarla mücadele edecek gerçek Türk milliyetçilerinin, en büyük dayanağı İmam Matûridi olacaktır.


    Cazim Gürbüz Yeniçağ 31.3.2009

    Kaynak: KUTLU YOL

  7. #7
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    Olayı iyice siyasete döktünüz. Burada konuştuğumuz "din" siz kalkmış kafatasçı bir gazeteden siyasi(şahsen ben içinde dini birşey göremedim) yazılar koyuyorsunuz.

    En baştan beri dedim ve yine diyorum "Maturidilik ve Eş'arilik" birbirlerine taban tabana zıt, esasta ayrılan mezhepler değildir. Bu mezheplerin farklılıkları "suri"dir. Önce bunu kavramak zorundasınız ki doğru düzgün analiz yapasınız.

    İkinci kavramanız gereken şey; İslam'ın milliyet, ırk ekseninde değerlendirilmemesi gerektiğidir. Hayır, anlamıyorum sizleri. Avrupa'nın mezhep savaşlarına mı özendiniz, gayeniz ne, neyi hedefliyorsunuz? Öyle kelamlar çıkıyor ki... Meali "tek düşman Eş'ariler" olan sözler sarfediliyor. Said Nursi'nin bu konudaki görüşü ilk mesajda yazdığı halde hala, ısrarla bu mevzu üzerinde anlamsız tartışmalar yapılıyor.

    En başta Maturidilik ile Eş'arilik arasındaki fark esas mı yoksa suri mi diye başlayan tartışma, Said Nursi'ye sıçradı keşke orada kalabilseydi şimdi de "milliyet" faslını açtınız.Yok efendim o Arapmış da ondan şöyle olmuş falan feşmekan...

    Dini, din dışına çekerek anlayamayız kendi kulvarında incelememiz gereklidir. Ve İslam'ın ne kadar derin; milliyet, ırk üstü bir din olduğunu acilen anlamanız şarttır. "Eş'ariler laikliği kaldırmaya çalışıyor"a kadar gelen olay İslam'ı hakkıyla anlayamadığınızın göstergesidir.

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Ya değerli kardeşim, sen şimdi bırak gazeteyi. Yazılanlar doğru mu yanlış mı ? Sen bize onu söyle. Bak ben sana kişisel yorum falan da yapmıyorum. Sana direkt kaynak gösteriyorum. Yazılanlar uydurmadır diyorsan, İslam'da, Maturidilikte böyle şeyler yok diyorsan, buyur iddianı ispatla.

    Beni kimse yanlış anlamasın, ben iki mezhebi çatıştırmaya falan da çalışmıyorum. Ben sadece Maturidi mezhebinin neden bizim için bu kadar önemli olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Kaldı ki, ülkemizde yıllardır süre gelen bazı sorunların çözümü de bu mezhebin anlaşılmasında saklı. Ben de kendimce bunun için bir çaba sarfediyorum. Konuyu farklı yerlere çekip, bazı şeylerin üzerinin örtülmeye çalışılmasının bir gereği yok yani.

  9. #9
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Birincisi Maturidilik mezhebi diye ayrı bir mezhep yoktur.Bunlar islamiyetin ekolüdür.Bazı kesimlerin bunları mezheb olarak göstermesi itikadi yöndeki tarflarını belirtmek içindir.

    Ve birileri rejimlerine taraftarlarının bulduğunu iddia etsede bu onların sui kuruntusudur.. İmamı Maturidi Ebu Hanife'nin naklen bildirdiği ve yazdığı Ehli sünnete ait itikadının kelam bilgilerini (ondan nakledenler vasıtasıyla) kitaplara geçirip izah eden zattır. Sadece aklı esas aldığı da doğru değildir.

    Özellikle bunu bilmekte fayda var, islamiyetin ruhunun taşındığı bir devlet rejiminde devletin mayası Kur'an ve Sünnet'tir. Dikkat et herikiside ilahi vahye dayanmaktadır.Devlet Reislerininde hükümleri Kur'an ve Sünnet'ten kaynaklanmak durumundadır.(Asrı saadete bakabilirsin) Aksini ıspatlayacak var mıdır? o halde olay bitmiştir.

    Birde insanın, yeryüzünde Allah'ın dinini izhar etmek için halife kılındığını söyleyen (*) bir zatı bazı siyasi cereyanlara çekmek ve tarftarı göstermek ne derece mantıklıdır size bırakıyorum.


    * Bkz. Te'vîlâtu'l-Kur'ân, I, 77.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı NuruLikA tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    [FONT=Trebuchet MS]
    Özellikle bunu bilmekte fayda var, islamiyetin ruhunun taşındığı bir devlet rejiminde devletin mayası Kur'an ve Sünnet'tir. Dikkat et herikiside ilahi vahye dayanmaktadır.Devlet Reislerininde hükümleri Kur'an ve Sünnet'ten kaynaklanmak durumundadır.(Asrı saadete bakabilirsin) Aksini ıspatlayacak var mıdır? o halde olay bitmiştir.
    Buyurun size ispat.

    -Matûrîdi’ye göre din ve şeriat ayrıdır. “Din’de nasih-mensuh cereyan etmez, ama şeriatlarda nesh yani hükümsüz kılma mümkündür”. Yani Kur’an-ı Kerim’in ibadet, iman ve ahlâk ayetleri dışındaki, muamelat (ticaret, borçlanma, miras...), münakehat (evlenme-nikâh) ve ukubat (ceza) hükümleri çağın gereklerine ya da maslahata (kamu yararına) göre hükümden düşürülebilir ya da hükmü başka bir zamana ertelenebilir. Matûrîdi diyor ki: “Şeriat din olsaydı, her bir Müslüman hemen bütün davranışlarında dinini değiştiren konumuna düşerdi. (...) Din’in kaynağı akıl, şeriatın kaynağı ise duyma-işitme (nakildir).
    Ama zaten size göre olay bitmiştir. İki cümle ile koca Maturidi ekolünü çözümleyiverdiniz. Helal olsun size.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •