İstismar, menfaatine alet etmek, işletmek, değerlendirmek, sömürmek demektir. İstismarcı riyakârdır, yalancıdır, makyajcıdır.
İstismarcı kandırır, caydırır, ezer, süründürür.
İstismarcı yok eder, kahreder, ağlatır ve inletir.
İstismarcı dönektir, ödlektir, pintidir.
İstismarcı şahsiyet fukarasıdır, kimlik bunalımındadır.
İstismarcı ahlaken düşük, zihnen malul, vicdanen fakrüddemdir.
İstismarcı asalaktır, takiyyecidir, kaypaktır, korkaktır.
İstismarcı vampir gibi kan emen, ahtapot gibi saran, bukalemun gibi aldatan bir mahlûk…
İstismar, insanı insan yapan bütün faziletlerden, değerlerden, dinamiklerden, özelliklerden ve güzelliklerden mahrum ve madum eden bir hastalık, insanı sefilleştiren ve fosilleştiren bir mikrop, haysiyetleri maskara, yüzleri kapkara eden bir engerek ve zehir zemberektir.
İstismarın kol gezdiği diyarlarda, istismarın virüs misali saçak saçak kök saldığı duygu ve düşüncelerde, bilimde, kültürde, velhasıl istismarın bile istismar edildiği zamanda, mekânda bütün mukaddesler seraptır ve de haraptır.
Günümüzde hiç kuşku yok ki istismar edilen değerlerimizin başında din gelmektedir. Bugün, din, istismar edilerek boğazı sıkılıyor.
İstismardan vaz geçilse din nefes alacak her yere ve herkese iyilik, güzellik ve doğruluk adına nefes verecektir. Şöyle ki; birileri, bir şeyler için, kulluk ettikleri nefislerini, esiri oldukları egolarını tatmin iştahıyla dini ve dince kutsal sayılan değerlerimizi istismar ediyor, diğerleri de bu istismarcılara karşı çıkıyor. Kimi kendini daha çok Müslüman zannediyor ve kendi siyasi görüşlerine sahip olmayanları dinsiz olarak ilan ederek dini istismar ediyor.
Oysaki ; “Her kim, bir mümine kâfir olarak hitap ederse o söz sahibini bulur” hadisi şerifi mucibince, iddianın sahibi bizatihi kendisi kâfir olur. Kaldı ki Mevla’mız, insanın ilahi olmayan “dinine”bile sövülmesini men ediyor.
İnsanlık, kur’an ın şu buruğuna selam dursa, evrendeki sulhu, sükûnu, barışı, hürriyeti hiçbir kimse ama hiçbir kimse bozamaz.
Dünya tarihinde “inançların dokunulmazlığını” şu ayetten daha iyi sağlayan bir düzenlemeye veya hükme insanlık şahit olmamış ve olmayacaktır. İşte ayet: “Allahtan başka yalvardıklarına sövmeyin ki onlarda bilmeyerek aşırı gidip Allaha sövmesinler.”
Bazıları, bırakınız inanmayanlara küfür etmeyi bir başka siyasi partiden olanları bile dinsiz, imansız ve kâfir olarak ilan etmektedirler. Oysa bu kişiler kendilerini ilahlık mertebesine çıkartarak dinin orijinal hükümlerini gizli bir istismar la tebdil ve tağyir ederek, sıradan sıra dışına yükseliyor.(!)
DİNİ SİYASETE ALET EDEN MÜNAFIKLAR
Kimi siyasetçiler müneccimler, medyumcular, muskacılar, falcılar dini duyguları istismar ede ede makam, mevki ve saltanat sahibi oluyorlar.
Şekilperest inananlar asıl niyetlerini gizleyerek, samimiyetsizliklerini kamufle ederek dini istismar edip varlık içinde yüzüyorlar.
Siyasiler söylemlerini ve eylemlerini dinden besleyerek zavallı seçmenlerin dini duygularını siyasete peşkeş çekiyorlar.
Bir siyasi parti genel başkanı düşününüz ki, “Allah ile aldatanlar” diye gök kubbeyi sarsacak uç ifadeler kullanarak Şohw yapıyor ve kargadan başka kuş tanımıyor. İmam-ı azamı bile basite alıyor! Sadece kitaplarım ve ben. Ben ben ben… Mütekebbir!
Her şeyi ben bilirim,
En iyi Müslüman benim,
En doğru benim diye caka satıyor! Meydan meydan dolaşıyor, her yerde her kesime çatıyor ve saldırıyor. Hatta kendilerini siyasi arenaya taşıyıp baş tacı yapanlara bile akla hayale gelmedik biçimde saldırıyor!
Peki, be adam senin yaptığın ne? Bir yandan parti genel başkanlığı yapıyor diğer yandan kendini “mehdi” olarak ilan ediyor “kuran daki İslam”ı anlatıyorsun?
İlmine hâşâ bir diyeceğimiz olamaz. Ama unutmamak lazım, bir kibarı kelam derki:
“ilmi ile amil olmayan âlim kitap yüklü eşeğe benzer”
Bak senin için Allah Kur’anı kerimde ne diyor.
“Niçin yapamayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?”(Saf suresi.2. Ayet):
Bir yandan siyasi parti genel başkanı olacaksın din ve diyanet hakkında ahkâm keseceksin öte yandan başkalarını dini siyasete alet ediyorlar diye avaz avaz bağıracaksın. Bu ne lahana bu ne perhiz? Söylerimsin be adam senin yaptığının diğerlerinden farkın ne?
Bak senin için şair ne diyor:
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”
Yüce dinimizin şaşmaz normlarına göre münafıklığın alameti üçtür.
1- Yalan konuşmak
2- Ahde vefasızlık etmek
3- Emanete ihanet etmek.
Çok önemli siyasi lidere “kara yağız delikanlı” “Kursağından haram lokma girmemiş bir lider” diye methiyeler dizdin MYK. ya alınmayınca tukaka ilan ettin ve kaçtın. Ahde vefasızlık ettin.
Verilen emaneti, oyları aldın gittin ve Parti kurdun. Emanete ihanet ettin.
Doğrusu, Ya parti genel başkanlığını bırakıp fetva vermen ya da eleştirdiğin insanların durumuna düşmemek için “dini siyasete alet etme”miş olmak için vaaz vermeyi kes!
İnandırıcılığını ve saygınlığınızı daha fazla kaybetmemeniz adına naçizane bir tavsiye..
Aksi halde Hz. Peygamber ve Gazi paşa senin yakana yapışır.
Milli ve manevi değerlerimiz fazlasıyla istismar ediliyor ve zaten işkence ediliyor.
Sen bari aradan çekil.
Büyük Önder bu gün hayatta olsa bu olup bitenler yaşanırımıydı? Din ve devlet bu kadar işkence görürümüydü? Değerler bu kadar istismar edilirimiydi? Mümkün mü?
Bakınız, istismar konusuna parmak basan Aziz Atamız Şöyle buyuruyor;
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz.”(Atatürk’ün hususiyetleri, s.116)
Ey büyük insan, bir bilsen bu günlerde sana ne kadar da muhtacız… Başını kaldır ve bir bak! Bak ki, senin eserlerin ne hale geldi? Cumhuriyeti emanet ettiğin gençlik ne halde… Devrimlerin, ağızlarından salyalar akan ve soyadları nefret, kin,kriz ve garez olanlar tarafından “Travma”olarak nitelendirilip paspas ediliyor! Sana tabi olanlar ise yerle yeksan oluyor!
Herkes kendi dalgasında “dip dalga” diye bir şeyde yok ortada ölü külü serpilmiş sanki? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek sırça köşklerde gününü gün edenler.. Allah akıl fikir versin.
TRT. Gitti, Medya bitti.
Diyanet gitti, Üfürükçüler geldi, camilere Amerikancı Merve kavakçının reklâmları geldi.
Milli eğitim gitti, Talibanlar geldi.
YÖK. Bitti. “zıkkımlar” geldi.
Emniyet, kültür, tiyatro, opera, odalar, sendiklar, sağlık, Belediyeler vs.vs.gitti ve bittiii..
Tehlikenin farkında mısınız? Hiç sanmıyorum.“Tık yok”.Herkes kendi aleminde.Her şey lâf-u gûzaf…
Yapmayın dostlar! Gelin bir olalım, diri olalım, iri olalım ve emanete sahip olalım..
TSK. VE BAŞBUĞ
Müesses nizamın en büyük ve en önemli kalesi olan ve cumhuriyetin bekçisi? Olan silahlı kuvvetlerimize saldırma, yıldırma ve yıpratma modası devam etmekte!
Sayın İlker paşanın,ağlama duvarında çekilmiş fotoğrafını gazetelerinde boy boy yayınlamak suretiyle,Paşanın Musevi olduğu yada bu kesimin adamı olduğu gibi bir intibaı kamuoyuna pompaladılar..
Oysaki; Sayın paşa, dine son derece saygılı ve bağlı bir insandır.. Dinimiz hakkında son derece bilgili ve ilgilidir.
Sekiz yıl İmam Hatipliğinin yaptığım ülkemizin en önemli mabedi olan Sultanahmet camiine zaman zaman eşi hanfendiyle ve diğer yabancı askeri zevatla ziyarete gelir ve büyük bir huşu içerisinde cami ve din hakkındaki malumatları dinler ve eksik kalanlar ve ya unutulanlar varise o müthiş İngilizcesiyle tamamlardı.
İslami ve insani yönü oldukça zengin olan sayın paşa, her gelişinde cami personelimize çeşitli armağanlar vermek suretiyle sevgisini ve samimiyetini izhar ederdi. Bu armağanları bir anı olarak saklıyorum ve kendilerinden ülkem adına çok şeyler bekliyorum. Ben, şahsen Paşanın din hakkındaki edep, adap ve icapları pekâlâ bildiğini ve son derece donanımlı bir devlet adamı ve dindar bir insan olduğuna bizzat şehadet ederim.
“İnananların yüz karası” olan bu haysiyet cellâtlarına yeri ve zamanı geldiğinde elbet gereği yapılacak! Mutlu yarınlar kutlu cumalar sizin olsun. Kalın sağlıcakla…
KAYNAK


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
