• Reklam
Sayfa: 47 | Toplam: 47 İlkİlk ... 3738394041424344454647
462 sonuçtan 461 --- 462 arası gösteriliyor
  1. #461

    Kayıt Tarihi
    02-07-2009
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı cano.062 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    '' Benim ilmimi ucuza satmayın . Öyle bir pahaya satın ki alıcısı ben olayım ''.

    (Pir-i Galib-i , Galip Hasan Kuşçuoğlu)

    Allah 'ın ilminden başka ilim varsa getir bakalım, birlikte okuyalım .
    Allah 'ın ilmini kime ve kaç paraya satmayı düşünüyorsun ..?
    Allah 'dan daha fazla verebilecek varmıdır ..?

    Ben o yazıda şu ifadeyi kullandım :

    Asıl olanı, ehli tarafından dinlersek, o zaman tamamdır.

    Seni ehline götürmem gerekecek. Eğer ki Allah 'ın evliyasını kabul edebiliyor isen ..!



    Uzun zamandir siteyi takip ediyorum.Bir soru sormak icin üye oldum.

    Sizi tebrik ediyorum, cok bilgili oldugunuz belli oluyor.

    Benim bir sorum var. Uzun zamandan beri Kuran okuyorum, ancak bir ayet var ve hic bir anlam cikaramadim. Bana yardimci olun lütfen.

    Ayet: Bakara 142, 143


    Tesekkür ederim

  2. #462

    Kayıt Tarihi
    21-05-2009
    Mesajlar
    831
    Karizma Gücü
    4
    Ayetler üzerinde düşünüldüğü zaman, belli bir sıralama içinde,

    birbirleriyle uyumlu olarak bir bütünlük oluşturdukları ve bir düzene

    tâbi oldukları görülecektir. Bu ayetler de Kâbe'nin Müslümanlar

    için kıble olarak öngörüldüğü haber veriliyor. Dolayısıyla bu ayetlerde

    ileri ve geri olma şeklinde yer değişikliği olduğu yahut

    nasih ve mensuh olduklarını söyleyenlere aldırış edilmemesi gerekiyor.

    Nitekim bu tür şeyler söylediklerine ilişkin rivayetler de

    yok değildir. Ancak Kur'ân ayetlerinin zahirî anlamlarıyla açıkça

    çelişen rivayetlere değer verilmez.



    "İnsanlardan bazı beyinsizler, 'Onları, üzerinde bulundukları kıbleden

    çeviren nedir?' diyecekler." Bu ifade, yüce Allah'ın Kâbe'nin kıble

    edinilmesine ilişkin olarak az sonra vereceği emre yönelik ikinci

    bir hazırlık niteliğindedir. Bununla ayrıca insanlar arasındaki beyinsizlerin

    (ki bunlar, kıbleleri olan Beyt'ül-Mukaddes konusunda

    son derece tutucu bir tavır içinde olan Yahudilerle, tartışılabilecek

    niteliğe sahip her yeni şeye karşı çıkmayı ilke edinmiş Arap müşrikleridir)

    ortaya atabilecekleri itirazlara da cevap veriliyor. Bu



    Bakara Sûresi / 142-151 ................................ 489



    amaçla, önce Hz. İbrahim'in hayatından bir kesit sunuluyor: Onun

    ve oğlunun Allah katındaki saygın konumlarına, Kâbe'ye, Mekke

    kentine, bu kentten gönderilecek peygambere ve Müslüman ümmete

    ilişkin duâlarına, ardından Kâbe'yi yapmaya başlamalarına

    ve onu ibadete ha-zır hâle getirmek amacı ile Allah tarafından

    kendilerine Kâbe'yi temizleme emrinin yöneltilmesine değiniliyor.

    Bilindiği gibi, namaz esnasında kıble olarak Kudüs'teki

    Beyt'ül-Mukaddes yerine Mekke'deki Kâbe'ye dönmek, Peygamberimizin

    (s.a.a) Medine'ye hicret edip İslâm'ın prensiplerini yerleştirmeye,

    mesajını yaymaya, gerçeklerini kökleştirmeye başlamasından

    sonra insanların karşılaştıkları en büyük dinî olaydır, en

    önemli şer'î uygulamadır.



    Bu yasama karşısında ne Yahudiler ve ne de diğer kâfirler

    susmayacaklardı, rahat durmayacaklardı. Çünkü, bu uygulamanın

    onların biricik dinsel övünçlerini bir çırpıda yerle bir ettiğini görüyorlardı.

    Bu kıble meselesiydi, başkaları onları izliyordu, bu dinsel

    şiar noktasında tüm insanlardan daha ileri bir konumdaydılar. Oysa

    Müslümanlar onlardan ileriye geçmişlerdi. Çünkü artık kulluk

    kastı taşıyan davranışlarında, dinsel törenlerinde hep birlikte yüzlerini

    aynı noktaya çeviriyorlardı. Bu durum, onları görünüşte yöneliş

    ayrılıklarından, geri plânda ise farklı amaçlara, farklı mesajlara

    bağlanmaktan kurtarıyordu.



    Kâbe'ye yönelmek Müslümanların kalpleri üzerinde abdest ve

    dua gibi uygulamalardan daha şiddetli ve daha kapsamlı bir etki

    bırakıyordu. Yahudiler ve müşrikler bu etkinliğin farkındaydılar.

    Özellikle Yahudiler, Kur'ân-ı Kerim'de onlara ilişkin olarak yer alan

    kıssalardan da anlaşıldığı gibi, sadece doğanın görünen ve algılanan

    kısmına bakarlardı, bunun ötesindeki olguların bir gerçekliklerinin

    olduğuna inanmazlardı. Bu yüzden yüce Allah'ın manevî bir

    hükmü ile karşılaştıkları zaman bunu hiç itirazsız kabul ederlerdi.

    Ama Rablerinin somut bir emri ile karşılaştıkları zaman, savaş,

    hicret, secde ve söze uyma gibi bir yükümlülük verildiği zaman

    bunu reddederlerdi; şiddetle karşı çıkarlardı.



    Kısacası, yüce Allah bu ayetlerde, sözü edilen toplulukların

    yöneltecekleri itirazları Peygamberlerine bildiriyor ve onlara ne

    şekilde cevap vereceğini, onları nasıl susturacağını öğretiyor.



    490 ............................... El-Mîzân Fî Tefsîr-il Kur'ân – c.1



    Kıble değişikliğine karşı çıkanların gerekçelerine gelince; yüce

    Allah'ın geçmiş peygamberler için kıble olarak öngördüğü Beyt'ül-

    Mukaddes yerine aslında böyle bir onura sahip olmayan Kâbe'ye

    yönelmenin sebebi nedir? Eğer bu değişiklik Allah'ın emrinden dolayı

    ise, Beyt'ül-Mukaddes'i kıble yapan Allah'tır. Allah kendi koyduğu

    hükümle çelişir mi? Önceden koyduğu bir hükmü sonradan

    yürürlükten kaldırır mı? Yahudiler dinde nesh olayını kabul etmezler.

    (Nesh ile ilgili ayeti ele alırken, neshe karşı çıkanların görüşlerine

    değindik.) Eğer bu değişiklik Allah'ın emri doğrultusunda

    gerçekleşmiyorsa, bu, doğru yoldan sapmadır; hidayetten ayrılıp

    sapıklığa dalmadır. Yüce Allah ayet-i kerimelerde onların itirazlarını

    bu şekilde sunmamakla birlikte, onlara verdiği cevaptan bu itirazları

    çıkarmak mümkündür.



    Cevap şudur: Kâbe gibi bir evin ya da Beyt'ül-Mukaddes gibi

    herhangi bir binanın ya da onların duvarlarında yer alan bir taşın

    kıble olarak öngörülmüş olması, o yapının ya da cismin özünden

    kaynaklanan bir gereklilik değildir ki, buna uymamak ya da gerekliliğini

    çiğnememek mümkün olmasın. Dolayısıyla Beyt'ül-

    Mukaddes'in kıble oluşu değişmez ve değiştirilmez bir hüküm olarak

    algılansın. Aksine hiçbir cisim, hiçbir bina ve insanın yönelebileceği

    hiçbir yön kendiliğinden bir hükmün konulmasına yol açmaz,

    bir kuralın yasalaşmasını gerektirmez. Her şey ve her yön Allah'a

    aittir. Allah onlarla ilgili olarak dilediği şekilde ve dilediği

    zaman, dilediği hükmü verir. Yüce Allah'ın koyduğu bir hüküm de,

    onların bireysel ve toplumsal olarak ulaşmalarını dilediği bir hususu

    gösterme amacına yöneliktir. Allah doğruyu göstermek için

    hükmeder, gösterdiği de kesinlikle insanlığı, yararına olan şeye

    götüren dosdoğru yoldur.



    "İnsanlardan bazı beyinsizler." Bununla yüce Allah Yahudileri ve

    Arap müşriklerini kastediyor. Bu yüzden onları "insanlar" şeklinde

    genel bir kavramla nitelendiriyor. Beyinsizler olarak adlandırılmaları

    ise, fıtratlarının dejenere olmasından, hüküm koyma meselesin-

    de çarpık bir bakış açısına sahip olmalarından kaynaklanıyor.

    İfadenin orijinalinde geçen "sufehâ" kelimesinin kökü olan

    "sefahet", akıl tutarsızlığı ve görüş dengesizliği demektir.



    Bakara Sûresi / 142-151 ................................ 491



    "Onları... çeviren nedir?" ifadesinin orijinalinde geçen "vellâ" fiilinin

    mastarı olan "tevliye", bir şeyi veya yeri tam önüne almak

    demektir. Yöneliş gibi. Yüce Allah buyuruyor ki: "Elbette seni,

    hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz." [Bu kelime "an" edatı ile

    kullanıldığında, bir şeyden döndürmek anlamına gelir.] Bir şeyden

    döndürmek ise, ondan yüz çevirmek demektir. Sırt çevirmek

    gibi. İfadenin anlamı şöyle olur bu durumda: Onları ya da yüzlerini

    daha önce üzerinde bulundukları kıbleden döndüren nedir?" Bundan

    maksat, Peygamber efendimizin ve Müslümanların Mekke

    döneminde ve Medine döneminin başlarında yönelip namaz kıldıkları

    Kudüs kentindeki Beyt'ül-Mukaddes'tir. Yahudiler Kudüs'e

    yönelip namaz kılma hususunda Müslümanlara oranla bir önceliğe

    sahip olmalarına rağmen kıb-lenin Müslümanlara izafe edilmesi,

    şaşkınlığın daha etkili olmasını ve itirazın haklılığının belirginleşmesini

    sağlamaya yönelik bir ifade tarzıdır. "Peygamberi ve

    Müslümanları" yerine, "onları... kıbleden çeviren nedir?" ifadesinin

    kullanılmış olması da aynı amaca yöneliktir. Eğer "Peygamberi ve

    Müslümanları Yahudilerin kıblesinden döndüren nedir?" şeklinde

    bir ifade kullanılsaydı, durumu şaşkınlıkla karşılamanın bir gerekçesi

    olmayacaktı. Bu itirazın cevabı ise, en az dikkate sahip dinleyici

    açısından bile açık ve belirgin olurdu.



    "De ki: Doğu da, batı da Allah'ındır." Bütün yönler arasında bu ikisi

    ile yetiniliyor. Çünkü, öteki asıl ve ayrıntı niteliğindeki yönleri,

    yani kuzey ve güney yönlerini de belirleyen bu iki yöndür. Dört asıl

    yönlerden her iki yön arasında yer alan diğer yönler de bunlara

    bağlıdır. Doğu ve batı nitelendirmesi görecelidir. Bunlar güneşin ya

    da yıldızların doğuşu ve batışı ile belirlenirler. Bu iki yön, gerçek

    kuzey ve güney yönlerini gösteren iki hayalî nokta dışındaki yeryüzünün

    her tarafını kapsarlar. Tüm yönler yerine doğu ve batı yönlerinin

    söz konusu edilmesinin geri plânındaki gerekçe bu olsa gerektir.

    "O, dilediğini doğru yola iletir." İfadenin orijinalinde geçen "sırat"

    kelimesinin başına "el" takısı getirilmeden belirsiz olarak kullanılmasının

    nedeni, "sırat" kavramının işaret ettiği gerçeğin, toplumların

    hidayete, kemale ve saadete yönelik yatkınlıklarının değişiklik

    göstermesi oranında değişebilmesidir.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Neden ALLAH sadece bir kalp verdi bize..?
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde mayahanım tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 31.10.11, 00:21
  2. neden sadece denizgiL hakkında düşünceLerimiz Ali haydar,ibrahim kaypakkaya ....
    2005 Konuları bölümünde asi_girL tarafından açılmış
    Yanıt: 42
    Son Mesaj: 02.01.07, 02:25

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •