İçinden çıkılamaz bir hal alıyor zaman. Risaletten uzaklaştığımız her saniye, üzerimizden damla damla azalan güneşin, bizi donduruşuna şahit oluyoruz. Allah rızası için yapılan şeylerin azlığından, insanların gözü boyanır olmuş gördüğü en ufak iyilikte. Üretemediği için, tükete tükete sonunda kendi tırnaklarından kendisini yemeye başlayan insanın isyanı her yerde. Adım atılan, gidilebilen her yerde.
Müslüman müslümanın can düşmanı olmuş. Ümmetim diye nidada bulunduğu ümmet, onun sözünün dışına her çıkışında kendi apandisitine soktuğu hattori hanzonun son harakiri darbesini de çıkmakta olan canına sokmuş. Etraf perişan, onun yokluğundan beri gitgide içine sürüklendiğimiz sözüm ona aydınlanma, bizi karartıyor. Daltonist bir bakışla islam’ı yitiriyoruz. Yitirmediğini sanan bizlerin, kuyruğunda sakladığı son çırpınışlar bunlar. Biz yitiriyoruz…
Dünyadaki Nüfusun ne kadarını oluşturuyor Müslümanlar. Ve aralarında ki ahenge bakın. Kimsenin kimseden haberi yok, kimsenin kimsenin yarasına süreceği merhemi yok. O küçük çırpınışlar ne kadarını söndürür bu büyük yangının. Gözbebeği ümmetinin düştüğü sefalete, yarın ne cevap verilecek yevm-i mahşerde. Kim sorgulamaktadır kendisini ve olan bitende ne kadar payı olduğunu düşünmektedir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık Bir Endülüs’ü yok etti sayın insanlık. Devleti yok olanın kendisi yok olmaz mı? Aç komşunda olan yangın, tok evinin içine sıçramaz mı? Seyircisiz sahada, torpil yediremediğin hakemlerle oynayacağın maçta, bonservisin kadar karşılanırsın ve son maçta gösterdiğin performans değil de, lig boyunca attığın goller kadardır kıymetin.
Ateşe dayanabildiğin kadar günah işle mantığı en düz mantıkla eline çaktığın çakmağın dayanabildiğin ısısına denktir ama cesaretin yoksa tevbeye, bari günahı işleme. Kafirleri unutup, O’cu Bu’cu Şu’cu diye Müslümanları kategorize etme. Cihat diye adlandırdığın ve üzerine farz olan her ne ise, adam gibi olsun. Hain ve sinsice olmasın. Sinsilik Yahudilere mahsustur. Yahudileşmek Peygamberinin en çok sakındığı şeydir. Sünnete muhalefet değil 10 yıldan, ateşten başlar.
Hele hele münafıklığın hiç lüzumu yok. Resulullah’ın duasını hatırla. “Allah’ım en hayırlı amelim ömrümün sonunda yaptığım olsun, en hayırlı anım ömrümün sonu olsun". Hayatının sonunda münafık olan sahabeler olduğunu bilmen belki durumun ciddiyetini anlatır sana. Bu demektir ki fecii durumdayız. Bu demektir ki asla ve asla şu anına güvenme, geçmişine güvenme, yarınına hele hiç güvenme düsturunda yaşamalıyız. Âlem nebisinin kendisini kontrol edişine bak. Sen ise basit bir ümmet parçasısın. Bu her şeyden emin olma halin tarumar edici bir sonuca gebe…
Materyalist dünyanın çarklarında yok oluşuna tanıklık ediyorsun bir sürü insanın. Bu çarka ne kadar mesafedesin? Namazsız geçen günlerine insanların ne kadar acıyorsun? Namaz nedir neden kılarız ne kadar biliyorsun? Kendini ve imanını ne kadar sorguluyorsun. İçe bakıştan yoksunluğunun farkında mısın ya da? Ahlaklı olmak nedir, Resulullah’ın ahlakı ile ahlaklanmak nedir, Resulullah’ı göremediği gün acısını yüreğinde taşıyamayıp dillendiren Hz Ebubekir gibi olabilmek nedir biliyor musun? Sahi sen ne yapıyorsun?
Ekmekleri çöpe atarken, dünyanın diğer ucunda aç midesiyle hafızlık öğrenmeye çalışan Müslüman kardeşlerine olan duyarlılığını da çöpe atıyor musun? Ayakkabılarına dolabında yer bulamazken, çıplak ayaklarının sızısıyla namaz kılan Müslüman çocuklarına kalbinde de yer bulabiliyor musun? Kestiğin kurban, bu bayramı bekleyen, bu bayramı hak edenlerin evine mi giriyor yoksa senin yığma yığma yığılmış no frostuna mı? Kestiğin her bayram, günahlarının şah damarı mı, kavurma şöleninin kurdelası mı?
Sorgulanmamış bir hayat hayat mı, sorgulanmamış bir iman iman mı?
Selametler sizin olsun
Yazan: Şule Demirtaş


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla