Hisarcıklıoğlu aktif siyasete girdi bile
Sis biraz dağılmaya başladı. İnönü stadındaki ‘yol tribününde’ tek kale maçı izlemeye çalışmaya devam.
Ergenekon bir terör örgütü mü? Yoksa ihtilal yapacak cunta mı?
Hiçbirisi…
Bu ne biçim terör örgütü ki tek silah yok. Silahlı eylem yok. Sadece Ümraniye’de patlamamış 27 el bombası ele geçirilmiş.
Ve tek silah, bir günlük. Ve Mustafa Balbay’ın kalemi.
Sevgili bir darbe günlüğünün sahibi de Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Özden. Onca insanın suçlanmasına sebep olan darbe iddiaları için de tek delil o günlük. Ama günlüğün sahibi geziyor. Bir oğlu ‘güçlü sponsorlar’ marifetiyle Çanakkale dizisi çekti. Çanakkale şehitlerinin sayısının abartıldığını anlattı.
SEVGİLİ DARBE GÜNLÜĞÜ VE AİLESİ
Diğer oğlu Burak Örnek de ‘darbe geliyor’ çığırtkanlığı yapan Sabah Gazetesi sahibi Ahmet Çalık’ın ‘sağ kolu’ Başbakan Tayip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak ile birlikte ATV ve Sabah’ı yönetiyor. Örnek aynı zamanda Çalık'ın şirketi olan Naturelgaz Sanayi ve Ticaret A.Ş adına ihalelere giriyor.
Babası Özden Örnek Deniz Kuvvetleri Komutanı iken, 1. Ordu Komutanı olan Org. Yaşar Büyükanıt Zeynel Abidin Erdem’in sahibi olduğu Erdem Holding’te çalışan tek kızını işten çıkardı. Diğer komutanlar da. Amaç ‘özel sektör ile iç içe’ dedikodularının önüne geçmekti. Oramiral Özden Örnek hariç. Gerekçesi ise daha ilginçti: ‘Oğlum küçükken sağlık sorunları yaşadı. Üzerine daha fazla gidemiyoruz.’
O sırada genç Burak patron katında misafirlere, ‘Deniz Kuvvetleri Komutanımız Oramiral Özden Örnek’in oğlu’ şeklindeki taktimlerini ‘saygıyla’ dinliyordu.
İşte darbe suçlamalarına kaynak olan ya da darbe teşebbüsü suçlamalarındaki suç aleti ‘sevgili günlük’ün hikayesi.
Ergenekon isminin ‘yıpranması’ çok acı. Türklerin ‘yeniden var oluş’ destanı Ergenekon’un ismini bu ‘tartışmalı dava’ya konu olan operasyonda kullananlar bir gün bu işgüzarlıklarının hesabını adalet önünde verecek diye umuyoruz…
Toplumsal çözülme devam ederse Türkiye hakiki bir Ergenekon Destanı yaşayabilir. Temennimiz Türkiye’nin silkinerek, ‘kendisine güvenerek, çalışarak, layık bir yönetimle’ hakiki bir Ergenekon yaşaması.
ERGENEKONCULAR KESKİN MUHALİF
Ergenekon sepetinin içine atılan isimlerin ortak bir yönü var. Bu ortak yön AKP iktidarına keskin muhalif olmalarıdır. Ayrı ayrı bağlantıları da vardır. Ama bu suç mu? Değil.
Diyelim ki bu muhaliflikte zaman zaman ‘darbe muhabbeti’ de yapıldı. Eylem ne? Hangi silahla, eylemle darbe yapacaklardı? Günlükle mi? Cumhuriyet Gazetesi ile mi?
Ergenekon ‘muhalif sepetidir’ dedik ya. Birbirinden kopuk sepet. Ufuk Büyükçelebi ile Mustafa Balbay’ı bir kefeye nasıl koyabilirsiniz ki? Mahkeme tarafından serbest bırakılan Ufuk Büyükçelebi’nin portföyü Mustafa Sarıgül’den, Ufuk Söylemez’den, Behiç Kılıç’a kadar geniş bir yelpaze. Mustafa Balbay’ın çevresi ayrı. Emin Çölaşan, Mustafa Özbek, Vural Savaş bunlardan bir kaçıdır.
Sinan Aygün de TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’ndan, Melih Gökçek’e kadar her kesimden insan ile muhatap ve dost. Orgeneraller de TSK içinde her kesimden arkadaş ve dosta sahip. İnsanlar bir biriyle konuşunca, arkadaşlık edince ‘temiz kağıdı’ alacak veya ‘polis tarafından izlenmiyor ‘ diye soruşturma yaptıracak halleri yok ki.
30 AĞUSTOSA KADAR KARŞI DARBE TEŞEBBÜSÜ OLABİLİR Mİ?
TSK son yıllarda komuta kademelerini çok tartıştı. Yaşananlar aslında 28 Şubat’ın devamıdır. Her ikisinde de tartışmanın merkezi Deniz Kuvvetleri Komutanlığıydı. (E) Org. Hilmi Özkök’ün de işaret ettiği gibi TSK içinde ‘hiyerarşik bütünlük arayışlarını’ hızlandırmıştır. İç temizlik yapacak olan TSK ardından siyasete ‘içini temizle’ diyecektir. Komuta kademesi duruma hakimdir. Bu ortaya çıkmıştır. Ergenekon davasının belki de en ‘yararlı tarafı’ da budur.
Aslında AKP iktidarı ‘gizli’, Ergenekoncu isimler ise açık ABD ve AB karşıtıdır. Ergenekon davası da Türkiye’yi 12 Mart 1970 ortamına sürüklemektedir. Sol çıkmış, yerini çoğu eski sol ve İlhan Selçuk gibi isimlerde de olduğu gibi ‘yeni ulusalcılar’ almıştır.
TSK’da orgeneral Başbakan düzeyindedir. Bu göz altılar TSK içinde hareketlenmeleri artıracaktır. Bu da Temmuz ayının hareketli geçeceğini, 30 Ağustos’a kadar karşı harekat olabileceğinin işaretidir. Bu da Temmuz ayının çok sıcak geçeceği anlamına geliyor.
BALANS AYARI: ÖNCE TSK SONRA SİYASET
TSK’nın iç gelişmelerini ve bunun siyasete yansımasını baştan ele alalım. Ergenekon TSK içinde de tasfiye süreci başlatacaktır. Daha doğrusu ‘balans ayarı’ yapılacaktır. AKP’nin kapatma davası daha önce de söylediğimiz gibi ‘iktidar’ değil, ‘devlet krizi’ işaretleri ortaya çıktı. TSK içindeki ‘kaynama’ hiyerarşi içinde durulacak. Tasfiye süreci işleyecek. Kapatma davası bunun önünü açtı.
AKP kapatma davası TSK içindeki kaynamaları bastırma sırasında ‘iktidar yandaşı’ suçlamalarını ortadan kaldırdı. TSK komuta kademesini AKP’nin ‘dümen suyuna girme’ suçlamalarını da…
Tayip Erdoğan da ‘siyasi sanıktır.’ Belki de kurban. Ardından gelecek olan isim de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dür. Çünkü TSK’da alttan gelen ‘tazyik’ kuvvetlidir. Komuta kademesi de dikkatlidir. AKP’nin kapanması ile başlayan ‘siyasi süreç’ ve siyasetin yeniden ‘şekillenmesi’ TSK komite kademesi için bir anlamda ‘zafer sunmadır’
Stratejist Erol Mütercimler tutuklanmadan önce ne diyordu? ‘Gövde ile kafa ayrı düşünüyor. Kapatma olmazsa alt kademe darbe yapar’ mesajı veriyordu. Bu bir fiil değil, değerlendirmeydi. Mütercimler hiçbirimizin istemediği darbe ihtimaline karşı da toplumu, ‘o zaman 25 yıllık restleşme süreci başlar’ diye Fransız ihtilali sürecinde ‘giyotinlerin çalıştığı’ dönemi hatırlatarak aslında toplumu ‘uyarma görevini’ yerine getiriyordu. Bu görevini yaparken Ergenekon’dan darbeci suçlamasıyla göz altına alınarak ödüllendirildi. (!)
BAYKAL VE BAHÇELİ NE DEDİ?
CHP Genel Başkanı Başbakan Tayip Erdoğan’ın bizzat ilgilendiği ve takip ettiği anlaşılan Ergenekon soruşturmasını ‘ihtilal yöntemi’ olarak tanımladı. Haklı ve doğru tesbitti. Hatırlayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ‘Emekli Paşalar MHP içinden elinizi çekin’ demişti. Hatta Emekli Subaylar Derneği (TESUD) bu sözden aylar sonra başka gerekçeyle de olsa bu sözlerden alınarak MHP ile mahkemelik oldu.
MHP Genel Merkezine çıkan Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Genel Başkanı Emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu ve arkadaşları görevliler ile tartışmış, mahkemelik olmuştu. Bu mahkeme Devlet Bahçeli lehine beratla sonuçlansa da emekli generallerin siyaset merakı biliniyor. Emekli generallerin ya da Ergenekoncu diye adlandırılan isimlerin ayrı ayrı organizayonlarda ‘sert muhalif’ tavırları sadece AKP’ye değil, Baykal ve Bahçeli’ye yönelikti.
BAHÇELİ’YE KARŞI ÖZDAĞ, BAYKAL’A KARŞI SARIGÜL
Hatta ‘kaşı çatık’ Ergenekoncu muhalefet CHP’de Deniz Baykal’a karşı Mustafa Sarıgül’ü, MHP’de de Devlet Bahçeli’ye karşı Ümit Özdağ’ı açıkça destekledi. Maddi manevi destekledi.
O zaman Erdoğan bu organizasyonları darbe olarak nitelemedi. Tam tersi bazı AKP yandaşları bu organizasyonları açıktan destekledi. Bu ‘örtülü destek’ Ergenekon soruşturmasında da hissedildi demek abartı olmaz. Sadece Özden örnek değil, Ümit Özdağ da Musatafa Sarıgül de Ufuk Söylemez de bu soruşturma kapsamı dışında kaldı. Halbuki haksız yere göz altına alındığı yaygın kanaat olan bu isimlerle çok sıkı fıkıydı.
Bir grup düşünün ki. Hem CHP ve MHP’de alternatif siyaset geliştirmeye çalışacak. Hem de darbe teşebbüsünde bulunacak. Kiminle yapacak? Bir günlükle mi? Yoksa ‘örtülü olarak’ darbecilikle suçlanan komuta kademesi ve mensupları birlik ve bütünlük içindeki TSK’nın bazı aktif mensupları mı? Kuru iftiradan Allah korusun.
SİYASETİN YENİ AKTÖRLERİ: RIFAT HİSARCIKLIOĞLU VE SİNAN AYGÜN
CHP ve MHP lider adaylarını devre dışı tutan iktidar, buna karşılık kendisine ‘alternatif’ sayılabilecek unsurları incitiyor. D(Y)P’de aktif siyaset denemesi başarısızlıkla sonuçlanan Sinan Aygün’ün Ergenekon sepeti içine atılmasının bir sebebi de TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve Melih Gökçek ile kişisel hukuku ve dostluğudur.
Erdoğan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’dan hep rahatsız oldu. TOBB Başkanvekili Zafer Çağlayan’ı milletvekili ve bakan yapışının sebebi TOBB üzerindeki hesapları ve Hisarcıklıoğlu’na olan soğukluğudur.
Nitekim Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Ankara Ticaret Odası Başkanı, dostu Sinan Aygün’ün göz altına alınmasından sonra verdiği tepki sertti. Erdoğan’a 6 yıldaki ilk ciddi meydan okumaydı. Kafa atışıydı. Lider tavrıydı. Bu meydan okuma Rifat Hisarcıklıoğlu’nun aktif siyasete adım atışıydı. Sinan Aygün de bu adımın hep sebebi hem de yoldaşı olacak görünüyor. Anlaşılan siyaset için Atlantik mutabakatı arayan Hisarcıklıoğlu’nu ateşlemeye Ergenekon davası yetmiş oldu. Hisarcıklıoğlu ve Aygün ‘yeni lidersiz olmaz’ diyenlerin adayıdır.
ERKEN SEÇİM GÜNDEMDE. SİYASETİ AKP ŞEKİLLENDİRECEK
AKP ceza alacak görünüyor, mahiyeti ne olur? AKP ya kapanacak. Öyle görünüyor. Zayıf ihtimal de AKP açık kalacak, bir yıl izleme kararı alınacak. Ama Tayyip Erdoğan ve arkadaşları yasaklı olacak.
Sonuç ne olursa olsun siyaseti AKP’nin duruşu şekillendirecek. AKP kapanırsa ‘emanetçi’ siyaseti böler. Yani AKP’yi. AKP emanetçi ile yönetilemez. TBMM grubu Erdoğan’ın arkasında. Bunun için Nazım Ekren gibi bir ismi isteyebilir. Hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Gül verecek. CHP veya MHP ile yapılacak ittifak AKP’yi bölecektir.
Aksi halde erken genel seçim gelecektir. 2009 yılında Mahalli ve erken genel seçim. Belki de cumhurbaşkanlığı seçimi. Halkın oylarıyla.
FETHULLAH GÜLEN VE LİBERAL MİLLİYETÇİ İKTİDAR
Zaman yazarı ve Gülen’in sağ kolu Hüseyin Gülerce geçtiğimiz günlerde Tayip Erdoğan’ın hatalarını yedi başlıkta topladı. Tabii ki kendince. Bunun anlamı AKP ile köprülerin atılmasıydı. Ardından Gülen konuştu.
Gülen hareket ettiriciydi. ABD’nin ‘yeşil kart’ ve Yargıtay’ın berat kararı Gülen’i, ‘hareket ettirici ve tetikleyici’ kıldı. Görevi bitti. Bu ılımlı İslam projesinin sonudur. AKP'nin kapatılması da bu anlama geliyor. AKP kapatılmasa mı? O zaman proje Ilımlı İslamdır. Bu sebeple kapanma davası AKP lehine olmayacaktır.
İktidar Liberal Milliyetçi iktidardır. Ulusalcı tabiri tırpanlanmış. Muhalif hareketler siyasi partiler seviyesinde bir Liberal Milliyetçi İktidar. Milliyetçi olduğu gerekçesiyle Enternasyonelden dışlanmak istenen CHP, MHP ya da AKP’den kopmuş yeni bir parti…
KUCAKTAN KUCAĞA MEŞRUİYET ARAYAN ERDOĞAN SİYASETİ BECEREMEDİ
AKP, emanetçi ile yürüyemez. AKP kendisini ancak Erdoğan ve Gül’ün dışında çıkacak bir lider ile ‘budayarak’ ayakta tutabilir. Bu isim de AKP içinde görünmüyor. TSK kendi kendisini kontrol ediyor. 30 Ağustos’ta bunu bir kez daha göreceğiz.
Erdoğan AB üyeliği, ABD dostluğunda samimi değildi. O iktidarına hep meşruiyet aradı. Bunun için çırpındı. Kucaktan kucağa dolaştı. Beceremedi.
Kendisini en son tam üyelik için çıkarılan 15 yıllık takvimi ‘bu süreçtir, sonuç değil’ dediği AB terk etti. AB Erdoğan’a bir iki yıl inandı. Sonrası? Prensip, Türkiye’ye kurumsal bakış. AKP ve Erdoğan ABD karşıtlığında da aynı davrandı.
Kapatma davası işaretti. Esas oyun Ergenekon ile başladı. Başla düdüğü çalındı. Kapatma davası ile ipler yerdeydi. Geçen üç ay içinde saflar belirlendi. TSK kendisini revize edecek. Dönecek siyasetten de kendisini revize etmesini, temizlemesini isteyecek. Hatırlayın Şemdinli ve Ergenekon’da uzlaşmazlık Fethullahcılar ile başladı. Erdoğan aktivitesi ve organizasyonu ile sonuçlandı. Bu tür süreçler başladığı gibi bitmez. Temmuz çok sıcak geçecek.
*****
İLİŞKİLERİ 1 YIL ÖNCE YAZMIŞTIK!
Özden Örnek ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki 'sıcak' ilişkiye 4 Nisan 2007'de dikkat çekmiştik.
Gerçek Gündem: Türkiye'nin ihtiyacı...
-----------------------------------------------
karşıdevrimciler kendilerini ele veriyorlar, ama ılımlı islam projesi sona eriyor gibi.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla