Türkiye patlamaya hazır bomba
06/07/2008
Yeşim Özdemir
Uzmanlar, cinnet olaylarının çok fazla yaşanmasının ekonomik koşullardan kaynaklandığını belirtiyor
Ekonomik sıkıntılar, yaşam koşullarının zorlaşması toplumdaki şiddet olaylarını artırıyor. Her gün yeni bir cinnet haberi gündeme taşınıyor. Artık vatandaşa taşıdığı yük ağır geliyor. İnsanların “yan gözle bakması”, “sesini yükseltmesi” otobüste, yolda, evde cinnet nedeni olur hale geldi. Türkiye patlamaya hazır bir bomba gibi adeta; her köşe başında bir olay...
Psikiyatrist Aytül Gürsü Haririri, medyanın tüm cinnet haberlerini detaylarıyla ve “az sonra” gibi deyimlerle kışkırtıcı bir şekilde vererek olağanmış gibi gösterdiğini anlatırken, Sosyoloji Derneği Genel Sekreteri Hüseyin Öbek ise hükümetin halka yeterli istihdam sağlayamadığını, hak arayışı içerisine giren bireylerin şiddete eğiliminin arttığını vurguluyor.
Gelecek endişesi taşıyorlar
Son dönemlerde yaşanan olaylarda medyanın oldukça etkili olduğundan bahseden Aytül Gürsu Hariri, gündemde olan olayların arkasında öğrenme kuramı, merakın söz konusu olduğuna da dikkat çekiyor. Cinnet haberlerinin belli dönemlerde daha sık gündeme geldiğini söyleyen Hariri, “Bu aslında toplumun genel ruh haliyle ilgilidir. Öyle dönemler oluyor ki bütün toplum öfke halinde” şeklinde konuşuyor. Şimdi de aynı ortamın var olduğunu belirten Hariri, radyoda dinlediği bir haberi örnek göstererek “En basiti 4 yıl içinde maaşlar iki misli, borçlanma ise 7 misli artmış. İnsanlar ekonomik olarak dardalar. Çoluğunu çocuğunu daha iyi konumda yaşatmak varken daha kötüye gidiyor. Bu da insanların bir şeylere öfke duymasına neden oluyor” diyor.
Toplumda değerler kayboluyor
Toplumda biriken öfkenin en çok trafikte ortaya çıktığını söyleyen Hariri, arabalarda silah taşınmaya başlandığını, olur olmaz sebeplerle trafikte insanların birbirlerine girdiklerini ve iletişimde kopukluk yaşandığını ifade ediyor. Eskiden yaşanan komşuluk ilişkilerini anlatan Hariri, “Önceden komşuluk ilişkisi vardı. Birinin morali bozuk olduğu zaman karşı taraf ona destek olurdu. Şimdi bir apartmanda oturan insanlar birbirlerini tanımıyorlar” diye konuşuyor. Hariri, insanların ellerindeki destek de gidince bir şeylerin yüklendiğine, sonrasında ise bir patlama yaşandığına dikkat çekiyor. Gelişen teknolojinin de şiddeti artırmada etkili olduğuna değinen Hariri, “Bir çocuk düşünün gün boyu bilgisayarın başında. Bazı oyunlarda birinci olarak yetişiyor. Paylaşım duygusu gelişmiyor. Kolaylıkla zarar verebilir. Çünkü sen onun için önemli değilsin” diyor.
Medya şiddeti körüklüyor
“Bir dönem ‘Kartallar Yüksekten Uçar’ diye bir dizi vardı. Bir kız holdingin üst katına çıkıp aşağı atlıyordu. Bu bölüm gösterildi. Ondan sonraki 2 ay içinde bir sürü kişi intihar etti” diyen Hariri, bu tür görüntülerin ruh hali bozuk olan bireyler için örnek teşkil ettiğini kaydediyor. Çıkmazda olan ve intihara eğilimleri olan kişilerin bu görüntüleri izlediği zaman “O yapıyor ben niye yapmayayım?” şeklinde düşündüklerini söyleyen Hariri, medyanın şiddeti körüklediğini belirtiyor. Özellikle ergenlik çağındaki gençlerin “Ben kimim, nereye aittim” sorularının yanıtlarını aradığını vurgulayan Hariri, televizyonda yayınlanan şiddet içerikli dizilerin gençleri olumsuz yönde etkilediklerini, buradaki karakterlerin örnek alındığını dile getiriyor.
Devlet adaleti sağlayamazsa şiddet artar
Türkiye’de son dönemlerde artan şiddet eğilimlerinin nedenleri üzerinde duran Sosyoloji Derneği Genel Sekreteri Hüseyin Öbek ise toplumun merkezi olan devletin bir sınıf çatışması sonucu ortaya çıktığına, devletin varoluşundan itibaren bir taraf olduğuna dikkat çekiyor. “Devlet toplumsal adaleti gerçekleştiremediği, bulunduğu coğrafyada insanlara istihdam sağlayamadığı sürece o toplumdaki çatışmalar daha büyük olacaktır” diyen Öbek, yoksul insanların yaşamsal haklarını elde edemeyince şiddete yöneldiklerini belirtiyor.
Medya reyting peşinde
Medyanın toplumu bilinçlendirmek gibi bir kaygı taşımadığına dikkat çeken Öbek, şiddetin meşrulaştırıldığını söylüyor. Sabah yayınlanan kadın programlarına değinen Öbek, bu programı izleyen bireylerin şiddeti yaşamın getirdiği bir süreç olarak kabul ettiklerini ve ‘Bunu tek ben yaşamıyorum. Başkaları da var. O zaman doğal’ diyecek duruma geldiklerini ifade ediyor. Medyanın şiddeti bir hak alma yöntemi olarak gösterdiğini dile getiren Öbek, küresel dünyada insanlara güçlü olanın ayakta kalabildiği duygusunun aşılandığını vurguladı. (İstanbul/EVRENSEL)
Kaynak
Sistem tüm hızıyla insanları mavediyor. İnsanlara kontrol edemeyeceği bir şiddet isteği veriyor, bunun sonuçları kaosa yol açıyor ve kaostan kaçan kendini koruyabilecek en büyük şeye sığınıyor; devlete. Bir kısır döngü ile sistem içinde hapsolmuş şekilde yönetiliyoruz. Bunu kırmak bizim elimizde...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
