Jennifer Lopez’e varan katil palazlanması
Yaptığı korkunçtu, iğrençti, affedilmezdi. Ama sonuçta gaza getirilmiş kör cahil, zavallı bir oğlandı. Pis bir maşaydı.
Ve sadece 17 yaşındaydı.
1990 doğumlu. Böyle deyince daha da sarsıcı geliyordu.
Gazetede 80 sonrası doğumlularla çalışmaya alışmıştık. 84 hatta 86 doğumlulara içimizden velet muamelesi yapsak da dışarı çaktırmamaya.
Ama 90’lı başka bir şeydi. Ancak bir arkadaş çocuğu 90’lı olabilirdi! Gayrı ihtiyari hesaplanıyordu: Çocuğum olacak yaşta!..
Yaptığı dünyanın en affedilmez şeyi de olsa, ki yaptığı dünyanın en affedilmez şeyiydi, masum ve iyi bir insanı öldürmek, o çocuk yaşından (90 doğumlu biri muhatabımız olamazdı!), bir de tabii gerçek suçlunun sadece o olmadığını bildiğimizden, tiksintimizi bir lokma bastırabiliyorduk.
“Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27 olsun, katil kim olursa olsun bir zamanlar bebek olduğunu da biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratmayı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim...” demişti Rakel Dink ağlatan o ilk konuşmasında.
Bir bebekten bir katil de yaratırlar, işte böyle gözümüzün önünde, okşaya pışpışlaya, besleye semirte, gazlaya şımarta, cüreti de artırırlar.
Pek tıfıl bir oğlan değildi, ama yakalandığında adamdan da hiç sayılmazdı. Kuşanmaya çalıştığı bıçkın delikanlı halleri arada üstünden akıyordu. Ama sonra poster pozları, hatıra fotoğrafları, saç düzeltmeler, şapkayı bir taktırıp bir çıkarttırmalar... Bunlar ne ki, içeride tahayyül/tasavvur etmekten korkacağımız kim bilir ne ölçüde sırt sıvazlamalar, ego pompalamalar oldu... Aferinlemeler, aslansınlamalar...
Artık 18 yaşında. Duruşmadaki fotoğraflardan gördüğümüz kadarıyla haddinden fazla protein, karbonhidrat yüklemesi yapılmış. Kebap-lahmacun istediğinde ikiletilmemiş herhalde, itinayla beslenmiş, büyütülmüş, XL’lenmiş.
Çocukluktan çıkarılıp adam edilmiş. Saçlar kazınarak imaj edilmiş.
Açık renk takım elbiseler çekilmiş, o âlemlerde çizgili lacivert kruvazenin yazlık tekabülü olsa gerek bu; racona uygun olarak model, belli ki bazılarına da rol model edilmiş.
2007 Ocak’ında ilk gördüğümüz O.S. ile alakası yok bu son Ogün Samast’ın. Bedeni de egosu da kuvvetlenmiş, palazlanmış. Vücut ölçüleri kolay oynar da, bunun asıl ifadesi değişmiş. Özgüveni belli ki yükseldikçe setlenmemiş. Jennifer Lopez geyiği yapabiliyor arsız bir gururla. Frensiz bir cüretle.
Hrant Dink cinayeti davasının basına açık ilk duruşması, utanç verici, mide bulandırıcı bir gösteri sanki. Mesajlar, espriler gırla...
Yasin Hayal, Muhsin Yazıcıoğlu’nu selamlıyor, Erhan Tuncel kız arkadaşının İsrail Cumhurbaşkanı’nı kızı olduğunu söylüyor... Ogün Samast da “Beni Jennifer Lopez aradı” diye espri yapıyor, neşesini buluyor! Sanıkların hepsi pek eğleniyor...
Neşelerini bulmalarına, böylesine gamsız, keyifli, alaycı, ‘esprili’ olmalarına göz yumuluyordan öte, tam da böyle olmaları için gerekli şartlar yaratılıyor belli ki.
Öyle güzel doyuruluyor, rahat ettiriliyor, şımartılıyorlar ki içeride, o kadar koç/aslan/kaplanlanıyorlar ki, zerre tereddütleri kalmıyor. Sayısız öğün proteinin yanında günde iki sefer de özgüven serumuna mı bağlanıyorlar?
Katilleri semirten bu düzen insanda ağır tiksinti uyandırıyor. Ve artık çocuk olmadığına göre, Ogün Samast’tan da doya doya tiksinebiliriz.
Jennifer Lopez’e varan katil palazlanmas? / YA?AM / Radikal ?nternet


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



