• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 15 1234567891011 ... SonSon
142 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    zazza adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-03-2006
    Mesajlar
    426
    Karizma Gücü
    0

    Allah(c.c) 'ın varlığının delilleri...

    Varın ispatı, yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Halbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kainatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkansızlık çapında bir zorluk demektir. Öyleyse diyebiliriz ki; yok, hiçbir zaman ispat edilemez...

    Bir sarayın kapılarından 999'u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, onun ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!... Zaten 999'u herkese açıktır. Hem de ardına kadar... İşte o kapı ve o delillerden birkaçı :

    İmkân Delili: İmkân, olmanın da olmama kadar eşit ihtimale sahip olması demektir. Günlük konuşmalarımızda da mümkün erken olabilirde olmayabilir de manasını kast ederiz. Yaratılmış olun her varlı bize şu gerçeği haykırır: Benim olmamla olmamam eşit idi. Şu ana ben varsam var olmamı yoklukta kalmama tercih eden biri var demektir. O ise Ancak Allahtır.





    Hudus delili: Hudus, sonradan olma demektir. Hudusun en büyük delili değişmedir. Bir varlıkta değişme varsa bu hareketin bir ilk noktası olacaktır. İşte o noktadan önce o şey varlık sahasına çıkmamıştı. Henüz yoklukta isen var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine ve buna güç yetiremeyeceğine göre bu var oluş Allahın yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Maddenin termodinamik kanununa göre sürekli yokluğa doğru kayması, kainatın durmadan genişlemesi, güneşin süratle tükenişe doğru yol alması gibi vakıalar, bu varlık aleminin bir başlangıcı olduğunu gösteriyor.

    San'at: Atomdan insana, hücreden galaksilere kadar bütün kainatta, ince ve baş döndürücü bir sanat göze çarpmaktadır. Evet, bir baştan bir başa kainattaki her eser şu özelliklere sahiptir:
    • Büyük sanat değeri taşır.
    • Çok kıymetlidir.
    • Çok kısa zamanda ve çok kolay yapılmaktadır.
    • Çok sayıda olmaktadır.
    • Karışık ve çeşit çeşittir.
    • Devamlıdır.

    Halbuki, kısa zamanda, çok sayıda, kolay ve karışık yapılan işlerde san'at ve kıymet olmaması gerekir. Ancak yapan Allah (c.c.) olursa, o zaman her şey değişir ve zıtlar bir araya gelebilir!..





    Devir ve Teselsülün Muhal olması: Devrin muhal olduğu şu misalle açıklanıyor. Bir yumurtayı tavuğun yaptığını iddia eden adama soruyorsunuz. Tavuğu kim yaptı? Buna karşılık onun çıktığı yumurtayı gösteriyor. Buna göre tavuğu aradan çıkardığımızda yumurta yumurtayı yapmış oluyor. Bu ise muhaldir. Teselsül ise bir şeyin silsile halinde ta ilk noktasına kadar gidip o ilk varlığı kimin yaptığını sormak suretiyle Allahın varlığını ispat metodudur. Yani bu meyveyi şu ağaç yaptı, o bir önceki meyveden oldu, o da bir önceki ağaçtan. Böylece ilk ağaca yahut ilk meyveye kadar varıyor ve soruyoruz : Bunu kim yarattı diye .

    Kur'an yolu devir ve teselsülden çok farklıdır. Yumurtayı kim yaptı? Yahut meyveyi kim yaptı? sorusunun cevabı, doğrudan doğruya, “Allah yarattı” diye cevap verilir. İlim, irade, şefkat, merhamet kavramlarından bir nasibi olmayan, insanı tanımayan, hikmetten, sanattan anlamayan bu sebeplerin (tavuğun ve ağacın) sonucun yaratılmasında hiçbir tesirleri olmadığı ispat edilir. Böylece devir yahut teselsül deliline gerek duyulmaz.

    Hikmet ve gaye delili: Her varlıkta kendisine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda takip edildiği göze çarpmakta ve hiçbir şeyde gayesizlik, manasızlık ve israf sayılacak herhangi bir durum müşahede edilmemektedir. Hâlbuki, ne madde aleminde, ne bitki ve hayvanat dünyasında, ne de eşya ve hadiselerde şuur ve idrak mevcut değildir ki, bu gayeler silsilesi takip edilebilsin. Öyle ise, kainattaki bu şuurlu işleyişi ve bu hikmet ve gayeleri ancak Allaha isnat etmekle makul bir yol tutmuş olabiliriz.





    Yardımlaşma delili: Yağmurun toprağın imdadını, güneşin gözlerin yardımına koşmalarından, ta havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle adeta dolup taşmaktadır. Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler Öyle ise bu merhametli icraatı sebeplere vermek mümkün değildir.





    Temizlik: Kainattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat'ı (c.c.) anlatmaktadır. Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; rüzgar, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; fezamızda atmosfer, semada kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs isminden haber vermekte ve o ismin verasındaki Zat-ı Mukaddes'i göstermektedir.





    Simalar: Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş milyarlarca insandan hiçbirisine kat'iyen benzememektedir. Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir. Bir cihette birbirinin aynı, diğer cihette birbirinden ayrı milyarlarca resmi küçücük bir alanda çizip, sonra da kendileri gibi olması mümkün, milyarlarca resimden ayırmak ve her şeyi sonsuz ihtimal yolları içinde bir yola ve bir şekle sokmak, elbette ve elbette yarattığı her varlığı, hem de hiç kapalı bir yanı kalmamak üzere bilen ve o varlığa istediği şekli vermeye gücü ve ilmi yeten Cenab-ı Hakk'ı en sağır kulaklara dahi duyuracak kuvvette bir ilandır.

    Fıtrat ve Vicdan Delili: Allahı tanımanın sayılamayacak kadar çok delil ve işaretleri insanın yaratılışında, fıtratında mevcuttur. Bunlardan sadece örnek: İnsan fıtratı ve vicdanı her nimetin mutlaka şükür istediğini bilir. Bir peygambere kavuşmuş ve hidayete ermişse şükrünü Allaha yapar. Aksi hale batıl mabutlara tapar. Bu tapma insan vicdanın insanı zorlamasıyla gerçekleşir. Güzelliği takdir hissi de insan fıtratında mevcuttur. Sergiler, fuarlar bu his ile gerçekleşir. İnsan bu yaratılışının gereği olarak, şu sema yüzünde sergilenen yıldızları, zemin yüzünde boy gösteren çiçekleri, ağaçları, ormanları dolduran ceylanları, aslanları, denizlerde kaynaşan balıkları seyretmek ve onlardaki İlâhî sanatın mükemmelliğini takdir etmek durumundadır.

    Tarih: Dinler tarihi şahittir ki, beşeriyet hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa, hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. İnsan fıtratına bu Allah koymuştur ve insan ona inanmakla mükelleftir.

    Kur'an: Kur'an-ı Kerim'in Kelamullah olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda Cenab-ı Hakk'ın varlığını da ispat eder durumdadır. Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır ve bunlar, o mevzu ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur. Bütün bu deliller, kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır" derler.

    Peygamberler: Peygamberlerin ve bilhassa Peygamberler Efendisi İki Cihan Serveri'nin (s.a.v.) peygamberliğini ispat eden bütün deliller de, yine Cenab-ı Hakk'ı anlatan delillere dahil edilmelidir. Zira Peygamberlerin varlıklarının gayesi, Tevhid; yani Allah'ın varlık ve birliğini ilan etmektir. Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispat eden bütün delilleri, aynı zamanda, Cenab-ı Hakk'ın varlığına da delil olmaktadır. Bir peygamberin hak nebi olduğunu ifade eden bütün deliller, aynı kuvvetle, hatta daha da öte bir kuvvetle "Allah vardır ve birdir" demektedir.


    (sorularlaislamiyet.com)
    VATAN SANA CANIM FEDA...



    Güneşe çıplak gözle bakılmaz; isli camla bakılır. Esbab isli cam gibidir. Güneşi görmek için esbab camını alaşağı etmek gerekmiyor; onu düzgün kullanmayı becermek gerekiyor.


    Onlara anladıkları kadar söyleyin. (Hadis-i şerif)

  2. #2
    :(WeEp): adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-06-2008
    Mesajlar
    323
    Karizma Gücü
    0
    Varın ispatı, yokun ispatından her zaman daha kolaydır.
    Mesela şu kutunun içinde elma yoktur dersek bunu ispatlamak zor olmaz. Zor olmaz, çünkü mekanı daralttık. Mekanı genişlettiğimizde birşeyin olduğunu ya da olmadığını kanıtlamak zor olabilir. İşin zorluğunun sebebi, olup olmadığının ispatlanmaya çalışılmasında değil, neyin olup olmadığının ispatlanmaya çalışılmasında ve mekanın büyüklüğündedir.

    Öyleyse diyebiliriz ki; yok, hiçbir zaman ispat edilemez...
    O halde kim uzayda Allah'ın bir gözetleme kulesi olmadığını ispatlayacak? Veya kim Allah'ın evrende kendi için yarattığı bir bilgisayarı olmadığını ispatlayacak? Elbette böyle bir iddia ile gelen yok, ama biri çıkarda bu söylediklerimi iddia eder ve alıntılardaki yazıların yazarına "ya evrende olmadığını ispat et, ya da olduğunu kabul et" derse ne cevap verecek?!

    Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Halbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kainatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkansızlık çapında bir zorluk demektir.
    Elma bizim bulunduğumuz yerde var. Yani ispatı kolaydır. Var olduğunu ispat etmek kolaydır, sebebi var olduğunu ispat etmeye çalıştığımızdan değil, elimizle işaret edebileceğimiz kadar gerçekci olan birşey olduğu için ve bu gezegende sürekli tükettiğimiz bir meyve olduğu için...

    Birisi karşımıza çıksa ve "Evrende bir yerde karpuz büyüklüğünde elma veren ağaçlar VAR" derse, bunun ispatının kolay olduğunu söyleyebilir miyiz?! Tabiki de hayır! Demek ki zorluk, içinde aradığımız mekanın büyüklüğünden ve ne aradığımızdan kaynaklanıyor.

    Yaratıcı işaret edilemez ama hissedildiği söylenir. Burada altıncı his gibi birşeyden bahsettiğimizi hatırlatırım. Birileri çıkıp: "Ben bir yaratıcının olduğunu hissediyorum. O halde "O" vardır." diyebilir. Fakat bir kişinin ya da birden fazla kişinin öyle hissediyor olması gerçeğin o olduğu anlamına gelmez. Olmadığını iddia etmek kimilerince saçma olarak değerlendirilebilir. Fakat, nasıl ki bu iddianın saçma olması, böyle bir iddianın olmadığı anlamına gelmiyorsa, Yaratıcı'nın olmamasının saçma olması da onun var olduğu anlamına gelmez. Hepimiz saçma şeylerle karşılaşıyoruz ancak onların olmadığını iddia edemiyoruz değil mi?

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Allah (cc)vardır ve bunu insanlara gönderiği elçilerle bildirmiştir.Ki gönderdiği elçiler birbirleirnden farklızamanlarda farklı yerlerde yaşamalarına rağmen hepsi aynı hakikati tebliğ etmiştir.


    Allah'ın bildirdiklerini tebliğ eden Peygamber tezini kuvvetle savunuyor. İnsan­lar onu yalanlamaya çalışıyor, büyük bir çoğunluk da ona karşı çıkıyor, deli-divane diyor, sövüyor, dövüyor, eziyet ediyor ve evinden kovuyorlar. Ama bütün bu bedenî ve ruhanî eziyetlere rağmen o davasını savunuyor, en ufak bir tereddüde kapılmıyor. Hiçbir korku veya hırs onu davasından zerre kadar ayıramıyor. Hiçbir güçlük, dünyaya vermek istediği mesajda en küçük bir değişiklik yapmasına sebep olamıyor veya ondan taviz ver­mesini sağlamıyor. Her sözü ve her hareketiyle inancına ne kadar bağlı ol­duğunu ortaya koyuyor.

    Bundan sonra bir başka şahıs geliyor, aynı sözleri aynı güven ve inançla söylüyor. Daha sonra üçüncü, dördüncü ve beşinci kişiler geliyor ve aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Derken, bunların sayısı hızla artmaya başlı­yor, yüzleri ve hatta binleri buluyor, hepsi aynı sözleri tekrarlıyor, aynı davayı savunuyor, aynı mesajı veriyor. Zaman ve mekân değişikliğine rağmen konuştukları dil, kullandıkları üslûp aynıdır. Hepsi alelâde insan­larda bulunmayan ilim kaynağından bahsediyor. Hepsine mecnun ünvanı takılıyor, her türlü zulüm ve baskıya hedef oluyorlar. Herkes davalarından vazgeçmelerini isliyor. Ama hepsi de sözlerinde duruyor, dünyanın hiçbir gücü onların imanını, inancını sarsamıyor. Bu kadar büyük azim ve kararlılığa sahip olan bu kişilerin, bir başka yönleri de, yalancı, hırsız, hain, ahlâksız, zalim veya haram yiyici gibi özelliklerinin olmaması. En büyük düşman ve en alçak muhalifleri bile bu insanların bu meziyetlerini kabul ediyorlar. Bunların ahlâkı tertemizdir, haysiyeti büyüktür, alçak gönüllü­dürler, namusludurlar. Karakterleri bakımından hemcinslerinden üstündür­ler. Delilikleri de sabit değildir. Tam tersine, iyi ahlâk, nefis terbiyesi ve dünya işlerinin ıslahı için getirdikleri talimat ve kuralların eşine rastlamak şöyle dursun, birçok alim, birçok âkil bunların inceliklerini araştırmak amacıyla ömürlerini geçirmişlerdir.


    Biz Müslümanlar ,Allah'ın Peygamberleri vasıtasıyla bize bildirdiklerini kabul ediyoruz ve Peygamberimize uyuyoruz.



    İhlâs Sûresi

    1 - De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.”

    2. “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)”


    3. Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir).”


    4. “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”


    Peygamberlerin tebliğine de ısrarla inanmayanlara söyleyeceğimiz ;

    Kâfirûn Sûresi

    1 - De ki: “Ey Kâfirler!”

    2. “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.”


    3. “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”


    4. “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.”


    5. “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”


    6. “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”




    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  4. #4
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Olmayan bir varlık için,var veya yok diye tartışma açmanın ,söz konusu dahi yapılmaması açık bir gerçektir.
    Ancak ve ancak,varlığı olan bir şeyden var veya yok diye söz edilebilir.ALLAH'ın varlığını,birliğini ve ortağı olmadığını,bile bile inkar edenler,öncelikle kendilerinin nasıl bir varlıkla (Adem)var olduklarını bilmeleri gerekmektedir.

    ALLAHIN VARLIĞI İÇİN DELİLE İHTİYAÇ YOK KARDEŞİM,YOK....ZİRA, APAÇIK MEYDANDA...

    Sevgi ve saygılarımla.
    Bu mesaj en son " 16.07.08 " tarihinde saat 16:23 itibariyle mehmetcik1979 tarafından düzenlenmiştir...
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  5. #5
    mimmoza adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    285
    Karizma Gücü
    0

    Şüphesi mi var?.

    Çok bilimsel(!) görünmese de,tam da yeri olduğundan bir hikaye aktarayım dedim.
    Eski zamanda beldenin birine meşhur bir din alimi gelmiş.Halk akın akın, konuşma yapacağı yere koşuyorlarmış.
    Yaşlı bir kadıncağız da hindilerini güderken,telaş ve aceleyle gidenleri görünce merakla sormuş bir gence;
    -a oğul nereye böyle hızlı hızlı?
    Telaşlı genç cevap vermiş;
    -Nineciğim meşhur bir alim gelmiş şehrimize,konuşmasına yetişmek ve yer kapmak için koşturuyoruz.
    yaşlı kadın sormuş yine;
    -ne alimiymiş oğul,neden bahsedecekmiş?.
    Genç adam;
    -Nineciğim,din alimiymiş.hem de ne alim!..Allahın varlığını 99 esması ile isbat ediyormuş,99 şekilde!..
    deyince,
    yaşlı kadın ;
    -Vah yavrum vah!..Vah ki vah!..A oğlum,bu aliminizin Allahın varlığından 99 şüphesi mi var da isbatla uğraşıyor?..
    Fer’i olup gerçeği yansıtamayan, gönül kapısını açamayan, mana yoksunu, gönül dışı ibadet ve taatlar emr-i ilahi olsa da kast-ı ilahi olamaz.
    Pir'i Galibi
    H.Galip Hasan Kuşçuoğlu
    .......kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, Kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler “Allah,örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler...
    Müddesir 31

  6. #6
    ayneyn adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-04-2008
    Mesajlar
    1,926
    Karizma Gücü
    0
    Bir sarayın kapılarından 999'u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, onun ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!... Zaten 999'u herkese açıktır. Hem de ardına kadar...

    Çok yerinde tespitlerle dolu bir yazı
    Anlayabilene...
    Sadece Bakarak Göremezsin !

  7. #7
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı ayneyn tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bir sarayın kapılarından 999'u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, onun ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!... Zaten 999'u herkese açıktır. Hem de ardına kadar...

    Çok yerinde tespitlerle dolu bir yazı
    Anlayabilene...
    Recognizer Kardeşimden duyduğum bir söz vardı tam bu konuya uygun bir sözdü. "Köre ne, Görene" diye Allah'ın varlığının delilini arayanlar, kendi aklının işleyişinin sorununu arıyordur. Allah varlığı delile ihtiyaç duymaz. Varlık sorunu insanın sorunudur. Zaman ve mekan sorunudur. Var dediğimiz şey görebildiğimizdir. İnsanın sorunu burada. Allah İnsanın bu sorununu çözmede devasınıda göstermiştir. İkna olmamayı iş haline getirene ne yapsan boş kardeşim. Sonuçta İnsan irade ve aklı ile tercih edecek olandır. Kimse bir şeyi ispatla mükellef değildir. Allah'ın peygamberleri bile sadece tebliğ etmişlerdir. İman ve İnançın yegane tasarrufu Alemlerin rabbine aittir. Vesselam
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  8. #8
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    bı de bız görebılsek delıllerı
    ............
    imza

  9. #9
    Turk_Perisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-07-2008
    Mesajlar
    4,262
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı SANATTARİHÇİ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bı de bız görebılsek delıllerı
    Yine sapıttı bizim tarihçi...
    Eger Allah'ın varlığına inanmak istiyorsan git aynaya bak ama boş değil dolu bak...Gördüğün her zeerre Allah'ın eseridir...
    Sen Bacadan geldin...Baban Bacadan geldi...Babanın babasınıda Leyleklermi koymuştu bacaya?
    ~~уαяєη~~

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Ne Mutlu Türküm Diyene

    "BABA"
    Öyle bir yara ki kaLbimde ağlasam KANIYOR, gülsem ACIYOR

  10. #10
    cubacabras adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-07-2008
    Mesajlar
    92
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı SANATTARİHÇİ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bı de bız görebılsek delıllerı

    allah göstermesin...!

    çok zor deil istersen görebilirsin sadece başlamak için düğmeye basıcak birinin olduğunu anlaman lazım!
    rasgeleci bi bakış açısı neye cvb veriyo ki ? sadece orta da olana bi kılıf hazırlamaktan baska....
    ben ne ataistler gördüm korkutuğu zaman allahım yardım et diyen...
    allahın varlıgını kabul etmek için size bi korku yeter
    Bu mesaj en son " 16.07.08 " tarihinde saat 17:33 itibariyle cubacabras tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Tayyip Erdoğan'ın mal varlığının açıklamamasının sebebi sizce nedir?
    2006 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 25.03.06, 22:59
  2. Delilleri imha operasyonu mu ?
    2005 Konuları bölümünde KARECHi tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 06.07.05, 18:18

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •