• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 20 1234567891011 ... SonSon
197 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    siez9 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2007
    Mesajlar
    1,375
    Karizma Gücü
    0

    Dinlerin kökeni Sümer efsaneleridir!

    Dinlerin ortaya çıkışı hakkında ilginç bir araştırma.İnanan-inanmayan herkesin okuması gerek;SÜMER DİNİ EFSANELERİNDEN
    TEK TANRILI DİNLER VE DİN KİTAPLARINA GELEN ETKİLER:


    Bu geniş konuyu kısa süreye sığdırmak olanaksız. Elden geldiğince özetleyerek genel bir bilgi vermeye çalışacağım.

    Kimdi bu Sümerliler? Ne yapmışlar? Kendilerinden yüzlerce sene sonra gelenleri nasıl etkilemişlerdir?

    Sümerliler bundan hemen hemen 6000 yıl önce Mezopotamya’ya gelip yerleşmişler ve orada izleri zamanımıza kadar ulaşan büyük bir uygarlık geliştirmişlerdir. Bu uygarlığın en önemli buluşu tekerlek ve dillerine göre bir yazıdır.

    Yazı ilk olarak resim şeklinde taşlar üzerine yazılmış. Daha sonra Dicle ve Fırat nehirlerinin getirdiği bol kil üzerine yazılmaya başlanmış. Bu yüzden yazı şekil değiştirerek işaretleri oluşturan çizgiler çiviye benzemiş, (Bunun için şimdi “ çiviyazısı ” deniyor) kelimeler de kısmen hece olmuş. Böylece hem kendileri istediklerini yazabilmişler, hem de Ortadoğu milletleri olan Babilliler, Asurlular, Hurriler, Hititler, Urartuların da kendi dillerini yazmalarını sağlamışlardır. Ugarit ve Persler de bu yazıdan harf yazısı yaparak yararlanmışlardır.

    Geçen yüzyıldan beri gerek Mezopotamya’da gerek Anadolu ve Suriye’de yapılan kazılarda on binlerce çiviyazılı tablet bulunmuş, yazılar okunmuş, diller çözülmüş ve tamamıyla unutulmuş, en az üçbin yıllık Ortadoğu milletlerinin tarihleri, dinleri, efsaneleri, günlük yaşantıları ortaya çıkmıştır. (1)

    Bu yazılı belgelerin en önemlileri Sümer Edebiyatı ve dinine ait olanlardır.

    Sümer Dini çok Tanrılı bir dindi. Fakat inanç ve dini işlemlerde tek Tanrılı dinlere büyük etkileri olduğu anlaşılıyor.

    Tanrı’nın yaratıcı ve yok edici gücü, Tanrı korkusu, insanların Tanrı tarafından yargılanması, Tanrılara yaranmak için kurbanlar verilmesi, törenler, dualar, tütsüler, ilahiler, çalgılarla Tanrı’yı sevindirmek, iyi ahlaklı, saygılı olmak ve temizlik, Sümer inanışlarının temeli idi. Bunlar tek Tanrılı dinlere geçmiş.

    Sümerlilere göre Tanrılar şehirleri ve bütün kültür varlıklarını meydana getirip insanlara vermişlerdir.
    Aynı düşünceyi Kuran’da da buluyoruz. Allah’ın insanlara elbiseler yaptığı (Araf: 26), dağlara barınaklar, sıcaktan koruyacak elbiseler, savaştan koruyacak zırhlar (Nahl: 81) ve gemileri (Yasin: 82) yaptığı yazılıyor.

    Sümer’de Tanrılar “ol” deyince o şey olur.
    Yasin: 82’de “Allah’ın yaratmak istediğine ‘ol’ demesi yeterlidir.” denmektedir.

    Sümer’de Tanrılar istediklerini yok ederler. Ordular Tanrılarındır.
    Aynı düşünceyi Kuran’da da (Enfal: 17) savaşta insanların değil, Allah’ın öldürdüğü, atılan öldürücü silahların Allah tarafından atıldığı yazılı.

    Sümer Tanrıları kızarsa kendi ülkelerini bile yakıp yıkarlar.
    Tevrat’da, Yahve’ (Yehova) nın insanlara kızarak onlara yok edici felaketler verdiği, komşu devletleri İsrail’in üzerine saldırttığı bildirilmektedir.
    Kuran’daki birçok sure içinde Allah’ın çeşitli milletleri nasıl yok ettiği sayılmaktadır. Bunların bazıları kasırga, bazıları dondurucu soğuk ile ortadan kalkmış (Ankebut: 38, Furkan: 38, Hace: 44, Akkaf: 27, Muhammet: 13, Fussilet: 13.. bunlardan birkaçı).

    Sümer Tanrılarının gök yüzünde Duku denilen toplandıkları yerleri, kürsüleri vardı.
    İsraillilere göre de Tanrı’nın gökte sarayı ve etrafında bir çok yarattıkları var.
    Kuran da 26 ayette Allah’ın Arş’da, etrafında melekler, cinlerden oluşan bir toplulukta oturduğu yazılı. Arş’da saray demek.

    Sümer’de Krallar yeryüzünde Tanrıların vekili sayılıyor.
    İslam’da da halife Allah’ın gölgesi, vekili idi.
    Papa da öyle.
    İslam’a giren kadınların başlarını örtmeleri Sümer mabed fahişelerinin simgesiydi.

    Sümerliler dünyadaki olayların ve Tanrı isteklerinin yıldızlarda yazılı olduğuna inanırlardı.
    Burue: 17-18, Nemi: 75 ayetlerinde Kuran’ın ve diğer olayların gökte Levh-i Mahfuz’da yazılı olduğu bildiriliyor.

    Sümer’de sosyal adaleti koruyan Tanrıça senede bir kez insanları, o yıl içindeki davranışlarını göre yargılar. Bu inanış İslam’a Şaban ayının on beşindeki Beraat Kandili olarak girmiş.

    Sümerliler dini törenlerini ayın görünüşüne göre yaparlardı. Tek Tanrılı dinlerde de öyle.

    Sümer’de her şahsın ve ailesinin kendilerine özgü bir Tanrısı vardı. Onun görevi onları korumak isteklerini büyük Tanrılara iletmekti.
    Kuran’da (Kaf: 17-18) “ ..hiç kimse yoktur ki, onun üzerinde bir koruyucusu ve denetleyicisi bulunmasın ” denmektedir.

    Tevrat ve Kuran’da bulunan evrenin, insanın yaradılışı, Havva’nın Adem’in kaburgasından var edilişi, Habil Kain cinayeti, Cennet’ten Kovulma, Tufan, Babil Kulesi, Tek Dil, Eyüp Peygamber, konuları hep Sümerlilerden gelmektedir.

    Bunlardan başka Kuran’daki Harut Marut Melekleri ile ilgili konu,

    Tevrat’taki Süleyman’ın “ Şarkılar Şarkısı “ bölümü (2),

    İbrahim Peygamber’in karısı Sara’yı Firavun’a sunma hikayesinin de Sümerlilerin bereket kültünü oluşturan Kutsal Evlenme Törenleri’nden kaynaklandığı son yıllarda anlaşıldı. (3)

    Kuran’da her konu ayrı ayrı çok yüzeysel çeşitli surelerdeki ayetlere dağılmış ve birbirlerine bağlantısız olarak yazılmış.

    Yaratılış: Her üç dinde de evren büyük bir su, Ondan bir dağ çıkıyor, ikiye ayrılıyor. Üstü gök, altı yer oluyor. İnsan çamurdan Tanrı görüntüsünden yaratılıyor. İlk yaratıldığına inanılan “ Adam “ ın anlamı da “ Kırmızı Toprak.” Havva’nın Adem’in kaburgasından yaratılması ve Cennet’ten kovulmaları da bir Sümer efsanesinden geliyor:

    Kuran’da Aden Bahçeleri olarak tanımlanan Sümer’in Tanrılar Bahçesi Dilmun’da, Yer Tanrıçası 8 bitki yetiştiriyor. Bunların koparılması yasak. Fakat Bilgelik Tanrısı dayanamayıp tatlarına bakıyor. Buna çok kızan Tanrıça, Tanrı’yı lanetleyerek yok oluyor. Bunun üzerine Bilgelik Tanrısı ölüm derecesinde hastalanıyor. Büyük zorluklardan sonra Tanrıça bulunarak Bilgelik Tanrısı’nı iyi etmesi için ikna ediliyor.Tanrıça hasta olan 8 bitkiye karşı 8 organı için 8 Tanrı ve Tanrıça yaratıyor.
    Son olarak Tanrı’nın kaburgasını iyi edecek bir Tanrıça’dır. Adı da “ Kaburganın Hanımı ‘ anlamına gelen “ Ninti “ dir. Burada Nin - Hanım, Ti ise Kaburga demektir, Ti ’ nin bir anlamı da “ Yaşam “ dır. Eğer isme buna göre anlam verirsek “ Yaşamın Hanımı “ olur.

    Bu efsane Tevrat’a geçerken Tanrıça kaburgadan yaratılan kadın olmuş, Kaburganın Hanımı anlamına gelen ad yerine de Yaşamın Hanımı anlamına gelen Havva adı konmuştur. Burada Tanrıların Bahçesi, yani Cennet, yasak meyve, meyveyi yiyen erkek Tanrı, kaburga ile ilgili kadın (Tanrıça) ve Tanrı’nın yasak meyve yiyip lanetlenmesi Tevrat hikayesine tamamıyla uymaktadır.

    Kuran’da ne Havva’nın adı, ne de kaburgadan yaratıldığı yazılı. Cennetten Tevrat’taki gibi yılan değil, şeytan çıkartıyor onları. Yasak ağacın adı “ Sonsuzluk Ağacı.”

    Adem’in çocukları Habil Kain (İslam’da Kabil) Hikayesi:
    Tevrat’a göre Habil koyun çobanı, Kain çiftçi. İkisi üzümlerinden Tanrı’ya sunuyor. Tanrı Habil’in getirdiğini beğendiği için kardeşi Kain onu öldürüyor. Konu Kuran’da Maide 27-31’de, ne çocuklarının adları, ne getirdikleri yazılıyor. Hadislerde de bol bol ve çeşitli şekillerde anlatılmış.

    Sümer’de hikaye şöyle: Çoban Tanrısı ile Çiftçi Tanrısı, Aşk Tanrıçası ile evlenmek isterler. Tanrıça, Çoban Tanrısı’nı ve onun getirdiği ürünleri yeğler. Çiftçi de aradan çıkar. Buna paralel bir başkasında “ Yaz “ kendi ürünü olan tahılı, “ Kış “ da hayvanlarından Tanrı Enlil’e sunarlar. Tanrı “ Kış “ ın ürünü hayvanı kabul eder. Ya da buna razı olur. Tevrat’ta neden onlara cinayet yaptırılmış? Hele böyle bir din kitabında!

    Tufan: Tevrat - Tekvin Bab - 8:9 ‘ da Tufan olayı kısaca şöyle anlatılmış:

    İnsanlar bozulmuş olduğundan Rab hepsini yok etmeye karar veriyor. Yalnız Rab’a iman eden Nuh’a Tufan yapacağını, tarif ettiği gibi bir gemi yapmasını, içine neler alacağını bildiriyor. Nuh söyleneni yapıyor. Tufan başlıyor, 40 gün sürüyor. Sular 150 günde çekiliyor. Gemi Ararat dağına oturuyor. Sular tamamiyle çekildikten sonra Nuh gemiden çıkarak Rab’a kurbanlar kesiyor, Nuh’a 950 yıl ömür veriliyor. Rab’da yaptığına pişman oluyor.

    Kuran’da bu olay 7 Sure içinde 20 kadar Ayette değişik şekillerde çok yüzeysel olarak yazılmış. Tufan adı bir kez geçiyor, geminin nasıl yapılacağı, Tufan’ın ne kadar sürdüğü gemiden nasıl çıktıkları, Nuh’un neden 950 yıl yaşadığı bildirilmemiş.

    Buna karşın Allah’ın insanlara kızması, olayın Nuh’a bildirilmesi, gökten, yerden suların taşması, gemimin bir dağa yanaşması, bir kısım insanların kurtulması.. Tevrat ile paralel.

    1872 yılına kadar Tufan hikayesinin yalnız Tevrat’ta olduğu biliniyordu. Fakat Ninive’de çıkarılan Asurbanipal Kitaplığı içindeki bir çiviyazılı tablet okununca büyük bir şaşkınlık olmuştur. Gilgamış Destanı’nın son kısmını oluşturan bu hikayeyi, ölümsüzlüğü arayan Gilgamış’a Nuh’un Babilce karşılığı olan Utnapiştim anlatmış. Buna göre çoğalan insanların gürültüsünden rahatsız olan Tanrılar bir tufan yapmaya karar veriyorlar. Fakat Bilgelik Tanrısı gizlice bir duvar arkasından Utnapiştim’e durumu bildiriyor. Gemi 7 günde yapılıyor. İçine Utnapiştim akrabalarını, sanatçıları çeşitli hayvanları dolduruyor. Tufan başlıyor. 6 gün 6 gece sürüyor. 7’inci gün gemi Nizir Dağı’na oturuyor. Suların çekildiği kuşlar gönderilerek anlaşılıyor. Gemiden dışarı çıkınca Utnapiştim kurbanlar kesiyor. Onların kokusunu duyan Tanrılar üşüşüyor. Tanrılar Utnapiştim’e ölümsüzlük vererek Tanrıların bulunduğu yerde oturtuluyor.

    Bu hikaye geç çağda Sami olan Akat dilinde yazılmıştır.

    Bu yüz yılın daha erken çağına ait bu hikayenin Sümercesi bulundu. Tablet çok kırık olmasına rağmen, Tanrıların bir tufan yapmaya karar verdiği, bu kararı Bilgelik Tanrısı Enki’nin duvar arkasından Utnapiştim’in Sümerce karşılığı Zinusudra’ya bildirdiği, Tufan’ın 7 gün 7 gece sürdüğü, bittiğinde Zinusudra’nın kurbanlar yaptığı yazılı.

    Görüldüğü gibi Tufan hikayesinin Sümerlilerde yazıya geçtiği, onlardan Akad’ların aldığı onlardan da Tevrat’a, arkadan Kuran’a geçtiği anlaşılmaktadır.

    Sümer’de vaktiyle insanların tek dilde konuştuğu, fakat Bilgelik Tanrısı’nın kızarak onu bozduğu ve insanların dillerini karıştırdığı yazılı.
    Bu konu Tevrat’da olduğu gibi Kuran’da da var. Bunun izini 2 ayette buluyoruz.

    Birincisi: Hud: 118-119

    Rab’ın dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı, onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. Zaten Rab onları bunun için (dalaşsınlar diye) yarattı.
    Rab’ın “ Andolsun ki cehennemi tüm insanlar ve cinlerle dolduracağım ” sözü yerini buldu.

    İkincisi: Maide 5: 48

    (Ey Ümmetler!) Her birinize bir yol ve şeriat verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı. Fakat size verdiğinde (yol ve şeriatta) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyle ise birbirinizle yarışın, hepinizin dönüşü Allah’adır. Üzerinde ayrılığa düştüklerinizi o haber verecektir.

    Eyüp Peygamberin sabrı ve ödüllendirilmesi konusu Tevrat’ta 1040 satırlık şiir halinde yazılmış,
    Sümer’de de “İnsan ve onun Tanrısı” adlı şiir aynı konuyu kapsıyor, çeşitli felaketlere uğrayan bir adam sabır ederek Tanrılara yaptığı dualar ve yakarışlarla bunlardan kurtuluyor, eski sağlık ve zenginliğine kavuşuyor. (4)

    İlginç olanı 1846’da bir Amerikalı tarafından yazılan bir kitapta, Tevrat’taki bu şiirin Musevilere ait olamayacağı, başka bir dilden aktarmış olduklarını yazması. En az yüzyıl sonra bunun Sümerlilerden alındığı kanıtlandı. (5)

    Kuran’da bu konu 2 sure içinde 15 ayette (Enbiya: 81-94, Sad: 41-44) kısa olarak yazılmasına rağmen, dert ve üzüntülerin sabır ve Allah’a dua ile giderileceği, eski varlığa kavuşulacağı bildiriliyor.

    Suların kan olması: Tevrat çıkış- Bab 7: 14-25’de Musa suları kana çeviriyor.

    Bu Kuran’da – Araf, 132-133 ayetlerinde “ ..Su baskınını, çekirgeyi, kurbağayı, ve kanı her birini ayrı mucizeler olarak onlara musallat ettik.” deniyor. Bu da Sümer’in aşk Tanrıçası İnanna’nın, kendisine tecavüz eden bahçıvana kızarak ülkesinin sularını kana çevirmesine paralel.

    Kuran – Bakara, 102: Adı geçen Harut Marut meleklerine ait hadislerde yazılan hikayelere göre bunlar, Sümer’lilerin Venüs yıldızını simgeleyen Aşk Tanrısı’nın aşıkları çoban Tanrısı Dumuzi ile çiftçi Tanrısı Enkidu’nun bir devamıdır. (7)

    Tevrat’taki Süleyman’ın Şarkılar Şarkısı bölümündeki şiirlerin Sümer’de yeni yıl bayramlarını oluşturan kutsal evlenme törenindeki şarkılara paralel olduğu hatta birçok satırların aynı olduğu saptandı. (8)

    Tevrat – Tekvin, 12’de anlatıldığına göre İbrahim Peygamber karısı ile Mısır’a gidiyor. Karısı güzel olduğu için onu alıp kendisini öldürecekler korkusu ile İbrahim, karısını kız kardeşi olarak tanıtıyor. Firavun onu karılığa alıyor, fakat saraya gelen felaketlerin kadının yüzünden olduğunu öğrenen Firavun kadını bir cariye ile geri veriyor. Ayrıca sığırlar, altın ve gümüşlerle İbrahim’i zengin olarak ülkesine gönderiyor.

    Bu hikayede İbrahim neden karısının kız kardeşi olduğunu söylüyor? Neden onu krala veriyor? Neden bunun için İbrahim cezalandırılacağı yerde Firavun cezalanıyor? Neden Firavun İbrahim’i zengin yapıyor? .. sorularına yüz yıllar boyunca Tevrat araştırıcıları cevap bulmaya çalışmışlardır.

    1946 yılında İsrail’de Kumran mağaralarında İsa zamanına yakın tarihlenebilen tomar halinde İbranice ve Aramica yazılı metinler bulundu. Deri üzerine yazılmış, fakat samanla çok yıpranmış metinlerin çevirilerini bilim adamları zorlukla da olsa yapmaya çalışmaktadırlar. İşte bu belgelerden birinde bu hikayenin daha ayrıntılı olarak yazılmış olduğunu gördüm.(9) Buna göre aslında böyle bir olay olmamış. İsraillilerin, Sümer’in Kutsal Evlenme Efsanesi’nden çeşitli motifleri alarak bu hikayeyi meydana getirmiş oldukları anlaşılıyor.(10)

    Bize Sümer yolunu açarak, bunları meydana çıkarmamızı sağlayan Ata’mızı şükranla anıyorum.

    Muazzez İlmiye Cığ
    Çivi Yazıları Uzmanı, İstanbul

    DİPNOTLAR:

    1 - Sümerliler ve kültürleri hakkında daha geniş bilgi için:
    Samuel Noah Kramer, History Begins at Sumer, Tarih Sümer’de Başlar, Çeviren: Muazzez İlmiye
    Çığ, Ankara 1990;
    Samuel Noah Kramer, The Sümerian, Their History, Culture and Character, Chicago 1963;
    Hartmut Schmökel, Das Land Sumer, Almanya 1955;
    C. Leonard Wooley, The Sumerian, New York 1965.

    2 - Yazılan bu konuların geniş olarak karşılaştırmalı açıklamaları için :
    Muazzez İlmiye Çığ, Kuran, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, 2. Baskı ,Kaynak Yayınları -
    İstanbul 1996.

    3 - Bu konu İbrahim Peygamberle ilgili yeni yayınlanacak kitabımda ve Bilim ve Ütopya Dergisi, 1997
    Mart sayısında geniş olarak açıklanmıştır.

    4 - Muazzez İlmiye Çığ, Tevrat, İncil, Kuran’ın Sümer’deki Kökeni, s. 56 - Sümer şiiri ile
    karşılaştırılması.

    5 - Robert Cooper, The inquirer’s Text Book, Being Substance of Thirteen Lectures on the Bibel,
    Boston 1846 p. 110.

    6 - Muazzez İlmiye Çığ, Tevrat, İncil, Kuran’ın Sümerdeki Kökeni, s. 47 - Sümer şiirinin bir bölümü.

    7 - Daha geniş karşılaştırma için Bilim ve Ütopya Dergisi, 1996 Ekim, Muazzez İlmiye Çığ, Kuran’daki
    Harut Marut Meleklerinin Sümer’deki Kökeni s. 34.

    8 - Muazzez İlmiye Çığ, Tevrat, İncil ve Kuranın Sümerdeki Kökeni, s. 62 - karşılaştırmalı
    gösterilmiştir.

    9 - Yıgael Yadım, Message of the Scrolle, Newyork 1962, P. 145 vol.

    10 - Bu konu açık ve karşılaştırmalı olarak Bilim ve Ütopya, Mart 1997’de yayımlandı.
    Muazzez İlmiye Çığ, İbrahim Peygamber, İstanbul, Kaynak Yayınları 1997, s. 87. Ayrıca,
    yayınlanmış olan “İbrahim Peygamber, Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre”,
    İstanbul, Kaynak Yayınları 1997, kitabımda bulunur.

    McigYazi1
    ey bu topraklar için toprağa düşen/Bir karış toprağın Var mıydı yaşarken?

  2. #2
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    İnanmak veya inanmamak neymiş burdanda görülebilir.
    Yani kişi,inanıyorsa gördükleri ile imanı güçlenir ve hazzı artar.
    İnanmıyorsa da işte böyle her gördüğüne kulp takmakla ve buna da "ilim yapmak" diyerek kendini kandırmakla geçirir ömrünü.
    Yahu ne güzel işte..Allahın insanlara bildirisi; hertürlü tahrifatlara,idrak farklılıklarına ve zamanın kaydırmalarına rağmen değişmemiş,her kitabda aynen görülüyor.Temel aynı. Din tek.İSLAM.
    Sümerlerin dini de islamiyet idi.Hem de peygamber bilgisine sahip bir topluluk imiş anlaşılan.Ne olacaktı yani,bilgilerin aynı veya benzeyişlerin olmasından doğal ne olabilir?.Tarihlerine bakacak olursak,ibrahim peygamber zamanlarına rastlayabilir.Nuh tufanı bilgisine sahipler ise,Nuh a.s.den sonraki dönem imiş demekki.Ne var bunda şaşacak.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  3. #3
    abdestbozan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-06-2008
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0
    Sümerlerde Allah giyinin demiş kurandada bu var aha yakaladım kuranın kökeni sümer . Şu ateist mantığı gülmekten öldürüyor beni
    Her kadının bastığı yerde sanki kalbim var
    Kalbim ki zevk alır ezilişinden
    Ömrümüzün geçtiği yolda bana sorsalar
    Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden

    Bir kadının, içinden ağlayışı, gülüşü
    Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın
    Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü
    Kadınlar, onlar varken konuşmayınız sakın

    ince sütunlardaki ilahi güzelliğe
    Bacakların ruhudur şekil veren, diyorum
    Bacakları bir kalın örtüde saklı diye
    Mermerde kalbi çarpan Venüs'ü sevmiyorum

    Boynuma doladığım güzel putu görseler
    insanlar öğrenirdi neye tapacağını
    Kör olsam da açılır gözüm ona sürseler
    isa'nın eli diye, bir kadın bacağını


    Necif Fazıl Kısakürek

  4. #4
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Sümerlerde Allah giyinin demiş kurandada bu var aha yakaladım kuranın kökeni sümer . Şu ateist mantığı gülmekten öldürüyor beni
    Konuyu okumadan yorumlar yapınca böyle gülünç bir duruma düşüyorsunuz işte.
    "Enuma Eliş"'i okudunuz mu hiç?

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    16-07-2008
    Mesajlar
    229
    Karizma Gücü
    0
    Sümerlerin dünyada ilk defa geniş bir entellektuel alan ve tartışma ortamı kurgulaması, dinlerin kaynağı olduğunu göstermez.

    Zaten "dinler" diye bir kavram söz konusu değildir.

    İnsanlık tarihi başlangıçtan bugüne, Yüce Allah'ın ilk insana ve devamına sunduğu yaşayış biçimi (Sınırlar), ile şeytanın sunduğu öğretiler arasında bocalamıştır, bocalamaktadır.

    Öz Dinin kaynağı Yüce Allah'tır.

  6. #6
    <span style='color: #FF0000'>Kutadgu Bilig</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-03-2008
    Mesajlar
    5,139
    Karizma Gücü
    6
    Y&#252;ce Kitabımıza göre Y&#252;z k&#252;s&#252;r bin tane peygamber vardır.
    Bu peygamberlerin birkaçı tabidir ki s&#252;merlere de gönderilmiştir.
    Dolayısıyla S&#252;merlerden g&#252;n&#252;m&#252;ze intikal eden bir takım bilgiler kendilerine gelen hak peygamberlerin ve bunların diğer insanlarca tahrif edilmiş bilgilerine aittir.

    "Dinlerin kökeni s&#252;mer efsaneleri" ifadesi yanlıştır. İslam zaten İlk insan Hz. Ademle yery&#252;z&#252;ne yayılmıştır. Bu açıdan dinin kökeni zaten s&#252;merlerden çok önceye Hz. Adem'e dayanır.

    İnsanlarca bozulmayan tek hak din vardır g&#252;n&#252;m&#252;zde. O da Kur'an-ı Kerim'in dini İslamdır.
    Bu mesaj en son " 17.07.08 " tarihinde saat 00:38 itibariyle Kutadgu Bilig tarafından düzenlenmiştir...
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic389535_2.gif

    Rehber Kur'an Hedef Turan

    Türk Dünyası ve Türkiye, Hz. Muhammed (SAV) Gibi bir Önder Arıyor

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    16-07-2008
    Mesajlar
    229
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Kutadgu Bilig tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yüce Kitabımıza göre Yüz küsür bin tane peygamber vardır.
    Bu peygamberlerin birkaçı muhtemelen sümerlere de gönderilmiştir.
    Dolayısıyla Sümerlerden günümüze intikal eden bir takım bilgiler kendilerine gelen hak peygamberlerin ve bunların diğer insanlarca tahrif edilmiş bilgilerine ait olabilir.

    "Dinlerin kökeni sümer efsaneleri" ifadesi yanlıştır. İslam zaten İlk insan Hz. Ademle yeryüzüne yayılmıştır. Bu açıdan dinin kökeni zaten sümerlerden çok önceye Hz. Adem'e dayanır.

    İnsanlarca bozulmayan tek hak din vardır günümüzde. O da Kur'an-ı Kerim'in dini İslamdır.

    "Allah tektir, Eşi benzeri yoktur"
    Orkun Anıtlarından

    "Allah tektir, Eşi benzeri yoktur"
    Kur'an-ı Kerim İhlas Suresi

  8. #8
    tenere adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Orkun Anıtları?

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Turk_oglu_Turk tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    "Allah tektir, Eşi benzeri yoktur"
    Orkun Anıtlarından

    "Allah tektir, Eşi benzeri yoktur"
    Kur'an-ı Kerim İhlas Suresi
    Bu da benden olsun. İslamiyet'te nasıl Allah'ın özelliklerini belirten sıfatlar varsa, ona benzer sıfatlar Göktanrı inancında da var.

    Türk devlet geleneğinde hakanı, dolayısıyla da Tanrı kutunu temsil eden tuğ ve törenlerde kullanılan bayrağın kutsal ağaç sembolleri oluşu ile ilgili gelenekler Ağaç ve Tuğ / Bayrak kısmında anlatılmıştır.

    Ağaç ve Semboller kısmına gelindiğinde kutsal ya da ilâhî ağacın Gök Tanrının sıfatlarını sembolize ettiğini belirten anlamlar üzerinde durulmuştur. Kutsal ağacın temsil ettiği semboller ile ilgili açıklamalar şu başlıklar altında verilmiştir:

    1. Tanrının Tekliğini, Vahdaniyetini Temsil Eden Yalnız Ağaç,
    2. Bayterek,
    3. Sığınılan Tanrı’yı Temsil Eden Gölgeli Ağaç,
    4. Büyük / Azametli Ağaç (Kaba Ağaç),
    5. Tanrı’nın Doğmaması ve Doğurmamasının Sembolü Meyvesiz Ağaç,
    6. Tanrı’nın Edebîliğini Temsil Eden Yapraklarını Dökmeyen Ağaç,
    7. Ruhları Cennete ve Cehenneme Götüren Ağaç ( Tanrının Mükâfatlandıran ve Cezalandıran Vasıflarını Temsil Eden Ağaç).
    Türklerin Tanrı kutunun gittiği durumlarda Tanrı kutunu geri getirtmek ya da kötülüklerden kurtulmak, Tanrıya olan şükran borcunu ödemek için kutsal saydığı ağaca bez bağlaması; kutsal ağacın altında kurbanını sunması gibi işlemler ayrıntıları ve anlamları ile Ağaç ve Adak / Kurban / Bez Bağlama bölümünde anlatılmıştır.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    16-07-2008
    Mesajlar
    229
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı tenere tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Orkun Anıtları?

    Uygur Alfabesinde "Kök" = Yüce anlamında kullanılır.
    Tengri ise bildiğimiz "Tanrı" anlamında,

    "Kök Tengri" ise Yüce Tanrı- Yüce Allah anlamına gelir.

    Bozkır Türkleri, şirkten ve otak koşmaktan uzak, Hz.İbrahimin hanif inancı ve tabi İslam'a göre yaşayan topluluktu. Hint kökenli şamanizm (cincilik, büyücülük, sahte aracılar) girdiği anda bozulmaya başladı.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Dinlerin kardeşliği Nobel'e aday
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde Bir Yahudi tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 08.09.11, 07:32

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •