2008-06-24 17:55 50 bin polise daha ihtiyaç varken 42 bin polisi askere aldıracak kararın perde arkasında ne var? Operasyonel birimler, bu işten nasıl etkilenecek?
“Herkes dağa!” Peki kentler kime emanet?
Aslına bakarsanız, bu kadar kısa arayla ikinci bir “polis” yazısı yazmaya niyetim yoktu.
Ancak hem bir önceki yazıma gelen ve polislerin pek çok sıkıntısını dile getiren onlarca yorum hem de “42 bin polisin askere alınacağına” dair haberler, beni bir kere daha polislerimizin içinde bulunduğu şartları göz önüne sermeye mecbur etti.
Ve tabi Emniyet teşkilatının bağlı bulunduğu İçişleri Bakanlığı’nı bir kere daha göreve çağırmaya!..
Türkiye’nin nüfusu bakıldığında ve başka ülkelerle kıyaslandığında, yaklaşık 200 bin olan polis sayısı toplumun güvenliğini sağlama konusunda zaten yetersiz kalıyor.
İşsizlik ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle her geçen gün suça meylin arttığı kentlerde güvenlik ihtiyacı artan vatandaşlar ise, sıkıntı yaşadıklarında polisi hemen yanı başlarında görmek istiyorlar doğal olarak…
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün polis açığını kapatma konusunda çalışmalar yürüttüğü böyle bir dönemde, en az 50 bin polise daha ihtiyaç duyulduğu açıklanırken mevcut içinden 42 bin polisin askere çağırılıyor olması, bir hayli düşündürücü!..
Emniyet teşkilatından yükselen sesler gösteriyor ki, özellikle İstanbul gibi büyük kentlerde rütbeli ve uzman polislerin görev aldığı operasyonel birimler, bu askerlik işinden oldukça kötü etkilenecek.
Tam da “polislerimiz başarılı operasyonlara imza atıyor” derken yaşanacak güvenlik zafiyetinden, cidden korkmak gerek!
Kaldı ki, yalnız sokakların değil devletin en üst kurumlarının dahi kıyasıya bir sokak kavgasına(!) tutuştuğu şu son günlerde, en son ihtiyacımız olan şey güvenliğimizden kuşkuya düşmek…
Şimdi bu olayda da “asker ile polisi” karşı karşıya getirmeye çalışıyor bazı “çatışmasever”ler. Ama heyhat, nafile bir çaba gütmekteler!
Türk askeri gibi Türk polisi de, Türk halkının en çok güven duyduğu teşkilatlara mensuplar ve her ikisinin de bu ülkeyi ilelebet barış içinde yaşatmak dışında bir gündemi olamaz, olmamalı!!!
Elbette, bu kadar çok polisi askere alma operasyonunun arkasında, Emniyet teşkilatı içerisinde ciddi bir örgütlenme gerçekleştirdiği söylenen “Fethullahçıları” askeri disipline alma gibi bir niyet olduğunu da düşünebiliriz.
Ancak, bu görüşe tezat bir gerçek var. O da şu; Genelkurmay’ın “polislerin görev sürelerinin askerlikten sayılması” görüşüne sıcak baktığı bilinmesine rağmen, İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda tepkisiz kalması?!
Zaten, tıpkı askerler gibi kelle koltukta güvenlik hizmeti gören polisleri “askerde eğitme” fikri pek manasız bana göre!
Eğitim, okullarda verilir. Nasıl ki, askeriyeye komuta kademesinde personel yetiştiren askeri okullar verdikleri disiplin ve eğitim ile göze çarpıyorlarsa, Polis Akademisi ya da polis okulları da “vatan sevgisi” ışığında bilinçli bir kişisel donanımdan geçirdiği polisleri ile göze çarpıyor artık.
Evet var, hep yazıyorum. Nasıl ki askerlerin içinde hata yapanlar ya da yanlış uygulamalar varsa, polis teşkilatı içinde de ne yazık ki var yanlışlıklar!
Ancak cahiliye döneminin kapandığını gözlemliyorum ben ve kendini bu kadar güzel yetiştirmiş polislerimiz varken, toptan linçlerden ve eleştirilerden vazgeçelim diyorum, o kadar…
Türkiye’de görev yapan polislerin çok ağır şartlar altından ve uzun saatlerle görev yaptığını, buna karşılık Avrupalı meslektaşlarından en az 3-4 kat daha az ücretle çalıştıklarını ve ortalama bir polis maaşının 1.500 YTL’yi geçmediğini de unutmayalım bu arada!
“Fırtına” polislerimize, bu şartlara rağmen isyan etmeden görev yaptıkları için tenkit değil, teşekkürler hatta!...
Nesrin Yanık Çorakbaş/**********
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
2008-06-24 17:55 50 bin polise daha ihtiyaç varken 42 bin polisi askere aldıracak kararın perde arkasında ne var? Operasyonel birimler, bu işten nasıl etkilenecek?
Alıntı Yaparak Cevapla
