Ergenekon’la ilgili 13 aydır süren soruşturma bitti, yargılama dönemi başladı. Hukuki sürecin nereye kadar varabileceğini, gazeteciler Ali Bayramoğlu ve Ali Sirmen iki farklı açıdan NTV canlı yayında değerlendirdiler.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:43 TSİ 14 Temmuz 2008 Pazartesi

İSTANBUL - Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu’na göre Ergenekon operasyonunda “tatmin edici gelişmeler” oldu. Yargılama süreci çok geniş tutulursa yeni gözaltılar ve tutuklamalar olabileceğini söyleyen Bayramoğlu’na göre daha net konuşmak için 15 gün daha beklemek gerekiyor. Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen’e göre ise “Ergenekon Terör Örgütü” suçlaması çok vahim sonuçlar doğurabilir; çünkü “terör örgütü olarak devleti zaafa uğratmak” muğlak kavramlar.

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu ve Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen’in NTV canlı yanında yaptığı değerlendirmeler şöyle

BAYRAMOĞLU: 15 GÜN BEKLEMELİYİZ
Hukuki bir takibat yapıldı ve şimdi mahkeme aşamasına geldi. Bu takibatın hangi eksenlerde yapıldığıyla ilgili bir bilgimiz var, fakat delillerle ilgili, içerde kurulan sistematikle ilgili bir bilgimiz yok. Suçlamayı biliyoruz, ana hatlarıyla tutuklanan kişileri biliyoruz, ana tartışmayı biliyoruz. 2003’te başlayan girişimleri, daha sonra Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi saldırıları gibi bir iddia koyuyor makam ortaya. Daha net beyan için bir 15 gün daha beklemek gerekecek sanıyorum.

SİYASİ VE HUKUKİ SÜREÇ VAR
İki tane süreç var. Bu iki süreç içiçe, ama aynı zamanda ayrı süreçler. Biri hukuki, diğeri ise siyasi süreç. Hukuki süreç açısından baktığımız zaman bir soruşturma var ortada, ama siyasi süreç açısından baktığımız zaman ortada ciddi bir tartışma var. Bu tartışma adeta bugünden geriye dönerek 2003’ten bugüne eksik taşları her gün yerine koyarak Türkiye’nin ne yaşadığını ve ne yaşamakta olduğunu gösteriyor. Bu tabii bir tarih çalışması değil. Bu politik mesele, aynı zamanda iktidar kavgalarıyla ilgili, hiç şüphe yok ki iç çe. Bunun içinde değişim fikriyle, değişime direnç fikri de var. AK Parti’yle karşısındaki güçler arasındaki gerginlikler var. Ama şunu söyleyebiliriz; Hilmi Özkök’ün açıklamaları, iddianamede yer almayan ‘Darbe Günlükleri’ ve bütün bunlardan hareketle baktığımız zaman Türkiye’de ciddi bir siyasi tasfiye ruh halinin yaşandığını, iktidar çatışmalarının bu tasfiye etrafında çok güçlendiğini söyleyebiliriz.

TATMİN EDİCİ GELİŞMELER VAR
Benim asıl ilgilendiğim daha çok bu ikinci süreç. Bu süreç açısından baktığım zaman son derece tatmin edici gelişmeler olduğunu görüyorum. Ama hukuki süreç nereye kadar varacaktır? Bütün bu siyasi meseleyi ortaya çıkaracak mıdır, buradan hareketle mahkumiyetler olacak mıdır, bunları bilmek mümkün değil. Olsa da olmasa da benim açımdan siyasi veriler ve olgular delillendirilip, hukuki yaptırıma uğrasa da uğramasa da çok önemli bir süreç yaşanıyor diye düşünüyorum. Mantık yürütmeyle gidecek olursak ya da gözlemden hareketle gidecek olursak bu gözaltına almaların ve tutuklamaların çapının genişleyeceğini varsayabiliriz. 3 katman görüyorum baktığım zaman. Birinci katman darbeci olduğu ya da hükümeti silahlı eylemlerle devirmek istedikleri varsayılan bir grup var. Bunlar daha üst düzey insanlar, generaller vesaireler. İkinci düzeyde Susurluk’tan bugüne kadar uzanan daha vurucu timlerle adı anılmış kişilerin varlığını görüyoruz. Üçüncüsü daha çok sempatizan gibi adeta bunların kurmaya çalıştığı yapının etrafında varlıklarını sürdüren insanlar gibi görünüyor. Bunların hangisi hakikatten bu mekanizmanın içindedir ya da hangisi cidden destekliyordur, bunları bilmiyoruz. Daha doğrusu mahkeme bunların hepsini yargılayacak mı bunu bilmiyoruz. Bu yargılama safhası çok geniş tutulursa gözaltılar söz konusu olabilir. Ama ben şu aşamadan sonra çok büyük gelişmeler olacağını sanmıyorum gözaltılar ve tutuklamalar açısından.

SİRMEN: KARGAŞA VE BELİRSİZLİK
Eğer Ergenekon davası, Türkiyede varolan darbe şüphesi üzerine açılmışsa, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak, ikiye ayırmak şüpheleri ortaya atmak, fakat bunlara delil getirmemek açısından bizatihi davanın kendisi istikrarsızlığı artırıcı bir unsur olarak görülüyor. Başsavcı’nın açıklaması da bunu değiştirecek nitelikte değil. Şimdiye kadarki yayınların yargı içinden sızdırıldığı kesindir. Ergenekon’la ilgili açıklamalarda belirsizlik ortada durmaktadır. Ergenekon’un bu kadar toplumu bölen ve şaşırtan bir hale gelmesiyle ilgili sorumluluklar konusunda da bir açıklama yok, çok ilginçtir. Açıklamalardan nasıl bir terör ya da darbe örgütüyle karşı karşıya olduğumuzu kestirmek mümkün değil. Açıklamalardan gördüğümüze ve gözaltına alınan arkadaşlarımıza sorulan sorulardan gördüğümüze göre Türkiye’de bir kargaşa ve belirsizlik yaratmaktan başka birşey yapılmış değil.

YENİ TERÖR TANIMI
Türkiye’de yeni bir terör tanımı yapılmak isteniyor ki, kaygılar uyandırıyor. Ceza hukukuyla bağdaşmayan kavramlarla bu dava yürütülecekse çok vahim sonuçlar da verebilir. Terör örgütü olarak devleti zaafa uğratmak, çok muğlak kavramlar. Bu ifadeler çok ciddi bir tehlike ve nerelere varacağı belirsiz. Bu bir yayınla da olabilir. Şahsen ben sivil bir darbenin 6 yıldır yapılmakta olduğunu, Türkiye’nin laik cumhuriyetten İslam cumhuriyetine çevrilmek istendiğini düşünüyorun. Bu ifadem mesela ‘Çıkın bu iktidarı yıkın’ anlamına mı geliyor? Bunlar son derece tehlikelidir. Demokrasi ve basın özgürlüğünü tehlikeye sokmaktır.

AYKIRI YAYINLARLA İLGİLİ YAPTIRIM YOK
Başsavcı toplumu ikiye bölen, toplumu yönlendiren yayınlarla ilgili olarak bunların sadece var olduğunu söylüyor. Yapılan aykırı yayınlarda bu amaca hizmet edilmiştir. Bunlarla ilgili hiçbir yaptırım yok.
Bu iddianame, bu dava Türkiye’de istikrarsızlığı artırıcı bir ögedir. Demokrasilerde en tehlikeli unsur istikrarın bozulmasıdır. Kurumlara ve yasalara karşı tereddütlerin uyanmasıdır. Maalesef bu soruşturma, bu sonucu doğuracakmış gibi görünüyor.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/452980.asp

Farklı yorumlar ve düşünceler, elbette olacak. İddaname yargıya iletildi. Önemli olan bundan sonraki gelişmelerdir.