ben direk ders çalışmıyorum![]()
ben direk ders çalışmıyorum![]()
BİR KURDUN KURT SAYILABİLMESİ İÇİN
ARDINDAN EN AZ ON KÖPEĞİN HAVLAMASI GEREKİR..
s.k.s.o
TESTLER VE SORU SAYILARI
I. Bölüm (Ortak Derslerle İlgili Testler -Ortak Dersler Sınavı-)
Türkçe-1 testi 30 soru
Sosyal Bilimler-1 testi 30 soru
Matematik-1 testi 30 soru
Fen Bilimleri-1 testi 30 soru
Bu bölümde gelen sorular, genel yetenek ağırlıklı, bilgiden çok yorumlama gücünü ölçen, ÖSS'de gelen sorulara benzer nitelikteki sorulardan oluşacak.
II. Bölüm (Alan Dersleri İle İlgili Testler -Alan Dersleri Sınavı-)
Türkçe-Edebiyat testi 30 soru
Sosyal Bilimler-2 testi 30 soru
Matematik-2 testi 30 soru
Fen Bilimleri-2 testi 30 soru
Bu bölümde gelen sorular, bilgiye dayalı ve ÖYS´de gelen sorulara benzer nitelikteki sorulardan oluşacak.
Yerleşilmek İstenen Puan Türüne Göre Cevaplanacak Testler
Sayısal puan türüyle alan bölümler için;
I. Bölüm testleri + Matematik-2 testi + Fen Bilimleri-2 testi
EA puan türüyle alan bölümler için;
I. Bölüm testleri + Türkçe-Edebiyat testi + Matematik-2 testi
Sözel puan türüyle alan bölümler için;
I. Bölüm testleri + Türkçe-Edebiyat testi + Sosyal Bilimler-2 testi
Dil puan türüyle alan bölümler için;
1. Bölüm testleri + Dil Sınavı (Ayrı Sınav)
Çoğu insan yaptıkları hamlelerde başarısız olunca ve hedeflerine yürürken düştüklerinde amaçlarından vazgeçme eğilimindedir. Genelde bu eğilimde olan insanların hamleleri de tereddütler içinde gerçekleşmiştir. Kendine güven ve başarı inancı gelişmemiş, ham kalmıştır. Oysa ki, başarısızlık bir “son” değil belki de başarının başlangıcıdır.
Yürümeye yeni başlayan bir bebeği hemen herkes gözlemiştir. Ayaklarının üzerinde durmaya çalışır, düşer. Bir daha dener, bir adım atar ve düşer. Yine dener, birkaç adım daha atar ve yine düşer. Bu böylece devam eder, ta ki, düşmeden yürümeyi başarana dek. İlk adımı atıp da düştüğümüzde vazgeçseydik acaba ne olurdu! Herhalde yürümeyi öğrenemezdik!... Vince Lombardini’nin dediği gibi;
“Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.”
Başarısızlık ve Tutumlarımız
Ben Sweetland “Başarı bir yolculuktur.” Diyor. Belki de başarısızlık bu yolculuğun ilk adımıdır. Bu nedenledir ki, başarısızlığa korkuyla ve bir son gözüyle bakılmamalıdır. Olumlu tutumlar geliştirerek bir öğretmen gözüyle bakılmalıdır. Zira en iyi öğrenme yöntemi, yaşamı okumak ve başarısızlıklardan tecrübe edinmektir. Aldous Huxley’in dediği gibi;
“Bir insanın tecrübesini başından ne geçtiği değil, başından geçenlerden nasıl yararlandığı gösterir.”
Başarısızlıklarınızı değiştiremezsiniz, fakat başarısızlıklarınıza karşı tutumlarınızı değiştirebilirsiniz. Tohomas Edison, yaptığı yüzlerce hatta binlerce deneyden sonra bir kez daha başarısız olunca “Ampulün bulunamadığı bir yol daha keşfettim demişti.” demişti. Bu “son” olsun deseydi, şüphesiz ampulü bulan kişi o olmayacaktı ve bulan kişi “son” demeyecekti.
Yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin. Yapılan yanlışlıklar ve/veya başarısızlıklar birer tecrübedir. Her başarı, irili ufaklı tecrübeler yumağından oluşur. Başarıların çok azına yanlış yapılmadan ulaşılmıştır. Başarısızlıklar ve/veya tecrübeler acı olabilir ama çoğunlukla meyveleri tatlıdır. Kim bilir belki de başarısızlıklar, başarının bedelidirler!...
Başarısızlık ve Korkularımız
“Fethedip yenmeniz gereken ve aklınızda bulunan üç düşman; endişe, şüphe ve korkudur.” George Shinn
Başarısızlıklarınızdan korkmayın. Başarısızlıklarınızı değerlendirin ve eyleme geçin. Korkunun panzehiri, eylemdir. Endişe ise en iyi arkadaşıdır. Sizi hareketsiz bırakmak için iyi bir ortaklık kurabilirler. (Korku ve endişe)
Kendinize güven alıştırmaları yapın ve korkularınızı yenin. Bunun için oturuşunuz, yürüyüşünüz, konuşmanız, ses tonunuz, davranışlarınız ve daha sayabileceğimiz her şey “Kendime güveniyorum” desin. Başarısızlığı “son” olarak görmek, korkunuzu arttırır ve hareketinizi kısıtlar. Artık böyle düşünmüyorsunuz. Çünkü başarısızlık bir “son” değil, başarı yolunun durağıdır. Belki de canlılık ve hız kazanmak için bir dinlenme ve gölgelenme yeridir.
Başarısızlıklarınız Üzerinde Düşünün
Başarısızlıklarınızdan sonra kendinize mutlaka aşağıdaki soruları sorun ve cevaplarınızı yazın. Yazdıklarınızı tekrar okuyun ve üzerlerinde düşünün. Yazarken renkli kalem ve birtakım grafiklerle şekiller kullanmanız sağ beyninizi (Yaratıcı beyin-yaratıcılık ve yeni fikirler üretme-) de aktif hale getirecektir.
Aslında sınavlarda hemen herkes kaygılanır. Kaygı ölçülü olduğu takdirde, gizli güç kaynaklarımızı ortaya çıkarır. Kaygı ile birlikte "başaracak potansiyelim var, elimden geleni yapmalıyım" olumlu düşüncesi ile duyulan tatlı bir heyecanla vücutta adrenalin ve seretonin (mutluluk hormonu) salgılanarak motivasyon artar.
Kaygının Belirtileri
Fizyolojik belirtiler: Kan basıncı, kalp atışı, solunum sayısında artma, kan şekeri yükselmesi, mide bağırsak hareketlerinde artış, ağız kuruluğu, göz bebeklerinde genişleme, titreme, dişlerin ve yumrukların sıkılması, terleme, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, güçsüzlük.
Duygusal belirtiler: Şaşkınlık, korku, panik hali, takıntılı düşünceler (sınavda başarılı olamayacağını, hastalanacağını, sınavda paniğe kapılıp sınava devam edemeyeceğini vb. düşünmek).
Davranışsal belirtiler: Sınavlara hazırlanamamak veya sınavlara girmemek vb.
Kişi tam tersi kaygıyı yanlış değerlendirir de "bu heyecanla başaramazsam, sınav kaygısından cevapları unutursam veya karıştırırsam, ya kontrolümü kaybeder sınavdan çıkmak zorunda kalırsam" gibi olumsuz düşünceler üretirse paniğe kapılır. Bu da dikkat dağılmasına yol açar ve başarıyı düşürür. Aşağıdaki hususlara dikkat ederek kaygınızı kontrol altına almaya çalışmalısınız.
Sağlığınıza Önem Verin
Uykunuzun düzenli, beslenmenizin çeşitli ve dengeli olmasına dikkat edin. Çay, kahve gibi kafein içeren içecekleri, şeker içeren yiyecekleri de ölçülü tüketin. Daha çok taze veya kuru meyveyi tercih edin. Günde en az 8 bardak su için. Yaşınıza uygun spor yapın. Sporu ölçülü olduğu takdirde (haftada 3-6 saat) vakit kaybı olarak düşünmeyin. Zira spor, biriken toksinleri de atmaya yardımcı olarak stresin vücut biyokimyasında meydana getirdiği olumsuz etkileri azaltır ve zihinsel gücü artırır.
Gevşemeyi Öğrenin
Doğru nefesle birlikte gevşemeyi öğrenmek kaygıyı kontrol altına almanızı kolaylaştırır. Alın ve göz kaslarınızdan başlayarak ayak kaslarınıza kadar kademe kademe bütün kas gruplarınızı sıkıp gevşetmeyi öğrenin. Burnunuzdan sakince nefes alıp ağızdan verin. Bunu doğru yapıp yapmadığınızı görmek için bir elinizi midenizin, bir elinizi göğsünüzün üzerine koyun, nefes alırken mideniz şişiyorsa doğru nefes alıyorsunuz demektir. Kaygı belirtilerini yüksek derecede hissettiğinizde gevşeyerek ve nefes aldığınızdan daha çok vererek kaygı seviyenizi düşürün.
Olumsuz Düşünceleri Kontrol Altına Alın
Kişide kaygı meydana getiren durumların düşüncesi de aynı derecede kaygı meydana getirir. Sınavda başarısız olacağı ile ilgili senaryo üreten bir kişi, bu senaryoyu zihninde defalarca canlandırdığından stres hormonlarının salgılanması ile birlikte sınavı iyi gitmeyen kişi kadar bedeninde artan kaygı belirtileri ortaya çıkacaktır.
Olumlu Düşünceler Üretin
Yapabildiklerinizi görün. Olumlu düşünmek kaygıyı düşürür, kişinin motivasyonu ve başarısı yükselir. Olumlu düşünme, gayret ve çalışma ile ilişkili ve gerçekçi olmalıdır.
Doğal Güzelliklere Vakit Ayırın
Hafıza bantlarınızı dolduracak ve güzel düşünceler üretmenize yardımcı olacak kadar doğal ortamlarda bulunun.
Şimdiyi Düşünün
Öncelikle önce zihninizi canlı tutmaya önem verin. Zihinsel rahatlık ve bedensel huzur başarınızı artıracak. Geçmişte yapamadıklarınızı ve gelecekte olabilecekleri düşünmek yerine şimdi neler yapabileceğinizi düşünüp içinde bulunduğunuz süreçlere odaklanın. İyi bildiğiniz konuları tekrar hızlı bir şekilde gözden geçirin, siz başarısız olduğunuz konularla rahatsız olsanız da ne kadar çok konuyu öğrenmiş olduğunuzu görün. Hızlı bir tarama, az çalıştığınız konuları da hatırlamanızı kolaylaştırır. Kaygısını kontrol edebilen ve sadece yapabildiklerine odaklanan kişiler sınav günü maksimum seviyede performans göstermektedir. Onlardan biri olacağınızdan emin olun.
Sınav kaygısının bir ölçüde olması hem mantıklı, hem de motivasyonunu artırması açısından faydalıdır. Ancak bu kaygının çok yükselmesi üzerinde önemli durulması gereken bir konudur. Ülkemizde yapılan bir araştırma öğrencilerin sınav kaygılarının, ameliyat edilmeyi bekleyen hastalardan kat be kat yüksek olduğunu ortaya koymaktadır ki; bu olay sağlıklı bir gelişim değildir. Aynı araştırmada kız öğrencilerde kaygı düzeyinin, erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu da gözlenmiştir.
Kaygıyı azaltabilmenin en önemli yöntemi, düşünsel yapınızda değişiklikler yapmak olmalıdır. Kaygıların, korkuların altında her zaman gerçekçi olmayan (irrasyonel) düşünce kalıpları vardır. Bu kalıplar değiştirilip, yerine yenisi konulabilirse, aynı olaya bakış açımızda da önemli değişiklikler gözlemlenebilir.
Çok kaygılısınız, elleriniz terliyor, kalbimiz hızla atıyor, bayılacak gibi oluyorsunuz. Şimdi şu soruları kendinize sorun:
Şu an yaşadığım bu kaygı problemimi çözmeye faydası var mı? Yoksa faydası bir tarafa zararı mı oluyor?
Kısa ve uzun vadeli amaçlarıma bir katkısı oluyor mu?
İç çatışma ve iç gerginliğimi azaltıyor mu?
“Mahvolurum” “Hapı yutarım” lafları çok abartılı değil mi?
“Sınavlarda başarılı olamasanız bile, ikinci bir amacınız yok mu?
“Sınavlar nihayetinde kişiliğiniz değerlendirmesi değil de bilginizi
ölçmüyor mu ?”
Sınavları kazanamayan ya da bu tür sınavlara girmeyen diğer insanlar hep mahvolmuş, mutsuz kişiler mi?
Psk. Dan. Hüseyin KELER
abi bunun saati falan yokbenm arkadaş saat 10 de başlardı gece 3'e kadar okulda uyurdu sonra okul çıkışı dersane okuldan gelince yatar tekrar 10 da kalkar ders çalşrdı 3'e kadar. Ders dinlemeden adam türkiyede ilk 100'e girdi. Çok yakın arkadaşm oldugu için bu kadar net konuşuyorm.
Bunlar sallama bilgiler, ne alakası var saatlerle, telefonlarla vs.lerle başarılı olmanın? Hiç gerek yok böyle şeylere takılmaya.
ve Tanrı Eymen'i yarattı...
ÖSS’de başarılı olmak yeterince çalışmayla gerçekleşecek bir süreçtir. Bu sürecin en önemli basamağını adayın konu eksiğini gidermesi oluşturur. Adayın hangi konudan eksiğinin bulunduğunu tespit etmesi deneme sınavı uygulamasıyla mümkündür. Deneme sınavında yanlış yapılan veya yapılamayan soruların ilgili olduğu konular adayın bu konuları yeterince öğrenmediğini ortaya çıkaracaktır. Hiç öğrenemeyeceğiniz veya öğrenmediğiniz konulara zamanınızın çoğunu ayırarak öğrenmeye çalışmak yerine önceden kısmen öğrenilmiş konuları pekiştirmek için çalışma sistemi geliştirmek daha faydalıdır. Bunu yapmanın yolu da adayın kendini deneme sınavına tabi tutmasıyla olur.
Aslında bütün bu sorunların halledilmesi ve adayın hedeflediği bölümü kazanması geçen yılların ÖSS sorularını çözmeye bağlıdır. Sınava çok az bir süre kaldı. Öğrencilerin kalan süreyi iyi değerlendirmesi gerekir. Bir üniversite adayı kendine yönelteceği şu sorularla sınava ne kadar hazır olduğunu tespit edebilir:
1-Öğrenmediğim konu var mı?
2-Yeterince test çözerek, bilgi birikimini nete dönüştürebiliyor muyum?
3-Şu an sınava girsem hedeflediğim bölümü kazanabilir miyim?
Bu sorgulama sonucunda öğrencinin verdiği yanıtlar sınava ne kadar hazır olduğunu gösterecektir. Öğrencinin yaptığı sorgulama sonucunda hedefine dönük bir çalışma sergilemesi için geçmiş yıllardaki ÖSS sorularını gerçek sınav ciddiyetinde çözmesi gerekir.
Bazen öğrenciler daha önceki yıllara ait ÖSS sorularını konu bitiminde veya ders ders çözerken bazen de öğretmenler öğrencilerin konuyu daha iyi pekiştirmeleri için onları derste çözer. Bu yüzden sınava hazırlanan öğrenciler önceki yıllara ait ÖSS sorularını deneme sınavı şeklinde çözmek istemez. Öğrenci; sınavı gerçek sınav gibi 3 saatte, tek oturumda eğer mümkünse sabah 09.30 ile 12.30 saatleri arasında uygulamalı. Sınav sırasında ara vermemeli, örneğin ben sayısalcıyım sadece sayısal soruları çözeyim, sözel soruları çözmeye gerek yok, dememeli.
Bu yöntemin adaya faydalı olması için şu şekilde yapılması gerekir: Aday 1995 yılının ÖSS soruları çözdükten sonra yanlış yaptığı ve boş bıraktığı soruların doğru çözümlerini öğrenmeli. Sonra boş bıraktığı ve yanlış yaptığı soruların konularını tekrar etmeli. Daha sonrada 1996 yılının ÖSS sorularını çözmelidir. 1996 yılının sınavı yapıldıktan sonra onun da değerlendirilmesi yapılmalı. 1995 ve 1996 yıllarında aynı konulardan boş bırakılan ve yanlış yapılan sorular çıktı ise o konuları büyük bir titizlikle tekrar öğrenmeye çalışmalı. Aday aynı konudan sürekli hata yapıyorsa bu konuyu ince ayrıntılarına kadar tekrar etmesi gerekir.
Bu uygulamada aday; “Bu soruyu dikkatsizlikten dolayı yanlış çözdüm. Bu nedenle bu sorunun ilgili olduğu konuyu tekrar etmeme gerek yok” dememeli. Dikkatsizliğin nedeni genellikle motive olamamak olarak açıklanır. Ancak dikkatsizlik, sınav anındaki fiziki, psikolojik duruma bağlı olarak gerçekleşmesine rağmen bilgi eksikliği veya yanlış öğrenmeden de kaynaklanır. Sınava hazırlanan adayın gerçek sınav öncesi en azından bilgi eksikliğini gidermesi gerekir.
Aday geçen yılların ÖSS’lerini çözmekle; sınavda hangi konulardan soru geldiğini, soruların üslubunu, mantığını, soruluş tarzını, konulara göre dağılımını, öğrenebileceğiniz gibi konuların önem derecelerini, hangi konulardan ne tip soruların sorulabileceğini, tespit edebilir. Bu bilgilere sahip olan bir aday çalışma sistemini buna göre düzenlediği takdirde diğer adaylara göre daha başarılı olacağı bir gerçektir.
Ayrıca gelecek hakkında bilgi sahibi olmanın yolu geçmişe bakmaktan geçer. Geçmişteki ÖSS soruları gelecek ÖSS sorularının habercisidir. Yıllara göre ufak tefek farklılıklar olsa bile her sınavda bir önceki yılların izlerini görmek mümkündür. Onun için sınava kısa bir süre kala daha önceki yılların sınav sorularını çözmek öğrenci için son derece yararlıdır. Öğrenci her şeyden önce ÖSS’nin soru üslubuna alışır. Hangi konudan, ne gibi soruların geldiğini görür. Çalışmalarını bu sonuçlara göre düzenlerse rahatlıkla daha yüksek puanlar alır. Önceki yıllara ait ÖSS’ler aynı zamanda konu tekrarı işlevini görür. Özellikle yıl sonuna doğru öğrenciler konuları tekrar etmek istemez. Bu durum konuların çokluğundan, bazı konuların iyi öğrenilmesinden, daha önceden bazı konulara çalışmaktan kaynaklanır. Onun için öğrenci önceki yıllara ait soruları mutlaka çözmeli. Çünkü geçmiş yıllarda yapılan sınavlarda çeşitli konularla ilgili sorular vardır. Öğrenci sorulara cevap ararken aynı zamanda o konulara ait bilgilerini de tekrar hatırlamış olur.
Kaynak![]()
Ahmet ! ♥
ben nisana kadar günlük ortalama 1-2 saat fln çalışırdım rapor almaya başlayınca biraz daha çok çalıştım say2 den ham 263 aldımyani bunun saati fln yok ama rapor alınca iyi çalışın son hafta ve son cumartesi
çok iyi çalışın (sınavdan önceki cumartesi akşam 19 a kadar çalıştım
yani son gün çalışınca kötü olur diye bir şey yok)
![]()
KADERDE NE İSE O OLUR,ETME MERAK,
NEFSİNE UYMA; HAKK'IN EMRİNE BAK,
ALTINDAN AĞACIN OLSA,ZÜMRÜTTEN YAPRAK,
AKIBET,GÖZÜNÜ DOYURUR BİR AVUÇ TOPRAK...
hocam bu okul kodları fln diye formda bi yer var onu nasıl bulcaz kitapcıkta yok yaf..bi link fln verirseniz pek bi makbule gecer..![]()
Yarın yine borçlarım olacak ama bu gece kral benim..