Kara Mizah...
Sabah erken kalktım...
Hava soğumuş, yağmur başlamıştı İstanbul’da...
Gazetelere bir göz attım...
Tarikatçı, dinci ve AKP yandaşı gazetelere “servis” yapılmıştı...
“Ergenekon” iddianamesi “malum gazetelere” parça parça sızdırılıyordu...
Yeni Şafak’ın manşetine baktım önce:
O da ne?
“Sabancı suikastında Ergenekon parmağı...”
Gazete Ergenekon soruşturmasının Türkiye’nin karanlık dönemini aydınlattığını vurguluyordu...
Spotlar ilginçti...
Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu cinayetleriyle, Sabancı suikastına ilişkin belgeler örgütten çıkmış... Fahriye Erdal Ergenekon tarafından Sabancı kulelerine çaycı olarak yerleştirilmiş...
Çok iyi!..
Örgütün belgeleri arasında Susurluk, PKK terör örgütü ve Abdullah Öcalan’ın adı geçiyormuş. Birçok faili meçhul cinayete ilişkin belgeler varmış.
Haber şöyle devam ediyor:
“Ancak şüpheliler hakkında delil elde edilemediği kaydedildi.”
Hoppala!..
Elde belge olduğuna göre “şüpheliler hakkında delil elde edememek” olur mu?
Demek ki oluyor...
Yeni Şafak’ı okumayı sürdürüyorum:
“AK Parti hükümetini devirme planları yapmakla suçlanan Ergenekoncuların Bülent Ecevit’i de devirmek istediği ortaya çıktı. Örgütün DSP-MHP-ANAP koalisyonunu bozmak istediği ancak başaramadığı anlaşıldı.”
***
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iddianamenin içeriğine değinmedi, ama dinciler, tarikatçılar ve AKP yandaşları “dört kol çengi” örneğini sergiliyorlar...
Değili ki bunların elinde iddianame var...
Özden Örnek Paşa’nın “darbe günlükleri” iddianamede yok...
Oysa, Hurşit Tolon ve Şener Eruygur Paşa tutuklu.
İddianamenin en somut yönü şu:
“Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet’e atılan bombalar...”
Ankara’da 2. Ağır Ceza Mahkemesi’yle Ergenekon’u soruşturan savcılar “Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet’e atılan bombalar” konusunda demek farklı düşünüyorlar...
Bence Cumhuriyet’e bombaları ya İlhan Selçuk attırdı ya da Mustafa Balbay...
Takkeli ve takkesiz liboşlar aylarca, Cumhuriyet’e atılan bombaların Ümraniye’de bulunan bombalarla aynı olduğunu yazıp çizdiler; televizyonlarda konuştular...
Amaçları Cumhuriyet’i karalamaktı...
Oysa, ilk atılan bomba Eskişehir’de emekli bir subayın annesinin evinde ele geçirilen bombaydı. Bu bombalar 1978 yapımıydı. MKE tarafından 8 bin 800 tane üretilip Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilmişti.
Bilgi kirliliği içindeyiz...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ne demişti:
“...Bu durum soruşturmanın selameti, şüphelilerin özel yaşam ve temel haklarını ihlal etmekte, yargı aleyhine de haksız ve ağır eleştirilere neden olmaktadır...”
Dinci, tarikatçı ve AKP yandaşı medya Ergenekon’u kara mizah’a çevirdi bilgi kirliliğiyle...
Bu medyanın haberlerinde Rahip Santoro, Hrant Dink ve Malatya katliamıyla ilgili tek kelime yok...
***
Bu denli önemli Ergenekon soruşturmasında neden atlandı son bir buçuk yılın en önemli cinayet ve katliamı?
Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu cinayetlerini Ergenekon’un işlediği yazılıyor, ama “ortada kanıt yok” deniliyor...
İşte o yüzden de başsavcı Aykut Cengiz Engin “bilgi kirliliğini” dile getirip “Kamuoyu yanlış bilgilendirilmiş ve bilgilendiriliyor” diyor...
Başsavcı Engin haklı!..
Dinciler, tarikatçılar ve ikinci cumhuriyetçiler bağımsız yargının üzerine gölge düşürüyorlar...
AKP hükümetinden güç alan dinciler, tarikatçılar ve yandaşlar “dört kol çengi vaziyeti”ne devam ediyorlar...
Türkiye daha önce yazdığım gibi “bir korku tünelinden” geçiyor...
Atatürkçüler, laikler, demokratik hukuk devletini savunanlar, solcular, yurtseverler “faşist-darbeci, Hitlerci” olarak suçlanırken; din bezirgânları, 12 Mart’lara, 12 Eylül’lere alkış tutanlar, tarikatçılar “demokrasi kahramanı” olarak ortada dolaşıyor.
Cumhuriyet devrimlerini, Kemalizmi yerden yere vuruyorlar!..
***
Agarta Ergenekon’un gerçek adıymış. Üstelik 600 yıllık bir tarikatmış...
Çok cahilmişim(!)
Meğer Ekşi Sözlük’te varmış Agarta’nın Ergenekon olduğu... Öğrendim, rahatladım...
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
