2002 tarihindeki Cari açığımız ne kadar dı? 1,5 Milyar Dolar. AKP hükümeti sürekli ekonomi iyi diyordu ya merak ettik ve ,statistiklere baktık. 2007 itibariyle Cari Açığımız: 38 Milyar Dolar… Aslında başka söze gerek yok. Hesap ortada. AKP hükümetleri döneminde Cari açığımız yaklaşık 25 kat artmış. Yani ekonomimiz 25 kat batmış…
Başka bir parametreye bakalım. Borç Stoklarımız. Yani iç borcumuz ve dış borcumuz. Herhalde borç ne demek bilmeyen yoktur. Zira AKP hükümetinin ekonomi politikaları sayesinde Bankalara borçlu olmayan herhalde yok denecek kadar azdır. Gelelim rakamlara…
İç borcumuz 2002 yılında 149,9 Milyar dolarken bu borç 2007 de 255,3 milyar dolara çıktı. Dış borcumuz ise 129,7 Milyar Dolarken, 237,3 Milyar Dolara çıktı. Ekonomi iyi olsaydı bu borç ödenir, yani AZALIRDI. Hâlbuki borç arttı. AKP hükümeti artan borç oranını iyi gördü herhalde. Artıyorya, neyin arttığı önemli değil. Nasıl olsa AKP ye göre Türk Milleti GERİ KAFALI BİR millet. AKP milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Zira verdiğimiz rakamlara göre iç borcumuz %70, dış borcumuz %83 artmış. Özel sektörün borcu ise %235 artmış. Özel sektörden hükümete de, fabrikalar borç yaptıysa kim ne diyebilir şeklinde bir düşünceye sahip olabilirsiniz. Bu Hükümetin döviz kurlarıyla alakalı başarısız kur politikasının neticesidir.
Gelelim Hükümetimizin Dış Ticaret Açığına. Hani hükümetimizin sevgili bakanları AFRİKA İLE TİCARET YAPACAĞIZ diye milleti kandırmaya çalışıyor ya, AKP nin Arap ve Afrika sevdası bakın Türk Milletine kaça mal oldu. Ama öncelikle Dış Ticaret açığı nedir bunu anlatmamız lazım. İthalatın ihracattan fazla olması halinde ülkede Dış Ticaret açığı olur. Yani üretim yok, ama tüketim için sürekli dışarıdan mal alınıyor. Hepimizin bildiği gibi üretimi olmayan bir ülke ekonomik olarak batar. Düşünün ülkede insanların çalışacağı fabrikalar olmazsa insanlar nereden para kazanacaklar ki harcama yapsınlar. Yani Dış Ticaret açığı büyükse işsiz sayısında artış var demektir. 2002 yılında 15,5 Milyar Dolar olan Dış Ticaret açığımız ekonominin Dümenine AKP geçtikten sonra 63 Milyar Dolara ulaşmış.
AKP hükümetinin başka bi yalanı ise “Hızla büyüyoruz” yalanıdır. Mesela 2002 de büyüme hızımız %7,9 iken 2004 tarihinde bu durum %9,9 a kadar çıkmış. Fakat AKP ekonomi programını değiştirince karşımıza çıkan tablo çok hazin... 2007 tarihi itibariyle %2,2 lik bir büyüme hızı. Evet kısmi bir büyüme var ama Türkiye’nin büyüme hızının önüne adı AKP olan bir takoz sıkışmış. Bu takoz büyüme hızımızı kesti…
Birde şuna bakalım. AKP nin ülkemiz ekonomisini hızla uçuruma sürüklemesindeki ortaklarına. Yani Yabancı Sermayeli şirketlerin oranına… 2002 yılında 495 yabancı sermayeli firma Türkiye’de varken 2007 yılında 3677 yabacı sermayeli firma bulunmakta. Şimdi AKP liler diyecek ki “bak ne güzel ekonomi iyi ki yabancı yatırımcı ülkemize yöneliyor”. Hayır kazın ayağı hiç de AKP nin söylediği gibi değil. Çünkü Ticaretde “Kâr Transferi” denen bir olgu var. Yani firma kârını bulunduğu ülkeye bırakmıyor. Kendi ülkesine transfer ediyor. Bakalım Kâr transfer oranlarına. 2002 de bu transfer 401 milyon dolar iken 2007 de bu oran 2005 milyon dolara çıkmış. Yani yabancı kaynaklı firmalar Kârlarının zerresini dahi bu ülkeye bırakmıyor.
Yine AKP liler diyecek ki “çalışanları yurt dışından getirmiyorlarya bu adamlar. Türk İnsanını çalıştırıyorlar”. Bu da tamamiyle yalan olan bir söylem. Üstelik sadece yalan değil, aynı zamanda söyleyenin Cehaletini ortaya çıkartan bir söylem. Zira AKP aracılığıyla ülkemize giren yabancı kaynaklı firmaların sadece %13 ü personel çalıştırıyor ve üretim yapıyor. Yabancı kaynaklı firmaların büyük bir kısmı ya Toptancılık yapıyor, yada Emlakçılık. Bu sektörlerde çalışan personel sayısının azlığını herkes biliyordur herhalde.
Gelelim ekonominin can damarına. Yani BORSA ya…
Borsa ilginç bir kurum. Kimin parası çoksa borsayı o yönetiyor. Bu da borsayı yöneten ülke ekonomisini yönetiyor anlamına geliyor. Borsa’daki yabancı sermayeli Sıcak para 2002 yılında 6,6 milyar dolardı. O dönemde yaşanan ekonomik kriz yabancı sermayenin bu 6,6 milyar doların büyük bir kısmını aynı anda borsadan çekmesiyle olmuştu. Zannediyorum bunu herkes hatırlar. 57. Hükümetin sonu olan krizin kaynağı buydu: 6,6 milyar dolar. Peki; şimdi borsamızda ne kadar yabancı sermayeli sıcak para var biliyor musunuz? Tam 107 milyar dolar… Kaç hükümet yıkar siz hesaplayın. Peki borsamızı yabancı sermaye işgaline uğratan ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetini yabancı sermayeye peşkeş çeken kim?? AKP hükümeti…
Birde milletimize bakalım. Halkımızın ekonomisi ne durumda? AKP nin devletin ekonomisinin içine ettiğini anlamayan kalmamıştır herhalde. Şimid AKP nin kendisine oy veren bu insanları ne hale getirdiğine bakalım. En bariz örnek Kredi Kartı Borçları… Türk Halkının 2002 de 4 milyar dolar kredi kartı borcu varmış… bu borç oranı AKP hükümeti döneminde %542 artarak 25,7 milyar dolara yükselmiş. Yani milletin parası olmadığı için yüklenmiş kredi kartına…
Esnafın hali berbat. Bakınız 2002 yılnda protesto edilen senet sayısı 498748 iken bu rakam 2007 de 1470758 olmuş. Başka bir dille anlatalım. 2002 yıl itibariyle protesto edilen senet tutarı 816 milyon dolar. 2007 de bu rakam 5732 milyon dolara fırlamış. Karşılıksız Çek sayısı 2002 tarihinde 742968 imiş. 2007 de bu rakam 1324664 e fırlamış…
Gerçekleri görmek istemeyrek hala daha yaln tablolara inan vatandaşımız bu yazıdan sonrada inanmaya devam edebilecekmi acaba...
Okuduktan sonra hemen savunmaya geçmeyin inanmadığınız yerde araştırın önce...Kim nerde yalan söylüyor...Hangi tablo gerçeği gösteriyor...
Yukarıda ki yazıyı hazırlayan yazar bir zamanlar AKP için çalışan bir yazar...Onca emek verdiği bir partiyi sizce neden yerden yere vursun?
Herşey ortada Türkiye battı batıyor...
Siz hala suyun yüzünde kalma hayaliylemi yaşıyorsunuz?
Ya geminin altında kalırsanız?


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
RAŞ, Erdemir vb.) 2005 yılında sonuçlanan özelleştirmelerin tutarı 8.2 milyar dolar ile daha önceki dönemlerin tamamında gerçekleşenin de üzerine çıktı. Yönetimdeki kararlılığın neticesinde son 3 yılda 22 milyar dolarlık özelleştirme hayata geçirildi. Türkiye’nin 20 yılda gerçekleştirdiği özelleştirme tutarı ise 8 milyar dolarla sınırlı kalmıştı.Bu arada özelleştirme sonrası mağduriyetlere de izin verilmedi. 1992 yılından bugüne kadar işini kaybeden ve müracaatta bulunan 14 bin 81 işçinin 11 bin 254’ü işe yerleştirildi. Özelleştirme programındaki kuruluşlardaki atıl istihdam azaldı. Bu tür kuruluşlarda 2000 yılında istihdam sayısı 80 bin 956 iken, Ağustos 2005 itibariyle 43 bin 709’a geriledi. Özelleştirme programındaki kuruluşların kamu finansmanı üzerindeki yükü de azaldı. Söz konusu kuruluşların 2000 yılında oluşturduğu 605 milyon 703 bin dolarlık yük, 2005’te 150 milyon 790 bin dolara geriledi


DİSİPLİNİNİ SAĞLADI
