• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Turk_Perisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-07-2008
    Mesajlar
    4,262
    Karizma Gücü
    4

    Ya akp-yle birlikte batarsaniz

    2002 tarihindeki Cari açığımız ne kadar dı? 1,5 Milyar Dolar. AKP hükümeti sürekli ekonomi iyi diyordu ya merak ettik ve ,statistiklere baktık. 2007 itibariyle Cari Açığımız: 38 Milyar Dolar… Aslında başka söze gerek yok. Hesap ortada. AKP hükümetleri döneminde Cari açığımız yaklaşık 25 kat artmış. Yani ekonomimiz 25 kat batmış…

    Başka bir parametreye bakalım. Borç Stoklarımız. Yani iç borcumuz ve dış borcumuz. Herhalde borç ne demek bilmeyen yoktur. Zira AKP hükümetinin ekonomi politikaları sayesinde Bankalara borçlu olmayan herhalde yok denecek kadar azdır. Gelelim rakamlara…

    İç borcumuz 2002 yılında 149,9 Milyar dolarken bu borç 2007 de 255,3 milyar dolara çıktı. Dış borcumuz ise 129,7 Milyar Dolarken, 237,3 Milyar Dolara çıktı. Ekonomi iyi olsaydı bu borç ödenir, yani AZALIRDI. Hâlbuki borç arttı. AKP hükümeti artan borç oranını iyi gördü herhalde. Artıyorya, neyin arttığı önemli değil. Nasıl olsa AKP ye göre Türk Milleti GERİ KAFALI BİR millet. AKP milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Zira verdiğimiz rakamlara göre iç borcumuz %70, dış borcumuz %83 artmış. Özel sektörün borcu ise %235 artmış. Özel sektörden hükümete de, fabrikalar borç yaptıysa kim ne diyebilir şeklinde bir düşünceye sahip olabilirsiniz. Bu Hükümetin döviz kurlarıyla alakalı başarısız kur politikasının neticesidir.

    Gelelim Hükümetimizin Dış Ticaret Açığına. Hani hükümetimizin sevgili bakanları AFRİKA İLE TİCARET YAPACAĞIZ diye milleti kandırmaya çalışıyor ya, AKP nin Arap ve Afrika sevdası bakın Türk Milletine kaça mal oldu. Ama öncelikle Dış Ticaret açığı nedir bunu anlatmamız lazım. İthalatın ihracattan fazla olması halinde ülkede Dış Ticaret açığı olur. Yani üretim yok, ama tüketim için sürekli dışarıdan mal alınıyor. Hepimizin bildiği gibi üretimi olmayan bir ülke ekonomik olarak batar. Düşünün ülkede insanların çalışacağı fabrikalar olmazsa insanlar nereden para kazanacaklar ki harcama yapsınlar. Yani Dış Ticaret açığı büyükse işsiz sayısında artış var demektir. 2002 yılında 15,5 Milyar Dolar olan Dış Ticaret açığımız ekonominin Dümenine AKP geçtikten sonra 63 Milyar Dolara ulaşmış.

    AKP hükümetinin başka bi yalanı ise “Hızla büyüyoruz” yalanıdır. Mesela 2002 de büyüme hızımız %7,9 iken 2004 tarihinde bu durum %9,9 a kadar çıkmış. Fakat AKP ekonomi programını değiştirince karşımıza çıkan tablo çok hazin... 2007 tarihi itibariyle %2,2 lik bir büyüme hızı. Evet kısmi bir büyüme var ama Türkiye’nin büyüme hızının önüne adı AKP olan bir takoz sıkışmış. Bu takoz büyüme hızımızı kesti…

    Birde şuna bakalım. AKP nin ülkemiz ekonomisini hızla uçuruma sürüklemesindeki ortaklarına. Yani Yabancı Sermayeli şirketlerin oranına… 2002 yılında 495 yabancı sermayeli firma Türkiye’de varken 2007 yılında 3677 yabacı sermayeli firma bulunmakta. Şimdi AKP liler diyecek ki “bak ne güzel ekonomi iyi ki yabancı yatırımcı ülkemize yöneliyor”. Hayır kazın ayağı hiç de AKP nin söylediği gibi değil. Çünkü Ticaretde “Kâr Transferi” denen bir olgu var. Yani firma kârını bulunduğu ülkeye bırakmıyor. Kendi ülkesine transfer ediyor. Bakalım Kâr transfer oranlarına. 2002 de bu transfer 401 milyon dolar iken 2007 de bu oran 2005 milyon dolara çıkmış. Yani yabancı kaynaklı firmalar Kârlarının zerresini dahi bu ülkeye bırakmıyor.

    Yine AKP liler diyecek ki “çalışanları yurt dışından getirmiyorlarya bu adamlar. Türk İnsanını çalıştırıyorlar”. Bu da tamamiyle yalan olan bir söylem. Üstelik sadece yalan değil, aynı zamanda söyleyenin Cehaletini ortaya çıkartan bir söylem. Zira AKP aracılığıyla ülkemize giren yabancı kaynaklı firmaların sadece %13 ü personel çalıştırıyor ve üretim yapıyor. Yabancı kaynaklı firmaların büyük bir kısmı ya Toptancılık yapıyor, yada Emlakçılık. Bu sektörlerde çalışan personel sayısının azlığını herkes biliyordur herhalde.

    Gelelim ekonominin can damarına. Yani BORSA ya…

    Borsa ilginç bir kurum. Kimin parası çoksa borsayı o yönetiyor. Bu da borsayı yöneten ülke ekonomisini yönetiyor anlamına geliyor. Borsa’daki yabancı sermayeli Sıcak para 2002 yılında 6,6 milyar dolardı. O dönemde yaşanan ekonomik kriz yabancı sermayenin bu 6,6 milyar doların büyük bir kısmını aynı anda borsadan çekmesiyle olmuştu. Zannediyorum bunu herkes hatırlar. 57. Hükümetin sonu olan krizin kaynağı buydu: 6,6 milyar dolar. Peki; şimdi borsamızda ne kadar yabancı sermayeli sıcak para var biliyor musunuz? Tam 107 milyar dolar… Kaç hükümet yıkar siz hesaplayın. Peki borsamızı yabancı sermaye işgaline uğratan ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetini yabancı sermayeye peşkeş çeken kim?? AKP hükümeti…

    Birde milletimize bakalım. Halkımızın ekonomisi ne durumda? AKP nin devletin ekonomisinin içine ettiğini anlamayan kalmamıştır herhalde. Şimid AKP nin kendisine oy veren bu insanları ne hale getirdiğine bakalım. En bariz örnek Kredi Kartı Borçları… Türk Halkının 2002 de 4 milyar dolar kredi kartı borcu varmış… bu borç oranı AKP hükümeti döneminde %542 artarak 25,7 milyar dolara yükselmiş. Yani milletin parası olmadığı için yüklenmiş kredi kartına…

    Esnafın hali berbat. Bakınız 2002 yılnda protesto edilen senet sayısı 498748 iken bu rakam 2007 de 1470758 olmuş. Başka bir dille anlatalım. 2002 yıl itibariyle protesto edilen senet tutarı 816 milyon dolar. 2007 de bu rakam 5732 milyon dolara fırlamış. Karşılıksız Çek sayısı 2002 tarihinde 742968 imiş. 2007 de bu rakam 1324664 e fırlamış…


    Gerçekleri görmek istemeyrek hala daha yaln tablolara inan vatandaşımız bu yazıdan sonrada inanmaya devam edebilecekmi acaba...
    Okuduktan sonra hemen savunmaya geçmeyin inanmadığınız yerde araştırın önce...Kim nerde yalan söylüyor...Hangi tablo gerçeği gösteriyor...
    Yukarıda ki yazıyı hazırlayan yazar bir zamanlar AKP için çalışan bir yazar...Onca emek verdiği bir partiyi sizce neden yerden yere vursun?
    Herşey ortada Türkiye battı batıyor...
    Siz hala suyun yüzünde kalma hayaliylemi yaşıyorsunuz?
    Ya geminin altında kalırsanız?
    ~~уαяєη~~

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Ne Mutlu Türküm Diyene

    "BABA"
    Öyle bir yara ki kaLbimde ağlasam KANIYOR, gülsem ACIYOR

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-09-2007
    Mesajlar
    4,264
    Karizma Gücü
    0
    YAPISAL reformlar, ekonomi yönetimindeki istikrar ve uyum sayesinde büyük başarılara imza atan Hükümetin, en önemli icraatlarından birisi de Mali Milat’ın kaldırılması ve Vergi Barışı Kanunu oldu. Vergi sisteminin yeniden yapılandırılması amacıyla stratejik bir plan devreye alındı. Bu çerçevede ilk olarak 1998 yılında yasalaşmasına rağmen ekonomik gerekçelerle uygulama imkanı kalmayan kamuoyunda ‘mali milat’ olarak bilinen düzenlemeler kaldırıldı. Böylece milyarlarca doları bulan sermayenin yurt dışına kaçmasına sebep olarak gösterilen ve eleştirilen Mali Milat Kanunu’nun oluşturduğu tedirginlik ortadan kaldırıldı.

    4.7 milyar YTL kasaya
    Vergi Barışı Kanunu çıkarıldı. 1999 yılında yaşanan iki büyük deprem ve 2001 yılında yaşanan ekonomik krizin olumsuz etkilerini silmek üzere vergi borçlarına ödeme kolaylığı getirildi. Toplam 4.7 milyar YTL tahsilatın yapıldığı uygulama kapsamında, mükelleflere ödeme kolaylığı, davaların sulh yoluyla çözümü, matrah artırımında bulunanlara ek avantajlar getirildi.

    E-hizmet dönemi
    Yıllardır planlanan ancak bir türlü hayata geçirilemeyen dev bir reform daha hayata geçirildi ve Gelir İdaresi Başkanlığı yeniden yapılandırıldı. Bununla birlikte doğrudan gelir idaresine bağlı olarak 29 ilde vergi dairesi başkanlıkları kurularak faaliyete geçirildi. Vergi daireleri önündeki kuyrukları azaltmak üzere e-hizmetlere hız verildi. Bu kapsamda, hem mükellef hem de vergi daireleri için büyük kolaylık sağlayan e-beyanname uygulaması genişletildi. İnternet ortamında alınan beyannamelerin sayısı 21 milyonu aştı. Maliye tarihinde bir ilk gerçekleştirilerek, mükellef hakları bildirgesi yayınlandı ve mükellef memnuniyetinin önemine dikkat çekildi. Vergilerin on-line ödeme dönemi başladı.

    Vergi oranları indirildi
    Üreticilerin rekabet gücünü artırmak, piyasa ve tüketicileri rahatlatmak üzere vergi oranlarında indirime gidildi. Sağlık ve eğitimdeki tüm hizmet ve ürünlerin, gıdada bazı ürünlerin katma değer vergisi 1 Ocak 2005’ten itibaren yüzde 18’den yüzde 8’e indirildi. Sağlık sektöründeki bazı mal ve hizmetlerde KDV oranı ise yüzde 1’e düşürüldü. Ve son olarak tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe KDV oranı yüzde 8’e çekildi.

    Fiş toplama çilesine son
    Emeklinin fiş toplama çilesi sona erdirildi. Emekli maaşlarına yüzde 4 oranında artış yapılarak, emeklilerin vergi iade bildirimi doldurma ve bankaya ibraz etme gibi zahmetli olan yükümlülükleri ortadan kaldırıldı.

    Stand-by ilk kez tamamlandı
    IMF ile 17 kez stand-by anlaşması imzalayan Türkiye hiç birini tamamlayamadı. 18. stand by anlaşmasını ise sonuçlandıran Türkiye, 2005 yılında yeni bir stand-by anlaşmasına imza attı. Yıllar itibariyle bakıldığında ise Türkiye 2003 yılından bu yana IMF’ye net borç geri ödeyicisi olarak bir ilke daha imza attı. Anapara ve faiz ödemeleri birlikte değerlendirildiğinde Türkiye, IMF’ye 2003 yılında 998 milyon, 2004 yılında 4 milyar 677 milyon, 2005 yılında 6 milyar 67 milyon, bu yıl ocak-eylül döneminde ise 4 milyar 179 milyon dolarlık net borç ödeyicisi oldu. Diğer bir ifadeyle Türkiye bu yıllarda IMF’den kullandığı borca göre söz konusu tutarlar kadar fazla geri ödeme yaptı.

    Borçların yapısı değişti
    2004’ten bu yana uygulanan stratejiler kapsamında, merkezi yönetim borç stoku içinde değişken faizli borçlar ile döviz cinsinden borçların payı düşürüldü. 2002 yıl sonu ile karşılaştırıldığında, 2006 Temmuz ayında, borç stokumuz içinde değişken faizli borçların payı yüzde 55’den 47,6’ya, döviz cinsinden borçların payı ise yüzde 58,1’den yüzde 38,5’e düştü. Mali disiplinin yanı sıra, ekonomide güven ortamının sağlanması ve finansal sistemin daha sağlıklı bir yapıya dönüşmesinin bir sonucu olarak, borçlanma maliyetlerimiz de düştü. Nitekim, iç borçlanmanın ortalama maliyeti 2002 yılında yüzde 62.7 iken, 2006 Ocak- Ağustos dönemi itibariyle yüzde 16.6’ya geriledi.

    Kamu kesimi fazla vermeye başladı
    Mali disiplinle ilgili istatistiklerin derlendiği 1975 yılından bu yana ilk defa, 2006 yıl sonunda kamu kesiminin fazla vermesi bekleniyor. Bir başka ifadeyle ekonomi içinde kamunun ağırlığı azalırken, özel sektörün kullanımına ayrılan kaynaklar arttı.

    Kayıt dışına darbe
    Maliye Bakanlığı, kayıtdışı ekonomiyle mücadelesini de aralıksız sürdürdü. Yapılan bir başka düzenlemeyle, akaryakıt istasyonlarında belge düzeninin sağlanması ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede önemli bir adım olan ‘akaryakıt pompalarına ödeme kaydedici cihaz bağlanması’ uygulaması başlatıldı. Ciddi bir akaryakıt kaçağı problemiyle karşı karşıya bulunan Türkiye, bu yolla yılda 2.5 katrilyon lira dolayında bir vergi kaybına uğruyor. Uygulamayla halen 12 bin akaryakıt istasyonunun bulunduğu Türkiye’de, ilk aşamada 8 bin istasyona yazarkasa takılması hedefleniyor.

    Faiz ödemelerinde tasarruf sağlandı
    Kamunun faiz ödemelerinde önemli derecede tasarruf sağlandı. Yıllar itibariyle ortalama faiz oranları, 2002’de yüzde 64, 2003’te yüzde 44, 2004’te yüzde 25, 2005’te yüzde 14’e geriledi. 2001 yılında toplanan vergilerin tamamı faiz ödemelerine yetmezken, 2005 sonu itibariyle faiz ödemeleri toplanan vergilerin yüzde 42.8’ine tekabül etti.

    > Bütçe açığında rekor küçülme
    Bütçe açığının Milli Gelire oranı 2002 yılında yüzde 14.6 iken, son 4 yılda keskin bir düşüş yaşandı. Oran, 2003 yılında yüzde 11.3’e, 2004’te yüzde 7.1’e, 2005’te yüzde 2’ye geriledi. Bütçe açığının GSMH’ya oranının 2006 yıl sonu itibariyle ise yüzde 1’in altına inmesi hedefleniyor. Böylece Türkiye, Avrupa Birliği’nin mali ölçütü olan Maastricht kriterlerinden (Yüzde 3’lük bütçe açığının GSMH’ye oranı) birini daha aştı. Bir başka deyişle 1981 yılından beri sürekli artan bütçe açıkları devralınan 40 milyar YTL seviyesinden 9.7 milyar YTL seviyesine indirildi. Ekonomideki başarının temeli olarak gösterilen Faiz Dışı Fazla’da son 4 yılda yüzde 6.5’luk hedef yakalandı. Yıllar itibariyle faiz dışı fazla 2002’de 11 milyar 780 milyon, 2003’te 18 milyar 404 milyon YTL, 2004’te 26 milyar 188 milyon YTL, 35 milyar 936 milyon YTL olarak gerçekleşti.

    Ekonomide hızlı büyüme
    Ekonomik göstergelere bakıldığında son 4 yıldaki değişim çok daha net görülebiliyor. Türk ekonomisi 1993-2002 döneminde ortalama % 2.6 büyürken, 2003’te % 5.9, 2004’te % 9.9, 2005’te % 7.6 büyüme yakaladı. Türkiye, 2006 yılının ilk yarısında ise ortalama % 7.5 oranında büyüdü. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH’ye oranı 1993-2002 döneminde % 10.4 iken, 2003’te 9.4, 2004’te 4.7, 2005’te % 0.9’a düşerken, 2006’da % 0.7’e indirilmesi programlandı.

    > Özelleştirmede tarihî başarı
    Geçen 4 yıl içersinde, yıllardır sonuçlandırılamayan özelleştirmeler başarıyla tamamlandı ve tarihi rekorlara imza atıldı. (Türk Telekom, T&#220RAŞ, Erdemir vb.) 2005 yılında sonuçlanan özelleştirmelerin tutarı 8.2 milyar dolar ile daha önceki dönemlerin tamamında gerçekleşenin de üzerine çıktı. Yönetimdeki kararlılığın neticesinde son 3 yılda 22 milyar dolarlık özelleştirme hayata geçirildi. Türkiye’nin 20 yılda gerçekleştirdiği özelleştirme tutarı ise 8 milyar dolarla sınırlı kalmıştı.Bu arada özelleştirme sonrası mağduriyetlere de izin verilmedi. 1992 yılından bugüne kadar işini kaybeden ve müracaatta bulunan 14 bin 81 işçinin 11 bin 254’ü işe yerleştirildi. Özelleştirme programındaki kuruluşlardaki atıl istihdam azaldı. Bu tür kuruluşlarda 2000 yılında istihdam sayısı 80 bin 956 iken, Ağustos 2005 itibariyle 43 bin 709’a geriledi. Özelleştirme programındaki kuruluşların kamu finansmanı üzerindeki yükü de azaldı. Söz konusu kuruluşların 2000 yılında oluşturduğu 605 milyon 703 bin dolarlık yük, 2005’te 150 milyon 790 bin dolara geriledi
    __________________

  3. #3
    BAYRAK28 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    141
    Karizma Gücü
    0
    ey halkım gör artık şu gerçekleri de geleceğine yön ver

  4. #4
    eli_f adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-06-2008
    Mesajlar
    560
    Karizma Gücü
    0
    "Gerçekleri görmek istemeyrek hala daha yaln tablolara inan vatandaşımız bu yazıdan sonrada inanmaya devam edebilecekmi acaba...
    Okuduktan sonra hemen savunmaya geçmeyin inanmadığınız yerde araştırın önce...Kim nerde yalan söylüyor...Hangi tablo gerçeği gösteriyor...
    Yukarıda ki yazıyı hazırlayan yazar bir zamanlar AKP için çalışan bir yazar...Onca emek verdiği bir partiyi sizce neden yerden yere vursun?
    Herşey ortada Türkiye battı batıyor...
    Siz hala suyun yüzünde kalma hayaliylemi yaşıyorsunuz?
    Ya geminin altında kalırsanız?"

    Özellikle bu kısım üstünde düşünülmeli.Gerçekler zaten ortada.Peki hala direnip "olmayanlar"ın ardından gidenler...
    "Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk Kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur."
    M. Kemal ATATÜRK

    °••[Bye Bye Türkçe Birligi]••°

  5. #5
    Turk_Perisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-07-2008
    Mesajlar
    4,262
    Karizma Gücü
    4
    yahu ahmet abi sana yalan diyorum
    inanma diyorum
    kanitlariyla halka aciklandi bunlar
    hala niye bunlari yansitiyorsunuz
    kaldiki gÖrmÜyormusunuz
    hadİ sİzİn karniniz tok aÇ olanlari bİr gÜnden bİr gÜne soruyormusunuz niye bÖylee diye
    benim calistigim sektÖr ÖmrÜnÜn en berbat dÖnemİnİ yaŞiyor
    arkadaŞlarim Şİrketlerİnİ kapatiyor
    kuzenlerim Ücretsİz İzİne cikartiliyor
    ben bunlari gÖrÜyorum sİz nerede yaŞiyorsunuz allah aŞkina?
    ~~уαяєη~~

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Ne Mutlu Türküm Diyene

    "BABA"
    Öyle bir yara ki kaLbimde ağlasam KANIYOR, gülsem ACIYOR

  6. #6
    BAYRAK28 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    141
    Karizma Gücü
    0
    özelleştirme dediğiniz satmak yada yeri geldiğinde peşkeş çekmek mi?
    1.5 milyon işşiz varken,işçisini 450 ytl ye çalııştırken bir yandan elektriğe doğalgaza benzine zam yapmak nasıl bi anlayış?

  7. #7
    Turk_Perisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-07-2008
    Mesajlar
    4,262
    Karizma Gücü
    4
    Herşey bir yana erken seçim davası çıkınca sadaka verir gibi %2 zamda neyin nesi hangi emeklinin hangi memurun karnını doyurucak
    KİRAYA 100 milyon zam
    Memura 17 milyon
    Görün artık aradaki farkııı....
    ~~уαяєη~~

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Ne Mutlu Türküm Diyene

    "BABA"
    Öyle bir yara ki kaLbimde ağlasam KANIYOR, gülsem ACIYOR

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-09-2007
    Mesajlar
    4,264
    Karizma Gücü
    0
    bak sizin idolleriniz ne diyor.


    1973’te yüzde 64 oy oranıyla CHP’den İstanbul Belediye Başkanı olan, yıllardır siyasetten uzak duran, sol siyasetin efsane ismi Ahmet İsvan ilk kez star’a konuştu. İsvan AK Parti hükümetini başarılı buluyor, üyesi olduğu CHP’yi ise eleştirmekten kendini alamıyor.

    1973’te yüzde 64 oyla CHP’den İstanbul Belediye Başkanı oldunuz. Görevden ayrıldığınız 1977’den bu yana 30 koca yıl geçti. Solun siyasetten fiziken değilse de siyaseten silindiği, sola çareler arandığı, akil adamlara akıl sorulduğu dönemdeyiz ve siz ortalarda yoksunuz! Bunca zamandır nerelerdesiniz Allah aşkına?

    Durabildiğim kadar aynı yerde duruyorum. Solun içine düştüğü durumdan ben de üzgünüm. Ama ben belediye başkanlığını isteyerek terk etmedim. Partim beni aday göstermediği için seçilmedim. 80 darbesinde 27 ay hapis yattım, sonra siyasete kendi çapımda devam ettim. Parti meclisi üyesi oldum. Emekli bir siyasetçiyim ama siyasetle ilgimi hiç kesmedim.

    İşte Vatan Gazetesi'nde yer alan o röportaj:

    BÜT&#199 DİSİPLİNİNİ SAĞLADI

    Söyler misiniz o halde; Türkiye soluna ne oldu?

    Sol ciddiyetsizlikten yok Türkiye’de. Biz (CHP) siyasetin büyük kısmının ekonomiyle ilgili olduğunu kavrayamadık. Hálá AKP’yi ‘mazot pahalı, buğday ucuz’ gibi, bizim de çare bulamayacağımız durumları aksettirerek eleştiriyoruz. Bu siyaset değildir. Siyaset, küreselleşen dünyada Türkiye’yi ayakta, dalganın üzerinde tutacak ekonomi politikası yürütmektir. AKP’nin bunu çok iyi yaptığını itiraf etmek zorundayım. Zorlanmadan da ediyorum.

    Neden ‘itiraf’ kelimesini seçtiniz?

    Muhalif parti üyesiyim. Epeydir CHP, AKP ne söylerse tersini söylüyor. Bunu yediremiyorum kendime. AKP’nin yanlışlarını feryatla söylemek ama iyi yaptıklarında da desteklemek lazım.

    Neyi iyi yapıyor AK Parti?

    Öncelikle ekonomide iyi işler yapıyor. 2001 krizini güçlükle atlattık. Sonra AKP geldi. Derviş’in attığı temeli tamamladı, bütçe disiplinini sağladı. Biz (CHP) yıllarca bütçe disiplinine saygı göstermemiştik. Kabahatliydik. Partime mensup çok kişi ‘Tek başımıza iktidar olmadık ki geçmiş kabahatlerin sorumlusu olalım’ derler. Ama bu söz yanlıştır.

    BİZ DE SUÇ ORTAĞIYIZ

    Neden yanlıştır?

    İktidar değilsek de etkiliydik. Koalisyon ortağıyken Çalışma Bakanlığı bizde olurdu. Şimdi herkes biliyor ki; sosyal güvenlikte yapılan yanlışlar Türkiye’yi batırma noktasına getirdi. Fark edip gereğini yerine getirmedik. Demirel popülist harcamalar yaptığında ‘yanlıştır’ demedik. Ekonominin bizden güçlü olduğunu, ona uymamız gerektiğini bilmedik. 36 yaşında emekli ettik insanları. Sigortalıların sülalesini sigortalı yaparken bu neye varır diye hesap etmedik. Tarımda gerekli değişikliği yapmak yerine bozuk bünyeyi süspanse etmeye kalktık. Ekonomiyi el birliğiyle batırdık, suç ortağıyız yani. Ziraat Bankası’nın, Halkbank’ın görev zararlarını nasıl izah edeceğiz? İktidar değildik de böyle bir uyarımız oldu mu? Muhalefetin görevi bu değil mi? Küreselleşme nedeniyle ekonomi geçmişte olduğundan çok daha fazla etkili şimdi ve bize çok daha az hareket alanı bırakıyor. Bu dar hareket alanı içinde bile AKP’nin yanlış bir şey yaptığını görmüyorum.
    __________________

  9. #9
    Turk_Perisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-07-2008
    Mesajlar
    4,262
    Karizma Gücü
    4
    bahsettiğiniz yalan tablolara yorumumu diger konuda yaptım yeterince...
    Sizler inanmak istediğinize inanıyorsunuz
    AKP-nin gözünüze taktığı gözlükleri çıkarıp bir öyle bakın
    Kaldırın Türkiyenin üstündeki örtüyü altına bir bakın
    eğer aynı şeyleri görüyorsunuz doğru yoldasınızdır
    AMA BEN GÖRMEYECEĞİNİZDEN EMINIM
    ATIN KAFANIZDAKI BU KALIPLARI
    ~~уαяєη~~

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Ne Mutlu Türküm Diyene

    "BABA"
    Öyle bir yara ki kaLbimde ağlasam KANIYOR, gülsem ACIYOR

  10. #10
    Ay Yıldız adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-07-2008
    Mesajlar
    670
    Karizma Gücü
    4
    yalan hepsi yalan
    gidin tarafa vakite bakın gerçekleri öğrenin

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Birlikte olduğun kişi...
    2005 Konuları bölümünde mernes tarafından açılmış
    Yanıt: 22
    Son Mesaj: 04.04.06, 15:19
  2. Birlikte Tarihi Yönlendirebiliriz
    2005 Konuları bölümünde İzmirin_Kartalı tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 22.02.05, 18:11

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •