• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 23 1234567891011 ... SonSon
222 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    İslamda resim ve heykelin günah sayılması yanlış bir karardır.

    Sebe 13. ayeti tefsiri (Resim heykel vs. hakkındaki ahkam)
    gönderen Ebu Muaz tarih 28 Şub 2008, 10:41

    İktibas-
    "Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı." (Sebe 13)
    Timsal: Arapçada insan, hayvan, ağaç, çiçek, nehir veya herhangi bir cansız varlık olsun tabii bir varlığın benzerinin taklit edilmesi anlamına gelen timsal kelimesinin çoğuludur. "Timsal, Allah tarafından yaratılan bir şeye benzemesi için yapılan bütün sûni şeylerin ismidir." (Lisanü'l-Arab) "Timsal; canlı olsun, cansız olsun bir varlığa benzemesi için yapılan bütün resimlerdir." (Tefsir, el-Keşşaf) Bunlara dayanarak Kur'an'daki bu ifadenin, Hz. Süleyman (a.s) için yapılan "heykeller"in insan ve hayvan heykelleri veya resimleri anlamına gelmediğini söylebiliriz. Bunlar Hz. Süleyman'ın (a.s) binalarını ve eserlerini süslediği manzara resimleri, çiçekli düzenlemeler veya başka tür dekorasyonlar da olabilir.
    Bu yanlış anlamaya Hz. Süleyman'ın (a.s) kendisi için peygamberlerin ve meleklerin resmini yaptırdığını söyleyen bazı müfessirler sebep olmuştur. Bu müfessirler İsrailî haberlerden yararlanmışlar ve daha önceki şeriatlara göre resim yapmanın haram olmadığı sonucuna varmışlardır.
    Fakat bu İsrailî haberleri zikredip rivayet ettikleri halde, Hz. Süleyman'ın Musa'nın (a.s) şeriatına tabi olduğu ve onun şeriatında da aynen Muhammed'in (s.a) şeriatında olduğu gibi insan ve hayvan resim ve heykelleri yapmanın haram olduğu gerçeğini gözardı ediyorlar. Düşmanlıkları sebebiyle İsrailoğullarından bir grubun Hz. Süleyman'ı (a.s) putperestlik, çok tanrıcılık, büyü, sihir ve zinayla itham ettiklerini de unutuyorlar. Bu nedenle İsraili rivayetlerden hiçbirisine güvenilmemeli ve bu büyük Peygamber hakkında Allah'ın şeriatına aykırı hiçbir haber kabul edilmemelidir. Herkes, Musa'dan (a.s) sonra İsrailoğullarından gelen bütün peygamberlerin Hz. İsa'ya (a.s) dek Tevrat'a tabi olduklarını ve hiçbirisinin Tevrat'ın şeriatını değiştirecek yeni bir şeriat getirmediğini bilir. Tevrat tekrar tekrar insan ve hayvan resimleri ve heykeleri yapmanın haram olduğunu söyler.
    "Kendin için oyma put, yukarda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde olanın, yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın" (Çıkış, 20:4)
    "Kendinize putlar yapmayacaksınız ve kendiniz için oyma put ve dikili taş dikmeyeceksiniz ve önünde secde etmek için memleketinizde resimli taş kurmayacaksınız." (Levililer. 26:1)
    "Fesada sapmayasınız, kendiniz için erkek yahut kadın suretinde, yerde olan bir hayvan suretinde, göklerde uçan kanatlı bir kuş suretinde, toprakta sürünen bir şey suretinde, yer altındaki suda olan bir balık suretinde, herhangi bir şeklin suretinde oyma put yapmayacaksınız." (Tesniye, 4:16-18).
    "Bir sanatkarın el işi, Rabbe mekruh oyma yahut dökme put yapan ve onu gizlice diken adam lanetli olsun." (Tesniye, 27:15)
    Bu apaçık emirler karşısında Hz. Süleyman'ın (a.s) cinlerden kendisi için meleklerin ve peygamberlerin resmini ve heykellerini yapmasını istediği nasıl kabul edilebilir? Yahudilerin Hz. Süleyman'ı (a.s) putperest karılarına olan sevgisi nedeniyle putperest olmakla suçlayan rivayetlerine dayanılarak bu nasıl kabul edilebilir? (I Krallar, bap: 11)
    Fakat Müslüman müfessirler bu İsraili rivayetleri zikretmelerine rağmen Hz. Muhammed'in (s.a) şeriatında bunun haram kılındığını belirtmişlerdir. Bu nedenle hiç kimseye Hz. Süleyman'ı (a.s) taklit ederek resimler ve heykeller yapması helal olmaz. Fakat günümüzde batıyı taklit ederek fotoğrafı ve heykel yapmayı helal kılmak isteyen bazı kimseler Kur'an'ın bu ayetini delil olarak alırlar ve şöyle bir iddiada bulunurlar: "Allah'ın Peygamberi böyle yaptığına ve Allah da kitabında Peygamberinin bu davranışını zikrettiğine, bunu kabul etmediğine dair bir ifade de bulunmadığına göre, bu helal olmalı."
    Batıyı taklit eden bu kimselerin iddiası iki sebep yüzünden yanlıştır. Birincisi, Kur'an'da kullanılan Temâsil kelimesi sadece insan ve hayvan resmi anlamına gelmez, cansız nesnelerin resimleri için de kullanılır. Bu nedenle sadece bu kelimeye dayanılarak Kur'an'a göre insan ve hayvan resimleri yapmanın helal olduğu sonucuna varılamaz. İkincisi, sahih senetlerle ve birçok kanaldan rivayet edilen hadisler, Hz. Peygamber'in (s.a) canlıların resimlerini yapmayı ve bunları evde bulundurmayı yasakladığını göstermektedir. Bu hususta Hz. Peygamber'den (s.a) rivayet edilen sahih hadisleri ve büyük sahabelerin bu konudaki görüşlerini aşağıda sunuyoruz.
    1) Müminlerin annesi Hz. Aişe (r.a), Hz. Ümmü Habibe ve Hz. Ümmü Seleme'nin (r.a) Habeşistan'da iken içi resimlerle süslü bir kilise gördüklerini rivayet eder. Hz. Peygamber'in (s.a) huzurunda bundan bahsettiklerinde, o şöyle buyurdu: "Onlar içlerinden ne zaman salih bir insan ölse, onun kabrini ibadetgah (mescit) edinirler ve içini resimlerle süslerler. Kıyamet gününde bunlar Allah'ın katında insanların en zelili olacaklardır." (Buhari: Kitabü's-Salat; Müslim: Kitabü'l-Mesacid; Nesâî: Kitabü'l-Mesacid)
    2) Ebu Huzeyfe (r.a) Allah Rasulü'nün (s.a) resim yapanları lanetlediğini rivayet etmiştir. (Buhari: Kitabü'l-Büyü, Kitabü't-Talak, Kitabü'l-Libas).
    3) Ebu Zür'a şöyle buyuruyor: "Bir keresinde Hz. Ebu Hureyre ile birlikte bir eve girdim ve bir ressamın tavana resimler yaptığını gördüm. Bunun üzerine Hz. Ebu Hureyre dedi ki: "Nebi'nin (s.a) şöyle buyurduğunu işittim: Allah buyuruyor ki: Benim yarattığıma benzer bir varlık yaratmaya çalışandan daha zalim kim olabilir? Eğer yapabilirlerse bir tohum, ya da bir karınca yaratsınlar." (Buhari: Kitabü'l-Libas: Müsned-i Ahmed. Müslim'deki rivayete göre bu ev Mervan'ın evi idi.)
    4) Ebu Muhammed Huzelî, Hz. Ali'den rivayet ediyor: Hz. Peygamber (s.a) bir cenaze namazında iken şöyle buyurdu: İçinizden kim Medine'ye gidip gördüğü her putu kıracak, her gördüğü kabri yerle bir edecek, her gördüğü resmi yırtıp atacak? İçlerinden bir adam bunu yapacağını söyledi. Gitti, fakat Medinelilerden korkarak bu işi yapmadan geri döndü. Daha sonra Hz. Ali (r.a) gitmek istedi, Nebi de (s.a) gitmesine izin verdi. Hz. Ali gitti, sonra geri döndü ve şöyle dedi: Her putu kırdım, her kabri yerle bir ettim ve her resmi yırtıp attım. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurdu: Şimdi bunlardan herhangi birini yapan, Muhammed'e (s.a) indirileni inkâr ediyor demektir." (Müsned-i Ahmed, Müslim: Kitabü'l-Cenaiz, Nesaî: Kitabü'l-Cenaiz'de de aynı konuda bir hadis rivayet edilmektedir.)
    5) İbn Abbas şöyle rivayet ediyor: "... Resim yapan kişi cezalandırılacak ve ondan resme ruh vermesi istenecek, tabii ki o da bunu yapamayacaktır." (Buhadi: Kitabü't-Ta'bir, Tirmizi: Ebvabü'l-Libas, Nesaî: Kitabü'z-Zînet, Müsned-i Ahmed)
    6) Said İbnü'l-Hasan şöyle rivayet ediyor: "İbn Abbas'ın yanında oturuyordum, bir adam gelip ona: "Ey İbn Abbas, ben hayatımı elimin emeği ile kazanıyorum ve mesleğim resim yapmak" dedi. İbn Abbas (r.a), "Ben sana Allah Rasulü'nden (s.a) duyduğumun aynısı söyleyeceğim. Ondan Allah'ın resim yapanlara azap edeceğini, bu kimseleri o resimlere ruh verinceye kadar bırakmayacağını, onların da asla bunu başaramayacaklarını duydum" cevabını verdi. Bunun üzerine o adam çok etkilendi ve yüzü sapsarı oldu. İbn Abbas (r.a) şöyle buyurdu: "Eğer resim yapacaksan, ağaç resmi veya cansız eşyaların resmini yap." (Buhari: Kitabü'l-Büyû, Müslim: Kitabü'l-Libas, Nesaî: Kitabü'z-Zinet, Müsned-i Ahmed)
    7) Abdullah İbn Mes'ud (r.a) Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Kıyamet gününde Allah tarafından en büyük azaba uğrayacak olanlar ressamlardır." (Buhari: Kitabü'l-Libas, Müslim: Kitabü'l-Libas, Nesaî: Kitabü'z-Zinet, Müsned-i Ahmed.)
    8) Abdullah İbn Ömer (r.a) Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Resim yapanlar kıyamet gününde cezalandırılacaklar ve onlardan yaptıkları şeylere hayat vermeleri istenecektir." (Buhari: Kitabü'l-Libas, Nesaî-Kitabü'z-Zinet, Müsned-i Ahmed.)
    9) Hz. Aişe (r.a), üzerinde resimler bulunan bir minder aldığını rivayet ediyor. Hz. Peygamber (s.a) kapının önünde durdu ve içeri girmedi. "Bir suç işlediysem Allah'a tevbe ederim" dedim. Nebi (s.a): "Bu minder ne için?" diye sordu "Üzerinde oturup uzanman için" dedim. "Bu resimleri yapanlara kıyamet gününde azap edilecek ve onlardan yaptıkları resimlere hayat vermeleri istenecektir. Melekler (yani rahmet melekleri) içinde resim bulunan eve girmez" (Buhari: Kitabü'l-Libas, Müslim: Kitabü'l-Libas; Nesaî: Kitabü'z-Zinet, İbn Mace: Kitabü't-Ticaret, Muvatta: Kitabü'l-İstiran)
    10) Hz. Aişe (r.a) rivayet ediyor: Bir keresinde Nebi (s.a) odama geldi, üzerinde resimler bulunan bir perde asmıştım. Birdenbire yüzünün rengi değişti. Daha sonra perdeyi aldı, yırttı ve şöyle buyurdu: "Allah'ın yarattığı gibi yaratmaya çalışanlar kıyamet gününde çok şiddetli bir azaba uğratılacaklardır." (Müslim: Kitabü'l-Libas, Buhari: Kitabü'l-Libas, Nesaî: Kitabü'z-Zinet)
    11) Hz. Aişe (r.a) rivayet ediyor: Nebi (s.a) bir seferden dönmüştü, ben de kapının üzerinde kanatlı at resimleri bulunan bir perde asmıştım. Nebi (s.a) onu indirmemi söyledi, ben de indirdim. (Müslim: Kitabü'l-Libas, Nesaî: Kitabü'z-Zinet)
    12) Cabir bin Abdullah (r.a) rivayet ediyor: Nebi (s.a) evde resim bulundurmayı ve bir kimsenin resim yapmasını yasakladı. (Tirmizi: Ebvabü'l-Libas)
    13) İbn Abbas (r.a) Ebu Talha Ensari (r.a)'dan rivayetle şöyle diyor: Nebi (s.a) "İçinde köpek ve resim bulunan eve melekler (yani rahmet melekleri) girmez" buyurdu. (Buhari: Kitabü'l-Libas)
    14) Abdullah bin Ömer (r.a) rivayet ediyor: Cebrail (a.s) Nebi'ye (s.a.) gelecekti, fakat zaman geçtiği halde gelmedi. Nebi (s.a) merak etti ve evden çıktığında onunla karşılaştı. Ona niçin gelmediğini sorduğunda Cebrail (a.s) "Biz içinde resim veya köpek bulunan eve girmeyiz" cevabını verdi. (Buhari: Kitabü'l-Libas, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesaî, İbn Mace, İmam Malik ve İmam Ahmed, birçok sahabeden bu konuda birçok hadis rivayet etmişlerdir.)
    Bunlara karşın resim konusunda bazı istisnalar yapan hadisler de rivayet edilmiştir. Mesela Ebu Talha Ensari'den rivayet edilen bir hadise göre üzerinde resimli dokumalar bulunan perdeler asmak caizdir. (Buhari: Kitabü'l-Libas). Hz. Aişe (r.a) hadisine göre Hz. Aişe üzerinde resimler bulunan bir kumaşı yırtıp minder yaptığında Hz. Peygamber (s.a) bunu yasaklamamıştır. (Müslim: Kitabü'l-Libas) Salim bin Abdullah bin Ömer hadisine göre, teşhir edilmeyen, göze çarpacak şekilde asılmayan ve halı gibi yere serilerek kullanılan resimli kumaşları kullanmak haram değildir. (Müsned-i Ahmed) Fakat bu hadislerden hiçbirisi yukarıda zikrettiğimiz hadislere muhafelet etmez. Bunlardan hiçbirisi resim yapmayı ve boyamayı helal kılmaz, sadece bir adamın üzerinde resimler bulunan kumaşı varsa, onu nasıl kullanması gerektiğini açıklığa kavuşturur. Bu konuda Ebu Talha Ensari hadisi kesinlikle kabul edilmez, çünkü Hz. Peygamber'in (s.a) üzerinde resimler bulunan bir kumaşı perde olarak kullanmayı sadece yasaklamakla kalmayıp parçaladığını bildiren birçok sahih hadise muhaliftir. Bundan başka bu konuda Hz. Ebu Talha Ensari'nin (r.a) kendi uygulaması da, Tirmizi ve Muvatta'da rivayet edildiğine göre, üzerinde resimler bulunan bir kumaşı değil perde olarak asmak, yer yaygısı olarak bile kullanmama şeklindeydi. Hz. Aişe ve Salim bin Abdullah'ın hadislerine gelince onlar da, eğer bir resim önem verilerek ve saygı gösterilerek yükseğe asılmaz ve önemsemeden yere yayılıp halı olarak kullanılırsa bunun caiz olduğunu bildirirler.
    Bütün bunlara rağmen bu hadisler nasıl olur da, boyama sanatını, resim ve heykel yapmayı insan medeniyetinin en kıymetli başarısı olarak değerlendiren ve bunu Müslümanlar arasında da yaygınlaştırmak isteyen bir kültüre meşruiyet kazandırmak için kullanılabilir?
    Hz. Peygamber'in (s.a) ümmetine resim konusunda bıraktığı sünnet, bu konuda büyük sahabelerin uygulama ve davranışlarında görülebilir. İslam'da kabul edilen fıkıh ilkesi, Hz. Peygamber'in (s.a) merhaleler katedip ön emirler ve istisnalardan sonra hayatının son döneminde emrettiklerinin güvenilir ve salih İslam kuralları olarak alınmasını gerektirir. Hz. Peygamber'den (s.a) sonra büyük sahabelerin uygulaması ve belli davranış şekli üzerinde ısrar etmeleri de Peygamber'in (s.a) ümmetine o sünneti bıraktığının kuvvetli bir delilidir. Şimdi de bu salih ve muttaki kimselerin resim konusunda nasıl tavır aldıklarına bakalım:
    Hz. Ömer (r.a) Hıristiyanlara şöyle demiştir: "Biz sizin kiliselerinize içlerinde resim olduğu için girmeyiz." (Buhari: Kitabü's-Salat)
    İbn Abbas (r.a) bazen kilisede namaz kılardı, fakat içinde resim bulunmayan kiliselerde. (Buhari: Kitabü's-Salat.)
    Ebu Heyyâc el-Esedî, Hz. Ali'nin (r.a) kendisine şöyle dediğini rivayet ediyor: Nebi'nin (s.a) beni gönderdiği görevle ben de seni göndereyim mi? Kırılmadık hiçbir put, yerle bir edilmedik hiçbir kabir ve yırtıp atılmadık hiçbir resim bırakmayacaksın." (Müslim: Kitabü'l-Cenaiz, Nesaî: Kitabü'l-Cenaiz.)
    Heneş el-Kınânî, Hz. Ali'nin (r.a) emniyet görevlisine şöyle dediğini rivayet ediyor: "Şimdi seni hangi görevle görevlendireceğimi biliyor musun? Nebi'nin (s.a) beni gönderdiği göreve, yani her gördüğün resmi yırtıp atman ve her kabri yerle bir etmen için gönderiyorum." (Müsned-i Ahmed)
    İslâm'ın bu kuralı, fakihler tarafından kabul edilmiş ve İslam hukukunun maddelerinden biri sayılmıştır. Bu nedenle Allame Bedrüddin Aynî, Tevhid'le ilgili olarak şöyle der:
    "Bizim büyüklerimiz (yani Hanefi fakihleri) ve diğer fakihler, canlı bir şeyin resmini yapmanın sadece haram olmakla kalmayıp, kesinlikle yasaklandığını, resmi yapan kişi onu hor görerek kullanacak veya başka bir amaçla kullanacak olsa bile hiç farketmeksizin büyük bir günah olduğunu söylemişlerdir. Her ne tür olursa olsun resmini yapmak ve boyamak haramdır, çünkü bu Allah'ın yarattığına benzer bir şeyler yaratma çabasıdır. Aynı şekilde kumaş üzerine veya halıya, para üzerine, alet ya da duvar üzerine, neyin üzerine olursa olsun resim yapmak her halükarda haramdır.
    Fakat ağaç vs. gibi şeylerin resmini yapmak haram değildir. Resmin gölgesi olsun veya olmasın (boyama resim olsun yahut heykel olsun-çev. notu) hiç farketmez. Bu, İmam Malik, Süfyan-ı Sevri, İmam Ebu Hanife ve diğer alimlerin görüşüdür. Kadı İyaz kız çocuklarının oyuncak bebeklerinin bundan istisna olduğunu söyler, fakat İmam Malik, onları satın almayı bile caiz görmemiştir." (Umdetü'l-Kari cilt XXII, s. 70). İmam Nevevi, Müslim şerhinde ayrıntılı bir şekilde aynı görüşü ele almıştır. (Bkz. Şerhü Nevevi, Mısır baskısı cilt XIV, ss. 81-82)Bu resim yapma konusundaki hükümler böyledir. Başkalarının yaptığı resimleri kullanma konusuna gelince, Allame İbn Hacer, İslam fakihlerinin görüşlerini şöyle zikreder:
    "Malikî fakihi İbn Arabi, hor görülerek kulanılsa da kullanılmasa da gölgesi olan suretlerin haram olduğu konusunda alimlerin icmaı olduğunu söyler. Sadece kız çocuklarının oyuncak bebekleri ondan müstesnadır. İbn Arabi gölgesi olmayan fakat (basılı halde, aynadaki görüntünün aksine) sürekli olarak kalıcı olan suretlerin de hor görülerek kullanılsa da kullanılmasa da haram olduğunu söyler. Fakat başı kesilirse, ya da organları veya parçaları birbirinden ayrılırsa, kullanılabilir. İmamü'l-Harameyn, üzerinde resimler bulunan perde veya minderlerin kullanılabileceğini, fakat duvara veya tavana asılan resimlerin haram olduğunu çünkü bunlarda saygı ve yüceltme bulunduğunu, oysa perde ve minderde hor görmenin mevcut olduğunu ifade eden bir görüş zikretmiştir... İbn Ebi Şeybe, İkrime'den rivayet ederek sahabeden hemen sonra gelen tabiin alimlerinin, halıda veya minderde bulunan resimlerin onların hor görüldüğü anlamına geldiği şeklinde bir görüşleri olduğunu ifade eder. Onlara göre yüceltilerek yüksek bir yere asılan resim haramdır, fakat yere serilip yayılan resimleri kullanmak caizdir. İbn Sirin, Salim bin Abdullah, İkrime bin Halid ve Said bin Cübeyr'den de aynı görüş rivayet edilmiştir." (Fethü'l-Bâri. cilt X. s. 300)
    Yukarıda zikredilen ayrıntılı açıklamalar, resmin haramlığının İslam'da şüpheli ve tartışmalı bir mesele olmadığını, bilakis yabancı kültürlerden etkilenen kimselerin kılı kırk yarma çabaları ile değiştiremeyecekleri bir şekilde Hz. Peygamber'in (s.a) apaçık emirleri, sahabenin uygulaması ve İslam fakihlerinin ortak görüşleri ile belirlenmiş kesin bir İslam kuralı olduğunu göstermektedir.
    Bu hususta, hiçbir yanlış anlamaya meydan vermemek için bir kaç mesele daha açıkça anlaşılmalıdır.
    Bazı kimseler boyama resim ile fotoğraf arasında bir ayrım yapmaya çalışırlar, oysa şeriat resmin (suret) kendisini yasaklar, suretin yapılış şeklini ve metodunu değil. Fotoğraf ile resim arasında hiçbir fark yoktur, ikisi de surettir. İkisi arasındaki tek fark yapılışlarında kullanılan metoddur ve bu hususta şeriat emirleri ikisi arasında hiçbir ayrım yapmaz.
    Bazı kimseler İslam'da resmin, putperestliğe bir son vermek için yasaklandığı iddiasında bulunurlar. Bugün böyle bir tehlike olmadığına göre bu yasak iptal edilmelidir. Fakat bu iddia kesinlikle yanlıştır. Çünkü hadislerden hiçbirinde, resmin putperestlik ve şirk tehlikesinden sakınmak için haram kılındığına dair bir ifade yoktur. İkincisi, şirk ve puta tapıcılığın yer yüzünden silindiği iddiası da temelsizdir. Bugün Hindistan (Hint-Pakistan) yarımadasında bile hâlâ puta tapanlar mevcuttur. Şirk, dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı şekillerde uygulanmaktadır. Ehl-i Kitaptan Hıristiyanlar da İsa (a.s), Meryem (a.s) ve diğer azizlerin resim ve heykellerine tapmaktadırlar. Hatta Müslümanlardan büyük bir bölümü de Allah'tan başkasına kulluk etmekle meşguldürler.
    Bazı kimseler de sadece putperestlik özelliği taşıyan resimlerin yani ilah addedilen kimselerin resim ve heykellerinin yasak olduğunu söylerler. Diğer resim ve heykellere gelince, onların haram olması için hiçbir sebep yoktur. Fakat bu iddiada bulunanlar, Şari'nin (Allah) emir ve talimatlarından hüküm çıkaracakları yerde kendi kendilerine kanun ve şeriat ortaya koymaktadırlar. Onlar resmin yeryüzünde sadece puta tapıcılık ve çok tanrıcılığa değil, daha birçok kötülük ve fitnelere sebep olduğunu ve bugün de olmaya devam ettiğini bilmiyorlar. Resim, kralların, diktatörlerin ve siyasi liderlerin büyük olduğu fikrinin halkın zihnine işlenmesine yarayan en önemli araçlardan biridir. Resim müstehcenliğin yayılmasında da geniş olarak kullanılmıştır. Resimler, milletler arasına ayrılık ve nefret tohumları ekmek ve yığınları çeşitli şekillerde saptırmak için de kullanılmaktadır. O halde, Şari'nin (Allah), resmi, puta tapıcılığın kökünü kazımak için yasaklamış olduğu iddiası tamamen asılsızdır. Şari, canlı varlıkların resmini yapmayı kesinlikle yasaklamıştır. Eğer biz kendi kendimize kanun ve şeriat koymuyor ve Şari'ye tabi oluyorsak, bundan kesinlikle kaçınmalıyız. Belirli bir emir için kendi kendimize belirli bir sebep ve temel tayin etmemiz, sonra da bu temele dayanarak bazı resimleri helal, bazılarını da haram saymamız helal değildir.
    Bazı kimseler "zararsız" resimler diye bir grup resimden bahsederler ve bunların hiçbir tehlikesinin olmadığını söylerler. Bu resimler şirke, müstehcenliğe, politik propagandaya ve başka kötülüklere sebep olmazlar, bu yüzden bu tür resimler yasak olmamalıdır. Burada insanlar yine aynı hataya düşüyorlar: İlk önce belirli bir emir için bir sebep ve temel tayin ediyorlar, sonra da tayin edilen sebebin bulunmadığı şeyleri helal kabul ediyorlar. Bunun yanı sıra bu kimseler, İslam Şeriatının, insanın ne zaman helal sınırları içinde olduğuna, ne zaman onları aştığına karar veremeyeceği belirsiz ve kaypak bir helal-haram sınırı çizmediğini, bilakis herkesin gün ışığı gibi görebileceği bir ayırma sınırı çizdiğini bilmiyorlar. Resimle ilgili ayrım çizgisi kesinlikle apaçıktır: Canlı varlıkların resimleri haram, cansız varlıkların ki helaldir. Bu ayrım çizgisi hiçbir belirsizliğe yer vermemektedir. Allah'ın koyduğu emirlere uymak isteyen bir kimse neyin helal, neyin haram olduğunu açıkça görebilir. Fakat, eğer canlı varlıkların resimlerinden bazıları helal, bazıları haram kabul edilirse, ne kadar geniş olursa olsun iki tür resmi konu alan hiçbir liste, haram ile helal arasındaki sınırı açık ve kesin kılamayacak ve birçok resim helal sınırları içinde mi yoksa değil mi bilinmeyen muallak bir konumda kalacaktır. Bu, İslam'ın şarap konusundaki kesinlikle ondan sakınma emrine benzemektedir ve bu emir apaçık bir sınır belirler. Fakat eğer sarhoş edecek kadar şaraptan sakınılması gerektiği emredilmiş olsaydı, haramla helalin arasını ayırmak imkansız olacak ve hiç kimse ne kadar şarap içebileceğine ve nerde durması gerektiğine karar veremeyecekti.


    Sevgili editörümüzün dikkatine....Bu yukarıdaki yazıyı başka bir internet sitesinden aldım.Tamamı ile zıt görüşte olduğumuz yazar yeterince kaynak sunmuş.

    Resim ve heykelin ,dinimizce haram sayılmasının ,uygarlığımız açısından çok önemli etkileri ve kayıpları olmuştur.İnsanların fikirsel gelişmesinde ,eğitiminde öncelikle resimin çok önemli rolü vardır.Bu gün mesela Atatürkün hiç bir resimi olmasaydı ,onun ölümünden bu güne kadar çoktan unutulma durumda olurdu.Aynı şekilde bilim adamlarının,akıl adamlarınında fikirleri yanında resimlerinide görebilmemiz ,onlardan ögrendiklerimizin beynimize daha çok kazınmasını sağlar.Fatih Sultan Mehmedin bu gün iyiki bir resmi varda bu sebeple onun hakkında bir fikir sahibi olabiliyoruz.Keşke 1400 yıllık islam tarihinin tüm önemli kişilerininde resimleri olabilseydi.

    Televizyonda Madrit şehrini gösteriyorlardı,her taraf heykellerle dolu çok güzel bir şehir.Böyle bir şehirde insan kendini ilkel geri kalmış gibi hissediyor.Merak ediyorsunuz bu heykeller kime ait ,ne yapmışlarda,her kez için önemli olmuşlar.Sizin beyninizde başarma ,kendinizi yenileme,sisteme uyma ve insanlığın daha mükemmel olması doğrultusunda çalışma fikirleri yaratıyor...
    Günlük yaşama,teslimiyetçi olma,bir an önce vakit doldurma fikirlerinin altında bence ,bir çok islam düşüncesinin yanlış kararlarından en önemlisininde resimin haram sayılmasıdır diye düşünüyorum.
    Neyseki bu haram fikri son yüz yılda aşıldı.Şimdi herkez boy boy resim çektiriyor ,kameraların önünden ayrılmıyor,eğer paraları bolsada yağlı boya resimlerini yaptırıyorlar ama heykel hala sakıncalı,belirsiz.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    03-04-2008
    Mesajlar
    2,946
    Karizma Gücü
    0
    İslam güzelsanatlara düşman bir din değildir..
    yanlış anlaşılmalar ve yersiz içtihatlarla din insanı yaşamın güzelliklerinden uzaklaştırmaya çalışır gibi algılanmış.. halbuki din yaşamı ve insanın ruhunu okşayan sanatsal etkinliklerden insanı soyutlamaz.

  3. #3
    saliha adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-05-2006
    Mesajlar
    11,844
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    sabah sabah muhalif duygularım karardı

    sen islamın kararlarını eleştiremezsin. Sen değil kimse eleştiremez..

    ne bu be örtünme yanlıştır namaz yanlıştır o yanlıştır bu yanlıştır

    yapmıyorsanız yapmayın ama eleştirmeyin
    mazeretim var

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    03-04-2008
    Mesajlar
    2,946
    Karizma Gücü
    0
    İslamın kararlarını; Ebu Muhammed Huzelî, Malikî fakihi İbn Arabi, İbn Ebi Şeybe, buhari vs. kimselermi belirliyor?

    islamın tek bir kararı ve uygulaması vardır.. Kur'an ve Sünnetler.. rivayete dayalı veya içtihadi yada fıkıhsal bilgiler her zaman tartışmaya açık şeylerdir.

    puta tapanlar yüzünden heykelin haram sayılması, nü resimler yüzünden resimlerin suçlanması veya o dönemin bir kaç serserisinin içki içip cıvıtması ile Kur'an tüm insanlığı tek kalıba sokmaz.. insanlığı uyaran ve doğrunun ne olduğunu belirten tanrısal sözlerin birilerince abartılması veya çarpıtılması hoş değil.

  5. #5
    o(*_*)o ForumX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    14,836
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Sabah vakti bu kadar uzun yazıyı kim okuyacak?

    Özeti yok mu bunun

  6. #6
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Maide

    87 - Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.


    bırakalımda neyin helal neyin haram olduğuna kuran yani yüce Allah (c.c) karar versin

    kuranda resmin haram olduğuyla ilgili hiçbir ayet yoktur bu sadece hadislerde geçer
    iyi o zaman kuranı bırakalım helal ve harama doğruluğu belli olmayan hadisler karar versin böyle bişey mümkün olabilirmi
    bakın içki içmek zina etmek haramdır ve kuranda sürekli bunların haram olduğunu tekrarlar eğer resim de haram olsaydı kuranda bundan bahsederdi ve resmin haramlığını savunanlar hadisler le değil kuran ayetleriyle kendilerini savunurlardı ancak onlar kurandan bi ayet bulamadıkları için hadislerle kendi görüşlerini savunuyorlar

    ve bu insanlara Allah(c.c) çok güzel cevap vermiş işte

    Maide

    87 - Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

  7. #7
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı saliha tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sabah sabah muhalif duygularım karardı

    sen islamın kararlarını eleştiremezsin. Sen değil kimse eleştiremez..

    ne bu be örtünme yanlıştır namaz yanlıştır o yanlıştır bu yanlıştır

    yapmıyorsanız yapmayın ama eleştirmeyin
    islamın kararları kuranın yani yüce Allah ın bize vahyettiği kararlardır

    eğer resim haramdır diyen hadis yazanlarsa ben kuranda yazanı bırakıpta hadis yazanlara uyacak değilim
    öncelik herzaman kurandır eğer kuranda hadisi destekleyen bi ayet yoksa o hadise inanacak değilim
    yani helal ve harama karar veren fetva veren hadislerden söz ediyorum


    2) Ebu Huzeyfe (r.a) Allah Rasulü'nün (s.a) resim yapanları lanetlediğini rivayet etmiştir. (Buhari: Kitabü'l-Büyü, Kitabü't-Talak, Kitabü'l-Libas).


    bak bu hadiste peygambeimizin resim yapanları lanetlediğini söylüyor
    peygamberimiz kurana dayanarak fetva verirdi yani Allahın vahyettiklerine dayanarak
    Allah resim konusunda hüküm vermediği halde peygamberimiz neden kendi kafasından resmi haram kılsın

    bence bu hadisi yazanlar kendi kafalarına göre peygamberimizin ağzından hadisler yazmışlar ve asıl kendileri lanetlenecekler çünkü Allahın hükmü dışında fetva verdikleri için

    son birşey daha söyleyim
    osmanlı padişahları da kendi resimlerini çizdirmiştir
    onlar bizim için ölçü olmasalarda yinede hepimiz biliyoruzki islam dinini en çok temsil eden osmanlı devletiydi ve osmanlı döneminde bir çok resim yaptırılmıştır
    Bu mesaj en son " 20.07.08 " tarihinde saat 17:29 itibariyle XLEONX tarafından düzenlenmiştir...

  8. #8
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    xleonx demiş ki ;

    bak bu hadiste peygambeimizin resim yapanları lanetlediğini söylüyor
    peygamberimiz kurana dayanarak fetva verirdi yani Allahın vahyettiklerine dayanarak Allah resim konusunda hüküm vermediği halde peygamberimiz neden kendi kafasından resmi haram kılsın
    Meselede bu işte , Peygamberimiz Allah'ın vahyettiklerine göre helal veya haram kılardı sözünü sadece Kuranı Kerime indirgenmesi.Oysa Allah'ın Peygambere sadece Kuranı vahyetmediği , hikmeti de indirdiğine dair ayetler var , örnek olaylar var.Bunu defalraca burada yazdık.Peygamber Kuran haricinde de hüküm koyabilir , haram veya helal kılabilir.Kimse Allah'ın Peygamberine verdiği yetkiye kısıtlama getiremez.

    Kuranı Kerimde özellikle '' Allah'ın ve Resulünün '' diye yanyana kullanılması , Allah'ın Peygamberine verdiği yetki dolayısıyladır.

    Bence bu hadisleri yazan dediğin kişiler sahabeler , Taiin ve daha sonraki Müslümanlardır.Bu kişiler Kanı Kerimi öğrettikleri gibi hadisleride öğretmişlerdir.Böylece Peygamberimizin uygulamalarınıda öğrendik.Allah'a ve Peygamberine itaat edin emrini yerine getirmeye çalışan ve bize ileten kişilerden Allah Razı olsun.

    Bu arada belki bazı ayetlerdeki ifadeleri dikkatle okursun.

    Nisa Suresi

    80. Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.


    Ayeti dikkatle oku , Kim Allah'a itaat ederse ,Peygambere itaat etmiş olur , o zaman sadece Allah'ın kelamı olan Kurana uymamız , aynı zamanda Kuranda yzana Peygambere itaat edin emirini getirmiş oluruz diyebileceğiniz şekilde değil.Tam tersine kim Peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur diyor ayette.Ynai Peygamber ne tebliğ ettiyse , Bu Kuranda yazıyor , bu yazmıyor diye ayırt etmeden itaat etmemiz emrediliyor ayette.



    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  9. #9
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah'a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir. (HAŞR 7)
    Sadece Kuran'a meyil edip irşad olacaksak, Kuran bize Peygamberin ne verdiyse almamız gerektiğini, neyi yasakladıysa ondan vaz geçmemizi öğütlüyor. O zaman Rasulallah'a verilen yetkide Kuran'da belirtilmiştir. Rasulallah'ın sünnetini reddetmek Kuran'ın ayetinide reddetmek olur ki, Allah bu kötü hasletten hepimizi korusun
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  10. #10
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Hadislerin ve sünnetlerin sahih veya uydurma oluşunun birinci ve en güçlü ölçeği şüphesiz Kurandır.
    Bunda da ne yazık ki,meal ve tefsirler hazırlanırken kişilerin zanları ve inançları/kabulleri etkili olmaktadır.Bu hal,yani ayetlerin farklı anlaşılması,yorumlanması peygamberimizin sağlığında da olmuştur.
    Bütün bu anlayış karmaşasının en büyük sebebi ise Allahın tertibine riayet etmeyip,zanlarımızla hareket etmek ve "kendimizce İLİM İCAD ETMEK"ten geçmektedir.
    Bundan kurtuluşun,bu kaotik durumdan çıkışın tek yolu yine Kurana müracaat ile,bazı temel kavramları Allahın tarifine göre anlamak ve kabul ederek iman etmekten geçmektedir.
    Bunları,aklıma geldiği kadarı ile sıralamaya çalışır isek;
    1-Allah "İLİM" tarifini yapmıştır.Buna uygun olana ilim ve buna sahip oılanlara da "ALİM" demeliyiz.
    2-Allahın eş,ortak ve destekçisi yoktur.Resulleri ve Nebileri ancak görevli KULLARIDIR.Yaşadıkları zaman ve dönem içinde icraatlarından sorumlu ve mükellef idiler.Sonraki zamanlarda da yine Allahın görevlendirdiği diğer kulları aynı görevi(nur-u Muhammedinin taşınması,Rahmet-i İlahinin zuhur merciiliği) benzer veya başka ad ve tanımlar içinde sürdürmektedirler.Onlara bu vazifeleri ne ad ve sıfatla verdiyese Allah,bu onun TERTİBİDİR,AYETİDİR,HADİSİDİR. Kıyamete kadar da sürekliliği olacaktır.Aksini iddia etmek Allaha noksan sıfat ve adaletten yoksunluk izafesi olur ki,bu zulümden Allaha sığınırız.
    3-Görevlendirdiği KULLARININ,görev adlarından ancak NÜBÜVVET in sona erdiğinin,yani böylece başka ŞERİAT gelmeyeceğinin Kuranda beyanı vardır.
    4-Allahın SADRINA İLİM verdikleri ve ayetlerini,gerek Kuran ayetlerinin zamana göre anlamını ve gerekse yaşayan ve sürekli zuhuru yaşanmakta olan ayet ve hadislerinin bildirisini ve izahını yapacak vazifelileri yeryüzünden hiç eksik olmadı,kıyamete kadar da eksik olmayacak.
    Aksini düşünmek dahi,tabi olduğun peygamberine ilahlık giydirmek,Allahın tertibini ise inkar anlamından başka anlamı olmayacaktır.
    5-İşte bu vazifelilerin örnek yaşantıları ve zaman göre Kuran anlatımlarının gözardı edilmesi; dedi kodu,rivayet ve zamana uygun olmayan,mana idrakinden yoksun yoz bir din anlayışına götürmektedir insanları.
    6-Allahın yaşanması,yol ve şeriat edinilmesi için lüfettiği DİN,Kurandaki açık beyanları olan HELAL VE HARAMLARI DIŞINDA,zamana uygun içtihada tabi olmaz ise,ne yazık ki, rahmete değil günümüzde de çeşitli şekillerde görülebilen zulmete vesile ve yol imiş gibi görülebilmektedir.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ankara'da "İçine tükürülen" heykelin geri dönüşü !!!!!!!!!!!!
    2005 Konuları bölümünde Atilla tarafından açılmış
    Yanıt: 21
    Son Mesaj: 28.03.05, 01:56

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •