• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    baran19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-06-2008
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0

    milli şair mehmet akif

    uyan

    Baksana kim boynu bükük ağlayan?

    Hakk-i hayâtın senin ey Müslüman!

    Kurtar o biçâreyi Allah için.

    Artık ölüm uykularından uyan!



    Bunca zamandır uyudun, kanmadın;

    Çekmediğin kalmadı, uslanmadın.

    Çiğnediler yurdunu baştan başa,

    Sen yine bir kerre kımıldanmadın.



    Ninni değil dinlediğin velvele...

    Kükreyerek akmada müstakbele

    Bir ebedî sel ki zamandir adı;

    Haydi katıl sen de o coşkun sele.



    Karşı durulmaz cereyan sîneçâk...

    Varsa duranlar olur elbet helâk.

    Dalgaların anlamadan seyrini,

    Göz göre girdâba nedir inhimâk?



    Dehşet-i mâziyi getir yâdına;

    Kimse yetişmez yarın imdâdına.

    Merhametin yok diyelim nefsine;

    Merhamet etmez misin evlâdına?



    "Ben onu dünyaya getirdim..." diye,

    Kalkışacaksın demek öldürmeye!

    Sevk ediyormuş meğer insanları,

    Hakk-ı übüvvet de bu câniliğe!



    Doğru mudur ye’s ile olmak tebah?

    Yok mu gelip gayrete bir intibah?

    Beklediğin subh-ı kıyamet midir?

    Gün batıyor sen arıyorsun sabah!



    Gözleri mâziye bakan milletin,

    Ömrü temâdisi olur nekbetin.

    Karşına müstakbeli dikmiş Hudâ,

    Görmeye, lakin daha yok niyyetin!



    Ey koca Şark! Ey ebedî meskenet!

    Sen de kımıldanmaya bir niyyet et.

    Korkuyorum Garb'ın elinden yarın,

    Kalmıyacak çekmediğin mel’anet.



    Hakk-ı hayatın daha çiğnenmeden,

    Kan dökerek almalısın merd isen.

    Çünkü bugün ortada hak sahibi,

    Bir kişidir: "Hakkımı vermem!" diyen.





    Zulmü Alkışlayamam

    Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
    Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
    - Boğamazsın ki!
    - Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
    Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
    Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
    Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
    Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
    Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
    Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
    Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
    İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?


    Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne
    Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne!!

  2. #2
    hasersa87 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    2,202
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    çok değerli insanlarımızdan biri ama Akif'i kimsenin anladığını düşünmüyorum

  3. #3
    baran19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-06-2008
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0
    anlayanlar var ama bir elin parmakların geçmez.......

  4. #4
    baran19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-06-2008
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0
    çanakkale şehitlerine

    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

    En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,



    - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya -

    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,



    Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

    Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"



    Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!



    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,

    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.



    Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında;

    Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!



    Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.

    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.



    Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...

    Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ!



    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil,

    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,



    Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına;

    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.



    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

    Medeniyet denilen kahpe, hakîkat, yüzsüz.



    Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,

    Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harâb.





    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:



    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.



    Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;

    Atılan her lâğımın yaktığı: yüzlerce adam.



    Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;

    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...



    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

    Boşanır sırtlara, vâdîlere sağnak sağnak.



    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.



    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,

    Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.



    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..



    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat imân?



    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?

    Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.





    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

    Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-ı beşer;



    Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;

    "O benim sun'-ı bedîim, onu çiğnetme!" dedi.



    Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:

    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.





    Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar...

    O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,



    Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

    Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor!



    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..

    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.



    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...



    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

    "Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.



    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb.

    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.



    "Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;

    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;



    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,

    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,



    Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,

    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;



    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,

    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,



    Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;

    Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;



    Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...

    Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.





    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;

    Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i,



    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân...

    Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;



    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

    Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;



    Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!

    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...



    Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,

    Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •