• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0

    Kuşku doğuran garip suskunluk! 23 Temmuz 2008 14:56

    Kuşku doğuran garip suskunluk! 23 Temmuz 2008 14:56
    Demokratlar ısrarla net bir cevap alabilmek için aynı soruyu tekrarlıyor; "Dün Susurluk'a karşı çıkanlar bugün neden Ergenekon karşısında susuyorlar?"
    Orhan Oğuz Gürbüz'ün makales

    Sol adına "Yiyin birbirinizi!" manşetiyle durumdan tarafsızlık çıkarılıyor, merkez medya biraz mesleki kıskançlık, biraz da ucu bize dokunur korkusuyla kendi 'balonlarını' uçuruyor, siyasi muhalifler 'safsataya karşı avukatlık' yaparak iktidara vurmaya çalışıyor. Baştaki soruyu bu kez nedense bu toz duman arasında unuttuğumuz seçkin ve 'vatansever' bir zümre için yineleyelim; "İrticaya, bölücülüğe, küresel şer odaklarına' karşı var güçleriyle statükonun yanında saf tutan 'akademik camia' neden Ergenekon karşısında üç maymunları oynayarak, sus pus olmayı tercih ediyor? Bu örgüt iddia edildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin temel esaslarını illegal biçimde değiştirmek istiyorsa buna öncelikle üniversite mensuplarının karşı çıkması gerekmez miydi?"

    Modernleşmenin en önemli aygıtı olarak 'eğitim mekanizması' görüldüğünden olsa gerek Türkiye'de, 'üniversite', iktidar değişimlerinde her zaman ele geçirilecek ve otoriteye lojistik destek sağlayacak bir alan olarak tasarlandı. Ünlü doğubilimci H.A.R. Gibb, 1930'ların tepeden inmeci ve geçmişi bütünüyle tasfiyeye odaklı ideolojisinin sonuçlarını, 'Türkiye, pozitivist bir anıtmezara döndü.' diyerek tanımlayacaktı. Türk seçkinlerinin yeni devletlerini kurarken sığındıkları 'pozitivizm' kavramı, aydınlatılacak kişi ve kurumları tek geçerli (aslında otoriter) yol olan 'bilimsel pozitivizm' ile terbiye ve tahakküme zorunlu kılmıştı. Hiçbir farklı düşünceye ve yoruma hayat hakkı tanımayan, tasavvurları ve çoğulcu yorumları hiçe sayan katı bir pozitivizm aynı zamanda otoriter bir yönetime de meşruiyet ve katkı sağlıyordu.

    20. yüzyılın ortalarına kadar egemen olan bu pozitivist görüşü eleştiren Max Horkheimer, bu ideolojik bilimciliğin siyasetteki izdüşümünü 'Akıl Tutulması' adlı kitabında açıklıyordu; "... Pozitivizm, felsefi teknokrasidir. Pozitivizm için toplumsal meclislere üyeliğin koşulu, matematiğe koşulsuz bir inanç duymaktır. Matematiğe övgüler yazan Platon, yöneticileri idari uzmanlar olarak, soyutun mühendisleri olarak düşünüyordu... Aralarındaki bütün farklara rağmen Platon da pozitivistler de insanlığı kurtarmak için onu bilimsel düşüncenin kural ve yöntemlerine bağımlı kılmak gerektiğini düşünmektedir."

    'Türbanlılar bilim yapamaz' diyerek yankı uyandıran ve askerlerle telefonda konuşurken hazır ola geçtiğini söyleyerek gururlanan Prof. Dr. Celal Şengör, bu anlayışın, rasyonalite zaafına dair büyük bir simge olmuştu. 367 krizinde, sivil anayasa girişimlerinde, türban yasağında ön safta müdafaa yapan eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç ise Horkheimer'ın sözünü ettiği 'pozitivist siyaset/iktidar' özleminin bir göstergesi olarak görev yaptı. Gizli bir toplantıda yaptığı iddia edilen konuşmada; "O bildiri (e-muhtıra) orada duruyor. Hadi bakalım sıkıysa Çankaya'ya birini bindirsin (Gül) arabaya da yemin ettirip göndermeye kalksın. Yolda kaza olur, elektrikler kesilir. Neler olur!" diyerek bu jakobenliğin sınırlarını ifade ediyordu. Mutlak bilimcilikle başı döndüğü için otoriteyle bağımlılık yaşayan pozitivist Türk üniversite eliti, istisnalar dışında mutlak iktidarın yani statükonun yanında saf tuttu. Oysa Behice Boran'ın tasfiye edildiği 1947 olayları, 27 Mayıs darbesini alkışlayan akademisyenler yüzünden 147 üniversite mensubunun ihracı, 12 Eylül sonrasında 1402'lik olarak akademi dışına itilenler yine bu pozitivist ideolojinin darbe severliğine kurban oldular. 'Halk % 99 oy verse de iktidar meşru olmaz' diyenler neden 'Ergenekon ülkeyi ele geçiremez' diye bağırmıyor? 'Kansız darbe olmaz' diye akıl veren rektörün arkasında yürüyenler nerede?

    Bu ülkede sadece siyaset, iş dünyası ve medya değil üniversiteler de dürüstlük ve ilericilik sınavından geçiyor. Sorunlarımızı tartışmak yerine statükoya takviyeler yapmak ve karşılığında koltuk rantı sağlamak alışverişi kimseyi bu değişimin tasfiyesinden kurtaramaz. Neden üniversitelerinizde Kürt, Alevi, Ermeni enstitüleri kurup barışın ve anlaşmanın yollarını, bilimsel yöntemlerini aramadınız? Neden hep kırılma noktalarında ve egemenlerin taarruzlarında ortaya çıkıyorsunuz? İşte görüyorsunuz, Ergenekon 'devleti ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti'ni tehdit ediyor, kamusal alanda eylem amacını güdüyor. 'Ordu göreve' pankartlarıyla yürüyen laikçi, Kemalist ve vatanseverlere uyarıda bulunmak zorundayız. Sessizliğiniz kuşku yaratıyor...

    (Zaman)

    http://www.haber7.com/haber/20080723...-suskunluk.php

    çokoprens almaya gittiler, bulmadan gelmeyecekler

  2. #2
    Türk_Oğlu_Türk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-07-2008
    Mesajlar
    287
    Karizma Gücü
    0
    Ümraniye soruşturması kapsamında yandaş medyaya aktarılan yüzlerce yalan ve saptırma uyduruk bilgiden bir sonuç alınamayınca 3 gündür samanyolu, zaman, taraf, yeni şafak, star, sabah, atv ilginç bir suskunluk içinde. Ellerinde bir tek tuncay güney isimli sorunlu tip kaldı o da fetullah bağlantılı olduğu için tehlikeli fazla açılamaz.

    Sade suya tirit yazılara dönen yazarlar ve el medya yöneticileri "birşey çıkmayacak ibre bize dönecek" telaşında.

    Hatta 3 aydır ergenekon da ergenekon diye kendini yırtan yeni şafak yazarcağızı ahmet kekeç bile konu bulamamış 27 Mayısta icat edilen Devrim Otomobilinin de ergenekonla bağlantılı olduğunu yazmış.

    Millet yutmadı, yandaş basın sus pus oldu.
    üstelik fena korkuyorlar.

    Bu korkunun göstergelerini 2 gündür Genelkurmay Açıklamaları ile ana haberi başlatan samanyolunda görebilirsiniz.

    Ama ok yaydan çıktı bir kere. Bedel de ödetilecek.
    !
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca AKP iktidarının icraatlarını “BOP eşbaşkanı” sıfatıyla sürdürdüğü vurgulanmış, ABD’nin “ılımlı İslam” dayatmasının “BOP eşbaşkanı” Erdoğan’dan güç aldığı belirtilerek “laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelen AKP’nin kapatılması” istenmiştir.
    AKP kapatma davası, Onbinyıllık Şanlı Türk tarihi ile emperyalizmin davasıdır.

  3. #3
    siez9 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2007
    Mesajlar
    1,375
    Karizma Gücü
    0
    Defalarca yazdım.Yine yazayım sayın haydarbey!
    AKP iktidarı bu ülkede devlet içinde yuvalanmış olan yaklaşık 60 yıllık kontragerilla örgütlenmesinin üzerine hiç bir zaman GİDEMEZ!Neden dersen patronları aynı!
    ey bu topraklar için toprağa düşen/Bir karış toprağın Var mıydı yaşarken?

  4. #4
    ûravzanuri CDuman2 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2005
    Mesajlar
    7,862
    Karizma Gücü
    8
    Kanlı mı olacak , kansız mı olacak diyen kimdi? Gulu gulu dansı diyenler kimdi?

    Susurlukta bas bas bağıranlara kimler kulak tıkadı? Söylesenize.... Başlarım bu Ergenekon safsatsına.... Memleket için çalışan insanları susturamayacaklar. Susurluğun intikamı alınmaya çalışılıyor. Adalet yerini bulacaktır. Yargının en doğru kararı vereceğine inanıyorum.
    Biz Önemli Değiliz,
    Bir Şey Önemlidir ki Türkiye !
    Türkiye ‘yi Sevelim !




    Bu Aşk Bitmez Bu Fırtına Dinmez
    TY TRABZONSPORLULAR

  5. #5
    chevenburi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-05-2008
    Mesajlar
    927
    Karizma Gücü
    0
    Sanıyor musunuz ki AKP boşalttığı derin devleti doldurmayacak? Bu öyle berbat bir sistem ki devletin "derinini" doldurmazsan " 1 aya kalmaz çöker. Irkçı derin devletin yerinin yavaş yavaş şeriatçı adamlar dolduruyor. Bu bir hesaplaşma, ama amaç temizlik değil değişim.

    ... Ama ben sizi rahat bırakmayacağım! Kızmanızı istiyorum! Protesto etmenizi istiyorum, isyan etmenizi istiyorum. Milletvekillerine yazmanızı istemiyorum çünkü size ne yazdıracağımı bilmiyorum. Ekonomik kriz ya da enflasyon ya da savaş ya da sokaktaki şiddet hakkında ne yapılacağını da bilmiyorum. Tek bildiğim öncelikle kızmanız gerektiği! Şöyle demelisiniz:
    "Ben bir insanım, kahretsin. Hayatımın bir değeri var!"

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 14 Temmuz 1959 Yer:Kerkük
    2005 Konuları bölümünde salut tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 21.08.05, 11:11
  2. 31 temmuz :(
    Dün-Bugün-Yarın & Ne Zaman? bölümünde jolly tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 16.08.05, 00:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •