• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    26-04-2008
    Mesajlar
    614
    Karizma Gücü
    5

    Sizce Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

    Sizce Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır? Yada su sekilde sorsak cok daha etkili olabilir, Siz okuma aliskanligini nasil edindiniz? Kac yasinda kitap kurdu olma yolunda emin adimlar attiniz? Bu soru cok geyik ve sacma oldu neysem.. Iste size goresi..

    Ben kendimce bir arastirmadan edindigim bilgiyi aktarim yinede..

    Orhan Pamuk “Yeni Hayat” kitabında der ki “ bir kitap okudum hayatım değişti”.Aslında çok anlamlı bir ifade. Özellikle kitap kurdu insanlar bilirler ki okudukça yaşamları anlam kazanır. Yaşamı daha iyi algılar, karşılaştıkları sorunu daha kolay çözebilmektedirler.İnsanın yaşama anlamlı başlaması, kendisine erken yaşlarda bir yol haritası çizmesi geleceğinde birlikte olduğu insanları daha iyi, daha doğru daha güzel görmesinin yollarını aramasını sağlayacak düşünme gücü katacaktır. Kitapların, kendini, ortamını, ülkeni, öteki ülkeleri, yer altı yer üstü zenginlikleri gökyüzünü size tanıtacaktır. Kitap insan kişiliğini,karakterini ve doğrularını tanıtacak, geleceğe yeni ufukların açılmasını sağlayacaktır.“Bilginin insana verdiği mutluluk ne para ne de servet ile sağlanabilir” özdeyişinin önemini ancak bunu yaşayanlar bilir. E. Gibban “ okumayı hiçbir servetime değişemem” ifadesi ile yaşamdan aldığı tadı vurgulamaktadır. İbn-i Sina gibi dünyaca ünlü bilgin “ gecelerim hep okumakla geçerdi” diyor. Katip Çelebi “ mumlar tükenir, güneş, doğar, ve ben hala okurdum” diyerek okuma alışkanlığını ortaya koymaktadır. Montesquie ise “ okuma ile üzüntülerimi gideriyorum” diyor. Ünlü kimya bilimcisi Madam Curie “ bütün yoksulluğuna karşın geceleri sokak lambaları altında ders çalışarak eğitimini tamamladığını belirtiyor, yaşam öyküsünde.Yaşamın farkına varmak, olayları sentezlemek veya analiz etmek için belirli bir bilincin oluşması yaşamdan zevk almak için okumak ve mutlaka okumak gerekir. Aksi taktirde Uğur Mumcunun meşhur sözü olan “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunur”.Maalesef bir çok kişinin TV ekranlarında veya birilerinden duydukları bir iki ifadeyi kullanarak uluorta konuştukları görülmektedir.

    Gelişmiş Ülkelerde Okuma Alışkanlığı Bir Yaşam Biçimine Dönüşmüştür.Sık sık batı ülkelerini ziyaret eden öğrenciler ve yetkililerin hayran kaldıkları bir olgu,bindikleri toplu taşıma araçlarında gördükleri okuyucu kitlesinin çokluğudur. Otobüs veya trene bindiğinizde bizler hariç herkesin elinde bir kitap iki durak arasını bile değerlendirmesidir. Parkta bahçede, tatilde, deniz kenarında, yemekhanede boş anda kitaplar açılıyor ve bir sayfada olsa okunuyor.Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde halen kitapçıların önünde sepetleri ile kitap satın almak için kuyrukta bekleyen insanlara sıkça rastlamaktayız. Temmuz 2005’in başında Portekiz’de Lizbon üniversitesinde düzenlenen bir kursa eğitmen olarak bulunduğum dönemde ilgimi çeken en önemli olgu insanların her fırsatta kitap okuması olmuştu. Kursun yapıldığı mekan ile konakladığımız yer arasında hatırı sayılır nitelikte bir mesafeyi her gün bir tren, bir metro ve otobüs ile sağlamaktaydık. Tren istasyonuna girer girmez insanların işine yetişmek için acelesi yanında her köşede insanların ellerine bedava gazete tutuşturmaya çalışan kişilerin çabası hayatımda okumaya verilen önemin en büyük işareti olmuştu. Metroda yine aynı heyecan. İçimden keşke benim ülkemde de belediyeler böylesi bir etkinlik düzenleseler. Lizbon biraz da İstanbul’a benzemesi nedeniyle keşke bizde de herkese sabahları okunacak birkaç sayfalık bir gazete verilse belki bir kaç insanımız boş zamanının değerlendirir diye düşündüm. Merak ettim Portekizce bilmememe rağmen genel içerik ve hedefledikleri anlayışı öğrenmek için yerel arkadaşlara sordum. Dağıtılan 15 sayfalık tabloit türü gazete, yerel yönetimin faaliyetleri, genel haberler, sağlık, reklamlar, hava durumu vs. her şeyden önce insanların trende ve metroda bir durakta olsa otururken genel bir bilgi sahibi yapmaktır. Ayrıca bazı batı ülkelerinin üniversitelerinde günlük veya haftalık “Kampus” gazetesi belirli noktalara yerleştirilen kumbaralarda ücretsiz alınabilmektedir. Hep yurt dışına çıkanlarımız sık sık belediye otobüslerinde kitap okuyan insanların davranışlarını gıpta ile izlediklerini söylerler. Nedense hep söyleriz ancak kendimiz okumayız. Bu konuda biraz kötü bir örnek olduğumuzu söyleyebilirim. Sanırım biraz “mış” gibi yaşıyoruz. Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu “Mış Gibi Yaşamak” adlı kitabında dünyadaki gelişimlerin tersine bizde okumuşların olayların farkına varılabilirlik konusunda sıradan insandan daha geri olduğunu ve güven vermediğini belirtiyor.

    Zamanını Okuyarak Geçiren Bir Toplum Değiliz
    Son yıllarda sıkça şikayet konusu olan zamansızlık nedeniyle kitap okunamamasının gerekçesinin arkasındaki en güçlü etki çoğumuzun farkına varmadan zamanımızın önemli kısmında TV izlemesi yatmaktadır. İnsanların mesai sonrası saat 17 00 ile yatsıya kadar olan 22 00 kadarki programların büyük çoğunluğu tele vole, şiddet ve ideolojik ağırlıklı görüntüler. Türk toplumunun yine sayın Temizel’in ifadesi ile dünya birinciliği ile ortalama TV izleme alışkanlığı 4-5 saat arasındadır. Günde Internet ve TV ile geçirdiğimiz zamanı düşünürsek okumaya ne kadar zaman kalır merak etmeye başladım. Doğal olarak Internet ve TV’den de bilgi alınabilir ancak uzmanlar okumanın daha etkili olduğunu belirtiyorlar. Belgesel, kültürel, sinema, sanat, tartışma, reklamsız haber neredeyse yok denecek kadar az. Bugün artık insanların yokluk ve diğer nedenlerden dolayı neredeyse tek eğlence kanalı ve zaman geçirebildiği tek objesi olan TV ekranları neredeyse insanları karşısına kilitlemektedir. Büyük çoğunluğu genç olan nüfusun bu kültür ile yetiştirilmesinin gelecekte yaratacağı etkileri şimdiden düşünmek zorundayız.

    Türkiye Okuyan İnsanı Sevemedi
    Bizde maalesef bu alışkanlık yok ve kitap okuma da başta devlet tarafından kötü ve zararlı olarak gösterilmiştir. 12 Eylül sonrası kitap okumak sanki ideolojik guruplara özgü bir davranış gibi gösterilerek yakalanan şahıslar ile birlikte okuduğu kitaplar, ders kitapları dahi ayırt edilmeden kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü. Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli dövülen, sus sen bilmezsin, aklın ermez, büyüğüne saygı, otoriteye saygı kişinin kişiliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Kitap okuma alışkanlığı kazandırılamamış toplum ne yapacağını bilemeyecektir. Devlet kitap okuyanı ve okutanı hain ve düşman ilan etmiştir. Kitapların bir taraftan yasaklanması, diğer taraftan yayıncıların yasaklanması yanında pahalı olması kitap okunmasının önündeki en büyük engeller olarak görülüyor. Sanırım geçmişte kitabın yanlış tanıtılması ve okuyucunun mağdur duruma düşürülmesinin okuma alışkanlığının azalması üzerinde büyük bir etkisi oldu. Ancak hepsinden önemlisi okuma alışkanlığı kültürü toplumumuza yerleşmedi. Türk toplumu ne yazık ki batı toplumu ile karşılaştırıldığında okuma alışkanlığı yeterince gelişmiş değildir. Cumhuriyet kurulduğunda toplumun %90’nı okuma yazmadan yoksun olduğu şeklindedir. Bugünde halen Cumhuriyet kurulduğundan bu yana okuma yazma tam olarak sağlanamadı. Türkiye de OKUR YAZAR olmayanların ORANI bugün Türkiye genelinde 8.5; Güneydoğuda ise bu oran 22.8. Kadınların %30’una yakını okuma yazmadan yoksun. Ne yazık ki okuryazar olmakda yetmiyor.Bu durum bile okuma yazmanın önemini yeniden düşünmemizi sağlamaktadır. Bilgi çağında halen okuma yazma bilmeyen ve var olanların da oranının 4 olması ile Türkiye'nin insani gelişmişlik düzeyi arasında ciddi bir ilişki olduğunun göstergesidir.Ancak son yıllarda en çok üzüldüğüm bir olgu da, gençliğin gerek eğitmenler ve gerekse de aileler tarafından kitap okuma yerine sürekli sınava hazırlanma telkinin yapılmasıdır. Sürekli sınava hazırlanan ve kitap okutulmayan milyonlarca genç eli kolu bağlı durumdadır. Bu anlayış maalesef bugün insanımızı duygu, düşünce ve iç zenginlik yönündenköreltmiştir. Kişinin öğrenme becerilerinin tamamlandığı 20 yaşı sonrası çok sayıda insan iş yapamaz konuma gelmektedir.

    Okuma Alışkanlığı Kazandıralım
    Yapılan bütün araştırmalar, erken dönemde okuma alışkanlığı kazanan çocukların kelime hazinesi ve düşünme yeteneği artmakta buna bağlı olarak yaratıcı zeka, dinleme konuşma yeteneğinin geliştiği belirtilmektedir. Benim de kendi gözlemim okuma alışkanlığı olmayan kişinin istediği kadar derece alsın, makam ve mevkiye gelsin, alternatif düşünme, yaratma ve farklılık yaratma konusunda yetersiz olduğu görülmektedir. Kitap insanın kişiliğini, karakterini ve doğrularını tanıtmak, geçeği yeni ufukların açılamasını sağlaması bakımından önemli. Kitap ve bilgi yaşamı gönül gözü ile görülmesini sağlayarak iç zenginlik yaratması bakımından önemlidir. Gallius, “kitaplar sessiz öğretmenlerdir” diyor. Bazen toplum eğitimi için bazı teknikler geliştirerek okuma alışkanlığı kazandırabiliriz. Basından öğrendiğimizi kadarı ile, 21 Ekim tarihli Hürriyet Gazetesi Kahramanmaraş ili Türkoğlu ilçesinde lise öğrencilerini taciz eden bir gence okullar için önerilen 100 temel eserden üç tanesini polis gözetiminde zorunlu okuma cezası getirmiştir. Çok anlamlı ve yapılması önerilen bir ceza. Ne yazık ki ceza alan genç bir süre sonra kitap okumak yerine cezaevinde kalmayı tercih etmiş. Savcının bu anlamlı teklifini maalesef gencimiz sanırım bilincinin yetersizliği nedeniyle doğru değerlendirememiştir. Genç birkaç gün sonra okumaktan vaz geçmiş ve cezaevinde olta atmayı benimsemiştir. Yine de savcıyı kutluyorum. Benzer bir davranış Doğuda bir ilimizde gerçekleşmiştir. Şanlıurfa’da bir okul müdürü okumayı yaygınlaştırmak için muz ve meyve suyu promosyonu yaratmış. Söylenti o ki bazı öğrencileri bu sayede ilk defa muz’un tadına bakmışlardır.

    Eğitilmiş İnsanlara Toplumu Aydınlatma Görevi Düşüyor
    Batıda gördüğümüz gibi başta aydınlarımız, öğretim üyeleri, öğretmenler,mühendisler, doktorlar, okuma zevkini topluma benimsetmek isteyen tüm kişilerin örgütlenmesi ve topluma örnek olmasının yolları aranmalıdır. Herkesin yanında kitap bulundurması ve bir dakika bile zamanı olsa kitap okumaları örnek bir davranış olacaktır.Özellikle batıda trende ve otobüslerde insanların oturur oturmaz kitabını açma alışkanlığını ülkemize benimsetmek için örnek oluşturalım. Özellikle gençler için okumanın öneminin beyin gelişimi ve düşünme sistematiğinin kazanılması açısından önemlidir. Gençliğin erken dönemlerde okuması ve dağarcığını doldurması ve edindiği bilgi ile geleceğinin yol haritasını çizmesi sağlıklı bir Türkiye için önem arz etmektedir. Evde mutlaka her akşam çocuklarımızın yanında kitap okuyarak örnek olmamız gerekir. Gerekirse biraz da TV ekranlarını çok önemli programların olduğu saatlerde izleyelim, yoksa her saatte TV izlemenin gerekli olamadığını gösterelim. Bizleri zenginleştirecek kitap okuma kursları düzenleyelim, çevremizdekileri sürece teşvik edelim,kitap üzerine sohbetler yapalım. Bir şekilde kitap sevgisini birbirimize sevdirmeye çalışalım.Bize bu şekilde yaşamak yakışır.

    Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
    Bu mesaj en son " 24.07.08 " tarihinde saat 23:27 itibariyle CloneMe tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    _Yeliz_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-10-2007
    Mesajlar
    3,162
    Karizma Gücü
    5
    bence okumayı sevmeyen birine sonradan sevdirmek çok zor...içinde öyle bi heves, sevgi olan kişiye de sevdirmek için ayrı bir çaba harcamak gereksizdir zaten
    bu arada,yeni hayat işe yarar bir gizli ders vermiş o cümlesinde,ama hiçbir kitabı yarım bırakmayan, ne olursa olsun bitiren biri olarak yeni hayata tahammül edemedim ve bu kitabı yarım bıraktım, o da ayrı konu

    Muhakkak ki Allâh haddi aşanları sevmez. (Maide Suresi, 87)

    akp olmadan dinimi, mhp olmadan ülkemi, chp olmadan Atatürkü sevebilirim

    fotolarım(arkadaşlara özel)

  3. #3
    <span style='color: #800080'><span class='glow_9400D3'>asMec__</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2007
    Mesajlar
    10,731
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Yeliz ablama katılıyorum, içinden gelmedi bencede.
    &#214;zendirmek çok önemli, etrafında okuyan insanlar olduğunda O da okur bence.

    Ahmet ! ♥


  4. #4
    Koyu Siyah adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2007
    Mesajlar
    3,067
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    İnsanların bilgili,akıcı konuşmaları ve kendilerini çok iyi ifade edebilmeleri özendirici olabilir...

    Ama hiç okumamış insanlara alışkanlık kazandırmak imkansız gibi geliyor...Hele de yaşı b&#252;y&#252;kse

    Kitap okuma alışkanlığı daha bebeyken ebeveynler tarafından kazandırılır..&#199;&#252;nk&#252; çocuk kamera gibidir,herşeyi kafasına,bilinçaltına kaydeder,burda önemli olan onun doğruları kaydetmesini sağlamak..Bu anlamda özellikle anne çocuğunun yanında televizyon izleyip,dantel öreceğine; kitap,dergi hiç değilse herg&#252;n gazete okusun,okurmuş gibi yapsın bari Aynı zamanda çocuğuna masallar okusun,boyama kitapları ve çocuğunun seviyesine göre kitaplar alsın,bir s&#252;re onunla birlikte okusun,bu şekilde zaten çocukta okuma alışkanlığı oluşur...Tabi bu çocuk okula başladı tamamdır demekle olmaz,her daim olmalı...
    Bu mesaj en son " 25.07.08 " tarihinde saat 12:36 itibariyle Koyu Siyah tarafından düzenlenmiştir...

  5. #5
    *ada* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-07-2007
    Mesajlar
    1,692
    Karizma Gücü
    0
    Aileden bence..&#214;nce her evde bir k&#252;t&#252;phane olmalı;çocuk b&#252;y&#252;klerini okurken görmeli ve çocuğa resimli hikaye kitapları alınmalı boyama kitapları alınmalı okumaya başladığında ise kitap hediye edilmeli ve çocuğa ben bunu okumadım ilk sen okuyorsun bak bana da anlatacaksın ama anlaştık mı tarzı yönlendirmeler yapılmalı..&#214;d&#252;ller sunulmalı kesinlikle bu çok teşvik edici olacaktır..&#199;ocukla k&#252;t&#252;phaneye gidilmeli onunda seçmesine izin verilmeli okuyacağı kitabı...Bir g&#252;n anne olursam ben yapacağım şeyleri yazdım ufaktan hoş...

    1-İnsan sevgisi
    2-Kitap sevgisi
    3-Beşiktaş aşkı
    olacak benim bebeğimin kalbinde



    Türkiye, Atatürk'ü Allaha borçlusun.
    Geri kalan her şeyi de Atatürk'e

    ______________
    TF-BeşiktAŞK
    _________________________

  6. #6
    everlasting~ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-10-2006
    Mesajlar
    4,632
    Karizma Gücü
    0
    okuyarak
    Dudağımda Bir Damlan Denize Döndü
    21.02.08*





    -


  7. #7
    <span style='color: #A9A9A9'>cicero</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2005
    Mesajlar
    4,014
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Hızlı okumayla..
    Okumanın az olmasının en önemli sebeplerinden biri ,başlanılan bi kitabın bitirilememesi.
    &#199;oğumuzun kitaplığındaki kitapların çoğu ya hiç okunmamış, ya da ilk bi kaç sayfası okunmuş. Hızlı okumayla 300 - 400 sayfalık bi kitap 1-1,5 saatte bittiğinde okuma da zevkli hale gelir. Kitap bitirmek insana çok g&#252;zel bi duygu veriyor. Hızlı okumayla, bu duygu (ve bunu istemek) artacağından , alışkanlık artacak.




  8. #8
    sdeda adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-07-2008
    Mesajlar
    53
    Karizma Gücü
    0
    ben de küçüklükten bu alışkanlığın kazandırılması gerektiğine inanıyorum.
    geç yaşlarda başlayacak olanlar bence ilk başta sadece ilgilerini çeken şeyleri okumalılar. "ben klasikleri okuyacağıum" diyerek bir daha ellerine kitap alamayacak duruma gelebilirler çünkü

    yeni hayatı ben de ilk seferinde yarım bırakmıştım ama aradan iki sene geçtikten sonra bir daha elime aldım o kitabı ve bu sefer soluksuz bitirdim.
    asıl etkileyici kısımlar kitabın sonlarına doğru.
    kitabın ilk seferde sabredip gelemediğim yerlerinde yazar okuyucuyla sohbet ediyor.. "anlayışlı okur, sabırlı okur" diyerek okuyucuyu tavlıyor
    bir yerde "sen de benim için ağla" gibi bir şeyler söylüyor. ben o an gerçekten durup onu düşşünmek ve ağlamak istiyorum fakat kitabın devamı için nderin meraktayım o sayfayı çevirirkenki halimi görmeliydiniz. bir durup ağlamadığım için mahçup, çekinerek çevirdim sayfayı ve o an farkettim; bu kitabı okumakla çok iyi ettim..

    yani kitabı yarım bırakanların tamamlamasını şiddetle tavsiye ederim..(kısaca)
    Kış başlıyor sevgilim
    Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
    Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
    Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman
    Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine
    Gözlerindeki usul şefkati
    Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
    Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor
    Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.

  9. #9
    Turk_Perisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-07-2008
    Mesajlar
    4,262
    Karizma Gücü
    4
    Herşeyden önce okumanın bütün zevkli yanları gösterilmeli çocuklara
    Okuduklarından zevk almaları için doğru kitaplar seçilmeli
    Hele okunan ilk kitaplar çok etkileyici olucaktır
    Beğendiği zaman bir yenisi isteyen çocuk beğenmediğinde bütün kitaplardan soğuyacaktır...
    ~~уαяєη~~

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Ne Mutlu Türküm Diyene

    "BABA"
    Öyle bir yara ki kaLbimde ağlasam KANIYOR, gülsem ACIYOR

  10. #10
    bree mevcut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-01-2004
    Mesajlar
    12,090
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    11
    Bunun zeka türüyle ilgisi olduğunu düşünüyorum. Her insanda farklı zeka özellikleri öne çıkmıştır.

    1. Mantıksal Matematiksel Zeka
    2. Sözel-Dilsel Zeka
    3. Görsel Zeka
    4. İçsel Zeka
    5. Sosyal-Kişiler Arası Zeka
    6. Müziksel-Ritmik Zeka
    7. Doğa Zekası
    8. Kinestetik-Bedensel Zeka
    şeklinde ayrılır bu. dahası da vardır hatta.

    Bence Sözel-Dilsel Zeka'sı ortalama ya da ortalamanın üstünde olan insanlarda kendiliğinden, herhangi bir çaba harcamadan gelişir kitap okuma alışkanlığı.

    Çünkü ne çocuklar var ki kitap okusun diye üstüne düşüldüğü halde, sürekli hediye kitaplar alındığı halde hiç kitap okumaz nerdeyse. Nefret eder hatta kitap okumaktan. Ama bazı çocuklarda vardır ki çok sever kitap okumayı, biraz destek olunca 18 yaşına geldiğinde okuduğu kitap sayısı 100'ü bulur.

    Tabi bu demek değil ki çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için hiç bir çaba harcanmamalı. Mutlaka sevebileceği kitaplar alınıp, okumaya teşvik edici tedbirler alınmalı. (Okuduğu on kitap için güzel bir elbise mesela )

    Ama sonuçta kitap okumayı sevmeyen bir insan olacaksa bunu değiştiremeyiz. Eğer kitap okumayı seven bir insan olacaksa da bunu erken yaşta ortaya çıkarmış oluruz. Ve okuduğu kitap sayısını da yapay yoldan arttırmış oluruz

    "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kitap Okuma oranları
    2005 Konuları bölümünde Ytsejam tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.06.05, 13:44

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •