• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    chevenburi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-05-2008
    Mesajlar
    927
    Karizma Gücü
    0

    Türkiye'nin Çağdaş Kölelik Günleri

    TÜRKİYE’NİN ÇAĞDAŞ KÖLELİK GÜNLERİ


    Tekstil-Sen, “8 saatlik işgünü, insanca yaşanacak ücret ve taleplerimiz için yürüyoruz” başlığı altında, tekstil havzalarında yürüttüğü örgütlenme kampanyası süresince tekstil işçilerinin iş ve yaşam koşullarına ilişkin gözlem ve tespitlerini kamuoyuna duyurdu.

    İstanbul Unkapanı’nda bulunan Bölge Çalışma Müdürlüğü önünde bir açıklama yapan Tekstil-Sen üyeleri, “2005 yılında yaptığımız benzer bir çalışmanın ardından geçen üç yılda koşullarda hiçbir değişikliğin olmadığı gibi, var olan işçi haklarında daha da gerilere düşüldüğünü tespit ettik” dedi.

    Yapılan açıklamada, 22 Haziran-19 Temmuz arasında gerçekleştirilen kampanya süresince kuralsız, keyfi, kayıt dışı ve sigortasız işçi çalıştıran birçok işyerinin tespit edildiği bildirildi. Açıklamada dile getirilen sorunlar özetle şunlar:

    » Kot taşlamada ve tekstil boyahanelerindeki işçiler çok ağır koşullarda çalışıyor. Kimyasal maddeye maruz kalan işçiler, üst solunum yollarında yanma, göz kızarıklığı, vücutta alerjik kaşıntılar, duyu kaybı ve nefes almada zorluk çektiklerini belirtiyor.

    » 200 ile 800 arasında işçinin çalıştığı fabrikaların hiçbirinde sendika bulunmuyor. İşçiler örgütlenmek istediklerini ancak işten atılma korkusu yaşadıklarını ifade ediyor.

    » Tekstil sektöründe 4 milyon işçinin sadece 500 bini sigortalı. Üretim sürecinin parçalara bölündüğü, taşeron firma ve fason atölyelerinde kayıtdışı ve sigortasız işçi çalıştırma, örgütlenmeyi imkansız hale getiriyor.

    » İşçiler, patronların dayattığı 12-13 saate varan çalışma süreleri, sağlıksız yemek ve çalışma ortamları, iki gün dinlendirmeden, eve gitmelerine bile izin vermeden, işçilere mesai yaptırılması, işin niteliğine göre koruyucu önlemlerin ya hiç alınmadığı ya da asgari düzeyde ve kalitesiz alındığı gibi pek çok keyfi uygulamadan söz ediyor.

    » İşyerinde kadın işçilerin çocukları için kreş ve emzirme odası hiç bulunmazken, işyerlerinin yüzde 95’inde doktor bile bulundurulmuyor.

    Tekstil-Sen’in bu sorunların takipçisi olacağı belirtilen basın açıklamasında, “Tekstil işçilerinin kölece çalışma koşullarına karşı, Bakanlığı ve tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz” denildi. Tekstil-Sen üyeleri, şikayet dilekçelerini SSK ve Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne yeniden sundu.

    SEVGİM DENİZALTI


    Kaynak

    Ne denebilir ki... Zincire bağlanmadıkları eksik kalmış.
    Bu mesaj en son " 26.07.08 " tarihinde saat 14:43 itibariyle chevenburi tarafından düzenlenmiştir...

    ... Ama ben sizi rahat bırakmayacağım! Kızmanızı istiyorum! Protesto etmenizi istiyorum, isyan etmenizi istiyorum. Milletvekillerine yazmanızı istemiyorum çünkü size ne yazdıracağımı bilmiyorum. Ekonomik kriz ya da enflasyon ya da savaş ya da sokaktaki şiddet hakkında ne yapılacağını da bilmiyorum. Tek bildiğim öncelikle kızmanız gerektiği! Şöyle demelisiniz:
    "Ben bir insanım, kahretsin. Hayatımın bir değeri var!"

  2. #2
    AcılaraTutunmak adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2008
    Mesajlar
    1,283
    Karizma Gücü
    0
    Yıllardır işçi sendikaları ve işçilerden yana olan kuruluşlar bunları dile getirdiler.Biz sosyalistler de bunları dile getirdik ama duyan olmadı.Kimse aldırış etmedi.

    Çünkü işçilere bunları anlatınca patrondan önce kendileri karşı çıkıyorlar.Patron olmazsa aç kalırız düşüncesindeler.

    Aç kalmalarının nedeni patronlar değil kendi akılsızlıkları malasef.
    Ölmek ne garip şey anne
    Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
    Şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
    Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
    Baba olamayacağım örneğin
    Toprak olmak ne garip şey anne

  3. #3
    alipaşa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2008
    Mesajlar
    294
    Karizma Gücü
    0
    işçilerin derdi ne diye başlık atanalara en güzel cevap.
    "Birisi bakmış ki, duvarda milyarlarca saat var. Bunlar ne saatidir? Diye sormuş. Dünyada herkesin bir saati var kardeşim, kim yalan söylerse onun saatinin yelkovanı oynuyor, diye cevap almış. Bakmış ki, duvardaki bir saatin akrep ve yelkovanı 12'nin üzerinde durmuş ve bu kimin saati? Demiş. Türkiye'de bir Mustafa Kemal var, hiç yalan söylemiyor, bu onun saati demişler. Sonra, Mao'nun, Lenin'in saati hangisi? falan diye sorarken, bizde bir de Tayyip Erdoğan vardı, onun saati hangisi' Demiş. Melek diyor ki; Vallahi onun saatini Azrail aldı. Biliyorsunuz, cehennem çok sıcak orada onu vantilatör olarak kullanıyormuş diyor."

  4. #4
    chevenburi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-05-2008
    Mesajlar
    927
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı AcılaraTutunmak tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yıllardır işçi sendikaları ve işçilerden yana olan kuruluşlar bunları dile getirdiler.Biz sosyalistler de bunları dile getirdik ama duyan olmadı.Kimse aldırış etmedi.

    Çünkü işçilere bunları anlatınca patrondan önce kendileri karşı çıkıyorlar.Patron olmazsa aç kalırız düşüncesindeler.

    Aç kalmalarının nedeni patronlar değil kendi akılsızlıkları malasef.
    Maalesef haklısın. İnsanlar, işçiler üstün olana toz konduramıyorlar. Üstün olan birisi olmazsa kendilerinin de var olamayacaklarını düşünüyorlar. Bu birey olsun, kurum olsn farketmez insanlarda bir "üs fetişi" var. Çok da haksız değiller fabrika işgal edilince fabrikayı kamulaştıran devlet neredee, işçi bayramında işçi döven devlet nerede Bir de patron-iktidar işbirliği var. Çok az ülkede bu kadar sıkı bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Mesajla tehdit etmeden tut, hapse atmaya kadar her şey var. Yıllardır elleri bağlanmış ve ayakta kalmak için çabaladıkça daha da çok bağlanıyorlar.

    ... Ama ben sizi rahat bırakmayacağım! Kızmanızı istiyorum! Protesto etmenizi istiyorum, isyan etmenizi istiyorum. Milletvekillerine yazmanızı istemiyorum çünkü size ne yazdıracağımı bilmiyorum. Ekonomik kriz ya da enflasyon ya da savaş ya da sokaktaki şiddet hakkında ne yapılacağını da bilmiyorum. Tek bildiğim öncelikle kızmanız gerektiği! Şöyle demelisiniz:
    "Ben bir insanım, kahretsin. Hayatımın bir değeri var!"

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Anglikan Kilisesi'nden kölelik özrü..
    2006 Konuları bölümünde PATAGONYALI tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 09.02.06, 05:40

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •