Tuncay Güney: 28 Şubat’ta Erbakan’a haksızlık edildi
Ergenekonun kara kutusu olarak nitelendirilen Tuncay Güney Tv Net ekranlarında çeşitli açıklamalar yaptı. En önemli soruları siyasetçi edasıyla geçiştiren Tuncay Güney, 28 Şubat’tan CHP’ye kadar uzanan geniş bir yelpazede yaptığı açıklamalarının bir bölümünde 28 Şubat’ta Erbakan’a da haksızlık yapıldığını söyledi.
Tuncay Güney’in açıklamalarından satır başları..
Erbakan, politikalarını beğenmesem de saygı duyduğum birisidir. Nazik, kibar, centilmen bir insandır.
28 Şubat’ta Erbakan’a haksızlık yapıldı.
Ergenekonda oyun içinde oyun var.
Türkiye’den çorba parasına çıktım. Türkiye’de hukuk işlemiyor, ama rüşvet işliyor.
Türkiye’de kutuplaşma var. Ergenekon’u savunanlar var, karşı olanlar var. Ben bu kavgada rol almak istemiyorum. Beni hiç kimse AKP’ye ya da başkalarına karşı kullanamaz.
Bu dönemin de susurluk gibi kapanacağını düşünüyorum.
Bir müesseseyi bir gecede çökertemezsiniz. Osmanlı’yı çöküyor dediler Abdulhamid geldi. çöküşü 33 yıl geciktirdi. Bir holding bir gecede çökmez. Bir evlilik bir gecede çökmez. Hiçbir şey çökmez bir gecede.
Veli Küçük Amerika’da iken benimle görüşmek istedi.
Evimde çuvallarla bulunan belgeler ayıklanıp zaman zaman servis edildi.
Tuncay Özkan nereye koşuyor?
Birileri Tuncay Özkan’ın kolunu tutuyor fakat canını yakmıyor. Aslında kolluyor. Fakat Tuncay Özkan ciyak ciyak bağırıyor. Sana bir şey yok. İyiliğin için kolunu tutuyorlar. Niye ciyak ciyak bağırıyor anlamıyorum.
AKP’nin kapatılması hakkındaki açıklamaları..
AKP kapatıldıktan sonra her şey durulacak.
Sisteme bir parti gerekliyse bir parti kapatılır. Yeni bir parti açılır. Bunun da zeminleri oluşturuluyor Türkiye’de. Bunu görüyoruz.
http://www.habervaktim.com/haberoku.php?id=27268
İçim çok kötü bir şekilde acıdı Erbakana az bile yapıldı ya neyse...


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
özellikle siyasi hazım konusunda yeteneği ve espirili üslubu ile laik çevrelere dahi çok antipatik gelen bir figür değildi. son dönemde iktidar olan agresif talebesi erdoğan ise tam tersi. erdoğan, kasımpaşalı yakıştırmasını yadırgamayan, sert ve kontrolsüz çıkışlarıyla bunu defalrca doğrulayan, mizah duygusu erbakan'la kıyaslanmayacak kadar zayıf ve alıngan bir siyasi figür olarak tarihteki yerini aldı. erbakan her eline mikrofon aldığında kitlelere sıcak bir elektrik verirken erdoğan eline her mikrofonu aldığında daha sert ve kaba olmaktan kurtulamadı.
erbakanı kimse kolay kolay kızdıramazken ve kızsa da kontrolünü kaybetmezken erdoğan kendisine ve partisine söylediği sözlerle halk nazarında daha da puan kaybettirdi. erbakan, söylem ve söylevlerinde zekice bir mizah duygusu hakimken, erdoğan'ın söylem ve söylevlerinde daha çok kaba ve hoyrat bir hal vardı. nitekim erdoğan görevdeyken karikatürist ve yazarlara onlarca dava açarken, basına devamlı kızıp sataşırken, erbakan, erdoğanın onda biri bir basın desteğini bile arkasına alamadığı halde hiç bir zaman erdoğan tarzı alınganlık içine girmedi. başta kıbrıs ve devletle diyalog anlamında erbakan daha milli ve devletçiyken, erdoğan daha çok dünya konjonktürüne ve gelişmelere göre gemisini yüzdüren ve dış etkilere daha açık bir politika izledi. erbakan hep bildiğimiz erbakan iken erdoğan bir kaç kez gömlek değiştirdi. erdoğan, ekonomiyi imf reçetelerine, dış politikayı da abd ve ab arasında dengeye oturturken, erbakan, islam birliği gibi hayallere ve de alternatif dış politikalara yönelmişti. erbakan, islam ortak pazarı, islam birleşmiş milletleri gibi hayallerin peşinde koşsada romantik bir siyasi figürdü. verdiği 2 resim başbakanlıkta verdiği "son akşam yemeği" ve kaddafiden yediği fırçayı unutmaya çalışırsak, 







