• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    morfin adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-02-2008
    Mesajlar
    4,733
    Karizma Gücü
    5

    AKP kapatma davasında ikinci gün

    Anayasa Mahkemesi, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın ikinci gün müzakerelerine başladı.

    Anayasa Mahkemesi heyeti, dün saat 09.35'de müzakerelere başlamış, verilen aralarla 12 saat süren çalışmasını saat 22.00'de tamamlamıştı.

    Yüksek mahkeme, dün bir avukatın 4 üye hakkındaki reddi hakim talebini “başvuranın yetkisizliği” nedeniyle reddetmişti.

    Anayasa Mahkemesi Heyeti, ikinci gün çalışmalarına saat 09.30'da başladı.

    Anayasa Mahkemesi Heyeti, Başkan Haşim Kılıç, Başkanvekili Osman Paksüt, üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Ahmet Akyalçın, Sacit Adalı, Mehmet Erten, Necmi Özler, Şevket Apalak, Serdar Özgüldür, Serruh Kaleli ve Ayla Perktaş'dan oluşuyor.

    Davanın raportörü Osman Can da heyetin, raporla ilgili isteyeceği açıklamaları veya yöneltilebilecek soruları yanıtlamak için müzakerelere katılıyor.

    Mahkeme Heyeti, giriş katında bulunan toplantı salonunda çalışıyor.

    Mahkeme, dava devam ederken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan veya Ak Parti'den bilgi ve belge isteyebilecek.

    Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekecek.

    Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 69. maddesine göre, “temelli kapatma” yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre “Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma” kararı da verebilecek.

    Anayasa Mahkemesi binası önünde çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu davayı izliyor. Basın mensupları, mahkeme giriş kapısının alt tarafında bekletiliyor.
    Çevik kuvvet ekipleri, sabahın erken saatlerinden itibaren Yüksek Mahkeme çevresinde güvenlik önlemleri aldı.
    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/95...d=229&sz=80972
    sonuc ne olacak acaba:/kapatılcak gıbı gelmıyor bana Nedense
    Ormandık kül olduk
    İnsandık kul olduk
    Kaybettik savrulduk
    Ayrıldık haykırmadık biz
    Farklıydı seslerimiz
    Aynıydı gerçeğimiz insanlığa ne oldu
    Berraktı umutlarımız
    Çekingendi hırslarımız insanlığa ne oldu

  2. #2
    Misafir ForzAslaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    134
    Karizma Gücü
    0
    Akp kapatılınca TÜRBANI destekleyen diğer dinci partiler MHP VE DTP'de kapatılmalıdır .

  3. #3
    necatikaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2006
    Mesajlar
    3,102
    Karizma Gücü
    6
    Sıra onlarada gelecek..

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-07-2008
    Mesajlar
    181
    Karizma Gücü
    0
    Az kaldı kurtuluyoruz Allah'ın izniyle akp den.

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-09-2007
    Mesajlar
    4,264
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ForzAslaN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Akp kapatılınca TÜRBANI destekleyen diğer dinci partiler MHP VE DTP'de kapatılmalıdır .

    oku evlat birdaha.

    M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 1923 yılından vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar geçen 15 yıl içerisinde , (Atatürk ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu dönemde ) başörtüsünü açıkça yasaklayan hiçbir kanun , yönetmelik ve kararname yürürlüğe konmamıştır.

    Bu dönemde kılık ve kıyafetle ilgili olarak 28.11.1925 tarihinde 657 sayılı Şapka Kanunu kabul edilmiş ise de , bu kanun sadece erkeklerin şapka giymeleri konusunda olup , kadınların kılık ve kıyafeti ve başörtüsü ile ilgili hiçbir hüküm yoktur.

    Yine bu dönemde 3.12.1934 tarihinde kabul edilmiş olan 2596 sayılı kanunda , din adamlarının mabet ve ayinler haricinde , dini kıyafet giyemeyecekleri konusunda olup , kadın kıyafetleri ve başörtüsü ile ilgili bir maddesi yoktur.

    Sadece 5 Eylül 1925 (1341) tarihinde 2413 sayılı bir kararname yayınlanmış olup , bu kararnamede (Bilumum devlet memurlarının kıyafetlerinin dünya üzerindeki medeni milletlerin müşterek ve umumi kıyafetlerinin aynı olacağı ) belirtilmiştir.

    Bu kararnamede başörtüsünün yasak olduğuna ve kadınların mutlaka başlarını açık bulunduracaklarına dair hiçbir hüküm yoktur.

    Batılı medeni ülkelerde kadınların moda dünyasında , başörtüsü yani eşarp önemli aksesuarlardandır.

    Esasen M. Kemal Atatürk’ün hiçbir zaman kadınların örtünmelerine ve başörtüsüne karşı olmadığı , çeşitli konuşmalarından ve davranışlarından anlaşılmaktadır.

    Mesela 1935 yılında bir kısım milletvekili , çarşaf ve peçenin yasaklanması için bir kanun teklifi vermişler iseler de , bunu haber alan Atatürk , İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya emir vererek bu kanun teklifini geri aldırmıştır.Bu şekilde çarşaf ve peçeyi yasaklayan bir kanun kabul edilmemiştir.

    Ayrıca M. Kemal Atatürk’ün hayatı boyunca çeşitli yer ve zamanlardaki konuşmalarından , O’nun kadınların örtünmesine ve başörtüsüne hiçbir zaman karşı olmadığı anlaşılmaktadır.

    Şöyle ki , Prof. Afet İnan’ın yayınladığı Atatürk ve Kadın Hakları isimli kitabın 104. sayfasında yazılı olduğuna göre , M. Kemal Atatürk , 1924 yılında Konya’da Kızılay Kadınlar Kolu toplantısında şöyle beyanda bulunmuştur :

    “Eğer kadınlarımız şer’in tavsiye ettiği ve dinin emrettiği bir kıyafetle , faziletin icab ettiği tavr-ı hareketle içimizde bulunur , milletin bir san’at ve ictimaiyat hareketlerine iştirak ederse , bu hali emin olunuz ki , milletin en mutaassıbı dahi takdirden men’i nefis edemez”.

    Yine M. Kemal Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri isimli kitaba (2. Cilt sayfa : 150) göre , Atatürk bir konuşmasında şöyle beyanda bulunmuştur :

    “Dinimizin tavsiye ettiği tesettür (örtünme ) hem hayatımıza , hem de fazilete uygundur.”

    M. Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım hiçbir zaman başörtülerini çıkarmamışlardır , bilhassa eşi Latife Hanım resmi ve özel bütün toplantı ve merasimlere başörtülü olarak katılmıştır.

    Yukarıda açıkladığımız gibi , M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 29 Ekim 1923 gününden , vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar , kadınların örtünmesine karşı olmamıştır.Onun hayatta olduğu ve Cumhurbaşkanı olarak çalıştığı 15 yıl zarfında başörtüsünü yasaklayan hiçbir kanun ve yönetmelik yürürlüğe konmamış ve başörtüsü yasağı hiçbir yerde uygulanmamıştır.

    Bu dönemde TBMM’ye halk arasından seçilen bir kısmı kadın milletvekilleri , başörtüleri ile genel kurula katılmış , yemin ederek yasama görevlerine başörtülü olarak devam etmişlerdir.Bu kadın milletvekillerinin resimleri , TBMM Arşivi’nde mevcuttur.

    Bu durum karşısında başörtüsünün Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

    Hakikaten ülkemizde ilk başörtüsü yasağı , cumhuriyetin ilanından 58 yıl ve M. Kemal Atatürk’ün vefatından 43 yıl sonra (22.7.1981) tarihinde bakanlar Kurulu kararı ile orta dereceli okullarda ve bir yıl sonra (16.7.1982) tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarında ve kanunla değil , Bakanlar Kurulu’nun kabul ettiği yönetmeliklerle yürürlüğe konulmuştur.

    Bu duruma göre M. Kemal Atatürk’ün sağlığında , onun ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu zaman başörtüsü yasağı bulunmadığına ve ilk yasak 1981 tarihinde yürürlüğe konduğuna göre , başörtüsü Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı değildir

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-07-2008
    Mesajlar
    181
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ahmet.fatih tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    oku evlat birdaha.

    M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 1923 yılından vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar geçen 15 yıl içerisinde , (Atatürk ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu dönemde ) başörtüsünü açıkça yasaklayan hiçbir kanun , yönetmelik ve kararname yürürlüğe konmamıştır.

    Bu dönemde kılık ve kıyafetle ilgili olarak 28.11.1925 tarihinde 657 sayılı Şapka Kanunu kabul edilmiş ise de , bu kanun sadece erkeklerin şapka giymeleri konusunda olup , kadınların kılık ve kıyafeti ve başörtüsü ile ilgili hiçbir hüküm yoktur.

    Yine bu dönemde 3.12.1934 tarihinde kabul edilmiş olan 2596 sayılı kanunda , din adamlarının mabet ve ayinler haricinde , dini kıyafet giyemeyecekleri konusunda olup , kadın kıyafetleri ve başörtüsü ile ilgili bir maddesi yoktur.

    Sadece 5 Eylül 1925 (1341) tarihinde 2413 sayılı bir kararname yayınlanmış olup , bu kararnamede (Bilumum devlet memurlarının kıyafetlerinin dünya üzerindeki medeni milletlerin müşterek ve umumi kıyafetlerinin aynı olacağı ) belirtilmiştir.

    Bu kararnamede başörtüsünün yasak olduğuna ve kadınların mutlaka başlarını açık bulunduracaklarına dair hiçbir hüküm yoktur.

    Batılı medeni ülkelerde kadınların moda dünyasında , başörtüsü yani eşarp önemli aksesuarlardandır.

    Esasen M. Kemal Atatürk’ün hiçbir zaman kadınların örtünmelerine ve başörtüsüne karşı olmadığı , çeşitli konuşmalarından ve davranışlarından anlaşılmaktadır.

    Mesela 1935 yılında bir kısım milletvekili , çarşaf ve peçenin yasaklanması için bir kanun teklifi vermişler iseler de , bunu haber alan Atatürk , İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya emir vererek bu kanun teklifini geri aldırmıştır.Bu şekilde çarşaf ve peçeyi yasaklayan bir kanun kabul edilmemiştir.

    Ayrıca M. Kemal Atatürk’ün hayatı boyunca çeşitli yer ve zamanlardaki konuşmalarından , O’nun kadınların örtünmesine ve başörtüsüne hiçbir zaman karşı olmadığı anlaşılmaktadır.

    Şöyle ki , Prof. Afet İnan’ın yayınladığı Atatürk ve Kadın Hakları isimli kitabın 104. sayfasında yazılı olduğuna göre , M. Kemal Atatürk , 1924 yılında Konya’da Kızılay Kadınlar Kolu toplantısında şöyle beyanda bulunmuştur :

    “Eğer kadınlarımız şer’in tavsiye ettiği ve dinin emrettiği bir kıyafetle , faziletin icab ettiği tavr-ı hareketle içimizde bulunur , milletin bir san’at ve ictimaiyat hareketlerine iştirak ederse , bu hali emin olunuz ki , milletin en mutaassıbı dahi takdirden men’i nefis edemez”.

    Yine M. Kemal Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri isimli kitaba (2. Cilt sayfa : 150) göre , Atatürk bir konuşmasında şöyle beyanda bulunmuştur :

    “Dinimizin tavsiye ettiği tesettür (örtünme ) hem hayatımıza , hem de fazilete uygundur.”

    M. Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım hiçbir zaman başörtülerini çıkarmamışlardır , bilhassa eşi Latife Hanım resmi ve özel bütün toplantı ve merasimlere başörtülü olarak katılmıştır.

    Yukarıda açıkladığımız gibi , M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 29 Ekim 1923 gününden , vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar , kadınların örtünmesine karşı olmamıştır.Onun hayatta olduğu ve Cumhurbaşkanı olarak çalıştığı 15 yıl zarfında başörtüsünü yasaklayan hiçbir kanun ve yönetmelik yürürlüğe konmamış ve başörtüsü yasağı hiçbir yerde uygulanmamıştır.

    Bu dönemde TBMM’ye halk arasından seçilen bir kısmı kadın milletvekilleri , başörtüleri ile genel kurula katılmış , yemin ederek yasama görevlerine başörtülü olarak devam etmişlerdir.Bu kadın milletvekillerinin resimleri , TBMM Arşivi’nde mevcuttur.

    Bu durum karşısında başörtüsünün Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

    Hakikaten ülkemizde ilk başörtüsü yasağı , cumhuriyetin ilanından 58 yıl ve M. Kemal Atatürk’ün vefatından 43 yıl sonra (22.7.1981) tarihinde bakanlar Kurulu kararı ile orta dereceli okullarda ve bir yıl sonra (16.7.1982) tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarında ve kanunla değil , Bakanlar Kurulu’nun kabul ettiği yönetmeliklerle yürürlüğe konulmuştur.

    Bu duruma göre M. Kemal Atatürk’ün sağlığında , onun ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu zaman başörtüsü yasağı bulunmadığına ve ilk yasak 1981 tarihinde yürürlüğe konduğuna göre , başörtüsü Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı değildir
    Fazla heyecanlanma laf kalabalığına gerek yok.

    Bak aşağıda şı anda geçerli olan kanunu veriyorum.

    Oku, öğren, hatta ezberle.

    Yarın sözlü yapıcam.

    Madde 5 - 2 nci maddede sözü edilen personelin kılık ve kıyafette uyacakları hususlar:
    a) Kadınlar;
    Elbiseler temiz, düzgün, ütülü, sade; ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı; görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış; tırnaklar normal kesilmiş olur. Ancak bazı hizmetler için özel iş kıyafeti varsa görev sırasında kurum amirinin izni ile bu kıyafet kullanılır.
    Pantolon, kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.
    b) Erkekler;
    Elbiseler temiz, düzgün, ütülü ve sade; ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Bina içinde ve görev mahallinde baş daima açık bulundurulur. Kulak ortasından aşağıda favori bırakılmaz. Saçlar, kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir, temiz bakımlı ve taranmış olur. Her gün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. Bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez. Üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir. Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri süveterler giyilmez. Hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir.
    (Değişik: 7/8/1991 - 91/2048 K.) Bina içinde gömleksiz, kravatsız ve çorapsız dolaşılmaz.

    http://www.adaminsitesi.com/kilik_ki...onetmeligi.htm


  7. #7
    Misafir Metehan_C adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2008
    Mesajlar
    204
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ahmet.fatih tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    oku evlat birdaha.

    M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 1923 yılından vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar geçen 15 yıl içerisinde , (Atatürk ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu dönemde ) başörtüsünü açıkça yasaklayan hiçbir kanun , yönetmelik ve kararname yürürlüğe konmamıştır.

    Bu dönemde kılık ve kıyafetle ilgili olarak 28.11.1925 tarihinde 657 sayılı Şapka Kanunu kabul edilmiş ise de , bu kanun sadece erkeklerin şapka giymeleri konusunda olup , kadınların kılık ve kıyafeti ve başörtüsü ile ilgili hiçbir hüküm yoktur.

    Yine bu dönemde 3.12.1934 tarihinde kabul edilmiş olan 2596 sayılı kanunda , din adamlarının mabet ve ayinler haricinde , dini kıyafet giyemeyecekleri konusunda olup , kadın kıyafetleri ve başörtüsü ile ilgili bir maddesi yoktur.

    Sadece 5 Eylül 1925 (1341) tarihinde 2413 sayılı bir kararname yayınlanmış olup , bu kararnamede (Bilumum devlet memurlarının kıyafetlerinin dünya üzerindeki medeni milletlerin müşterek ve umumi kıyafetlerinin aynı olacağı ) belirtilmiştir.

    Bu kararnamede başörtüsünün yasak olduğuna ve kadınların mutlaka başlarını açık bulunduracaklarına dair hiçbir hüküm yoktur.

    Batılı medeni ülkelerde kadınların moda dünyasında , başörtüsü yani eşarp önemli aksesuarlardandır.

    Esasen M. Kemal Atatürk’ün hiçbir zaman kadınların örtünmelerine ve başörtüsüne karşı olmadığı , çeşitli konuşmalarından ve davranışlarından anlaşılmaktadır.

    Mesela 1935 yılında bir kısım milletvekili , çarşaf ve peçenin yasaklanması için bir kanun teklifi vermişler iseler de , bunu haber alan Atatürk , İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya emir vererek bu kanun teklifini geri aldırmıştır.Bu şekilde çarşaf ve peçeyi yasaklayan bir kanun kabul edilmemiştir.

    Ayrıca M. Kemal Atatürk’ün hayatı boyunca çeşitli yer ve zamanlardaki konuşmalarından , O’nun kadınların örtünmesine ve başörtüsüne hiçbir zaman karşı olmadığı anlaşılmaktadır.

    Şöyle ki , Prof. Afet İnan’ın yayınladığı Atatürk ve Kadın Hakları isimli kitabın 104. sayfasında yazılı olduğuna göre , M. Kemal Atatürk , 1924 yılında Konya’da Kızılay Kadınlar Kolu toplantısında şöyle beyanda bulunmuştur :

    “Eğer kadınlarımız şer’in tavsiye ettiği ve dinin emrettiği bir kıyafetle , faziletin icab ettiği tavr-ı hareketle içimizde bulunur , milletin bir san’at ve ictimaiyat hareketlerine iştirak ederse , bu hali emin olunuz ki , milletin en mutaassıbı dahi takdirden men’i nefis edemez”.

    Yine M. Kemal Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri isimli kitaba (2. Cilt sayfa : 150) göre , Atatürk bir konuşmasında şöyle beyanda bulunmuştur :

    “Dinimizin tavsiye ettiği tesettür (örtünme ) hem hayatımıza , hem de fazilete uygundur.”

    M. Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım hiçbir zaman başörtülerini çıkarmamışlardır , bilhassa eşi Latife Hanım resmi ve özel bütün toplantı ve merasimlere başörtülü olarak katılmıştır.

    Yukarıda açıkladığımız gibi , M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 29 Ekim 1923 gününden , vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar , kadınların örtünmesine karşı olmamıştır.Onun hayatta olduğu ve Cumhurbaşkanı olarak çalıştığı 15 yıl zarfında başörtüsünü yasaklayan hiçbir kanun ve yönetmelik yürürlüğe konmamış ve başörtüsü yasağı hiçbir yerde uygulanmamıştır.

    Bu dönemde TBMM’ye halk arasından seçilen bir kısmı kadın milletvekilleri , başörtüleri ile genel kurula katılmış , yemin ederek yasama görevlerine başörtülü olarak devam etmişlerdir.Bu kadın milletvekillerinin resimleri , TBMM Arşivi’nde mevcuttur.

    Bu durum karşısında başörtüsünün Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

    Hakikaten ülkemizde ilk başörtüsü yasağı , cumhuriyetin ilanından 58 yıl ve M. Kemal Atatürk’ün vefatından 43 yıl sonra (22.7.1981) tarihinde bakanlar Kurulu kararı ile orta dereceli okullarda ve bir yıl sonra (16.7.1982) tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarında ve kanunla değil , Bakanlar Kurulu’nun kabul ettiği yönetmeliklerle yürürlüğe konulmuştur.

    Bu duruma göre M. Kemal Atatürk’ün sağlığında , onun ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu zaman başörtüsü yasağı bulunmadığına ve ilk yasak 1981 tarihinde yürürlüğe konduğuna göre , başörtüsü Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı değildir
    Siz çok gerilere gitmişsiniz, o dönemde ne siyasi islam türbanı kullanıyordu, ne de İran İslam devrimi ülkemize etki yapmıştı.

    Ayrıca bir sayfada laiklik düşmanı, Atatürk devrimlerinin düşmanı olmak, diğer sayfada Atatürk'e yaslanmak ikiyüzlü hareketlerdir. Bunu sizde görüyorum.

  8. #8
    mckobra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    1,122
    Karizma Gücü
    0
    Akp kapatılırsa ülke büyük sorunlarla uğraşacak... Ülkeye güven sarsılacak... Borsa kötüye gidecek... Ekonomi iyice kötüleşecek... Ben Akp'yi desteklediğim için değil de ülkemizin yararı için kapatılmasına karşıyım... Zaten kötü yönetiyorsa yada yönetecekse millet onları seçmeyecektir... Bunu engellemek yargıya düşmez bana göre... Ülkeyi geriye götürmeye kimsenin hakkı yok... Ne meclisin ne de yargının...


    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!


    Tribünlerde hep dillerde
    Bu sevda bitmez gönüllerde
    Dar ağacında olsak bile
    Son sözümüz FENERBAHÇE



    Semih Saygıner Şov(İzleyin Pişman Olmayacaksınız):
    http://www.metacafe.com/watch/109586...ard_sensation/

  9. #9
    HAZALIM26 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-06-2005
    Mesajlar
    17,065
    Karizma Gücü
    10
    Hadi İnşallah

  10. #10
    nur76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-12-2007
    Mesajlar
    2,182
    Karizma Gücü
    5
    Kapatmak Akp yi erken seçim demek ve eşittir % 60 oyla yeni iktidar demek Akp 'nin devamı başka bir parti versiyonu ile..
    :hz paylaştıkça çoğalan tek şey sevgidir :hz





    sessiz fırtınaların yıkımı beklenenden çok olur..

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Utanç davasında utandıran karar
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde NevhayaL tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 01.11.11, 12:58
  2. Hizbullah davasında 6 tahliye
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Culinary tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 18.10.11, 01:55
  3. HADEP davasında dostane çözüm!!!
    2006 Konuları bölümünde Tandogan tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 02.02.06, 22:47
  4. Saddam davasında 'perdeli' tanık
    2005 Konuları bölümünde angel_nili tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 07.12.05, 08:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •