Henüz hayatlarının baharındaki 18 kız çocuğun suçu-günahı neydi? Anne ve babaları onları, okulların tatil olduğu yaz aylarında, dinlerini ve Kuran’ı öğrensinler diye, Konya kent merkezine 160 ve Taşkent ilçe merkezine 26 kilometre uzaklıkta Balcılar beldesindeki yatılı Kuran Kursu’na göndermişlerdi.
Bir cemaate ait yurtta kalıyor ve Kuran Kursu görüyorlardı.
Peki, neden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın değil de, bir cemaatin kursuna gönderildi bu çocuklar?
Bu soruyu, o günahsız çocukların anne ve babalarına sormak gerekiyor.
Asgari din bilgisine sa
hip bir aile, çocuğunu Kuran Kursu’na zaten göndermez. Bildiklerini çocuğuna da öğretir.
18 masum kız çocuğunun pisi pisine hayatını kaybetmesinden, önce, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın değil de, çocuklarını bir cemaatin kuş uçmaz kervan geçmez dağ başındaki Kuran Kursu’na gönderen aileler; sonra da, Kuran Kursu veren cemaat sorumludur.
Anne-babalar ve cemaat, göz göre göre 18 çocuğun ölümüne sebep olmuşlardır.
Bence, sadece Kuran Kursu’ndan sorumlu cemaat değil, bu Kuran Kursu’na göz yuman yöneticilerle birlikte, çocuklarını buraya gönderen anne-babalar da yargılanmalıdır. Hem de “Ölüme sebebiyet vermek”ten...
Çünkü hayatlarını kaybeden ve yaralanan 12-16 yaş arasındaki o çocuklar, o Kuran Kursu’na kendi iradeleri ve istekleri ile gitmediler.
Bilgi mi, hurafe mi?
Dİyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olmayan bu Kuran kurslarında, çocuklara temel din bilgileri de veriliyor.
Kimler tarafından ve nasıl veriliyor bu bilgiler?
Çocuklara gerçekten din bilgisi mi veriliyor, yoksa kafaları hurafelerle mi dolduruluyor veya sadece cehennem korkusu mu aşılanıyor?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kuran kurslarına katılım azalırken, cemaatlerin kaçak Kuran kurslarına rağbet neden artıyor?
Çocuklara din bilgisi verdiği ve Kuran öğrettiği iddia edilenler, dini ne kadar doğru biliyorlar?
Cehalet ve dini fanatizm, insanlara çok büyük yanlışlar yaptırabiliyor.
Üç çocuk hikâyesi
Bu çeşit felaketlerin, siyasi veya dini sömürü aracı olarak kullanılması elbette doğru değil ama, bir cemaatin kaçak Kuran Kursu binasının çöktüğü ve 18 masum yavrunun öldüğünü duyunca, türbanlı ve çarşaflı kadınların yaptığı bir gösteri geldi gözlerimizin önüne.
Kara çarşaflı kadınlar, o gösteride, “7.4 yetmedi mi?” sloganıyla 1999 depremine gönderme yapmışlardı.
“Allah’ın sopası yok” diyeceğiz ama dilimiz varmıyor.
Şimdi, “Balcılar yetmedi mi?” demek yakışır mı bize?
Cahil ile cahil, yobaz ile yobaz mı olalım?
Ama Sayın Başbakan’ın kadınlara yaptığı “En az üç çocuk doğurun” tavsiyesini eleştirmeden de geçemeyeceğiz.
Kadınlar, en az üç çocuk doğurup, cemaatlerin kaçak Kuran kurslarına mı teslim etsinler? kaynak
Birebir katıldığım bir yazı ..olanların özeti mahiyetinde yazılmış.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
