Bugün dünden eksik açtım gözlerimi.
Konuşmak istemiyorum, yazmak istemiyorum, okumak istemiyorum. Yaşama dair bütün dilekçelerim arz ve ricalarıma rağmen kabul edilmedi. Bir başucu notuna tutturulmuş iyi yıllar dileğinden başka hatırlanırlığım yok şimdi. Ben duygularımı bir kaç damlalık ilaç yavanlığında aldırırken duygularımla birlikte kendimi de aldırmışım kendimden yeni yeni fark ediyorum. Rüyaların göz açtırmayan seremonisinde kısık bir çığlıktan öteye geçmiyor düşlerimin sürekliliği. Her gün hiç aksatmadan rüyalarıma giren bebeği sarıp sarmalıyorum. Neyi anlatır diye tarayıp durduğum sayfaların her birinde sevindirici haber görünse de sevinecek hiç bir şeyle karşılaşmıyorum. İnadına eski rüya, inadına çıkmaz yorum sanki her gecenin beynime getirdiği.
Kaç yaşımdayım? Uykuların derinliğinde yaşımı hatırlatıcı hiç bir ipucuna rastlamadım. Dündü işte yaşın birindeydim ve bugün diğerindeyim. Tek farkı dünün dünde kalmış olması. Bugünün başlayıp yarınla yer değiştirmeye boşuna çabalaması.
Harflerimde de yaz yorgunluğu dediklerinden var. Kısır bir döngünün içinde beni anlatamayan yirmi dokuz harfle cebelleşip duruyorum ve savaşın sonunda ben kelimelerin tek düzeliğine mağlup oluyorum. Bundan bir ders almalı mıyım yoksa söze başladığım gibi yarım bırakmalı mıyım bilmiyorum.
Geçmeyen yorgunluğumu çekiyorum başımın üstüne. Herkesin uyuduğu saatlerde bende uyuyorum. Gece kuşu lakabımın hakkını vermiyorum eskisi gibi. Uyumak unutmakmış. Sarhoş edici bütün uykuları erkenden karşılıyorum yatağımda. Serine çalıyor gecenin karanlığı şimdi. Bende serin gecelerin bitişini ve üşümelere gidecek ayrılık eylüllerimin gelmesini bekliyorum. Erken başladım vakitleri harcamaya yine.
Bardağımda beş damla yavanlık, içersem unuturum belki hayatın neresinde kendimi yitirdiğimi.
İç ve uyu Eylül!


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla


