Konya'da çöken Kuran kursu binasında ölen 18 kız çocuğunun aileleri şikâyette bulunmuyor, "çocuklarımız şehit oldu" diyor. "Yöneticilere laf söyletmeyen" aileler AKP'yi destekleyen yığının tipik örneği.
soL (HABER MERKEZİ) Konya'da, Kuran dersleri veren bir özel okulda meydana gelen patlama sonucu çöken binada 18 kız çocuğunun ölümüne yol açan facianın sorumluları araştırılırken, ölenlerin ve yaralananların ailelerinin tepkisizliği, kabullenmişlikleri, şaşkınlığın ötesinde dehşet uyandırıyor. Aileler, ölümlerin takdiri ilahi olduğunu, sorumlular hakkında şikâyetçi olmayacaklarını söyleyerek, çocuklarını "şehit" ilan ediyorlar.
18 çocuğun ilahî ölümü!
Çöken yurtta yaralanan Şerife Atayer'in babası Ahmet Atayer, "yaşanan takdir-i ilahi, 18 tane şehit verdik, güllerimiz açmadan soldu" diyor. Kimseden şikâyetçi olmayacaklarını belirten Atayer, cenazelerden birinin yüzünde Arapça harflerle kendiliğinden "Lailaheillallah"' yazıldığı, bunun büyük bir mucize olduğu iddiasında. "Burada hocalarla, yetkililerle, yönetimle ilgili şikâyetimiz yok" diyen Atayer, medyanın olayları abarttığını, çocukların yurtta yatılı kalmadığını, Arapça, İngilizce ve Fransızca öğrenmek için kayıt yaptırmaya gittiklerini söylüyor.
12 yaşındaki Leyla Semerci'nin seramik ustası babası Barış Semerci de, kızının ölümüne "takdiri ilahi", kızına "şehit" diyenlerden. Semerci, "Kuran kursundaki patlamada bir ihmal görüyor musunuz?" sorusuna, "hayır! Sakın kurs için kötü bir şey yazmayın. Onlar her zaman bizi ve beldemizi düşünüyorlar" yanıtını veriyor.
"Takdiri piyasa"nın üzeri tevekkülle örtülüyor
Konya'nın "tutuculuğu"ndan, patlamanın yaşandığı Balcılar beldesinde Süleymanoğlu tarikatının etkinliğinden bahseden açıklamalar, ailelerin bu "tevekkülü"nü yerel bir olguya indirgeme çabası olarak görünüyor. Özellikle AKP iktidarında yaşanan hızlı dincileşmenin, tarikat yaygınlaşmasının, ülkeyi ören bir ağ halinde, yoksulluğun doğurduğu çaresizlikle teslim olmuş kul zihniyetini hâkim kıldığı gözlerden kaçırılıyor.
Nitekim, bunun bir politik izdüşüm olduğunun son örneğini, AKP Manisa Milletvekili, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç verdi. Konya'da yaşanan olaya değinen Arınç, "yavrularımız hayatını kaybetti. Hata, kusur, tedbirsizlik sonucunda oldu. Tabii ki takdiri ilahi de bu olayda vardır" dedi.
Bu açıklama, yoksul ve çaresiz insanların sığınacağı bütün sosyal çatıların yıkıldığı, piyasadan ve siyasi iktidardan gelen bütün melanetin sorumluluğundan, itiraz edilemeyecek bir mevkiye havale edilerek kurtulunan bir sistemin ifadesi olarak çok çarpıcıydı. O mevki, nasılsa "kullara", bol bol "sabır ihsan eyliyordu" ve yaşanan dünyadaki hesap sorma ihtimalini, "ahiret"e erteletiyordu.
Muhabirimiz hastaneye sokulmadı
Bu sineye çekmişlik durumunda, olayın sorgulanmasını engellemenin bir örneğiyle de, soL muhabiri arkadaşımız karşılaştı. Ailelerle görüşmek üzere Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'ne giden muhabirimiz, hastane girişinde görevliler tarafından durduruldu. "Bu konunun büyümesini istemiyoruz" diyen görevlileri geçerek içeriye girdiğinde, burada da, "aileleri korumakla görevli" olduklarını söyleyen kişilerin müdahalesiyle karşılaşan soL muhabiri, "bu işe karışmayın. Amacınızın ne olduğunu biliyoruz. Burada kimse şikâyetçi değil. Size ne oluyor?" denilerek tartaklandı ve dışarıya çıkartıldı.
Hastane "görevlileri"nin, sadece Konya'nın yerel gazetelerine ve televizyonlarına haber izni verdiği söyleniyor.
kaynak:http://haber.sol.org.tr/mansetler/2175.html
Ha koyun ha bunlarihmaller dizisi yüzünden cocukları ölmüş bunlar şikayetçi olmuyolar tebrikler iyi güdülmüşler!!!!!!!!!
![]()


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla






