• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5

    Tevratta ve İncilde Şiddet Ayetleri..

    incil sevgi yumağı, akıl ve iyi davranış lar ı efsaneciklerle anlatır ara ara. fakat o incili düzenleyen ve örnekte görüldüğü üzere muntesibinin beşerlerinin hinliğini dünya denen yer küre anladı veya anlamak için sıçrama bekliyor.

    tavratta gecen şiddet ayetlerini (ki içinde az ayet olmakla birlikte onlarda var) saysak (araştırsak) ''mossad'' burayı incelemeye alır heralde.

    akabinde islamda şiddeti tartışabiliriz...

    YEŞU (JOSHUA) BÖLÜM 17

    13 İsrailliler güçlenince, Kenanlılar'ı sürecek yerde, onları ücretsiz çalıştırmaya başladılar.

    HAKİMLER (JUDGES) BÖLÜM 1

    30 Zevulun da Kitron ve Nahalol halklarını kovmadı. İsrailliler arasında yaşayan bu Kenanlılar angarya işler yaptılar.

    HAKİMLER (JUDGES) BÖLÜM 21

    10 Bunun üzerine topluluk Yaveş-Gilat halkının üzerine on iki bin yiğit savaşçı gönderdi. "Gidin, Yaveş-Gilat halkını, kadın, çoluk çocuk demeden kılıçtan geçirin" dediler,

    11 "Yapacağınız şu: Her erkeği ve erkek eli değmiş her kadını öldüreceksiniz."

    12 Yaveş-Gilat halkı arasında erkek eli değmemiş dört yüz kız bulup Kenan topraklarında bulunan Şilo'daki ordugaha getirdiler.

    KIZ ÇALMA

    HAKİMLER (JUDGES) BÖLÜM 21

    21 "Gözünüzü açık tutun. Şilolu kızlar dans etmeye kalkınca bağlardan fırlayıp onlardan kendinize birer eş kapın ve Benyamin topraklarına götürün.

    22 Kızların babaları ya da erkek kardeşleri bize yakınmaya gelirse, 'Benyaminoğulları'nı hatırımız için bağışlayın' diyeceğiz, 'Savaşarak aldığımız kızlar hepsine yetmedi. Siz de kendi kızlarınızı isteyerek vermediğinize göre suçlu sayılmazsınız.'"

    23 Benyaminoğulları da böyle yaptılar. Kızlar dans ederken her erkek bir kız kapıp götürdü. Kendi topraklarına gittiler, kentlerini onarıp yerleştiler.

    ONLARI ÖLDÜRÜN VE MALLARINA EL KOYUN

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 20

    10 "Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.

    11 Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler.

    12 Ama barış önerinizi geri çevirir, sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın.

    13 Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin.

    14 Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB'bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz.

    15 Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.

    İNTİKAM, KILIÇ VE SAVAŞ

    İBRANİLER (HEBREWS) BÖLÜM 12

    29 Çünkü Tanrımız yakıp tüketen bir ateştir.

    ZEBUR (PSALMS) BÖLÜM 94

    1 Ya RAB, öç alıcı Tanrı, Saç ışığını, ey öç alıcı Tanrı!

    EYÜB (JOB) BÖLÜM 7

    21 Niçin isyanımı bağışlamaz, Suçumu affetmezsin? Çünkü yakında toprağa gireceğim, Beni çok arayacaksın, ama ben artık olmayacağım."
    HEZEKİEL (EZEKIEL) BÖLÜM 11

    8 Kılıçtan korktunuz, ama ben üzerinize kılıç göndereceğim. Rab Yahve böyle diyor.

    AMOS BÖLÜM 9

    1 Rab'bi gördüm, Sunağın yanında duruyordu. "Sütun başlıklarına vur, Eşikler sarsılsın" dedi, "Başlıkları insanların başında parala. Sağ kalanları kılıçtan geçireceğim. Kaçan, kurtulan olmayacak,

    2 Ölüler diyarını delip girseler, Elimi uzatıp onları çıkaracağım. Göklere çıksalar, Onları oradan indireceğim.

    3 Karmel Dağı'nın doruklarına gizlenseler, Ardlarına düşüp onları yakalayacağım. Gözümün önünden uzağa, denizin dibine girseler, Orada yılana buyruk vereceğim, Onları sokacak.

    4 Düşmanlarınca sürgün edilseler, Orada kılıca buyruk vereceğim, Onları biçecek. Gözümü üzerlerinden ayırmayacağım, Ama iyilik için değil, kötülük için."

    YEREMYA (JEREMIAH) BÖLÜM 49

    37 Düşmanlarının önünde, Can düşmanlarının önünde Elam'ı darmadağın edeceğim. Başlarına felaket gönderecek, Şiddetli öfkemi yağdıracağım" diyor RAB, "Onları büsbütün yok edene dek Peşlerine kılıcı salacağım.

    HEZEKİEL (EZEKIEL) BÖLÜM 12

    14 Çevresindekilerin tümünü -yardımcılarını, ordusunu- dünyanın dört bucağına dağıtacağım. Yalın kılıç onların peşlerine düşeceğim.

    İNCİL ALLAH`IN RAHMETİNİ ÇARPITIYOR

    YEREMYA (JEREMIAH) BÖLÜM 19

    7 Yahuda ve Yeruşalim'in tasarılarını burada boşa çıkaracağım. Onları canlarına susayanların eline verecek, düşmanlarının önünde kılıçla düşüreceğim. Cesetlerini yem olarak kuşlara, yabanıl hayvanlara vereceğim.

    LEVİLİLER (LEVITICUS) BÖLÜM 26

    14 "Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız.

    29 Açlıktan çocuklarınızın etini yiyeceksiniz

    AĞITLAR (LAMENTATION) BÖLÜM 2

    20 "Bak, ya RAB, gör! Kime böyle yaptın? Kadınlar çocuklarını, sevgili yavrularını mı yesin? Kâhinle peygamber Rab'bin Tapınağı'nda mı öldürülsün?

    AĞITLAR (LAMENTATION) BÖLÜM 4

    4 Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.

    YENİ AHİTTE KILIÇ VE SAVAŞ

    MATTA (MATTHEW) BÖLÜM 10

    34 «Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Ben barış değil, kılıç getirmeye geldim.

    LUKA (LUKE) BÖLÜM 12

    49 «Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!

    50 Katlanmam gereken bir vaftiz var. Bu vaftiz gerçekleşinceye dek nasıl da sıkıntı çekiyorum!

    51 Yeryüzüne barış getirmeye mi geldiğimi sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, ben ayrılık getirmeye geldim.

    52 Bundan böyle bir evde beş kişi, ikiye karşı üç, üçe karşı iki bölünmüş olacak.

    53 Baba oğluna karşı, oğul babasına karşı, anne kızına karşı, kız annesine karşı, kaynana gelinine karşı, gelin kaynanasına karşı olacaktır.»

    LUKA (LUKE) BÖLÜM 19

    27 `Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!'»

    LUKA (LUKE) BÖLÜM 14

    25 ve 26 Kalabalık halk toplulukları İsa'yla birlikte yol alıyordu. İsa dönüp onlara şöyle dedi: «Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa, benim öğrencim olamaz.

    AZİZ PAUL VE MİLLIYETÇİLİK

    GALATYALILAR (GALATIANS) BÖLÜM 2

    15 Biz Yahudi doğduk, diğer uluslardan olan `günahkâr'lar değiliz.

    GALATYALILAR (GALATIANS) BÖLÜM 4

    22 İbrahim'in, biri köle kadından, biri de özgür kadından iki oğlu olduğu yazılıdır.

    23 Köle kadından olan oğul olağan yoldan, özgür kadından olan oğul ise vaat sonucu doğdu.

    24 Burada bir benzetme vardır. Bu kadınlar iki antlaşmayı simgeler. Biri Sina dağındandır, köle olacak olan çocuklar doğurur. Bu Hacer'dir.

    25 Hacer, Arabistan'daki Sina dağını simgeler. Şimdiki Kudüs'ün karşılığıdır. Çünkü çocuklarıyla birlikte kölelik ediyor.

    26 Oysa göksel Kudüs özgürdür, bizim annemiz odur.

    İNCİL DE YAHUDİ OLMAYANLAR

    Yeşaya (İsaiah) BÖLÜM 49

    22 Rab Yahve diyor ki: "Bakın, uluslara elimle işaret verdiğimde, Sancağımı yükselttiğimde halklara, Senin oğullarını kucaklarında getirecek, Kızlarını omuzlarında taşıyacaklar.

    Yeşaya (İsaiah) BÖLÜM 60

    4 Başını kaldır da çevrene bir bak, Hepsi toplanmış sana geliyor. Oğulların uzaktan geliyor, Kızların kucakta taşınıyor.

    Yeşaya (İsaiah) BÖLÜM 61

    5 Yabancılar sürülerinizi güdecek, Irgatınız, bağcınız olacaklar.

    6 Sizlerse RAB'bin kâhinleri, Tanrımız'ın görevlileri diye çağrılacaksınız. Ulusların servetiyle beslenecek, Zenginlikleriyle övüneceksiniz.

    SADECE YAHUDİ OLMAYANLARDAN FAİZ ALIN

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 23

    19 "Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.

    20 Yabancıdan faiz alabilirsiniz ama kardeşinizden almayacaksınız. Böyle yapın ki, mülk edinmek için gideceğiniz ülkede el attığınız her işte Tanrınız RAB sizi kutsasın.

    LEVİLİLER (LEVITICUS) BÖLÜM 24

    17 "Adam öldüren kesinlikle öldürülecektir.

    18 Başkasının hayvanını öldüren, yerine bir hayvan vererek aldığı canın karşılığını canla ödeyecektir.

    19 Kim komşusunu yaralarsa, kendisine de aynı şey yapılacaktır.

    20 Kırığa karşılık kırık, göze göz, dişe diş olmak üzere, ona ne yaptıysa kendisine de aynı şey yapılacaktır.

    21 Hayvan öldüren yerine bir hayvan verecek, adam öldüren öldürülecektir.

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 15

    1 "Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.

    2 Borçları bağışlama işini şöyle yapacaksınız: Her alacaklı, komşusunun borcunu bağışlayacak. Borcun ödenmesi için komşusunu ya da kardeşini zorlamayacak. Çünkü RAB'bin borçları bağışlama yılı duyurulmuştur.

    3 Yabancıdan borcunu alabilirsin. Ama İsrailli kardeşinin borcunu bağışlayacaksın.

    MISIRDAN ÇIKIŞ (EXODUS) BÖLÜM 21

    23-25 Ama başka bir zarar varsa, cana karşılık can, göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el, ayağa karşılık ayak, yanığa karşılık yanık, yaraya karşılık yara, bereye karşılık bere ödenecektir.

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 19

    21 Acımayacaksınız: Cana can, göze göz, dişe diş, ele el, ayağa ayak."

    MISIRDAN ÇIKIŞ (EXODUS) BÖLÜM 22

    20 "RAB'den başka bir ilaha kurban kesen ölüm cezasına çarptırılacaktır.

    LEVİLİLER (LEVITICUS) BÖLÜM 24

    16 RAB'be söven kesinlikle öldürülecektir. Bütün topluluk onu taşlayacak. İster yerli ister yabancı olsun, RAB'be söven herkes öldürülecektir.

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 13

    6-7 "Öz kardeşin, oğlun, kızın, sevdiğin karın ya da en yakın dostun seni gizlice ayartmaya çalışır, senin ve atalarının önceden bilmediğiniz, dünyanın bir ucundan öbür ucuna dek uzakta, yakında, çevrenizde yaşayan halkların ilahları için, 'Haydi gidelim, bu ilahlara tapalım' derse,

    8 ona uymayacak, onu dinlemeyeceksin. Ona acımayacak, sevecenlik göstermeyecek, onu korumayacaksın.

    9 Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.

    10 Taşlayarak öldürün onu. Çünkü Mısır'dan, köle olduğunuz ülkeden sizi çıkaran Tanrınız RAB'den sizi saptırmaya çalıştı.

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 17

    12 Orada, Tanrınız RAB'bin önünde görev yapan kâhini ya da yargıcı kim dinlemeyip saygısızlık ederse öldürülmeli. İsrail'den kötülüğü atmalısınız.

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 18

    20 Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü Benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir.'

    21 "'Bir sözün RAB'den olup olmadığını nasıl bilebiliriz?' diye düşünebilirsiniz.

    22 Eğer bir peygamber RAB'bin adına konuşur ve konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB'den değildir. Peygamber saygısızca konuşmuştur. Ondan korkmayın."

    HEZEKİEL (EZEKIEL) BÖLÜM 14

    9 "'Bir peygamber ayartılır da bir söz söylerse, onu ayartan benim. Elimi ona karşı uzatacağım, onu halkım İsrail'in arasından çıkarıp yok edeceğim.

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 22

    23 "Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

    24 ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

    MATTA (MATTHEW) BÖLÜM 5

    22 Eğer sağ gözün seni günaha sokarsa, onu çıkar, at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, tüm vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.

    30 Eğer sağ elin seni günaha sokarsa, onu kes, at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, tüm vücudunun cehenneme gitmesinden iyidir.

    MATTA (MATTHEW) BÖLÜM 18

    8 «Eğer elin ya da ayağın seni günaha sokarsa, onu kesip at. Çolak ya da tek ayaklı olarak yaşama kavuşman, iki el iki ayak sahibi olarak sönmez ateşe atılmandan iyidir.

    9 Eğer gözün seni günaha sokarsa, onu çıkarıp at. Tek gözle yaşama kavuşman, iki göz sahibi olarak cehennem ateşine atılmandan iyidir.

    MARKOS (MARK) BÖLÜM 9

    43 ve 44 Eğer elin seni günaha sokarsa, onu kes. Çolak olarak yaşama kavuşman, iki el sahibi olarak sönmez ateşe, cehenneme gitmenden iyidir.

    MARKOS (MARK) BÖLÜM 10

    2 Yanına gelen bazı Ferisiler O'nu sınamak amacıyla, «Bir erkeğin, karısını boşaması Kutsal Yasa'ya uygun mudur?» diye sordular.

    3 İsa karşılık olarak, «Musa size ne buyurdu?» dedi.

    4 Onlar, «Musa, erkeğin bir boş kâğıdı yazarak karısını boşamasına izin vermiştir» dediler.

    5 İsa onlara, «Musa bu buyruğu size yüreklerinizin katılığından ötürü yazdı» dedi.

    6 «Tanrı, yaratılışın ta başlangıcından insanları `erkek ve dişi olarak yarattı.'

    7 ve 8 `Bu nedenle adam annesini babasını bırakacak, karısına bağlanacak ve ikisi tek bir beden olacaklar.' Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir.

    9 O halde Tanrı'nın birleştirdiğini insan ayırmasın.»

    10 Öğrencileri evde O'na yine bu konuyla ilgili bazı sorular sordular.

    11 İsa onlara, «Karısını boşayıp başkasıyla evlenen, karısına karşı zina etmiş olur» dedi.

    12 «Kocasını boşayıp başkasıyla evlenen kadın da zina etmiş olur.»

    LUKA (LUKE) BÖLÜM 16

    18 «Karısını boşayıp başkasıyla evlenen her adam zina etmiş olur. Kocasından boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.

    LEVİLİLER (LEVITICUS) BÖLÜM 20

    10 "Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.

    11 Babasının karısıyla yatan, babasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de kesinlikle öldürülecektir. Ölümü hak etmişlerdir.

    12 Bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle öldürülecektir. Rezillik etmişler, ölümü hak etmişlerdir.

    YASA KİTABI (DEUTERONOMY) BÖLÜM 22

    22 "Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail'den kötülüğü atacaksınız.

    23 "Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

    24 ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

    YARATILIŞ (GENESIS) BÖLÜM 34

    25 Üçüncü gün erkekler daha sünnetin acısını çekerken, Yakup'un oğullarından ikisi - Dina'nın kardeşleri Şimon'la Levi - kılıçlarını kuşanıp kuşku uyandırmadan kente girdiler ve bütün erkekleri kılıçtan geçirdiler.

    MISIRDAN ÇIKIŞ (EXODUS) BÖLÜM 32

    27 Musa şöyle dedi: "İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki: 'Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.'"

    28 Levililer Musa'nın buyruğunu yerine getirdiler. O gün halktan üç bine yakın adam öldürüldü.

    29 Musa, "Bugün kendinizi RAB'be adamış oldunuz" dedi, "Herkes öz oğluna, öz kardeşine düşman kesildiği için bugün RAB sizi kutsadı."

    LEVİLİLER (LEVITICUS) BÖLÜM 26

    29 Açlıktan çocuklarınızın etini yiyeceksiniz.

    LEVİLİLER (LEVITICUS) BÖLÜM 21

    9 Bir kâhinin kızı fahişelik yaparak kendini kirletirse, hem kendini hem de babasını rezil etmiş olur. Yakılmalıdır.

    ÇÖLDE SAYIM (NUMBERS) BÖLÜM 21

    35 Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.

    ÇÖLDE SAYIM (NUMBERS) BÖLÜM 31

    31 Musa'yla Kâhin Elazar RAB'bin Musa'ya buyurduğu gibi yaptılar.

    32 Savaşa katılan askerlerin ele geçirdiklerinden kalanlar şunlardı: 675.000 davar,

    33 '72.000 sığır,

    34 '61.000 eşek,

    35 erkekle yatmamış 32.000 kız.

    36 Savaşa katılan askerlere düşen yarı pay da şuydu: 337.500 davar,

    37 bunlardan RAB'be vergi olarak 675 davar verildi;

    38 '36.000 sığır, bunlardan RAB'be vergi olarak 72 sığır verildi;

    39 '30.500 eşek, bunlardan RAB'be vergi olarak 61 eşek verildi;

    40 '16.000 kişi, bunlardan RAB'be vergi olarak 32 kişi verildi.

    YASA KİTABI (DEUTEROMONY) BÖLÜM 2

    33 Tanrımız RAB onu elimize teslim etti. Onu, oğullarını ve bütün halkını yok ettik.

    34 Bütün kentlerini ele geçirdik, hepsini yok ettik. Erkek, kadın, çocuk, kimseyi sağ bırakmadık.

    35 Hayvanlara ve ele geçirdiğimiz kentlerdeki mallara ise el koyduk.

    YASA KİTABI (DEUTEROMONY) BÖLÜM 20

    13 Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin.

    14 Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB'bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz.

    YEŞU (JOSHUA) BÖLÜM 6

    21 Kadın erkek, genç yaşlı, küçük ve büyük baş hayvanlardan eşeklere dek, kentte ne kadar canlı varsa, hepsini kılıçtan geçirip yok ettiler.

    YEŞU (JOSHUA) BÖLÜM 10

    34 İsrail halkıyla birlikte Lakiş'ten Eglon üzerine yürüyen Yeşu, kentin karşısında ordugah kurup saldırıya geçti.

    35 Kenti aynı gün ele geçirdiler. Lakiş'te yaptığı gibi, halkı ve kentteki bütün canlıları o gün kılıçtan geçirip yok ettiler.

    HAKİMLER (JUDGES) BÖLÜM 1

    6 Adoni-Bezek kaçtı, ama peşine düşüp onu yakaladılar; elleriyle ayaklarının başparmaklarını kestiler.

    HAKİMLER (JUDGES) BÖLÜM 9

    45 Avimelek gün boyu kente karşı savaştı; kenti ele geçirdikten sonra halkını kılıçtan geçirdi. Kenti yıkıp üstüne tuz serpti.

    1 SAMUEL BÖLÜM 15

    3 Şimdi git, Amalekliler'e saldır. Onlara ait her şeyi tamamen yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Erkek, kadın, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür."

    HEZEKİEL (EZEKIEL) BÖLÜM 9

    6 "Yaşlıyı, genci, genç kızı, kadını, çocukları öldürün. Yalnız alınlarında işaret olanlara dokunmayın. İşe tapınağımdan başlayın." Onlar da tapınağın önünde duran İsrail ileri gelenlerinden işe başladılar.
    __________________
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bu konuya kutsal kitaplardaki şiddet ayetleri başlığını koysaydınız daha isabetli olurdu.Nedense Kurandaki şiddet ayetleri burada yok.Bilmiyorsanız,izninizle ben hemencecik buraya eklerim.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    22-06-2005
    Mesajlar
    13
    Karizma Gücü
    0
    maide suresi 38.ayet e bi bakın

  4. #4
    &nisa& adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-10-2006
    Mesajlar
    125
    Karizma Gücü
    0
    DÜZEN:
    Bu konuya kutsal kitaplardaki şiddet ayetleri başlığını koysaydınız daha isabetli olurdu.Nedense Kurandaki şiddet ayetleri burada yok.Bilmiyorsanız,izninizle ben hemencecik buraya eklerim.
    Bu başlıkta çoğu kez konu açıldı ve gereken cevaplar da verildi.Dönüp dolaşıp aynı şeyleri irdeleyip duruyorsunuz,maksat İslam'a saldırmak olsun.

    king_ramses:
    maide suresi 38.ayet e bi bakın
    Bence siz de ayetin tefsirine bir bakın ki bunun sadece tedbir amaçlı olduğunu anlayabilesiniz,umarım!
    ''Ülkesini,yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti,dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.''
    Gazi M. Kemal



    °••[Bye Bye Türkçe Birligi]••°

  5. #5
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu konuya kutsal kitaplardaki şiddet ayetleri başlığını koysaydınız daha isabetli olurdu.Nedense Kurandaki şiddet ayetleri burada yok.Bilmiyorsanız,izninizle ben hemencecik buraya eklerim.
    tam okumamışsın..

    islamda şiddeti tartışabiliriz diye yazmışım..

    islamda aile içi şiddet psokolojiktir ve her topluluklarda özelliklede geri kalmış toplumlarda rastlanabilinir türdendir.

    islam savunma amaçlı kullanır cihadı..
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı PasakLi_Kont tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    tam okumamışsın..

    islamda şiddeti tartışabiliriz diye yazmışım..

    islamda aile içi şiddet psokolojiktir ve her topluluklarda özelliklede geri kalmış toplumlarda rastlanabilinir türdendir.

    islam savunma amaçlı kullanır cihadı..

    Bu psikoloji durup dururkenmi oluşmuştur yani?Beslendiği mecra nedir?Sobelenmiş ve bilmeden itiraf etmişsin dostumAma istersen ben sana hangi ayet ve hadislerin insanların psikolojisini bu duruma getirdi hepsini birden vereyim,hemde hemen şimdi.Cevabını ve kabulünü bekliyorum.

    Bu arada küffarın eline koz verdin diye tepki görebilirsin haberin olsun.

  7. #7
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu psikoloji durup dururkenmi oluşmuştur yani?Beslendiği mecra nedir?Sobelenmiş ve bilmeden itiraf etmişsin dostumAma istersen ben sana hangi ayet ve hadislerin insanların psikolojisini bu duruma getirdi hepsini birden vereyim,hemde hemen şimdi.Cevabını ve kabulünü bekliyorum.

    Bu arada küffarın eline koz verdin diye tepki görebilirsin haberin olsun.
    ortadoğunun kadim kaderi olsa gerek..

    ne bilim belki havasından suyundandır.

    sen daha iyi bilirsin bu işleri..

    fakat ibadetin bir sıçrama yaşattığıda gerceği var.

    düz mantıkla: ayetlere uyanları göster.
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı PasakLi_Kont tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ortadoğunun kadim kaderi olsa gerek..

    ne bilim belki havasından suyundandır.

    sen daha iyi bilirsin bu işleri..

    fakat ibadetin bir sıçrama yaşattığıda gerceği var.

    düz mantıkla: ayetlere uyanları göster.
    Nedenki,oralar kutsal topraklar değilmi,suyu zemzem,havası ve taşı(hacerül esved)ve toprağı mübarek değilmi?

    Bir önceki mesajında bilerek veya bilmeyerek bir gerçeği daha itiraf etmişsin.Demişsinki İslamdaki şiddet psikolojiktir ve aynı psikolojik bozukluğu geri kalmış toplumlardada görebilirsiniz.

    Ne diyelim,klavyenize sağlık,güzel bir tesbitti.Bu arada islamda cihat savunma amaçlıdır demişsin.Kuzey afrikadan Anadoluya,orta asyadan,yakın doğu ve uzakdoğuya islam coğrafyasına bir bak.Bunların hepsi birden arabistana saldırdılar ve İslam orduları galip geldi ve o toprakları fethetmeye fethetmeye!!! o topraklara sahip oldular dimi?Sırf savunma amaçlıydı yani,tamamen duygusal.Ömürsün vallaa.

    Kargalarımı davet ettim,birazdan gülmeye gelecekler

  9. #9
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Nedenki,oralar kutsal topraklar değilmi,suyu zemzem,havası ve taşı(hacerül esved)ve toprağı mübarek değilmi?

    Bir önceki mesajında bilerek veya bilmeyerek bir gerçeği daha itiraf etmişsin.Demişsinki İslamdaki şiddet psikolojiktir ve aynı psikolojik bozukluğu geri kalmış toplumlardada görebilirsiniz.

    Ne diyelim,klavyenize sağlık,güzel bir tesbitti.Bu arada islamda cihat savunma amaçlıdır demişsin.Kuzey afrikadan Anadoluya,orta asyadan,yakın doğu ve uzakdoğuya islam coğrafyasına bir bak.Bunların hepsi birden arabistana saldırdılar ve İslam orduları galip geldi ve o toprakları fethetmeye fethetmeye!!! o topraklara sahip oldular dimi?Sırf savunma amaçlıydı yani,tamamen duygusal.Ömürsün vallaa.

    Kargalarımı davet ettim,birazdan gülmeye gelecekler
    ibadet etseler.. manayı zemzemde aramasalar.. durum farklı olacaktır.

    islam topraklarındaki sorunları görmemek aptallık olur.. batınında kendine özel sorunları var. örneğin ben batıda yaşadım.. oranın sokakları, caddeleri tertemizdir ayrılasın gelmez. belkide sayıca coğunlukta olan evcil köpekler temizliyordur bu kaldırımları diye bir zehaba kapılırsın. ama evleri leş gibidir. doğu medeniyeti özellikle islam ülkelerinde durum farklıdır. batıda bir eve girersen seni ya bir hırsızsın gibi karşılarlar yada sen kendini bir hırsız rahatlığında hissedersin..

    neyse mevzuya dönelim:

    said nursi adında bir islam alimi vardır belki duymuşsundur adını:

    islam toplumlarındaki bu sorunları görmüş ve maddeler halinde sorunların tespitine karşı recete sunmuştur:

    .Hastalık, "ümitsizlik-yeis", çaresi; "ümitvar olmak"



    Müslüman toplumların karşıkarşıya kaldıkları birinci hastalık "ümitsizliktir". Diğerlerinin gerçekleştirmiş oldukları maddi terakkiye ve kendilerinin geri kalmışlığına bakarak inanalar, geleceğin güç, zenginlik ve dünyaya hakim olma enerjisine sahip ve aynı zamanda Alahın varlığını hiçe sayan materyalist yaklaşımlarda bulunanların olacağı düşüncesiyle Allah'ın kendilerini terk ettiği ümitsizliğine kapılmaktadırlar. Bu ruh hastalığına çare mahiyetinde Said Nursi reçete olarak "ümitvar olamyı" önermektedir. Ümitvar olmak için yeteri kadar sebep vardır. Sadece Allah'ın "istikbal İslamın olacak" ve "Hakim , Hakaik-i Kur'aniye ve imaniye olacak" vaadi değil, aynı zamanda ümitvar olmak için bazı somut esasların İslam tarihinden bulunabileceği gibi, mevcut durumların analizi de ümitvar olmaya yeter sebeptir. Eğer Müslümanlar tarihlerine şöyle bir dönüp bakarlarsa göreceklerdir ki Müslümanlar İslamın gerçeklerine uydukları en yüksek derecelerde medeniyet açısından hep yükselişte olmuşlardır. Tam aksine İslamdan uzaklaştıkları oranda da herzaman yabancılaşmış, felaketler ve yıkımlarla karşı karşıya kalmışlardır.



    Ümitvar olmak için diğer bir prensip de insan psikolojisinde mevcuttur. Hem bireyler hem de toplumlar dinsiz bir şekilde başarılı ve mutlu olamazlar. Kriz zamanlarında, en dinsiz sayılan birisi dahi çareyi dine yönelmekte bulacaktır. Benzer şeklilde, toplumlar da dini referans almadan maddeten teraki edebilirler fakat; böyle yapmakla sürekli bir rekabet ortamında yaşamakta, hırs ve açgözlülükle mücadele kendilerini bunaltarak netice itibariyle başarı ve kazanımlarını da tahrip etmektedir. Böylelikle dinin 20. yüzyılda gerileme halinde olduğu görülmekle birlikte, nihayi olarak insanın Allah'a olan ihtiyacının, materyalist düşünce ve yaklaşımların ötesinde, bir gerçek olduğu da kabul edilmelidir. Ümitvar olmak için diğer bir işaret de eğitim kalitesinin artışında bulunabilir. Öyleki eğitimle, insanlar liderlerini körükörüne takip etmenin ötesine geçerek varlıklarının sebep ve hikmetini düşünmeye başlamakta ve dini inanışın yaratılışla ilgili gerçeklerini daha iyi anlamakta ve değerlendirebilmektedirler.



    Said Nursi, Islam toplumlarını maddi terakkiye ulaştırmak için gerekli "ümit" için de temeller olduğunu görmektedir. İnançta hiçbir insani idolojinin ikame edemeyeceği bir kuvvet mevcuttur. Değerler, Allah'a imanda kökleşmiştir. Insanın değerinin takdir edilmesi, Allahın "hayırda yarışınız" emrini takip etmekte gösterilen samimiyet ile sağlanan kuvvet, şefkat ve merhametle dengelenen cesaret, kısa vadeli kazançları gözardı eden faziletli bir görüş, baskıcı olmayan ve baskıcı olanlara da müsamaha göstermeyen bir adalet duygusu, daha insani, daha adil, daha medeni ve daha da zengin bir gelecek için ümitvar olmayı gerektiren kuvvetli unsurlar olarak sayılabilir. Eğer ümitsizlik meyveleri olarak kayıtsız kalma, keder, tembellik ve hor görme olarak sayılırsa; ümit, insanları Allah'ın insanları yaratılış gayesine uygun bir biçimde davranmaları hususunda mükemmelliğe götürür. Günah ile hayır ve iyiliğin savaşı eşit şartlarda geçen bir mücadele değildir. Allah'ın yaratması itibariyle fenalık, çirkinlik ve abesle iştigal ; doğrulukla elde edilen kuvvet, güzellik ve iyilik yanında ikincil dererecede olup ehemiyetli değildir. Allah'ın yaratmasından gaye; iyilik, güzellik ve mükemmelliktir. Inananlar, Allahın insanlığı bu amaçlara yönlendirdiği hususunda ümitvar olmaya hakları vardır. Bu birinci hastalık üzerine bukadar ısrarla eğilmemin sebebi Said Nursi'nin hutbesinde diğer hastalıklara ayırdığı yerin toplamından ziyade ümitsislik ve ümitvar olma üzerinde durmasındandır. Onun için oldukça net olan bir husus; günümüz Müslümanını en cok tesir altında bırakan hastalık; "ümitsizlik"tir ve buna çare olarak önerilebilecek en önemli ilaç da "ümitvar olmak"tır.



    Said Nursi İslamdan bahsediyor ve hutbesinde hitab ettiği kesim de Müslümanlardır. Buna rağmen, bir Hristiyan olarak ben onun yapmış olduğu tahlil ve tesbitleriyle, durumu teşhisiyle zamanımızın manevi hastalıklarına önerdiği reçeteleriyle görüş birliği içindeyim. Hristiyanlar da ümitsilik haricinde başka bir manevi hastalığın daha derinden bizlerin düşüncelerini Allah'ın merhametine kapatmayacağı hususunda mutabıktırlar. Ümitsizlik; gücü, rahmeti, bizlerin zayıflıklarımız üzerinden gelebilmemiz için Allah'ın göstermiş olduğu merhametini ve toplum içinde olmamız gerektiğini istediği şekilde bizleri insan olarak yaratması gibi hususları sorguladığı için kendi içinde inançsızlığın bir başka şeklidir. Hristiyanlar, Allah'ın insana vermiş olduğu mükafatların en büyüklerinin; iman, ümit ve sevgi olduğu görüşündedirler.



    Ümit öyle bir mükafattır ki; bizi oldukça büyük karanlık ve başarısızlıklarda, günaha girdiğimiz durumlarda tövbe ederek Allah'ın merhametine sığınmaya sevkeder ve ilham vererek maddi manevi enerjimizi harekete geçirmekte ve Allah rızazını arayış yönünde kabiliyetlerimize bakıldığında üzerinden gelinmesi mümkün görülmeyen hususlarda önümüzdeki engelleri aşarak başarıya ulaşmamızı sağlamaktadır. Buradan hareketle, Said Nursi'yi takip ederek Müslüman ve Hristiyanların günüz dünyasına sunabilecekleri imanın büyük bir meyvesi "ümitvar olmak"tır sonucuna varmaktayım. Bu ümit; Allah'ın varlığında kök bulmuştur ve günümüz dünyasının gerçeklerine olan yansımalarıyla da hem tasdik hem de teyid edilmiştir.



    2. Hastalık "Hilekarlık"- tedavisi; "dürüstlük"



    Said Nursi'nin hutbesinde çağın ikinci hastalığı olarak bahsettiği husus sosyal ve politik hayatda dürüslük ve doğrulukta görülen eksiklitir. Doğruluk ve dürüstlük, İslam toplumunun temelini oluşturmalıdır. Öyleki olması gerekenlerin aksine, bu toplumları zayıflatan ve güçsüz bırakan aksi hususlar bugün toplumda görülmektedir. Doğruluğun eksik oluşu basitçe yalan söylemek olarak algılanmamalıdır. Bu durum bunun da ötesinde pekçok şekle bürünmektedir. İkiyüzlülük, dürüst olmamanın bir şeklidir ve genelde söylenen şeyin aksine özelde onun tam zıddını yapmaktır. Aldatma ve hilekarlık, gerçeklerle oynamaktır, gerçekleri tahrip eder ve yarı doğruları doğruymuş gibi yüceltir. Düzenbazlık, her ikisine de dost görünerekten tarafları birbiriyle karşı karşıya getirir. Bühtan ve iftira dürüst olmamanın tahribkar bir şeklidir ve sadece başkalarına zarar vermemekte aynı zamanda toplumdaki dayanışmayı da tahrip etmektedir. Dini liderleri de hilekarlık noktasında vermiş oldukları şahsi fetvalar dolayısıyla istisna addedemeyiz. Politikacılar, politik propaganda kampanyalarında, güç kazanmak kendi gayelerine ulaşmak adına bulundukları mevkileri kullanarak, dürüst bir imaj çizmeye çalışmalarına rağmen dürüstlükle bağdaşmayan davranışlar sergilemektedirler.



    Doğru olmama illetine çare olarak Said Nursi, toplum hayatında dürüstlüğü ve şeffaflığı reçete olarak sunmaktadır. Müslüman topluluklar, doğruluk, dürüstlük ve sorumluluklarının gerektirdiği prensipleri kendilerine şiar edinmedikleri müddetçe günümüz dünyasında yalana ve bozulmalarla toplum hayatına geçerli altenatifler sunmaları mümkün değildir. Orijinal hutbenin Türkçe tercümesinde, Said Nursi bu prensibin hutbenin ilk irad edildiği zamanki şekliyle 1950 lerde de geçerli olduğuna işaret etmektedir. Ey bu Cami-i Emevi'de bu dersi dinleyen kardeşlerim ! Ey 40- 50 sene sonra alem-i İslam camiini dolduran inananlar, kurtuluş ancak doğruluk ve dürüstlük vasıtasıyla olacaktır. Kurtuluşa ermede en sağlam zincir dürüstlüktür.



    3.Hastalık "Husumet-Düşmanlık" çaresi "Sevgi"



    İslam dünyasının zayıf kalmasına neden olan üçüncü sebep husumet ve düşmanlıktır. 20. yüzyılda meydana gelen iki dünya savaşı ve yeryüzünde sayılamayacak kadar bölgesel savaş, ayaklanmalar vs. düşmanlığın nekadar kötü, tahripkar ve korku veren bir durum olduğun gerçek yüzünü göstermiştir. Düşmanlığın ve nefretin kökeni insanın kendi kendine tapınmasında ve kibrinde yatmaktadır. Bu kötü hasletler, farkında olmaksızın başkalarına karşı gayrı adil bir düşmanlığa sebebiyet vermektedir. Düşmanlık; inananlar arasında bile, kendisini olduğundan başka gösterme kurnazlığına kaçarak yanlışlıklara müdahele etmemek ve samimane olmayan arkadaşlıklar şeklinde kendini gösterebilir. Insanlar genellikle kötülüklerin düşmanlığa zemin hazırladığını düşünürler fakat Said Nursi, "düşmanlarımızın seyyiatı -tecavüz olmamak şartıyla-adavetinizi celp etmesin. Cehennem ve azab-ı İlahi kafidir onlara " düsturunu öğretmektedir.



    Başkalarını düşmanı görme gibi tahripkar bir hastalığa Said Nursi'nin reçetesi "sevgi"dir. "muhabbete en layık şey muhabbettir, ve "husumete en layık sıfat husumettir". Yani hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi temin eden ve saadete sevk eden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyade sevilmeye ve muhabbete layıktır. Ve hayat-ı içmimaiye-i beşeriyeyi zir ü zeber eden düşmanlık ve adavet , herşeyden ziyade nefrete ve adavete ve ondan çekilmeye müstahak ve çirkin ve muzır bir sıfattır."



    4. Hastalık : "bölünmüşlük", çaresi " birliktelik"



    Said Nursi'nin İslam toplumlarında tesbit ettiği 4. hastalık bölünmüşlüktür. Etnik ayrılıklar, dil problemleri ve birtakım gerilimler dünya çapındaki İslam ümmetini bölmüştür. Belli bir ülkede bile değişik etnik unsurlar ve dil farklılıkları Müslümanları zayıflatmak için tahripkar faktörler olabilmektedir. Said Nursi bu meseleyi elealırken gerçek durumlarla karşı karşıyaydı. 1911 yılında hutbesini irad ettiği Şam, ozaman için Osmanlılın huzursuz bir bölgesiydi. Suriye on yıl içinde Fransız güdümüne girecekti. Said Nursi hutbesini 40 yıl sonra Türkçe'ye tercüme ettiğinde Suriye ve Arap komşuları bağımsız devletler olarak ortaya çıkmaktaydı. Said Nursi'nin mücadelesi; Müslümanların etnik ve dil ayrılıkları yüzünden kendi milletlerinin birlikteliğini zayıflatmaya müsaade etmemeleri ve aynı zamanda Müslümanlar arasındaki ilişkilerde de bu tür etnik ve dil farklılıkları gibi hususların belirleyici olmaması gerektiğidir.



    Bölünmüşlüğe çare olarak Said Nursi, "İslam ümmetinin birlikteliği" ni önermektedir. " İslam Ümmeti için birliktelik zamanı gelmiş ve geçmektedir. Dinleyicilerine hitaben; "Bunun için gerekli olan başkalarının kusur ve hatalarını araştırmamaktır. " Cami-i Emevi'deki din kardeşlerine seslenerek, İslam kardeşliği ve birlikteliğini sağlamak için inananların kendi ellerinden birşey gelmediğini söylemeye hakları yoktur. Böyle bir özür geçerli değildir. Bunu ancak tembellik ve nemelazımcılıkla açıklamak mümkündür. Müslüman liderlere ve din alimlerine hitaben Müslümanlar arasındaki din bağlarını yeniden inşa edip kuvvetlendirmek için elele birlikte çalışmayı tavsiye ediyor. Yeni bağımsızlığını kazanan devletlere seslenerek Amerika Birleşik Devletleri modelini kendilerine örnek almalarını ve kısa sürede birlik içinde çalışarak başarıyı yakalamalarını ve milletlerini eski şan ve şöhretlerine ulaştırmalarını tavsiye ediyor.



    5. Hastalık" istibdat", çare "İslami değerler"



    Said Nursi sömürgeci güçlerin Müslüman bölgelerden neleri götürdüğünün farkındadır. Yabancılar sistematik bir şekilde çürük bir bedel karşılığında Müslüman bölgelerin kıymetli maden ve mallarını sömürmüşlerdir. Sömürgeci güçler tarafından maddi manada yapılan bu hırsızlık, tahrip açısından belki de azımsanacak ölçüdedir. Bundan daha kötü olarak; " Yüksek ahlakımızı ve yüksek ahlakımızdan çıkan ve hayat-ı içtimaiyeye temas eden seciyelerimizin bir kısmını da müslümanlardan çaldılar. Burada Said Nursi sömürü düzeninin yapmış olduğu psikolojik hasarlara temas ederek bunun baskı ve kölelik altında moral değerlerin zayıflaması, birtakım değerlerin yok olmasıyla toplumun sosyal mahiyetteki birtakım özelliklerinin kaybolması şeklinde tezahür ettiğini söylemektedir. Said Nursi, sömürgeci güçlerin bizi" sefihane ahlak-ı seyyieleri ve sefihane seciyeleri "ile başbaşa bıraktıklarını ifade etmektedir.



    Müslümanlar, bu hastalığı kabul edip düzeltme yolunda çaba sarfetmelidirler. Aksi takdirde sömürgeci güçlerin bırakmış olduğu vefasızlık ve çözülmüşlük duyguları Müslümanları daha da zayıflatacaktır. Müslümanların bu hastalığın tedavisi ve Allah tarafından bahşedilen bu hasletlerin yeniden kazanılabilmesi için izlemeleri gereken yol, islamı öğrenmek ve öğretmektir. Bu kesinlikle insanların politikaya girmelerine ilişkin bir davet değildir. Politika kendi başına bozulmuş moralleri ve sosyal birtakım hasletleri geri getirmeye yeterli değildir. Aynı zamanda Müslümanlar da kendi dini değerleri üzerinden siyasi partilerin politika yapmalarna ve prim kazanmaya çalışmalarına müsamahakar davranmamalıdırlar. Müslümanlar bu sefihane durumdan ancak İslami değerleri iyice öğrenip kendi sosyal yaşamlarına entegre edebilirlerse kurtulabilirler. Said Nursi " Sakın kardeşlerim, ben bu sözlerimle sizleri politikayla meğgul olun diye bir çağrıda bulunduğum düşüncesine kapılmayınız. Haşa! İslamın hakikatı herşeyin üstündedir. Hertürlü siyaset ona hizmet edebilir fakat hiçbir siyaset islamı kendisine araç olarak kullanma haddini kendinde göremez" uyarısında bulunuyor.



    6.Hastalık" ferdiyetçilik", çaresi "meşveret"



    Said Nursi'nin İslam toplumlarında gördüğü son hastalık "insanların çabalarını kendi kişisel menfaatleri için sınırlamalarıdır". Müslümanlar zayıflıklarının suçlusu olarak sadece sömürgeciliği görmemelidirler. İnancın anlamı, ne başkalarını baskı altında aşağılama, ne de zalim ve cabbarların baskısı altında boyun eğmektir. Bu ancak şirkin bir başka çeşidi olabilir ki burada insan Allah'la alay eder bir şekilde davranmaktadır. Eğer herbir fert kendi kişisel amaçlarını gerçekleştirmekle meşgul olursa; genelin selameti ve gelişmesi ihmal edilmiş ve sonsuza kadar ertelenmiş olur.



    Ferdiyetçilik hastalığına İslamın cevabı "meşverettir". O, meşvereti gerçek özgürlük ve gelişmenin esası olması itibariyle ferdi istibtatın islami alternatifi olarak görmektedir. Meşveret Şeriat'a uygun bir özgürlük anlayışıdır. Meşveret, mesnedini ve hareket tarzını şeriat'dan alır ve aynı zamanda imandan kaynaklanan şefkat, merhamet ile asil düsünce zalimane düşüncelerin propagandasını zayıflatıp yok edecektir. Kişinin kendi şahsi ihtiras ve projelerinin ötesine geçerek başkaları ile samimiyet ve dayanişma içinde istişare etmesi "on kişiye bin kişinin yapabileceği işi gördürür.



    Said Nursi kolay cevaplar olmadığını kabul etmektedir. İhtiyaçlar sınırsızdır. İnsanlar ancak ebedi kazançları elde etmeyi, başkalarıyla meşveret etmek, birbirlerinden öğrenmek ve birlikte genel hedeflere ulaşmak için çalışmakla umabilirler. O hutbesini şu sözlerle bitirmektedir; "Sonsuz düşmanların ve sayılamayacak kadar ihtiyaçların nezdinde, insan kendi şahsi hayatına ancak inaçtan kaynaklanan destek ve yardımla devam edebilir. Aynı zamanda sosyal hayatını devam ettirebilmesi de Şeriat'da var olan ve inancın gerçeklerinden kaynaklanan karşılıklı istişare ile mümkündür. Böylelikle düşmanlarını durdurur ve kendi ihtiyaçlarını emniyete almanın yolunu açmış olur.



    Son tesbitler



    Said Nursi'nin Hutbe-i Şamiye 'deki hedefinin İslam toplumları olduğu açıktır. Bu toplumları tahlil etmekle, zayıflıklarına ve eksikliklerine karşı nasıl davranmaları gerektiği yönünde birtakım hedefler gösterme amaçlanmaktadır. Onun amacı efektif, kuvvetli ve zengin islam toplumlarını meydana getirmek için Müslümanların önünü açmaktır. Bir Hristiyan olarak bu hutbeyi okuduğumda Müslümanları Hristiyanlara karşı kışkırtıcı herhangi bir niyet görmemekteyim. Onun Risale-i Nur'daki diğer ifadelerinde de gerçek Hristiyanlarla bir kavgasının olmadığı, bilakis onları İlahi emirlere uygun olarak yaşama arayışında olan Allah'a inanmış kimseler olarak değerlendirdiği açıktır. O, günümüz dünyasında Müslüman ve Hristiyanların Allah'a imandan kaynaklanan değerlere ortak olarak şahitlik ettikleri görüşündedir.



    Bana göre, Said Nursi'nin Müslüman toplulukların zayıf yönleri hakkında yapmış olduğu çalışmalar, kendi toplumlarını değerlendirmeleri itibariyle Hristiyanlar tarafından da faydalı bir şekilde kullanılabilir. Latin Amerika ve Afrika'daki Hristiyanların imani açıdan yeterli oldukları söylenebilmesine rağmen, sömürgecilikten yara almadıkları, ümitsizlik, hilekarlık, düşmanlık, bölünmüşlük, istibdat ve ferdiyetçilik hastalıklarına eğilimli olmadıkları ve aynı zamanda ümide, dürüstlüğe, sevgiye, birliğe, insani değerlere ve meşverete Müslüman topluluklardan daha az ihtiyaçları olduğu söylenemez. Kuzey Amerika ve Avrupa'daki zengin Hristiyan toplulukları da rekabetin getirmiş olduğu tehlikeler, Allah'ı merkezde görmeyen ve insanın manevi ihtiyaçlarını görmeyen saldırgan bir ekonomik düzen hakkında Hutbe'de dikkat çekilen hususlardan ziyadesiyle istifade edebilirler.
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Şu İslamda cihat sadece savunmak içindir iddianıza bir gelsek diyorum.Bu nasıl bir savunmaki birkaç yüzyılda coğrafya bu hale gelmiş?

    Saidi Nursinin tesbitlerinin adresi ben değilim,Museviler,İseviler ve Muhammediler oturup değerlendirsin.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. kadına şiddet ??
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde mezarkabul39 tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 22.08.11, 15:43

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •