• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0

    Mutsuz Ergenekon'da CIA izi!

    Ergenekon'da CIA izi!
    05 Ağustos 2008 Salı 10:14
    Ergenekon delillerinde ortaya çıkanlar "bildiklerimizin hepsi yanlışmış" dedirtiyor. İşte her şeyi tersine çeviren iddialar;
    Delil klasörlerinde Ergenekon terör örgütünü CIA'nın kurduğu ancak 12 Eylül askeri darbesinden sonra kontrolü sağlayamadığı iddia ediliyor. Aynı iddialara göre Abdullah Çatlı da bir süre Ergenekon üyeliği yaptı ardından koptu. Sabancı suikastini Çatlı organize etti. Suikastten Çillerlerin haberi vardı. Hatta DHKP-C'yi Dursun Karataş kurdu.

    İşçi Partisi'nde yapılan aramalarda ortaya çıkan ancak yazanı belli olmayan belgede, Ergenekon'u CIA'in kurduğu ancak daha sonra kontrolün Türkiye'ye geçtiği söyleniyor.

    İddiaları ortaya atan kimliği belli olmayan kişi "Ergenekon'u CIA kurdu, 12 Eylül'den sonra kontrolü bize geçti. Kürt iş adamlarını Ergenekon öldürttü. Tetiği çekenler ve sorgulayanlar subay ve astsubaylar. CIA ile Ergenekon'un bağı yer yer sürüyor. Dış ülkelerde çalışanların büyük çoğunluğu CIA ile birlikte" diyor.

    Özel Harp Dairesi ile Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın Ergenekon terör örgütünü desteklediğini belirten meçhul kişi, ÖHD ve ÖKK'nin örgüte eleman da sağladığını kaydediyor.

    CIA'CILAR KENDİNİ KUVVA-İ MİLLİYECİ GÖSTERİYOR

    Belgede geçen şok iddialar ise şöyle: "CIA'cıların bir kısmı kendisini Kuvva’cı olarak tanıtıyor. Ertuğrul Zekai Öktem ekibi gibi. Oradaki bazı elemanlar da Kuvva-i Milliye için suç işliyor zannediyor."

    Eylem ve söylemlerinde kendilerini Amerikan karşıtı gibi gösteren ve iktidarı da ABD yandaşı olarak suçlayan Ergenekoncuların, teknik takibe takılan telefon konuşmaları ciddi bir çelişkiye işaret ediyor.

    DAR KAPSAMLI YEMEK

    Şüpheli İlhan Selçuk ile İ.Y.'nin telefon görüşmesi ortaya çıkan çelişkiyi gözler önüne seriyor. İlhan Selçuk'un Cumhuriyet gazetesi genel yayın müdürü ile yaptığı bir görüşmede, İ.Y’nin "Şimdi Amerika Büyükelçisi bugün dar bir yemek veriyormuş Ankara 'daki temsilcilere Balbay şu anda büyükelçinin masasında şarap içiyor, bakalım oradan ne çıkacak dar bir toplantı", "Bugün aynı anda aynı zamanda zamanlaması da ilginç bizim Amerika muhabiri Elçin Poyrazlar da Amerika başkan yardımcısı Cehenny'in bürosuna davet edildi", "Biz ona bazı şeyler gönderdik, bir de şöyle soruyorlarmış daha önce bir gazetede daha geçmiş Erdoğan'ın karşısına kim rakip olabilir, gibi soru tahmin ediyoruz bakalım şimdi daha toplantı akşam üzeri" dediği iddianameye yansımıştı.

    SABANCI SUİKASTINI ÇATLI ORGANİZE ETTİ

    Ergenekon delil dosyalarına göre Özdemir Sabancı'nın suikastının organizasyonu Susurluk'taki kazada ölen Abdullah Çatlı ve CIA'ci Özel Harp Subayları'na ait. Cinayet Dev-Sol'un üzerine kalacak şekilde düzenlendi. İşçi Partisi'nde yapılan aramalarda ele geçirilen ancak kimin yazdığı belli olmayan belgede Özdemir Sabancı suikastını yeniden gündeme getirecek iddialar yer alıyor. Belgede anlatıldığına göre suikast şöyle gelişti:

    TETİĞİ PEPEKAL ÇEKTİ

    "Sabancı'ya karşı suikastın organizasyonu Abdullah Çatlı'ya verildi. Çatlı bunun yanı sıra silahları içeriye sokacak ve işi Dev Sol'cuların üzerine kalacak şekilde tertipleyecekti. Cinayet günü Çatlı ile Özel Harpçi esrarengiz yüzbaşı Hüseyin Pepekal ve 3 adamıyla Baltalimanı'nda Oba Restoran'ta buluştular. Çay içtikten sonra arabaya binip Sabancı Center'in karşısındaki İETT garajına girdiler.

    SUİKASTE CIA İZİN VERDİ

    İddiaya göre Çatlı önceden İETT garajının müdürünü ayarlamıştı. Pepekal ve adamaları cep telefonlarını, özel bir kanaldan haberleştikleri telsizleri arabada bırakıp binaya girdiler. Tetiği Pepekal çekti ve suikastı işlendikten sonra garaja tekrar gelen 5 kişi, Sarıyer'e araçla gittikten sonra dağıldı."

    Belgedeki meçhul kişi suikastın neden işlendiğini bilmediğini belirterek, CIA'in izni olmadan suikastın yapılamayacağını ileri sürüyor.

    DURSUN KARATAŞ PARAYLA ÜSTLENDİ

    Cinayeti işleyenlerin Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndaki CIA'cilerin olduğunu ortaya atan kimliği belirsiz kişi, olayı üstlenmesi için Dursun Karataş'a milyonlarca dolar verildiğini iddia etti. Meçhul kişi, iddialarına bir yenisini daha ekleyerek şöyle devam ediyor, "Çiller'in ve kocasının cinayetten haberi vardı. Ya onlar istedi ya da göz yumdular. Sabancı suikastının amacını ve çok ayrıntılı olmasa da kimin yaptığını biliyor."

    SABANCI REDDETTİ

    Sabancı ve Özer Çiller arasındaki ticari ilişki de şöyle açıklanıyor: "Sabancı, silah fabrikası kurup orduya mal satmak istiyordu. Koç'a bu alanda da rakip olmak için. Özer Çiller Sabancı'ya ortak olma önerisi götürdü ve İsrail patentiyle yapmayı teklif etti. Sabancı, Özer Çiller'in bu kadar güçlenmesinin kendisini rahatsız edeceğini gördü ve istemedi. Mesut Yılmaz da Sabancı'nın Çiller'le ortak olmasını istemedi."

    DHKP-C’DE HÜSEYiN KOCADAĞ PARMAĞI

    İşçi Partisi'ndeki bilgisayardan "Hikmet Çiçek MY Flash Disk" başlıklı dosyadan çıkan isimsiz belge kafa karıştıran iddialarla dolu. Özel Harp Dairesi'nin soldaki adamının Paşa Güven, sağdaki adamının ise Abdullah Çatlı olduğu iddia edilen belgede, "Güven ve Çatlı, 12 Eylül öncesinde CIA denetiminde ÖHD'ya bağlı olarak çalıştı" iddiası dile getiriliyor.

    NAYLON ÖRGÜT MÜ?

    Belgedeki önemli iddialardan biri de Susurluk kazasında ölen Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ hakkında. Belgede geçen iddia ise şöyle: "Dev Sol değil ama DHKPC'yi kuran adam Hüseyin Kocadağ'dır. Birçok Dev Sol'cuyu polis yaptı. 17 kişilik DHKP-C Merkez Komitesi'nde 7 tane MİT'çi polis var." Ergenekon terör örgütünün 2455 sayfalık iddianamede örgütün bir amacının da "Naylon örgütler kurmak" olduğu ortaya çıkmıştı. Bu iddialar 321. delil klasörünün 308 ve 309'uncu sayfasında yer alıyor.

    Kaynak: Bugün

    http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=151508

    ben hariç herkesin izi va, nerdeyse

  2. #2
    metehanunal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-09-2007
    Mesajlar
    1,177
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Ergenekon'un CIA tarafından kurulduğunu biz zaten biliyoruz. Bu haberde altı çizilmesi gereken noktalar var:

    * Ergenekon terör örgütünü CIA'nın kurduğu ancak 12 Eylül askeri darbesinden sonra kontrolü sağlayamadığı iddia ediliyor......Ergenekon'u CIA'in kurduğu ancak daha sonra kontrolün Türkiye'ye geçtiği söyleniyor......CIA ile Ergenekon'un bağı yer yer sürüyor.


    *"Şimdi Amerika Büyükelçisi bugün dar bir yemek veriyormuş Ankara 'daki temsilcilere Balbay şu anda büyükelçinin masasında şarap içiyor, bakalım oradan ne çıkacak dar bir toplantı"..........."Elçin Poyrazlar da Amerika başkan yardımcısı Cehenny'in bürosuna davet edildi", "Biz ona bazı şeyler gönderdik, bir de şöyle soruyorlarmış daha önce bir gazetede daha geçmiş Erdoğan'ın karşısına kim rakip olabilir, gibi soru tahmin ediyoruz bakalım şimdi daha toplantı akşam üzeri"



    Enteresan...

  3. #3
    Do Re Mi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2008
    Mesajlar
    490
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı metehanunal tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ergenekon'un CIA tarafından kurulduğunu biz zaten biliyoruz. Bu haberde altı çizilmesi gereken noktalar var:

    * Ergenekon terör örgütünü CIA'nın kurduğu ancak 12 Eylül askeri darbesinden sonra kontrolü sağlayamadığı iddia ediliyor......Ergenekon'u CIA'in kurduğu ancak daha sonra kontrolün Türkiye'ye geçtiği söyleniyor......CIA ile Ergenekon'un bağı yer yer sürüyor.


    *"Şimdi Amerika Büyükelçisi bugün dar bir yemek veriyormuş Ankara 'daki temsilcilere Balbay şu anda büyükelçinin masasında şarap içiyor, bakalım oradan ne çıkacak dar bir toplantı"..........."Elçin Poyrazlar da Amerika başkan yardımcısı Cehenny'in bürosuna davet edildi", "Biz ona bazı şeyler gönderdik, bir de şöyle soruyorlarmış daha önce bir gazetede daha geçmiş Erdoğan'ın karşısına kim rakip olabilir, gibi soru tahmin ediyoruz bakalım şimdi daha toplantı akşam üzeri"



    Enteresan...
    ergenekonu akp kurdu

  4. #4
    metehanunal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-09-2007
    Mesajlar
    1,177
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Do Re Mi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ergenekonu akp kurdu
    Niye, AKP salak mı da böyle bir örgüt kursun? Hem AKP'nin yaşı kaç, Ergenekon'un yaşı kaç?

  5. #5
    Do Re Mi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2008
    Mesajlar
    490
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı metehanunal tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Niye, AKP salak mı da böyle bir örgüt kursun? Hem AKP'nin yaşı kaç, Ergenekon'un yaşı kaç?
    ya bırakın bu işleri daha bu ergenekon olayına gündemi oyalanırken neler değişti biliyonmu ?
    2 yıl öncesine kadar ergenekonun e sini iblmiyodunuz şimdi terör örgütü yaptınız..
    bu akp nin gündemi oyalamak için yaptıgı bir operasyon.. he birde amerikanın büyük Türkiye planının bir parçası.....

  6. #6
    Do Re Mi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2008
    Mesajlar
    490
    Karizma Gücü
    0

    bak bakalım

    1. Gökçeada ve Bozcaada Ruhban okullarının açılmasına izin çıktı.
    2. Yine aynı adalarda hak sahibi oldukları iddia edilen Rumların taşınmazlar üzerindeki haklarının iadesine izin çıktı, yani orada daha önceden toprak ya da mülk sahibi olan Rumlara bu gün üzerinde kimin yaşadığına bakılmaksızın mülkleri iade edilecek.
    3. Cumhurbaşkanı yabancılara toprak satışını yeniden düzenleyen yasayı onayladı. Toprak satışı oranı %5'ten % 10'a çıkarıldı. Yasa yayımlanmak üzere Başbakanlık’a gönderildi.
    4. Merkez Bankası, Vakıflar Bankası ve Halk Bankası İstanbul'a taşınıyor.
    5.Kıbrıs’ta Rum isteklerini içeren antlaşma yolunda adımlar atıldı (cd).
    6.Başta elektrik olmak üzere birçok malın fiyatına zam yapıldı(cd).


    ATATÜRKÇÜLÜK VE ULUSALCILIK SUÇ OLARAK GÖRÜLÜYOR

    TGB Merkez Yürütme Kurulu üyesi Türkkan, ‘Sorguda Atatürkçülüğü ve ulusalcılığı sorgulayan ve bunu âdeta suçmuş gibi gösteren sorular yöneltildi’ dedi.

    Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Adnan Türkkan, “Ergenekon sorgusunda emniyette ve savcılıkta bana yöneltilen sorularda Atatürkçülüğü ve ulusalcılığı sorgulayan ve bunu adeta suçmuş gibi gösteren sorular yöneltildi” dedi.

    Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz tarihinde saat sabah 08.00 sularında TGB’nin Taksim’de bulunan Attilâ İlhan Kültür Merkezi’ne düzenlenen baskını haberler aracılığıyla öğrendiğini belirten Türkkan, daha sonra kültür merkezine gittiğini, burada “Ergenekon örgütüne üye olmak” iddiasıyla hakkında yakalama emri çıkarıldığını öğrendiğini, burada gözaltına alınarak ellerine kelepçe takıldığını söyledi.

    Gözaltına alınan kişilerden yalnızca kendisine ve Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’ye kelepçe takıldığını, Emniyette yaklaşık 5 saat süren sorguda kendisine TGB’nin aydınlarla, çeşitli derneklerle, hatta özel telefon görüşmeleri ile ilgili sorular sorulduğunu anlatan Türkkan, soruların Atatürkçü düşünceyi, ulusalcı olmayı sorgulatan, hatta bir suçmuş gibi göstermeye çalışan sorular olduğunu belirtti. *Cumhuriyet 15.7.2008

    BUĞDAYDA SPEKÜLASYON VAR

    Buğday üreticisi ürününü düşük fiyata elden çıkarmaktan, makarna üreticisi ise buğday bulamamaktan şikâyetçi. Spekülasyon tartışmaları gündemde.
    Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, üretim düşüklüğü nedeniyle makarnalık buğdayın spekülatörler tarafından stoklanmaya başladığını ve makarnalık buğdayın tonunun şu anda iç piyasada 900 YTL’ye kadar çıktığını söyledi.
    Üretici örgütleri de buğdayda üretim yönünden bir risk bulunmamakla birlikte, TMO’nun alım yapmaması ve ürünün tamamen tüccarın elinde birikmesi nedeniyle, fiyat yönünden ciddi tehlikelerin oluştuğu yönünde uyarılarda bulunuyor.
    Buğdayda üretim yönünden bir risk bulunmamakla birlikte, TMO’nun alım yapmaması ve ürünün tamamen tüccarın elinde birikmesi nedeniyle, fiyat yönünden ciddi sorun yaşanma tehlikesi bulunduğunu bildiren üretici örgütleri, şu tehlikeye işaret etmişlerdi: “2008 hasat dönemindeki buğday alım fiyatlarının aşağı düştüğünü ve bugüne kadarki hasat edilen buğdayın tamamını tüccarın aldığını, hasadın ilk başladığı günden bugüne kadarki süreçte tüccarın buğday alım fiyatlarını giderek düşürdüğünü çok net olarak söyleyebiliriz.

    Bu süreç böyle devam ettiği sürece üreticinin ürününü yok pahasına tüccar almış olacak. Hasat bittikten sonra tüm ürün tüccarın elinde olduğu için tüccar buğdayı istediği fiyattan istediği koşulda, istediği zamanda satacak ve böylece üretici zarar ederken, tüketici de buğday fiyatlarının yüksekliğinden dolayı hammaddesi buğdaya dayalı ürünleri pahalıya tüketmek zorunda kalacak” *Evrensel, 15.7.2008

    KAPİTALİZMİN HALİNE BAKIN!

    ABD yönetimi iflasın eşiğine gelen iki büyük mortgage şirketi Fannie Mae ve Freddie Mac için bir “kurtarma planı” hazırladı. Beyaz Saray, Hazine Bakanlığı ve ABD Merkez Bankası (FED) yetkililerinin hafta sonunda yaptığı çalışmalar sonunda ortaya çıkan planın ABD Kongresi’nin onayına sunulması bekleniyor. ABD Hazine Bakanı Henry Paulson tarafından duyurulan planda ABD hükümetine Fannie Mae ve Freddie Mac’e ait tahvilleri satın alma yetkisinin yanı sıra iki şirkete kısa vadeli fon ihtiyaçlarını karşılamak için borç verilmesi öngörülüyor.

    Plana göre ABD hükümeti iki yıl boyunca Fannie Mae ve Freddie Mac’e ait tahvilleri herhangi bir sınırlama getirmeksizin satın alma hakkına sahip olacak. Aynı süre içinde iki şirketin devlet hazinesinden gelen kredi limiti de arttırılacak.

    Öte yandan ABD Merkez Bankası (FED) da iki şirkete acil sermaye ihtiyaçlarını karşılamak için kredi açılması kararı aldı. Bu uygulama ABD’de yalnızca yatırım bankalarına sağlanıyordu. *Elçin Poyrazlar, Cumhuriyet, 15.7.2008

    AKP YABANCIYI ÂBÂD ETTİ

    AKP iktidarı, 6 yıl boyunca yabancıların servetine servet kattı. Yabancılar, Türkiye’de yatırım ve piyasa işlemleri yoluyla kazandıkları 25.4 milyar doları ülkelerine götürdü.
    Yabancı yatırımcılar, küresel ekonomik sisteme entegrasyonun arttığı AKP döneminde Türkiye’deki yatırımlarından rekor tutarda kâr elde ederek ülkelerine aktardı. Yabancıların 2003 yılı başından bu yılın Mayıs sonuna kadar olan dönemde Türkiye’deki doğrudan yatırımlarından elde ettiği kârlar ile “sıcak para” olarak gelen dış sermayenin portföy yatırımlarından sağladığı getirilerden ülkelerine aktardığı bölüm 25 milyar doları aştı.

    Doğrudan yabancı sermaye kâr transferleri

    Söz konusu dönemde yabancılar:

    - Türkiye’deki doğrudan yatırımlarından elde ettikleri kârların 7 milyar 569 milyon doları ile

    -Borsa, devlet iç borçlanma senetleri gibi finansal araçlara yaptıkları portföy yatırımlarından kazandıkları 17 milyar 798 milyon doları yurt dışına transfer ettiler.

    -Böylece anılan dönemde Türkiye’de elde edilen kârların 25 milyar 367 milyon dolarlık bir bölümü ülkeden çıkarak, başka ekonomilere aktı.
    Doğrudan yabancı sermaye girişleri, son iki yılda Türkiye’nin gayri safi milli hasılasının yüzde 8’i dolayında gerçekleşen cari işlemler açığını sürdürebilmesini kolaylaştırırken, “doğrudan” yatırımlardan elde edilen kârlardan yapılan transferlerin de son yıllarda hızla büyüdüğü gözlendi. 2000’li yılların başında 300–400 milyon dolar arasında seyreden, 2003 yılında 643 milyon dolar olan doğrudan yatırımlardan kâr transferleri 2004 yılıyla birlikte belirgin bir şekilde arttı. Doğrudan yatırımlarda anılan yıl 1 milyar 43 milyon dolara ulaşan kâr transferi, 2005’te 1 milyar 51 milyon, 2006’da 1 milyar 168 milyon ve 2007 yılında 2 milyar 193 milyon dolara ulaştı. Bu yılın ilk beş ayında da doğrudan yatırımlarda 1 milyar 471 milyon dolarlık bir kar transferi yaşandı. Böylece doğrudan yatırımlarda 2003 başından bu yana gerçekleşen toplam kar transferi 7 milyar 569 milyon dolara ulaştı.

    Sıcak para gelirleri
    ‘Sıcak para’ olarak gelen ve Türkiye’de Borsa ve devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) başta olmak üzere çeşitli finansal yatırım araçlarına yatırım yapan yabancı sermayenin bu yolla elde ettiği kazançlardan yurt dışına transfer edilen tutar da son yıllarda hızla büyüdü.

    2003 yılında 2 milyar 616 milyon olan yabancıların portföy yatırımlarından elde ederek yurt dışına aktardığı tutar, 2004 yılında 2 milyar 905 milyon, 2005 yılında 3 milyar 326 milyon dolara çıktı. Yabancıların portföy yatırımlarından yaptığı kâr transferleri, 2006 yılında 3 milyar 463 milyon, 2007’de 3 milyar 735 milyon dolara yükseldi. *Yeni Mesaj,15.7.2008

    AKP MEDYASININ İPLİĞİ PAZARA ÇIKTI

    Ümraniye soruşturmasının 13 aydır beklenen iddianamesi dün açıklandı ve AKP’ye ’bağırsaktan bağlı’ medyanın yüzünde tokat gibi patladı. Aylardır linç kampanyası sürdüren, aynı noktadan servis edildiği belli üfürük senaryoları gerçekmiş gibi sunmaya çalışan AKP medyasının yalanları, başsavcı tarafından yüzlerine vuruldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi bahçesinde yaptığı açıklamada, iddianamede ifade edilen ’terör örgütü’nün, klasik anlamda bölücü veya ideoloji terör örgütü olmadığını belirtti. Bilgi kirliliği yaratanlara ateş püsküren Engin, soruşturmanın adını kendilerinin vermediğini vurguladı.

    Haberlerin çoğu balon!
    Başsavcı Engin iliştirilmiş medyanın Ümraniye soruşturması ile ilgili haberlerine de ateş püskürdü: Haberler ve yorumlar gerçek dışı. Ciddi bilgi kirliliği var. Sadece yetkililere itibar edin.

    Soruşturmanın başladığı tarihten itibaren yazılı ve görsel basında örneğine çok az rastlanan bir yoğunlukta soruşturmaya ilişkin bir kısmı gizli olan belge ve bilgilerin yayınlanması suretiyle soruşturmanın gizliliğini ihlal edici yayın ve yorumlar yapıldığını kaydeden Başsavcı Aykut Cengiz Engin, kamuoyunu bilgilendirmenin elbette basının en başta gelen görevi olduğunu, ancak bu yayın ve yorumların çok büyük bir bölümünün gerçek dışı olduğunu ifade etti.

    Özel yaşamı ihlal ettiler
    Yayınların ciddi boyutlarda “bilgi kirliliğine” sebebiyet verdiğini ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini dile getiren Engin, “Bir çoğu doğru olmayan bu bilgiler, çeşitli kişi ve gruplar tarafından da yanlış yorumlandığı için kamuoyunda yanlış beklentilere yol açmakta, soruşturmanın selametini, şüphelilerin özel yaşam ve temel haklarını ihlal etmekte ve yargı aleyhine de ağır eleştirilere sebebiyet vermektedir” diye konuştu. Başsavcı Engin, basın ve kamuoyundan, gerek devam eden soruşturma safhasında, gerek bundan sonraki yargılanama safhasında, yetkililerin açıklamaları dışındaki bilgilere itibar etmemelerini, soruşturma ve yargılama ile ilgili gereken hassasiyeti göstermelerini istedi. *Yeniçağ, 15.7.2008

    17.7.2008

    AOÇ’DEN BİR PARÇA DAHA KOPARILIYOR

    Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) 258 bin 186 metrekare arazisi ile bu arazi üzerinde bulunan spor tesislerinin 49 yıl süreyle bedelsiz olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne (GSGM) tahsis edilmesini öngören yasa teklifi Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu’nda kabul edildi. GSGM’nin tahsis edilen alanlarla ilgili yetkisini düzenleyen maddede yapılan değişiklikle, GSGM’nin, tahsis edilen alanı spor hizmet ve faaliyetlerinde kullanılmak koşuluyla Devlet İhale Kanunu’na göre gerçek veya tüzel kişilere kiralayabilmesinin yolu açılmış oldu. *Cumhuriyet, 17.7.2008.

    (Oysa Atatürk ne demişti: “Burasını öyle ağaçlandırınız ki kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu fark etsin." Emanete ihanette bir eşlerini bulamazsınız dünyada, cd)

    “ERGENEKON” İDDİANAMESİ: GİZLİLİK İLKESİ LAFTA KALDI

    YARSAV Başkanı Eminağaoğlu: Bilgi kirliliği yaratan yayınlar için gereken işlemlerin yapılması, görevliler hakkında da yasal yollara başvurulması gerekiyor. TBB Başkanı Özok: Böyle bir şey olabilir mi? Dosyasından şakır şakır bilgiler akıyor. Savcının dönüp arkasına akışı kimin yaptığına bakması, kaçağın nerede olduğunu bulması gerekiyor.

    Ergenekon soruşturmasının henüz mahkemece kabul edilmeyen iddianamesinin parça parça sızdırılmasına hukukçular sert tepki gösterdi.

    Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı (YARSAV) Ömer Faruk Eminağaoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in Ergenekon iddianamesinin içeriğini açıklamamasının nedeninin soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmemesi olduğunu vurguladı. Eminağaoğlu, “Soruşturma gizliliğinin yaptırımı Türk Ceza Yasası’nda düzenlenmiştir. Ancak iddianame içeriğine yönelik kamuoyunda tefrika halinde yayınlar sürmektedir. Söz konusu bilgilerin doğru olup olmadığı iddianame içeriği bilinmediğinden kesin olarak söylenemez. Ancak yayınlar yapıldığına göre bilgilerin doğruluğu söz konusu ise ya UYAP’tan ya da süreçte yer alan görevlilerin kurallara yeterince uymamasından kaynaklanmaktadır” dedi. İstanbul Başsavcısı’nın söylediği “bilgi kirliliği” vurgusuna işaret eden Eminağaoğlu, kirliliği yaratan yayınlar için gereken işlemlerin yapılması, görevliler hakkında da yasal yollara başvurulması gerektiğine dikkat çekti.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Özdemir Özok da, iddianamenin sızdırılmasıyla ciddi bir suç işlendiğini vurgulayarak, “Kovuşturma ve soruşturma aşamasında bu denli sorumsuz davranılamaz. Bir insan, hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar suçsuzdur. Bu masumiyet karinesi ayaklar altına alındı. Bunun ilkesi kalmadı” dedi.

    Yeni TCY’de insanların lekelenmeme hakkının yer aldığını anımsatan Özok, şu değerlendirmeyi yaptı: “Son yaşananlarla tüm haklar ihlal edildi. Sorguda şüpheli ifade veriyor, akşam haberlerinde tüm ayrıntılarını öğreniyoruz. Bu yargı için yapılmış en büyük kötülüktür. Yargı böylesine kevgire çevrilirse bir daha yargıdan sağlıklı sonuçlar çıkmaz.”

    Herkesin soğukkanlı davranması gerektiğini belirten TBB Başkanı Özdemir Özok, “İddianame boy boy bütün televizyonlarda, gazetelerde. Herkes yargılamaya başladı bile. Böyle bir şey olabilir mi? Buna kim dur diyecek? Dosyasından şakır şakır bilgiler akıyor. Savcının dönüp arkasına akışı kimin yaptığına bakması, kaçağın nerede olduğunu bulması gerekiyor” dedi. Özok, avukatlar dosyadan bilgi alamazken gazetelerde sayfalarca yayın yapılmasının dikkat çektiğine de işaret ederek, “Bizle dalga mı geçiliyor? Hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, çağdaş uygarlık adına son derece huzursuzum” diye konuştu. *Cumhuriyet, 17.7.2008

    UYAP: Ulusal Yargı Ağı Projesi

    19.7.2008

    YABANCILARA TOPRAK SATIŞI YENİDEN BAŞLADI

    4875 Sayılı Teşvik Yasası kapsamında Türkiye’de kurulan yabancı sermayeli şirketler, artık valilik izni kapsamında mülk edinebilecek.

    Yabancılara gayrimenkul satışı ile ilgili yeni yasal düzenlemenin uygulamasına ilişkin genelge önceki gün yayımlandı. Genelgenin yayımlanması ile birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından oluşan yasal boşluk nedeniyle 16 Nisan 2008’de durdurulan satışlar yeniden başlatıldı.

    Yeni düzenlemeyle daha önce Türk yurttaşı gibi gayrimenkul edinilebilmesini öngören 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Sermaye Kanunu kapsamındaki şirketler, artık “valilik izni” ile mülk alabilecek. Valilik iznine ilişkin esaslar 3 ay içinde yayımlanacak yönetmelikle belirlenecek, bu nedenle bu süre zarfında söz konusu şirketlere herhangi bir satış yapılmayacak.

    Yabancı ülkelerde kurulu şirketler ve yabancı gerçek kişiler ise ilçe bazında, uygulama imar planı ve mevzi imar plan sınırları içinde kalan toplam alanın yüzde 10’una kadar taşınmaz ile sınırlı ayni hak edinebilecek.

    Bir yabancının, Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimi 2.5 hektar ile sınırlı olacak.

    Türkiye ile arasında “tam karşılıklılık bulunan ülkelerin” yurttaşlarının talebi, söz konusu alanın, “uygulama imar planı veya mevzi imar planında konut veya işyeri olarak ayrılmış olduğunun belgelendirilmesi”, “bu amaçlarla kullanılmak üzere tapuya tescil edilmiş olması” ve “askeri yasak bölge-güvenlik bölgeleri dışında kaldığının tespiti” kaydıyla doğrudan tapu sicil müdürlüklerince sonuçlandırılacak. *Cumhuriyet, 19.7.2008.

    20.7.2008

    CAN ÇIKAR HUY ÇIKMAZMIŞ

    Kemal Unakıtan: Kriz miriz yok. Bankaları, köprü ve otoyolları da satışa çıkartacağız.
    Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, "Bazı kişiler kehanette bulunuyorlar. Bakan olduğumdan beri bunları dinliyorum. Her gün bunlar kriz çıkarıyorlar, ancak kriz miriz
    olduğu yok" dedi. Köprü ve otoyolların satışı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini
    söyleyen Bakan Unakıtan şöyle devam etti. "Köprü ve oto yolların ihalesine bu yıl çıkmak istiyoruz. Otoyolların özelleştirilmesi ile ilgili TBMM'de bir kanun var. Onunla ilgili olarak bu komisyondan geçti. Şimdi Genel Kurula geldi. Genel Kurulda kabul edilince önü tamamen açılacak. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi bir ay içinde başlayacak. Bu yıl özelleştirmelerde önemli hamleler yapıyoruz. Bu yıl, biliyorsunuz PETKİM, TEKEL'i özelleştirdik ve paralarını aldık. Limanlar var, özelleştirildi. Özelleştirmede sırada, şeker fabrikaları, otoyollar, Milli Piyango ve Halk Bankası var." *Vatan, 20.7.2008

    (AKP’nin kapatılmasını, onun ve onun zihniyetinde olanların, özelleştirme kasaplarının bir daha iktidar yüzü görmemesini işte bunun için yürekten temenni ediyorum, cd)

    AKP KIBRIS’I DA VERİYOR!
    KIBRIS’taki Türkler ya da "bağımsız ve özgür" bir ulus gibi yaşamanın onurunu 34 yıldır taşıyan Türkler kan ağlıyor.
    Hem de Rum mezaliminden kurtuluşlarının 34’üncü yıldönümü olan 20 Temmuz 2008’de!
    Çünkü Rum’a satılmanın ve tekrar esir düşmenin korkusu egemen Kıbrıs’ta.
    İnanılır gibi değil ama olay tam da Rauf Denktaş’ın yıllardır haykırmasına rağmen kimseye işittiremediği gibi yani Osmanlı ordularının 1897’de Yunanlıları yenmesine rağmen o dönemin "Büyük Devletleri"nin yani İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya’nın baskısıyla her şeyin tersine dönmesine benziyor.
    Bilindiği gibi bir süredir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Rum kesimi Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas arasında, "Kıbrıs sorununun çözümünü" amaçlayan görüşmeler yapılıyor.
    Bugüne kadar hem Türkiye’nin hem de KKTC’nin savunduğu tez şu idi:
    "Çözüm ancak adada iki bağımsız ve egemen devletin var olduğu ve bunların kurucu devletler olarak egemenliklerini ortak bir yapıya vermekleri suretiyle, iki halklı, iki kurucu devletin eşit siyasi statüde olacakları bir yapı kabul edilirse sağlanabilir."
    Türkiye ayrıca 1960 tarihli "Garanti ve İttifak Antlaşmalarının yürürlükte kalmasını" istemekteydi. Şükrü Elekdağ önceki gece Meclis’te, Talat’la Hristofyas arasında yapılan son görüşme ardından 1 Temmuz günü yayınlanan ortak bildiride, "iki liderin gelecekteki Birleşik Kıbrıs’ta tek egemenlik ve tek vatandaşlık konularında ilke anlaşmasına vardıklarının" açıklandığına dikkat çekti:
    "Tek egemenlik ve tek vatandaşlık kavramı esas alınarak yapılacak müzakereler sadece üniter bir devlet yapısı doğurur ki bu da KKTC’nin bir eyalet olarak Kıbrıs Rum devletine yamanması ve Kıbrıs Türklerinin azınlık statüsüne indirgenmeleri demektir.
    Bu durumda yeni bir Girit olayının yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
    Bu gelişmenin bir sonucu da Türk askerinin adadan çekilmesi, Garanti antlaşmasının son bulmasıdır."
    Görüldüğü gibi Kıbrıs da "babalar gibi" satışa çıktı. *Oktay Ekşi, Hürriyet, 20.7.2008

    21.7.2008

    TOLON PAŞA HERKESE BU KİTABI TAVSİYE ETTİ

    ERGENEKON soruşturması kapsamında tutuklanan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’u, tutulduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’ne ziyaret eden İzmitli yerel gazete sahibi Tanzer Ünal, yeni açıklamalarda bulundu. Ünal, Tolon’un kendisine yine Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Zihni Çakır’ın `Kod Adı Darbe’ adlı kitabını okumasını tavsiye ettiğini söyledi.

    Yerel gazete sahibi Tanzer Ünal, gazetesinde Hurşit Tolon’la görüşmesinin bir bölümünü daha yayımladı. Tolon’u 1997 yılından bu yana tanıdığını, iyi günlerde olduğu gibi kötü günlerde de yanında bulunmak durumunda olduğunu belirten Tanzer Ünal, şunları söyledi:

    “Kendisini ziyaret ettiğimde, görüşmemizin bir bölümünde sadece kendisinin değil, babası ve dedesinin de cumhuriyete ve Atatürk’e ne kadar bağlı olduğunu ortaya koymak” için birçok şey anlattı.

    Dedesinin Atatürk döneminin subaylarından olduğunu, emekli olduktan sonra 3, 6, ve 7′nci dönemlerde Kocaeli milletvekilliği yaptığını belirterek `Yaşamımın hiç bir döneminde Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç sayılacak hiçbir harekette bulunmadım. Her rütbe ve görevde ülkemi korudum ve kolladım’ dedi.

    Kendisine herhangi bir ihtiyacı olup olmadığını özellikle istediği bir kitap olup olmadığını sorduğumda, her kitabı temin edebildiğini söyledi.

    Sonra bana “Ben sana bir tavsiyede bulunayım. Ama mutlaka oku. Zihni Çakır’ın yazdığı ‘Kod Adı Darbe’ kitabını temin et ve oku. Herkes okusun. Türkiye’de nelerin olup bittiğini anlarsınız. Ben okudum. Şimdi Şener paşa okuyor” dedi.

    http://www.ilk-kursun.com/2008/07/21...-tavsiye-etti/ (21.7.2008)

    ET DİYE NE YİYORUZ ALLAH BİLİR!

    Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim yetkin’in verdiği bilgiler ürkütücü: Tüketilen etin yüzde 25’i kaçak. İstanbul’da etin yüzde 60’ı kontrolsüz.

    Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye’de tüketilen etin yüzde 25’inin kaçak olduğu düşünülürse, kayıt dışı üretimin 400 bin ton civarında olduğunun hesaplandığını söyledi. İbrahim Yetkin, bugün, İçkale Otel’de düzenlediği basın toplantısında, 2008 Hayvancılık Sektörü Raporunu açıkladı.

    Geçen yıl kırmızı et üretiminin, 2006 yılına göre toplamda yüzde 31,54 oranında artarak 576 bin 841 tona ulaştığının altını çizen Yetkin, ancak 1990 yılında kayıt altında 560 bin ton et üretilirken, 18 yıl sonra yeniden bu rakama ancak ulaşabilmiş olmanın çok düşündürücü olduğunu ifade etti.

    Kaçak et sorununa dikkat çeken Yetkin, "Türkiye’de et tüketiminin 1 milyon 200 bin ton civarında olduğu hesap edilmektedir. Türkiye’de tüketilen etin yüzde 25’inin kaçak olduğu düşünülürse, kayıt dışı üretimin 400 bin ton civarında olduğu hesaplanmaktadır" şeklinde konuştu.
    Yetkin, İstanbul’daki et kesiminin yüzde 60’ının kontrolsüz olduğu, ruhsatlı mezbaha oranının yüzde 30’u geçmediğini öne sürerek, bu durumda kesilen etlerin yarıdan fazlasının denetim dışı kesildiği için imha edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Türkiye’de semt pazarları ile ilgili herhangi bir denetimin olmadığına dikkat çeken Yetkin, kaçak hayvan girişinin, ekonomiye ve hayvancılığa verdiği zararın dışında, insan ve hayvan sağlığı açısından da büyük bir risk oluşturduğunu, sık sık rastlanan şap, şarbon, tüberküloz, bruselloz gibi hastalıkların hayvan ve insan sağlığını tehdit ettiğini anlattı. *Radikal, 21.7.2008.

    22.7.2008

    KARADENİZ’İN SON ÇIRPINIŞLARI

    Büyük tartışmalara karşın geçen yıl tamamlanan ancak doğa katliamlarının devam ettiği “Karadeniz Sahil Otobanı” projesine tepkiler farklı biçimlerde sürüyor. İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu üyesi Aydın Kudu ve rehber Rüya Köksal, Karadeniz’in otobana kurban edilişinin belgeselini çekti. Yapımcılar, henüz sıra gelmeyen son kumsalları kurtarabilmek için kasaba kasaba dolaşıp filmlerini göstermeye başladı.

    “Son Kumsal” belgeselinde Dutluk Plajı’nın son yazı, kepçe ve grayderlere teslim oluşu etkileyici görüntülerle bölge sakinlerinin ağzından aktarılıyor.

    Son Kumsal ekibi, sinema perdesi düzeneği bulunan otobüsle 16 Temmuz’dan bu yana belgeseli gösteriyor. *Cumhuriyet, 22.7.2008.

    (Demokrasi; bu ülkede Aydın Kudu’ları, Rüya Köksal’ları hükümet kararlarında söz sahibi yapmadıkça, bir tahrip, bir israf ve soygun düzeninden başka bir şey olamayacaktır, cd)

  7. #7
    metehanunal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-09-2007
    Mesajlar
    1,177
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Do Re Mi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ya bırakın bu işleri daha bu ergenekon olayına gündemi oyalanırken neler değişti biliyonmu ?
    2 yıl öncesine kadar ergenekonun e sini iblmiyodunuz şimdi terör örgütü yaptınız..
    bu akp nin gündemi oyalamak için yaptıgı bir operasyon.. he birde amerikanın büyük Türkiye planının bir parçası.....
    Hasbinallah!

    Biz 2 yıl öncesine kadar da 10 yıl öncesine kadar da böyle derin bir yapılanmanın Türkiye'ye yön verdiğini biliyorduk ama sadece adı konmuyordu. Ayrıca gündem oyalamak için böyle büyük çaplı operasyon falan yapılmaz. Sırf gündemi oyalamak için mi tonlarca belgeyi inceliyor adamlar? Bırak Allah aşkına. Azıcık dürüst olun. Yalan diye diye kendinizi inandırıyorsunuz. Yarın bu iddialar kanıtlanacak ve bunlar tarihte yerlerini alacaklar. O zaman da mı yalan diyeceksiniz?

  8. #8
    Do Re Mi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2008
    Mesajlar
    490
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı metehanunal tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hasbinallah!

    Biz 2 yıl öncesine kadar da 10 yıl öncesine kadar da böyle derin bir yapılanmanın Türkiye'ye yön verdiğini biliyorduk ama sadece adı konmuyordu. Ayrıca gündem oyalamak için böyle büyük çaplı operasyon falan yapılmaz. Sırf gündemi oyalamak için mi tonlarca belgeyi inceliyor adamlar? Bırak Allah aşkına. Azıcık dürüst olun. Yalan diye diye kendinizi inandırıyorsunuz. Yarın bu iddialar kanıtlanacak ve bunlar tarihte yerlerini alacaklar. O zaman da mı yalan diyeceksiniz?
    Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve bütünlüğüne kast edeni, askerimize polisimize vatandaşımıza kurşun sıkanı, bayrağımızı yakanı vb gibi Türk lüğe karşı eylem yapanları savunmam aksine asılmasını isterim...
    ama biraz düşünüp bakınca akp nin Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve beraberliğini koruyacagını sanmıyorum...

    neden mi ?
    akp li belediye başkanı doğuda pkk cenazesinde mevlut yaptırdı...hoca tutup dua okuttu şehitlerimiz diye slogan attırdı...
    senin başbakanın terörist başına sayın diyip senin vatanın için şehit olanlara kelle dedi... çiftçine anaıda al git dedi..sen Ne Mutlu Türküm Diyene dersen onunda ne mutlu kürdüm diyene demeye hakkı vardır dedi... ee bopeşbaşkanlığıda var...daha çok böyle olaylar sözler....
    akp den Türkiye Cumhuriyeti için iyi birşey yapması beklenemez....

  9. #9
    metehanunal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-09-2007
    Mesajlar
    1,177
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Peki bekleme o zaman sen napayım.
    Ama konu burda Ergenekon.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-01-2008
    Mesajlar
    2,740
    Karizma Gücü
    0
    Hastayım bu satılmış basının haberlerine.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •