Savcı iddianamesi değil sanki PKK bildirisi
Aslında Van Savcısı Sarıkaya’nın iddianamesinin dili, delil ve ihbar olarak ortaya sürdüğü belgeleri ve fikir yapısı bile pek çok şeyi ortaya çıkarmaktadır. Metin son derece ideolojik bir metindir. Dili ideolojisini yansıtmaktadır. Radikal ve Gündem gazeteleri bir komisyon kursa ve iddianameyi kaleme alsalar ancak böyle bir metin ortaya çıkabilir.
Savcı Şemdinli olaylarının devletin üst düzey görevlilerinin çıkardığı bir provokasyon olduğu kanısının güçlü olduğunu vurgularken PKK bağlantılı “
www.kerkuk-kurdistan.com/pdf/semzinan1105_2.pdf” internet sitesini kaynak gösterebiliyor. Yine savcının 20 sayfalık ifadesine yer verdiği Şemdinli olaylarıyla hiçbir ilgisi olmayan baş “tanık” Altındağ ifadesinde PKK’lılara milis diyor. Kendi işyerinde de “milislerin” çalıştığını kabul ediyor. İşin ilginç savcının kendisi bile bu jargonu benimseyip iddianamede yer yer terörist yerine “milis” ifadesini kullanıyor.
Yine savcının iddianamesinde ihbarlar bölümünde PKK yandaşı olduğu çok belli olan isimlerin ihbarları isimleri C.K. gibi kısaltmalarla gizlenerek veriliyor. Savcının baş tanıklarının hepsi PKK yandaşı DTP’li belediye başkanları. Hatta Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin PKK sempatizanı olduğunu ifadesinde de gizlememektedir: “Bu olayı PKK’nın yaptığını düşünmüyorum. Çünkü PKK’nın içerisinde de yer alan insanlar bu yörenin insanıdır, bu vatanın evladıdır. Herkes bu karmaşa ortamının sona ermesini ve demokratik bir ortamın olmasını istiyor. Zirâ yapılacak etkinlik de bir barış ve şenlik günüdür. Bu günde kanımca PKK’nın böyle bir eylem yapacağını düşünemiyorum. Orada bulunan kişilerde barış istiyor, karmaşa istemiyor.” Savcının tanıklarına göre bölgede karmaşa ve terör istemeyen PKK’dır. Yine savcının ifadesine ve tanıklara göre ise illegal bir örgüt ve yapılanma olan JİTEM ve JİT (yani Jandarma İstihbaratı) ise karışıklıktan esas sorumludur.
Savcı JİTEM’in bir terör odağı olduğuna kanıt olarak ise yine PKK’nın yayın organına konuşan ve örgütün uzantısı Aram Yayınevi’nden kitabı çıkan, İsveç’te yaşayan eski PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın “itiraflarını” gösteriyor. Yanlış anlamayın, bunlar Aygan’ın devlete yaptığı itiraflar değil. PKK’nın ifadesiyle kendilerine yaptığı itiraflar. Savcı için de bunlar suç duyurusu niteliği taşıyor. PKK artık bu ülkede suç duyurusu yapabiliyor.
Savcıya göre her türlü PKK propagandası delil olabiliyor. Ancak Şemdinli’deki PKK hükümlüsü eski bombacı Seferi Yılmaz’ın dükkanına atılan el bombasının MKE yapımı standart bomba değil, Alman yapımı PKK’nın kullandığı bomba çıkması bir delil olamıyor. Çünkü “şüpheli Ali Kaya’nın savunduğu şekilde MKE yapımı el bombalarının araç içerisinden karmaşa ve karışıklık ortamında terör örgütü mensupları veya yandaşlarınca değiştirmeleri gerekeceği, bu varsayımın ise dosyadaki delil kapsamına göre gerçekleşmesi mümkün değildir.” Yani Savcı’ya göre JİTEM’in her şeyi yapması mümkün ama PKK’nın ve yandaşlarının terör ve provokasyonun baş sorumlusu olması mümkün değil. Bundan olacak ki, jandarma subaylarını linç etmeye çalışan gruptan olduğunu açıkça itiraf eden isimler bile Savcı’nın huzuruna sanık değil tanık olarak çıkabilmiş.
Savcı açıkça PKK’yı ve Türk Ordusu’nu eşitlemektedir: “Hem terör organizasyonunun eylemi, hem de buna karşı yürütülen operasyonun kendisi “toplumsal mühendislik” amacı taşımaktadır” diyerek Türk Ordusu’nu terörün esas kaynağı olarak göstermektedir. Ama zannedilmesin ki PKK’ya karşı yeni bir terörle mücadele yöntemi önerilmektedir. İşte Savcı’nın “Kürt sorununa” çözümü: “Yine belirtildiği üzere yüzyıllardır akrabalık ilişkileri içerisinde harmanlanan Suriye, İran ve Irak’taki yapılar, büyük ölçüde Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile benzerlik taşımaktadır ve etkileşim içerisindedir. Dolayısıyla bölgeye yönelik çözümlerin buraları da içine alacak bütüncül projeler üretmeksizin mümkün olamayacağı düşünülmektedir.” Savcı, PKK’nın Pankürdist “demokratik konfederasyon” programını iddianamesinde resmen dile getirmiş. Ancak ne yalan söyleyelim tam olarak Apo’nun terminolojisini kullanmamış. Kullandığı jargon 80 öncesinin azılı bölücü terör örgütlerinden “Beş Parçacılara” daha yakın.
Son olarak savcı PKK’nın K. Irak’taki şefi Karayılan’ın, “Büyükanıt çetenin başıdır, yargılanmalıdır” talimatını kendi duygusal üslubuyla dillendirdiği cümleyi seçiyoruz: “Kan ve gözyaşı üzerinden politika üreten ve menfaatlerini temin için devletin bütün mekanizmasını kullanmaktan çekinmeyen güçlerin birtakım üst makamlara gelmesi halinde ise Devletin bekası için son derece tehlikeli bir durum ortaya çıkabilir.” Burada açıkça Büyükanıt kastediliyor. Ama “devletin bekası” derken hangi devletten bahsediliyor anlaşılamıyor. Barzani’nin ABD kuklası terör devletçiği mi yoksa Apo’nun “Kürt konfederasyonu” mu?