• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0

    Fikir 28 Şubat Darbesi de Ergenekon’un eseri! Hasan Karakaya - Vakit

    Hasan Karakaya - Vakit
    hasankarakaya@vakit.com.tr 2008-08-08


    --------------------------------------------------------------------------------

    28 Şubat Darbesi de Ergenekon’un eseri!

    11 yıl öncesi... “Müslüm Gündüz tarafından aldatıldığını” iddia eden Fadime Şahin’in “Star TV ekranları”na çıktığı ve “iki gözü iki çeşme, hüngür hüngür ağladığı” akşam... Alirıza Demircan Hocaefendi de onu “teskin ve teselli etmeye” çalışıyor...
    öyle ya; Aczmendi lideri Müslüm Gündüz’ün kaldığı ev, bir hafta önce “kameralar eşliğinde baskın”a uğramış ve Müslüm Gündüz’ün “yarı çıplak” görüntüleri ile Fadime Şahin’in “ürkmüş/korkmuş” hâldeki görüntüleri dakkabaşı ekranlara getiriliyor... İşte o akşam, “aldatılmış”(!) Fadime Şahin; hıçkırıklara boğularak konuşuyordu... Müslüm Gündüz kendisiyle ilişkiye girmiş, bir süre sonra da aldatıp, ortada bırakmıştı!..
    Ne var ki; daha sonra “banttan izlediğim” görüntüleri, o akşam izlememiştim...
    İşin garibi; “baskın” olayıyla ilgili konuşmak için, Kanal 6’da program yapan Hulki Cevizoğlu’nun davetini kabul etmiş ve telefonla canlı yayına katılmıştım!..
    Dediğim gibi;
    Bir-iki saat önce Star ekranlarına çıkan Fadime Şahin’in hüngür hüngür ağladığından, hıçkırıklara boğularak anlattığı olaylardan hiç haberim yoktu.
    Ama, “kameralar eşliğinde yapılan baskın”ın nasıl gerçekleştiğini iyi biliyordum.

    HAYATIMIN EN SIKINTILI GüNLERİ
    İşte bu yüzden; Hulki Cevizoğlu’nun, “baskın olayı”nı ve “Fadime’nin gözyaşları”nı nasıl değerlendirdiğim yönündeki sorusuna; “Burada bir komplo seziyorum... Fadime Şahin de, bu olayda konu mankeni olarak kullanılmıştır!” şeklinde cevap vermiştim!..
    Vayy, sen misin bunları diyen?..
    Ertesi günü gazeteye geldiğimde, çalışma masamın üzeri “protesto faksları” ile doluydu!.. “Tepki telefonları” yağmaya başlamıştı!..
    “Sen de mi?.. Sen de mi görmek istemiyorsun Fadime’ye yaşatılan o çirkefliği?.. Nasıl savunursun Müslüm Gündüz’ü?.. Tezgâh bunun neresinde?..
    Adam çıplak yakalanmadı mı?..
    Prezervatifler sehpanın üzerinde değil miydi?..
    Bunun; daha başka ne anlamı olabilir ki?..”
    Doğrusu; tüm bunların birer “senaryo” olduğunu anlatmakta hayli zorlanmıştım...
    Her telefon açana şunu söylemiştim:
    “Bu yargılarınızdan, yargısız infaz girişimlerinizden yakında pişmanlık duyacaksınız!”
    Uzatmayayım... “Eleştiri”nin, “suçlama”nın bini bi paraydı... Bazı fakslarda ise; eleştiri ve suçlamanın ötesinde “hakaret” vardı, “itham” vardı... Masum(!) bir kız olan Fadime Şahin’i suçlamakla “Refah Partisi yalakalığı” yapmaya çalışmakla itham ediliyordum...
    Ne yalan söyleyeyim;
    O günler, yani 5-6 Ocak 1997 ve daha sonraki günler, “hayatımın en ağır saldırıları”na maruz kaldığım “en zor ve en stresli günler”di!..
    Bilenler bilir...
    Böylesine ağır “eleştiri, suçlama, itham ve saldırı”lara rağmen, ertesi günlerde şunu yazmıştım:
    “Hele sabredin... Bu baskının bir komplo ve tezgah olduğu, Fadime Şahin’in de konu mankeni olarak kullanıldığı en yakın zamanda çıkacak ortaya!”
    Fazla değil, 2-3 ay geçmeden “maske”ler düşmeye, “boya”lar dökülmeye ve “foya”lar bir bir ortaya çıkmaya başladı.
    Eve baskın, gerçekten de “tezgâh”tı!..
    Fadime Şahin, gerçekten de “konu mankeni”ydi!..

    O DüĞMEYE 28 ARALIK’TA BASILDI!
    çok geçmedi... O olaydan bir ay sonra “özür” telefonları yağmaya başladı... Hele, o “prezervatif”lerin oraya birileri tarafından konulduğunun, Müslüm-Fadime arasında da, gösterilmek istendiği gibi bir “cinsel ilişki”nin bulunmadığının ortaya çıkmasından sonra!...
    Bu arada ben “tezgâh”ın boyutlarını yazmaya devam ettim... Ocak ayının ortalarında, yani henüz Sincan’da tanklar yürümemiş, bazı İslâmî kuruluşların ürettiği mallar “kara liste”ye alınmamışken şu satırlar çıkmıştı Ayna’da:
    “Bugün Müslüm Gündüz’ü yarı çıplak yakalayıp, teşhir edenler; acaba yarın Fethullah Hocaefendi’yi, Enver ören Ağabey’i ve Cübbeli Ahmet Hocaefendi’yi hangi pozisyonda yakalayıp, onları nasıl teşhir edecekler?..”
    Ki, o günlerde;
    “28 Şubat Süreci’nin düğmesine 28 Aralık 1996’da basıldı” diye yazdığımı gayet iyi hatırlıyorum...
    Buyurun, o yazılardan birini yeniden okuyalım:
    “Hemen herkes; bugünkü “zulüm” ve “dayatma”lar ile “tek tip” fikir, kıyafet, düşünce, vaaz, kısacası “kurşun asker” yetiştirme amaçlarının “milad”ı olarak 28 Şubat’ı kabul eder... Yine herkes, bugünkü “cendere harekâtı”nın o günkü 9 saatlik MGK Toplantısı’nda alınan kararlar sonrasında başladığını zanneder.
    Hayır!..
    “Bugünlerde olup-bitenlerin kökü 28 Şubat akşamında değil, 28 Aralık’tadır!
    Müslüm Gündüz ile Fadime Şahin’in “aynı çatı altında olduğu” anda düzenlenen o “malûm operasyon” ile başladı her şey!
    Tüm bunlar, birer “komplo teorisi” değildi...
    Müslüm-Fadime ikilisine yönelik o malûm baskın ile, topluma verilmek istenen “mesaj” şuydu:
    “Bunların sakallı ve başörtülü olduklarına bakmayın... Bunlar; her haltı yerler, sonra da Müslüman geçinirler!”
    Böylece; bütün “sakallı”ları potansiyel birer Müslüm Gündüz, bütün başörtülüleri de potansiyel birer Fadime Şahin olarak göstermek istiyorlardı!
    İtiraf etmek gerekir ki; bunu başardılar da!..”
    Evet, o günlerde bunu yazdım...
    Bu yazdıklarımın birebir gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdirini sizlere bırakıyorum!..

    BU, 28 ŞUBAT’IN FOTOĞRAFIDIR!
    İyi de, “11 yıl öncesi”nin olaylarını bugün yeniden gündeme taşımamın sebebi ne?
    Sebep; bu olayın 11 yıl sonra bugün “Ergenekon İddianamesi”ne de girmiş olması!..
    Evet, evet; “Ergenekon İddianamesi”ne!..
    İddianame; “Müslüm Gündüz-Fadime Şahin” ya da “Ali Kalkancı-Emire Ersoy” ilişkisinden hareketle, bir anlamda “28 Şubat Darbesi’nin fotoğrafını” çekmiş!..
    Oynanan “oyun”ları, çevrilen “fırıldak”ları, kurulan “tezgah”ları, kullanılan “piyon ve figüran”ları, kısacası o dönemde uygulanan “Psikolojik Harp Metodları”nın en ince ayrıntılarını!..
    Buyrun, bir “gizli tanık” anlatıyor:
    “Refah Partisi’nin giderek oylarını artırdığını ve bunun hiçbir şekilde önüne geçilemediğini gören darbeciler, büyük şehirlerde, toplumun nabzını en iyi tutan meslek grubu olan taksicilerle görüşüp tahlil yaptılar.
    Taksiye binip şoförlere; Refah Partililerin yaptığı iddia edilen yolsuzlukları anlattılar.
    ‘Bunlar Türkiye’yi İran’a çevirecek’ dediler.
    Gördüler ki bu iddiaları, taksiciler ciddiye almıyor.
    Sonra taksicilere, ‘Filanca tarikatın şeyhi, kadınlara kızlara tecavüz etmiş’ şeklinde hayali hikayeler anlattılar. Taksiciler buna çok sinirlendi.
    ‘Vay namussuz, şerefsizler’ dediler.
    “Ha demek ki Türk toplumunun en hassas tarafı burası!.. Demek ki; namus ve belden aşağı mevzularda, halk son derece duyarlı!”
    Hemen bu yönde senaryolar hazırlamak ve oyuncuları sahneye sürmek için kollar sıvandı.

    SENARYO: VELİ KüçüK... OYNAYAN: SİSİ!
    Senaryoları darbeciler adına, şu anda Ergenekon Terör örgütü tutuklusu Veli Küçük organize ediyordu.
    ‘İhale’, Turgut Gıda Sanayi’nin sahibi Turgut Büyükdağ’a verildi. Veli Küçük’le Turgut Büyükdağ, bir akşam Harbiye Orduevi’nde buluşarak baş başa yemek yediler ve “senaryonun ayrıntıları”nı konuştular.
    Senaryonun finansörü Turgut Büyükdağ, organizatörleri, Strateji Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni ümit Oğuztan, Sisi olarak bilinen transseksüel Seyhan Soylu ve Polis Müdürü ümit Bavbek’ti.
    Bütün görüşmeler, Büyükdağ’ın sahibi olduğu, Nişantaşı Akkirmanlı Sokak’taki Strateji Dergisi’nin ofisinde yapılıyordu.
    önce işe iki tarikat şeyhi bulunarak başlandı.
    Birisi, sıra dışı kıyafetleriyle dikkat çeken Aczmendi Tarikatı’nın Lideri Müslüm Gündüz, diğeri de çevresinde ‘cinci hoca’ olarak tanınan Ali Kalkancı idi.

    KALKANCI’YI NASIL ŞEYH YAPTILAR?
    Sıra, tarikat şeyhlerine kadın bulmaya gelmişti.
    ümit Oğuztan, Aksaray’da, adı sonradan Hanedan Restoran olarak değişen mekânda çalışan Fadime Şahin’i bu iş için ayarladı.
    ümit Oğuztan ve “basın danışmanı Sisi”, Fadime Şahin’e büyük paralar vaat ediyorlardı. Fadime Şahin, hemen bir “tesettür mağazası”na götürüldü ve iki takım tesettür kıyafeti ve renk renk eşarplar alındı.
    O günlerde TV ekranlarını uzun süre meşgul eden ‘irtica’ haberlerinin başlıca konukları arasında yer alan sahte şeyh Ali Kalkancı ise, bu skandal üretiminin tipik bir örneğiydi.
    Darbe tezgahının figüranlarından birisi olarak kamuoyuna sunulmak üzere hazırlanan Ali Kalkancı, ünlü bir işadamının kızı olan Emire Ersoy ile tanıştırıldı.
    Evlenmeleri için ortam hazırlandı.
    Evlendirildiler de... Emire Kalkancı, “Genç kızların annesi” olarak görev(!) üstlendi... Honda Civic otomobiliyle Fatih caddelerinde dolaşmaya başladı...
    Ali Kalkancı ise;
    Dini konularda sıkı bir eğitime tabi tutuldu, rolü çok iyi ezberletildi, sonra da Hacca gönderildi.
    Dönüşte, Ali Kalkancı’ya kız istemek için Emire’nin babasının kapısı çalındı. Kızını vermeye yanaşmayan Emire’nin işadamı babasına bu defa kendisi hakkında tutulmuş bazı dosyalar gösterildi.
    Baba,
    ‘Sen bize yardımcı olursan biz de sana yardım ederiz, dosyaları yok ederiz’ denilerek ikna edildi.

    MESUT YILMAZ’IN İLK İCRAATLARI
    Sonrası malûm!..
    Senaryoyu yazanlar, istedikleri sonucu almakta gecikmediler... Bir yandan Sincan’da tanklar yürütüldü, diğer yandan da Türk basınının etkin gazete ve televizyonları, ‘irtica’ kampanyaları başlattı.
    Aylardır süren ‘Hükümeti bırakın’ baskısı, art arda patlayan skandallar sayesinde sonuç verdi..
    Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi’nin koalisyonundaki Refah Yol Hükümeti’nin Başbakanı Necmettin Erbakan, 18 Haziran 1997 tarihinde istifa ettirildi.
    Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini, DYP Lideri Tansu çiller’e değil, ANAP Lideri Mesut Yılmaz’a verdi!..
    Mesut Yılmaz’ın ilk icraatı da;
    “İmam Hatip Liseleri’nin orta kısımlarını kapatmak” ve “Kur’an kurslarına yaş sınırlaması getirmek” oldu... Ve tabii; “başörtüsü ile okumak” tüm üniversitelerde tamamen yasaklandı!..
    Tüm bunları biliyorsunuz... Ben de biliyorum...
    çünkü tüm bunları, birlikte yaşadık...
    Bilmediğimiz tek şey; “28 Şubat darbesi”nin de “Ergenekoncu bir kalkışma” olduğu gerçeği idi!..
    Şimdi, bunu da öğrendik işte!..
    Tüm bu öğrendiklerimizden sonra, diyorum ki; “Türkiye için en büyük tehdit ve tehlike Ergenekon’dur!”
    Kim ne derse desin, bu böyledir!..
    Bu operasyon, burada bırakılmamalı, Veli Küçük’le sınırlı tutulmamalı, “daha büyük”lere uzanılmalıdır!..
    Evet; “Sonuna kadar gidilmeli”dir!..
    ===============
    O cihazları nereye takalım?
    Konya'nın Hadim ilçesine bağlı Balcılar beldesindeki "öğrenci yurdu"nda meydana gelen "patlama"yı ve bu patlamada "18 insanımızın şehit olduğu"nu biliyorsunuz...
    En başından beri dedik ki; "Patlayan Kur'an veya kurs değil, bina"dır!.. Patlamaya sebep de, "İpragaz'ın büyük ihmali"dir!..
    çünkü İpragaz firması, "takması şart" olan "sensör" ve "valf" cihazını takmamıştır!..
    Dün, haber geldi... Sanayi Bakanlığı'nın görevlendirdiği iki uzman; gaz kaçağını haber verecek olan "alarm cihazı"nın ve "kaçak olduğunda gazı otamatik olarak kesecek cihaz"ın takılmadığını, "patlama"nın da bu yüzden olduğunu tesbit etti!..
    Görevi "Din'e ve dindara saldırmak" olan ve bu iş dolayısıyla "maaş" alan "kiralık tetikçi"ye şimdi sormak istiyorum:
    İpragaz'ın; sırf 300-500 YTL’ye tamah etmesi yüzünden, yurt binasına takmayı ihmâl ettiği "cihaz"ları nereye takalım?!?..
    Hele söyle; o cihazları sana taksak, nasıl olur?..
    Hani, "gaz sızdırmaya" başladığında "alarm" verir!..
    "Patlayacağın" zaman da, gazın otomatik olarak kesilir!..
    Hem sen rahat edersin, hem de Müslümanlar!..

    http://www.habervaktim.com/yazaroku.php?id=6059

    değil diyenin alnını karışlarımm zaten

  2. #2
    Uslamaztürk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-07-2007
    Mesajlar
    864
    Karizma Gücü
    0
    Bu şerefsizliğin hesapları sorulmalı, 28 şubatı bu millete yaşatan üç buçuk soysuz mutlaka hesap vermeli.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    24-07-2008
    Mesajlar
    182
    Karizma Gücü
    0
    Ergenekon için ne dediler PKK'yı bunlar yönetiyormuş ..
    2gün önce ne çıktı ?
    Ergenekon Tüm pkklıları fişlemiş
    ee hani bu adamlar pkkyı yönetiyordu, Neden fişlemişler?
    İşin açıkçası derin devlet var, Yok değil
    Ama bu derin devlet ergenekon değil ..
    Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister!
    Büyük devlet kurmak için büyük kan ister.
    Damarında var mı senin böyle bol kanın?
    Türk'ün kanı bir eşidir lavlı volkanın!


    Adil verilmesi gereken kararlara siyasi fikrini alet eden yobazlara bir kez daha lanet!

  4. #4
    canbeyZ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2005
    Mesajlar
    3,083
    Karizma Gücü
    0
    Ergenekon'un uzanmadığı yer kalmamış valla. Bu fantezilere inanıyorsanız diyeceğim birşey yok. Yaşasın 28 Şubat...
    Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.


  5. #5
    inmyplace adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-12-2005
    Mesajlar
    3,424
    Karizma Gücü
    7
    28 şubat döneminin Kalkancı ile ne alakası var. İki uçkuruna düşkün adam türbanlıyı düdükledi diye Sincan'a tank çıkarmadılar herhalde. Sincan Bel. başkanı, Şevket Kazan ve şiir cezalısı R.T. Erdoğan'a sormak lazım 28 şubatı.
    Ne demiş Sezen Aksu "masum değiliz hiçbirimiz"

    Kuran kursu ve ibragaz olayına gelince, ne kadar kolay buldunuz suçluyu, suçlu bahçıvan veya uşak çıkardı bu sefer ibragazcı çıktı.
    Kurs ilk önce resmi olarak açılmış bir kurs mu? Kurs olarak açılması için devletten izin alınıp kontrolleri yapılmış mı? Bu öğrencilerin burada yaşaması mümkün mü? En küçük kaç yaşında öğrenci alabiliyosun? Bunların kontrolü yapılmış mı? Elbette ölen körpecik yavruları geri getiremeyecek bunlar ama bazıları da bu 18 çocuğun ölmesinin cezasını çekmesi lazım, kim olursa olsun, ibragazsa ibragaz, kurs yönetimiyse kurs yönetimi, denetlemeyen devlet. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı..
    Bu mesaj en son " 09.08.08 " tarihinde saat 05:11 itibariyle inmyplace tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı inmyplace tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    28 şubat döneminin Kalkancı ile ne alakası var. İki uçkuruna düşkün adam türbanlıyı düdükledi diye Sincan'a tank çıkarmadılar herhalde. Sincan Bel. başkanı, Şevket Kazan ve şiir cezalısı R.T. Erdoğan'a sormak lazım 28 şubatı.
    Ne demiş Sezen Aksu "masum değiliz hiçbirimiz"

    Kuran kursu ve ibragaz olayına gelince, ne kadar kolay buldunuz suçluyu, suçlu bahçıvan veya uşak çıkardı bu sefer ibragazcı çıktı.
    Kurs ilk önce resmi olarak açılmış bir kurs mu? Kurs olarak açılması için devletten izin alınıp kontrolleri yapılmış mı? Bu öğrencilerin burada yaşaması mümkün mü? En küçük kaç yaşında öğrenci alabiliyosun? Bunların kontrolü yapılmış mı? Elbette ölen körpecik yavruları geri getiremeyecek bunlar ama bazıları da bu 18 çocuğun ölmesinin cezasını çekmesi lazım, kim olursa olsun, ibragazsa ibragaz, kurs yönetimiyse kurs yönetimi, denetlemeyen devlet. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı..
    vah vah vah vicdanlarınızmı uyandı inananalım mı, bağcıyı dövemeyeceksiniz uğraşmayın boşuna

  7. #7
    ROCKETS adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-03-2007
    Mesajlar
    833
    Karizma Gücü
    0
    şok şok şok

    11 Eylül saldırılarını Ergenekon yapmış


    Nedeni de anti-emperyalist olmasıymış.

    Uçağı Mustafa Balbay kullanmış fakat sağ salim kurtulmuş.
    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    24-07-2008
    Mesajlar
    182
    Karizma Gücü
    0
    Haydarbeyciğim öle 'yapma ya' falan yazmakla olmaz.
    Dediklerim yalanmı değilmi onu söyleyin?
    Ergenekon pkkyı yönetiyor dedilermi demedilermi ?
    Ergenekon pkklıları fişlemişmi fişlememişmi ?
    Ne bu çelişki peki
    Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister!
    Büyük devlet kurmak için büyük kan ister.
    Damarında var mı senin böyle bol kanın?
    Türk'ün kanı bir eşidir lavlı volkanın!


    Adil verilmesi gereken kararlara siyasi fikrini alet eden yobazlara bir kez daha lanet!

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0
    evet PKK yı ergenekon yönetiyor, anlamadınmı halaaaaaaaaa

  10. #10
    necatikaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2006
    Mesajlar
    3,102
    Karizma Gücü
    6
    haydarbey hala ergenekon zırvasından yağ çıkarmaya devam ediyorsunuz.Bu ergenekon zırvası fıkra haline geldi.Sonu boş çıkacak bu zırva için ''bir fıkra anlatayım'' diye başlayan konuşmalar olacak.Bundan yağ çıkmaz çıksa çıksa fıkra çıkar.Kendinize başka zırvalar bulun..
    Sizler bunları yazdıkça gülmekten karnım ağrıyor.
    Daha ciddi şeylerle uğraşın..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Moğultay’ın kadrolaşması 28 Şubat’ın önünü açtı
    2005 Konuları bölümünde burçak tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 18.07.05, 09:28
  2. 74 ambargosu ABD’nin değil, İsrail’in eseri
    2005 Konuları bölümünde Xtreme-Power tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 05.03.05, 01:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •