Bu ülkede eskiden olduğu gibi şimdi de vatan, vatana hizmet ve vatan uğrunda pek çok varlığını ortaya koymak gibi meseleler fikrî ayrımcılıklar yüzünden yanlış anlaşılmakta, anlatılmakta.
Said Nursi’nin Türk milletine yaptığı hizmetlerden, Teşkilat-ı Mahsusa gibi muhteşem bir teşkilatımızda yer alıp, bütün gücüyle destek vermesinden bahsetmemiz pek çok çevrenin rahatsızlığını da dile getirmiş oldu. Özellikle gittikçe “özgürlük savaşçısı” olarak adlandırılmaya başlanan bölücü terör örgütü ve ona yakın kesimlerin muhalefetleri ayyuka çıkmış durumdadır. Elde, kaybedilmek istenmeyen bir cemaat varlığı bulundukça bu mesele böyle devam edecektir.
Bugünkü 50 devletin temeline harç koyan, Azerbaycan’da Mehmet Emin Resulzade’leri, Pakistan’da Muhammed Ali Cinnah’ları ve Libya’da Ömer Muhtar’ları yetiştirip bu ülkelerde Müslüman duruşunu her türlü yokluğa rağmen eli kanlı emperyalist Batı’ya gösterme amaçlı iş gören, birilerinin hain olarak nitelendirdiği Enver Paşa, Kuşçubaşı Eşref, Fuat Balkan ve Süleyman Askeri gibi şahsiyeti büyük insanların yönettiği Teşkilat-ı Mahsusa, 1960’lı yıllarda Amerikan istihbaratı tarafından keşfedilmiş ve hain olarak gördüğümüz o insanların yüz sene önce yaptığı muhteşem çalışmaları mercek altına almıştır. Yani bizim bîhaber olduğumuz kendi teşkilatımızın çalışmalarını yine başkaları araştırıyor ve taktiklerini benimsiyor.
Bugün Gazetesi’nde Mehmet Metiner’in sanki birilerine taraf olmak amaçlı kaleme aldığı, onlarca yıldan beri yaftalanan o büyük şahsiyetler hakkında aşağılayıcı ve dengeyi tutturamadığı yazısı da toplu hücumun farklı bir göstergesi. Ayrıca bu düşüncelerini diğer Türk devletlerinde ve özellikle 1918’de bizzat Enver Paşa tarafından kurtarılan kardeş Azerbaycan’da savunmasın yoksa Türkiye olarak imajımız iyi bir kayba uğrar.
Evet ülkemizde sorunlar bulunmakta; başörtüsü sorunu, insan hakları sorunu, terör sorunu. Bu konularda sivil toplum örgütlerinin girişimleri vazgeçilemez mahiyettedir. Ancak yıllardan beri başörtüsü konusundaki hassasiyetini alkışladığımız Mazlum Der’in, belirttiğimiz konulara bakış açısı da içlerimizi yakar cinsten. Öncelikle, bizlerin terör sorunu olarak adlandırdığımız meselelere etnik ayrıma dayalı Kürt sorunu tanımlamaları, ele aldıkları gözlük hakkında ön bilgi verir mahiyettedir.
Bu ülkede 200 senedir var olduğunu ileri sürdükleri sözde Kürt sorunu ve Said Nursi hakkındaki savunmaları maalesef bizim çizdiğimiz portreyi bir hayli aşmakta. Bizim birleştirici çabalarımıza karşın Said Nursi’nin Türkiye gibi bir ülkeye hizmet etmeyeceği, Türkiye’yi hiçbir şekilde övmeyeceği, Kürtler’in coğrafyası olan Doğu’nun bazı kesimlerinin Osmanlı’da Kürdistan olarak anıldığı ve bunun hiçbir şekilde ayrımcılığa sebep olamayacağını belirtmeleri bizleri derinden yaralamıştır.
Said Nursi gibi yüce bir şahsiyetin mensubu olduğu Kürt unsuru Türkiye Cumhuriyeti için bir problem olmadığı gibi, İslam memleketleri için çalışan Teşkilat-ı Mahsusa için de, hain ilan edilip Said Nursi’nin külliyatlarından bazılarını bizzat kendi parasıyla bastıran Enver Paşa için de problemi hayal edilemez bir olguydu. Nitekim milli şairimiz de Arnavut kökenlidir. Bizler birleştirici yaklaşımlarda bulundukça nedense bizlere yıllardır aşılanmaya çalışılan Avrupa tarzı insan hakları, özgürlükler ve demokrasi anlayışı savunulmakta. Eğer herkesin söz söyleme hakkı varsa, şu zeminde ve her zaman birleştirici ve uzlaştırıcı olmak zorundayız. Kimsenin bölücülüğe geçit veren yolları açmaya ve bu konuda hassasiyet gösteren insanları yaftalamaya hakkı yoktur.
Eskiden olduğu gibi merhum atalarımızın da izlediği uzlaştırıcı politikayı izleyecek, hep birlikte kendi sorunlarımızla beraber diğer Müslüman halkların da sorunlarını çözeceğiz.
Mehmet Fatih ÖZTARSU
http://www.haber7.com/haber/20080716...birilerine.php


LinkBack URL
About LinkBacks




