• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    ismail28 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-08-2008
    Mesajlar
    241
    Karizma Gücü
    4

    duanın gücü

    Duanın Gücü

    Temeli sevgi ve diğerkâmlık olan duanın gizemi kanaatimce tam olarak anlaşılmış değildir. Bizler havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcı’ya duyulan ihtiyaç vardır. Çünkü insanın sahip olduğu ruhun mahiyeti bilinmese bile, “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir...” (İsra, 85) ve “…Ben ona ruhumdan üfledim.” (Hicr, 29) ayetleriyle, ruhumuzun, Allah’a ait bir emanet olduğu bilinmektedir. Özü ve kaynağı Allah’tan olan ruhun, kendi hakikatine ihtiyacının olması doğaldır. Bu noktada dua, ruhun madde âleminden mana âlemine yönelmesi, Allah’a yükselmesi, O’na ulaşması ve yüceliklerle dolu bir atmosfere gönül yoluyla seyahat etmesidir. İyi bilmeliyiz ki, Allah’a ulaşmak için birtakım katı kurallara veya karmaşık yollara ihtiyaç yoktur. Bunun için, çok kolay ve sade bir yol olan dua, oldukça güzel bir yöntemdir. Dua etmek için sadece Allah’a yönelme niyeti ve çabası gereklidir. Bu çaba da akıl ve zekâ ile olabilse de gerçekte, sevgi ve gönülle olacaktır. Biz buna, gönlü aklın biraz önüne çıkarmadır diyebiliriz. Çünkü insan aklıyla değil gönlüyle yakarır. Gönlüyle yakarma işi gerçekte bir aşktır. Aşk ise, aklın yapamadığı çok şeylerin üstesinden gelir. Kültürümüz bunun eşsiz örnekleriyle doludur. Aşkın aydınlattığı gönül birtakım derin fıtrî özelliklerle bezenmiş şekilde Yaratıcısından almaya ve O’na gönlünü vermeye hazır durumdadır. Bu, ruhun aslî safiyetine yaklaştığı öyle bir andır ki, dua için kalkan eller, kıpırdayan dudaklar ve yönelen samimi gönüller mutlaka karşılığını bulur.

    Dua esnasında her birimiz âdeta kendi nefsimizle hesaplaşırız. Kendimizi objektif bir bakışla, riyasız bir şekilde ve olduğu gibi görürüz. Varsa hatamızın, hırsımızın, kinimizin, kibir ve gururumuzun farkına varırız. İç dünyamızda sık sık yapacağımız bu ısrarlı ve tarafsız muhasebe neticede pişmanlığı doğurarak bize, ahlâkî değerlere tam bir dönüş imkânı ve bağlılık hissi kazandırır. Bu hislerin eşliğindeki dua ile, gönlümüzün derinliklerinde bir ışık, bir ümit, bir kutlu kıpırdanış duyarız ki, ruhumuz bununla sükuna kavuşur; fizik ve mana bedenimizde bir ahenk belirir. Derde, sıkıntıya, yoksulluğa, hastalığa karşı büyük bir direnme gücü kazanırız. Bütün bunlara, hatta ölüme bile tebessümle bakabiliriz bu ruh haliyle. Kendini bu kıvamda bulan bir hastanın nasıl iyileştiğine doktorlar bile şaşar kalır. Dua eden hastaların daha çabuk iyileştiği bilinmektedir. Çünkü duanın kişide doğurduğu huzur, onun tedavisine katkıda bulanacak olumlu bir etkidir. İşte bu, duanın gücüdür.

    Duanın etkilerinden bir kısmı da, ruha verdiği güzellikler ve inceliklerle, kişiyi bencillikten kurtarıp topluma bağlaması, ona, yaratılanları yaratandan ötürü sevmeyi, onlar için iyilikler temenni etmeyi öğretmesi ve gönlünde başkalarına yer verme büyüklüğünü kazandırmasıdır. Peygamberimiz (s.a.s.)’in; “Bir Müslüman’ın, yanında bulunmayan din kardeşi için yapacağı dua kabul edilir. O, kardeşi için dua ettikçe, yanındaki melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.” (Müslim, Zikir, 88) hadisi bunu açıkça göstermektedir. Bu kutlu sözdeki büyük müjdeyi kelimelerle ifade etmek mümkün gözükmüyor. Bu da duanın özünde bulunması gereken sevgi ve digergamlığın karşılığı olsa gerek.

    Satırlarımın sonunda duanın unutulan ya da ihmal edilen bir yönüne değinmek istiyorum. Bilinen ve kullanılan şekliyle dua, bir şikâyetin, bir ızdırabın giderilmesine yönelik yardım dilemek biçimlerinde gerçekleşmektedir. Genelde, içimizden darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız. Bence dua bir şeyler isteyip almaktan öte, bir yerlere ulaşma, yücelere erme olayıdır. Çünkü Allah, kendisine sevgiyle yönelene karşı daha fazla sevgiyle yönelir.



    “Darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız.”





    Seyid Ali Topal
    Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

  2. #2
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı ismail28 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Duanın Gücü

    Temeli sevgi ve diğerkâmlık olan duanın gizemi kanaatimce tam olarak anlaşılmış değildir. Bizler havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcı’ya duyulan ihtiyaç vardır. Çünkü insanın sahip olduğu ruhun mahiyeti bilinmese bile, “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir...” (İsra, 85) ve “…Ben ona ruhumdan üfledim.” (Hicr, 29) ayetleriyle, ruhumuzun, Allah’a ait bir emanet olduğu bilinmektedir. Özü ve kaynağı Allah’tan olan ruhun, kendi hakikatine ihtiyacının olması doğaldır. Bu noktada dua, ruhun madde âleminden mana âlemine yönelmesi, Allah’a yükselmesi, O’na ulaşması ve yüceliklerle dolu bir atmosfere gönül yoluyla seyahat etmesidir. İyi bilmeliyiz ki, Allah’a ulaşmak için birtakım katı kurallara veya karmaşık yollara ihtiyaç yoktur. Bunun için, çok kolay ve sade bir yol olan dua, oldukça güzel bir yöntemdir. Dua etmek için sadece Allah’a yönelme niyeti ve çabası gereklidir. Bu çaba da akıl ve zekâ ile olabilse de gerçekte, sevgi ve gönülle olacaktır. Biz buna, gönlü aklın biraz önüne çıkarmadır diyebiliriz. Çünkü insan aklıyla değil gönlüyle yakarır. Gönlüyle yakarma işi gerçekte bir aşktır. Aşk ise, aklın yapamadığı çok şeylerin üstesinden gelir. Kültürümüz bunun eşsiz örnekleriyle doludur. Aşkın aydınlattığı gönül birtakım derin fıtrî özelliklerle bezenmiş şekilde Yaratıcısından almaya ve O’na gönlünü vermeye hazır durumdadır. Bu, ruhun aslî safiyetine yaklaştığı öyle bir andır ki, dua için kalkan eller, kıpırdayan dudaklar ve yönelen samimi gönüller mutlaka karşılığını bulur.

    Dua esnasında her birimiz âdeta kendi nefsimizle hesaplaşırız. Kendimizi objektif bir bakışla, riyasız bir şekilde ve olduğu gibi görürüz. Varsa hatamızın, hırsımızın, kinimizin, kibir ve gururumuzun farkına varırız. İç dünyamızda sık sık yapacağımız bu ısrarlı ve tarafsız muhasebe neticede pişmanlığı doğurarak bize, ahlâkî değerlere tam bir dönüş imkânı ve bağlılık hissi kazandırır. Bu hislerin eşliğindeki dua ile, gönlümüzün derinliklerinde bir ışık, bir ümit, bir kutlu kıpırdanış duyarız ki, ruhumuz bununla sükuna kavuşur; fizik ve mana bedenimizde bir ahenk belirir. Derde, sıkıntıya, yoksulluğa, hastalığa karşı büyük bir direnme gücü kazanırız. Bütün bunlara, hatta ölüme bile tebessümle bakabiliriz bu ruh haliyle. Kendini bu kıvamda bulan bir hastanın nasıl iyileştiğine doktorlar bile şaşar kalır. Dua eden hastaların daha çabuk iyileştiği bilinmektedir. Çünkü duanın kişide doğurduğu huzur, onun tedavisine katkıda bulanacak olumlu bir etkidir. İşte bu, duanın gücüdür.

    Duanın etkilerinden bir kısmı da, ruha verdiği güzellikler ve inceliklerle, kişiyi bencillikten kurtarıp topluma bağlaması, ona, yaratılanları yaratandan ötürü sevmeyi, onlar için iyilikler temenni etmeyi öğretmesi ve gönlünde başkalarına yer verme büyüklüğünü kazandırmasıdır. Peygamberimiz (s.a.s.)’in; “Bir Müslüman’ın, yanında bulunmayan din kardeşi için yapacağı dua kabul edilir. O, kardeşi için dua ettikçe, yanındaki melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.” (Müslim, Zikir, 88) hadisi bunu açıkça göstermektedir. Bu kutlu sözdeki büyük müjdeyi kelimelerle ifade etmek mümkün gözükmüyor. Bu da duanın özünde bulunması gereken sevgi ve digergamlığın karşılığı olsa gerek.

    Satırlarımın sonunda duanın unutulan ya da ihmal edilen bir yönüne değinmek istiyorum. Bilinen ve kullanılan şekliyle dua, bir şikâyetin, bir ızdırabın giderilmesine yönelik yardım dilemek biçimlerinde gerçekleşmektedir. Genelde, içimizden darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız. Bence dua bir şeyler isteyip almaktan öte, bir yerlere ulaşma, yücelere erme olayıdır. Çünkü Allah, kendisine sevgiyle yönelene karşı daha fazla sevgiyle yönelir.



    “Darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız.”





    Seyid Ali Topal
    Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı


    Dostum çok sağol gerçekten harika bir yazı doğrusu çok etkilendim duanın gücü şüphesiz her zaman mevcut ve bu anlatımlada daha daha muhkem olmuş.
    emeğine sağlık sayende faydalandım.

  3. #3
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    ilki göz yaşı
    ikincisi dua
    bunlar olmasa insanlar çok zor durumda kalabilirlerdi belki
    sıkıntıda da olsak mutlu da olsak herzaman şükredip dua etmeyi bilmeliyiz diye düşünüyorum.
    sonuçta hiç bir şey kalıcı değil.
    teşekkürler bu güzel yazı için.
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  4. #4
    adigenazım adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-12-2007
    Mesajlar
    2,065
    Karizma Gücü
    0
    katkım olsun isterim böyle güzel bir konuya;

    2/186- Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler. ( BAKARA )

    7/55- Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. (ARAF)

    7/56- Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır. (ARAF)

    7/205- Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma. (ARAF)

    7/206- Zira Rabbinin katında olanlar, Allah'a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O'nu tenzih eder, şanını ulularlar ve yalnızca O'na secde ederler. (ARAF)

    13/14. Gerçek dua O'nadır. O'nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez. Kâfirlerin duası hep bir sapıklık içindedir. ( RA'D )

    28/28- Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma. ( KEHF )

    32/16- Onların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler. ( SECDE )

    40/60- Halbuki Rabbiniz: "Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu. ( MÜ'MİN)

    emeğine ve gönlüne sağlık.....

    iiforumlar.....

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. ViagranIn gücü(+16)
    2005 Konuları bölümünde paladin_55 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 09.05.05, 08:55
  2. deodarantın gücü :Ç
    2005 Konuları bölümünde mavzer tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 09.05.05, 04:07

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •