Milli Eğitim Bakanlığı yine “tribünlere oynama”ya başladı. Bakanlığın son olarak çıkardığı sınıf geçme yönetmeliği ile, neredeyse liselerde sınıf geçmek değil, sınıfta kalmak imkansız hale geldi. Bu mantığı anlamak, bu mantığı çözebilmek gerçekten zor.

Okullarda eğitim kalitesinin durumu zaten belli. Özellikle göç alan, sürekli büyüyen büyük kentlerde eğitim öğretim faaliyeti kör topal yürüyor. Sınıflar kalabalık. Okul ve derslik sayısı yetersiz. Öğretmen eksiği bir türlü giderilemiyor. Üstüne üstlük bir de sınıf geçme iyice kolaylaştırıldığı için, kalite daha da düşecek.

Sonra ne olacak. Herkes üniversiteye girebilmek için bekleyecek. Bu iş öyle sürekli yeni üniversite açmakla, üniversite kontenjanlarını yüzde bilmem kaç artırmakla da çözülmez. ÖSYM kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. ÖSYM MEB’in müfredatı ne ise, ona göre ÖSS sorularını belirleyip soruyor.

5 dersten, borçlu geçen, lise 3.sınıfta alan değiştiren, falan yapan, filan yapan. Ama bir türlü doğru düzgün eğitim alamayan bir genç ÖSYM’nin hazırladığı ÖSS soruları ile nasıl başa çıkacak? Liselerde bu kadar kalite düşerse, sınıf geçmek bu kadar kolay hale getirilirse, bu gençler ÖSS barajını nasıl aşacak?

Milli Eğitim Bakanlığı hoş bir şekilde, herkesi mutlu edecek şekilde “tribünlere oynayarak” sınıf geçmeyi bu kadar kolaylaştırıyor, peki bunun sonucu ne olur onu hiç düşünmüyor mu? Düşünmüyorsa, bunu birileri Milli Eğitim Bakanlığı’na hatırlatmıyo mu?

Liseleri bu kadar kolay bitirebilecek bir öğrencinin, ÖSS’de başarılı olması mümkün mü? ÖSS engelini aşması kolay mı? Peki ne olacak? Elbette, kör topal lise bitiren öğrenci, soluğu dershanelerde alacak. Benim anladığım bu. Milli Eğitim Bakanlığı, sanki gizliden gizliye dershanelere kaynak yaratıyor gibi. E ne de olsa, dersanelerin büyük bir kısmı, kendileri gibi düşünen kimselerin yönetiminde. Onlara kaynak yaratmayacaklar da, kime yaratacaklar.

ÖĞRETMENLER NE OLACAK?

Daha da önemlisi okullarda görev yapan onca öğretmenin durumu ne olacak. Bu durumda öğretmenlere okullarda, sadece gözetmenlik yapmak gibi bir görev kalıyor. Çünkü öğretmen ne not verirse versin, öğrenci nasıl olsa sınıfı geçeceğini bildiği için, ne öğretmeni dikkate alacak, ne de okuduğu dersleri.

Bu duruma da doğal olarak öğretmenler ve öğretmen sendikaları tepkili. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, liselerde sınıf geçme yönetmeliğinde yapılan
değişikliğin ´´öğretmenleri devre dışı bıraktığını´´ söylüyor haklı olarak. Koncuk sadece bu kadar konuşmakla da kalmıyor, bakın daha çarpıcı neler diyor:

´´Öğretmen etkisini sıfırlayacak, disiplinsiz davranışları tetikleyecek, öğrencinin öğretmeninin dikkate almamasına neden olacak, eğitimde kalite ve verimi azaltacak olan bu değişiklikle, okullar başıboşluğa itilecektir. Başarılı öğrenci ile başarısız öğrenci arasındaki ayrım ortadan kalkacak, öğrencinin ders çalışması için neden kalmayacaktır. Yönetmelik değişikliği öğretmenleri devre dışı bırakacaktır.´´

Bekir Türkmenoğlu

Bir lise öğrencisinin " 442 / 6 = ?" sorusunu yapamadığına şahit oldum. Bu sistemin neler getireceğini düşünemiyorum bile.