Günlerdir CHP grup Başkanvekili Kemal Kılıçtaroğlu belgeli bir rüşvet olayından bahsediyor. Olay bir kişi ile bir kamu görevlisi arasında geçseydi, birçok yurttaşın bu tür olayları kanıksaması nedeniyle ilgisiz kalması hoş karşılanabilirdi. (aslında rüşvetin her türlüsünün hoş karşılanması diye bir etik olamaz)
Ancak belgeli rüşvet olayı, rüşveti önlemek için gerekli önlemleri almakla görevli iktidar partisi Genel Başkan Yardımcısı ile ilgiliyse, ülkede 8 şiddetinde bir deprem olması gerekirken, CHP’nin, bir iki gazetenin ve namuslu bazı köşe yazarlarının dışında, tıs yok.
Bu olay demokratik Avrupa ülkelerinden birinde olsaydı hükümetlerin düşmesine neden olurdu. AKP, derhal Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin dokunulmazlık zırhının kaldırılmasını ve bağımsız yargı önünde hesap vermesini sağlamak yerine, suskunluğu tercih ederek ve olayı zamana yayarak unutturmak, iktidar yanlısı medya da olayı gündemden düşürmek için tek satır yazmamak gayreti içinde olduğunu görüyoruz.
Bu olumsuzluklara tepkisiz kalan devlet olarak, sivil toplum örgütleri olarak, yurttaş olarak,
Bizlere ne oldu?
Recep Tayyip Erdoğan 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimden önce meydanlarda “Yolsuzluklara damardan gireceğiz” diye yurttaşlara söz vermiş ve oylarını alarak iktidara gelmişti. O günden bu güne kadar muhalefet partisi tarafından birçok Bakanı hakkında yolsuzluk yaptıkları savıyla verilen tüm soruşturma önergeleri AKP’nin oyları ile reddedilmiş, bırakın damardan girmeyi, kenarından teğet bile geçilmemiştir.
Yine seçimlerden önce, AKP Genel başkanı sıfatıyla Erdoğan yurttaşlara seslenirken “AK Parti bütün kadrolarıyla, bunun için yola çıkmıştır. Sıkıntılarımız büyük. Sıkıntılarımızın temelinde yolsuzluk yatıyor. İktidara geldiğimizde, hortumcuların hortumunu keseceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını ne yiyeceğiz ne de yedireceğiz” sözünü veriyordu.
İktidara geldikten sonrada Başbakan sıfatıyla "Devletin malı deniz, yemeyen domuz döneminin bittiğini, hortumlarını kesiyoruz, kesmeye devam edeceğiz. Milleti nasıl soymuşlar göreceksiniz" diyordu. Ancak kesilen hortumların hiç birinin hayli uzamış AKP’lilerin hortumları olmadığı görülmektedir.
AKP’li belediyelerde yapılan yolsuzluk savları için, İçişleri Bakan’ından yasa gereği alınması gereken izin alınamamakta, yapılan itirazlar sonucu bazıları ancak Danıştay kararı ile yargının önüne çıkarılabilmektedir.
Yolsuzluk, çocuklarını zengin etme, yandaşlara ihale verme savları, nedeniyle her tarafı pis kokular sarmışken, 22 Temmuz 2007 günü yapılan genel seçimlerde AKP oyunu katlayarak tekrar iktidara gelebilmektedir.
Ulus olarak, yurttaş olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, tepkisiz, bana deymeyen yılan bin yaşasın mantığı ile derin bir uykuya dalan, sadaka kültürü yaratarak bir kilo nohut’a, 100 kilo kömüre oyumuza ipotek koyanlara karşı çıkmayan,
Bizlere ne oldu?
AKP hakkında Anayasa Mahkemesine açılan dava sonucunda, gerekli yeterli oy sağlanıp parti kapatılmamakla birlikte 1’e karşı 10 oyla, laik Türkiye Cumhuriyetinin olmazsa olmazı olan “laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu” kabul edilip, AKP’nin sabıkası tescil edilmesi karşın, Genel Başkan Yardımcısı Prof unvanlı Edibe Sözen “Her seviyedeki okulda, her dine mensup öğrenciler için ibadethaneler açılması” konusunda yasa tasarı taslağı hazırlayarak, Anayasa Mahkemesi kararını hiçe sayıyor. Tepki görmesinden sonra geri çekmek zorunda kalıyor.
Bu olanlardan sonra yurttaş olarak Başbakana bir sorum olacak.

Sayın Başbakan, Siz parti grubunuzda esip gürlerken, yolsuzluklar bitireceğiniz, laikliğe sahip çıkacağınızı söylerken, bir tarafınızda rüşvet aldığı suçlamasıyla karşı karşıya olan, diğer tarafınızda laikliğe aykırı yasa tasarısı hazırlayıp gördüğü baskı sonucu geri olmak zorunda bırakılan Genel Başkan Yardımcılarınızın oturmalarından rahatsız olmuyor musunuz?

Yolsuzlukları bitiren, devlet malını hortumlayanların tüm hortumlarını ayırım yapmadan kökünden kesen, yurttaşlarına verdiği sözleri tutan şeffaf iktidarlar dileğiyle 15.8.2008

kaynak

“Yolsuzluklara damardan gireceğiz''

Dediklerini yaptılar ...8 yılda hakkında 84 dosyadan sadece birinden beraat eden RTE nin 20 dosyası afla ertelendi,İktidarı döneminde yolsuzluk 8' e katlandı..Nitelikli Dolandırıcılıktan 2 yıl hapis cezası almış adamı(Muhammet Sakıp Kurt)başkan seçip ,en son Dişli'nin yolsuzluğunu Milletvekili dokunulmazlığının ardına koyup ,sahip çıkarak gerçekten YOLSUZLUKLARA DAMARDAN GİRMİŞLERDİR. Yaptıkları yolsuzluklara (ki yazılanlar devede kulak) DAMARDAN girip ülkenin bunlardan temizlenmesi dileğiyle...
Savcılar ,Yargı,Hukuk ne güne duruyor bu ülkede?Bir tane Yalçınkaya gibi bunların işledikleri suçlara dur diyecek bir Hukuk,Adalet,Kanun,Merci kalmadımı memlekette?