• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 13 1234567891011 ... SonSon
122 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0

    Yumurtaya can veren Allah! (mı ?)





























    Bilimi, Allah'ın yarattığını keşfetme çabası olarak görüyorum. Ve "düşünceye önem" veren insanların Allah düşüncesi üzerinde yoğunlaşmaları gerektiğini düşünüyorum.

    akıl ve şuuru olmayan atomların bu tatlı civcivi oluşturabilmesinin imkanı hakkında, vicdani bir tefekkürün olmasını gerekli görenlerdenim.

    1. yol, inançsızlığın açıklaması : herşey bigbangle başladı, tesadüfen belirli ısı aralığında kalan, bir gaz kümesi zamanla soğudu, tesadüfen o gezegen üzerinde atmosfer oluştu ve gazlar tesadüfen yaşamaya elverişli miktarlara geldi, tesadüfen hücre bağlarının birbirlerine tutulmasını sağlayan karbon oluştu, ve yine tesadüfen, bir şimşek çaktı tek hücreli bir bakteri oluştu, binlerce yıl sonra bir şimşek onu tesadüfen iki hücreliye dönüştürdü, sonra evrim başladı, katrilyonlarca tesadüf birbirini izledi ve bugün sayısını tahmin bile edemeyeceğimiz, dünyamızdaki ekolojik denge açısından her biri gerekli milyarlarca canlı örneği oluştu.

    2. yol, inancın açıklaması : herşeye gücü ve kudreti yeten mükemmel bir varlık, herşeyi olması gerektiği gibi, her varlığı ihtiyacı olan donanım ve özelliklerle yarattı. o yaratma sistemini kurdu.

    bu başlık benzeri canlılar adedince başlık açılabilir diye düşünüyorum. çünkü yıllarını bilime vermiş insanlar bile bu kadar yüklü bilim mirasına rağmen hala daha canlıların mükemmellliklerini anlatabilmekten uzak ve aciz gözüküyor.

    bir ineğin ottan süt yapmasını görüp, Allah'a inanmayan bir insanın, o derece sağlıklı bir sütü ottan çıkartamayan akıl ve şuur sahibi bilim adamlarına dönüp "bu inek sizden daha akıllı" demesi gerekmez mi?

    bir bal arısının yaptığı balı günümüz teknolojisiyle biz yapamıyoruz, o ise milyarlarca senedir bunu yapabiliyor, akılsız ve şuursuz atomların kendi kendilerine bunu becerebildiğini söylemek gerçekten de ne kadar mantıklı?

    başlık belirli bir örnek üzerine olsa da başlık altında Allah inancının konuşulması sanırım daha güzel olur.

    İnançsız olup bu başlık altında yazılar yazmak isteyen arkadaşların, dinlerin kendilerince gördükleri saçmalıklarını yazmak şeklinde konuya katılmalarındansa "Allah" düşüncesi ve varlığın "kendi kendine olması" hakkındaki düşüncelerini yazmalarını tercih ederim şahsen ben.

    bunu kimileri, cevap veremeyip şiştiğimiz gibi yorumlayabilir, bense bazılarıyla aynı düzlemi yakalayıp, Allah a inanan insanlara dinin muhtevasını anlatma şeklinde yorumlanmasını tercih ediyorum.

    baki selamlar.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  2. #2
    :(WeEp): adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-06-2008
    Mesajlar
    323
    Karizma Gücü
    0
    Birileri konuyu sabote etmediği takdirde hoş konuşma ortamları oluşabilir.

    İnsan düşünüyor, konuşuyor, hatırlıyor veya unutuyor, görüyor, koku alıyor, duyuyor... Bütün bunları atomlar bir araya gelip sistemli çalışarak yapıyorlar. Gözünü kaybeden ya da beynindeki görme olayı ile ilgilenen kısmı hasarlı olanlar göremiyorlar. Sonuçta bu ve benzeri şeylerde başrol atomların ve üzerinde bulundukları sistemin.

    Ruh kavramına çok uzak bakıyorum. Çünkü o zaman ruhun bütün bunları nasıl yaptığını mantıklı şekilde açıklayabiliyor olmam gerekir. Durduk yere ruh diye birşeyin olduğunu kabul etmektense, olduğundan emin olduğum şeyler hakkında konuşmayı tercih ederim.

    Zaten kimse taşta bir şuur olduğunu iddia etmiyor. Bu şuursuzların sistematik çalışmalarının ürünü şuur. Onların sistematik çalışmaları için şuura ihtiyaçları yok. Yapıları buna oldukça elverişli.

    Diğer yandan bu sistemin yani bizim nereden gelip nereye gittiğimizi düşünmemiz ise çok ilginç. Bu noktada mutlaka bir boşlukla karşı karşıya kalacağız. Ve birilerinin bu boşluktan istifade etmesi mümkün. İnsanlar eskiden beri nereden geldik nasıl yaratıldık nereye gidiyoruz gibi problemlerin içerisinde kendilerini buluvermişler. Bastıkları yerin yuvarlak olduğundan bile habersiz olan bu insanlar, yapabildiklerinin en iyisini yaparak en görkemli en gösterişli olan şeylere yönelmişler. Muhtemelen biz de öyle yapardık. Güneş'e Ay'a Göğe tapabilirdik. Göğün dokunulacak birşey olduğunu düşünebilirdik. Ulaşacağımız gerçekler sınırlı olduğu için, mesela gökteki maviliğin ötesi olduğunu bilmemizin imkanı yoktu, güneşin ne olduğunu, ayın ne olduğunu bilmemizin imkanı yoktu, birine ışık birine lamba demekten başka diyebileceğimiz birşey de yok gibiydi. Eski insanlar gece havaya baktıklarında gördükleri yıldızlarla yakınımızdaki güneşin aynı şey olduğunu nasıl düşünebilirlerdi ki?! Araplar onların şeytanların göğe ulaşamaması için taşlama olduğunu düşünebilirlerdi ki düşündüler de. Yön ve zaman tayini için hep kullanılan şeydi zaten yıldızlar. Eski Türkler de geceyi gündüzün üzerine çekilmiş bir çadır olarak düşünüyorlardı. Yıldızlar onlara göre çadırdaki deliklerdi ve içeriye ışık süzülüyordu. Ayrıca onları "göğün kapıları" olarak düşünüyorlardı. Eski insanlar bilmedikleri herşeye bir hikaye uyduragelmişlerdir. Çünkü insan eskiden beri etrafında olup bitenleri anlamlandırmaya çalışmıştır. Bunun en kestirme ve kolay yolu tanrılardı. Onlar yapmışlardı. Bazısı onu bir tane olarak düşündü bazısı da onlarca olduğunu... Sonuçta o zamanın imkanlarıyla karşılaştıkları ve belki de düşünmeye başladıkları ilk zamanlardan beri akıllarındaki bu en büyük boşluğu, problemi oluşturan soruyu geçici bir cevapla arka plana atabiliyorlardı. Mesela "Buda" onun varlığı ya da yokluğunu bilmemizin veya bilmememizin bize bir getirisi-götürüsü olmadığını ima etmişti kendisine sorulan bir soruya cevap olarak.

    Şimdi durum farklı. Geceleri çıkan ve ulaşılmaz olduğunu düşündüğümüz, hatta ulaşsak bile "sadece bir ışık" olduğunu düşündüğümüz şeyin üzerinde yürüdük. Eski cevaplar bizi kesmemeye başladı. Ve yine düşünüyoruz. Kendim adına konuşmam gerekirse; evet, belki Tanrı'nın Kur'an, Tevrat gibi kitaplarla bize bir mesaj göndermediğini böylece anlamış olduk ama onun olup olmadığı sorusu ve bizim nasıl olduğumuz soruları yine askıda kalmış oldu. Her ihtimalde Tanrı'nın varlığı düşünülebilir. Onun varlığı kitaplara bağlı değil. Ve yine her ihtimalde bize ol! deyip olduğumuz düşünülebilir. Fakat bunlar sadece düşündüklerimizden ibaret olacaktır. Gerçeği bilemeyiz. Eskiden daha kolaydı. Kimse aya ulaşamıyordu, kimse göğün aşılabileceğini düşünmüyor, kuşların uçmasını bile olup olmadığını anlamak için ulaşamadıkları göğün ötesinde olduğunu düşündükleri Tanrı'ya bağlayarak hallediyorlardı.

    İmkanlarımız çoğalınca göğün ötesini gördük. Şimdi kendimizi nasıl kandıracağız, beynimizdeki o boşluğu, o cevapsız soruları nasıl susturacağız?! İnsan eskiden beri kubbe dediği o göğün sınırlarını hiç aşmamalıydı.

    Asıl soru şu:

    Şimdi naapcaz?!!!

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Aslanbaş arkadaşım,öncelikle emeğinize ve iyi niyetinize teşekürrler.Bu yumurtadan civcivi bir yaratan çıkartmış olabilir ama,dinlerde kendini anlatan yaratıcı bu olmamalı derim.Bu sarı sudan civcivi var eden büyük tasarımcı,aynı dehşetengiz mucizesini gönderdiği dinlerdede göstermeliydi derim.Oysa mevcut dinlere baktığınızda daha insanın yaratılışına bile karşı konulamaz kesinlikte cevaplar veremiyor.

  4. #4
    Dr. Who adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-06-2007
    Mesajlar
    292
    Karizma Gücü
    0
    Gerçekten mükemmel işleyen bir embriyonik gelişim. Bir ilk planlayıcı olduğunu düşündürüyor. Peki doğadaki her gelişim böyle mükemmel mi sonuçlanıyor ? Doğanın kusurları yok mudur ? Şahsi kanaatim herşeyin bir ilk sebebi var. Saat kurulmuş ve kendi kendine işliyor. zaman zaman aksıyor, duruyor. Doğa ne HYcilerin anlattığı kadar mükemmel, nede pozitif ateistlerin ki kadarda aptal . Bu benim fikrim
    Artık yaşam değişti. Batıl inançlar bilimin sağlam kalelerini sarsmıyor. Ancak insanlar ruhani dünyanın inkarı konusunda fazla ısrarcı davranabiliyor. Soğuk ve rutubetin geri dönüşüyle birlikte bu modern binada yorgunluk belirtileri de baş göstermeye başlamış. Henüz hiç kimse farkında olmayabilir ama "Krallık"ın kapıları bir kez daha açılıyor..

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Aslanbaş arkadaşım,öncelikle emeğinize ve iyi niyetinize teşekürrler.Bu yumurtadan civcivi bir yaratan çıkartmış olabilir ama,dinlerde kendini anlatan yaratıcı bu olmamalı derim.Bu sarı sudan civcivi var eden büyük tasarımcı,aynı dehşetengiz mucizesini gönderdiği dinlerdede göstermeliydi derim.Oysa mevcut dinlere baktığınızda daha insanın yaratılışına bile karşı konulamaz kesinlikte cevaplar veremiyor.
    o halde konuşmamızın başlangıcı olarak bize deizmi savunacağınızı söyleyebilir miyiz?

    Alıntı :(WeEp): tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Zaten kimse taşta bir şuur olduğunu iddia etmiyor. Bu şuursuzların sistematik çalışmalarının ürünü şuur. Onların sistematik çalışmaları için şuura ihtiyaçları yok. Yapıları buna oldukça elverişli.
    üzerinde durduğumuz konu bu zaten.
    inananlara göre mümkün olamayacak bir durumun sizin için gayet makul olduğunu söylemişsiniz.

    benzeri odunlardan çıkan iki meyveyi düşünmek istiyorum.
    birinden elma çıkıyor, kabuklu da yenilebilir, dilimsiz, diğerinden portakal çıkıyor, dilimli olmasa yeme konusu oldukça problem olabilicek bir meyve. veya mandalina.

    şimdi siz, bunu dizayn eden şey nedir diyorsunuz?
    ya da bu rastlantı mıdır? rastlantıysa nasıl bir rastlantıdır ki herşeyde görüyoruz?

    yanyana gömdüğümüz iki tohum aynı şeylere maruz kalıyor, ( güneş, toprak, su ) ve harika bir ürün çıkıyor.

    bunu sağlayan şey, bir şuur (akıl) değilse nedir ben anlayamadım?

    Alıntı Dr. Who tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Gerçekten mükemmel işleyen bir embriyonik gelişim. Bir ilk planlayıcı olduğunu düşündürüyor. Peki doğadaki her gelişim böyle mükemmel mi sonuçlanıyor ? Doğanın kusurları yok mudur ? Şahsi kanaatim herşeyin bir ilk sebebi var. Saat kurulmuş ve kendi kendine işliyor. zaman zaman aksıyor, duruyor. Doğa ne HYcilerin anlattığı kadar mükemmel, nede pozitif ateistlerin ki kadarda aptal . Bu benim fikrim
    bu duruşun adı nedir peki drwho?
    ilk sebebe inanışınız Allah inancınıza sahip olduğunuzu gösteriyor? kısaca bizle bu başlık altında "deizmi" konuşmak ister misiniz? ( kendi savınız olarak )
    Bu mesaj en son " 25.08.08 " tarihinde saat 13:04 itibariyle alpi1907 tarafından düzenlenmiştir... Neden: ard arda mesaj...
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı aslanbash tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    o halde konuşmamızın başlangıcı olarak bize deizmi savunacağınızı söyleyebilir miyiz?
    Hayır ben şahsen angostiğim.Dinlerin kendi savlarınıda,deizmin kendi bilinmezliğinide,ateizmin ve yaratılışçı tezlerinide didkliyorum.Birini eleştirmek veya gördüğüm çelişkiyi sunmak,berikine inandığım anlamı taşımaz.Bunu şu anda abimlede konuşuyoruz.O da önceden deistdi.Angostizmin doğasında vardır bu.

    Örneğin evrime inanan birisi bir yaratıcı olmadığı çıkarımı yapmalımıdır?Veya ona cevap veren yaratılışcının delilleri(Harun Yahya tandaslı deliller) yeterince doyurucumudur.Açıkcası ben yaratılışcılara sorduğum çapraz soruya cevap alamadığımdan dolayı,ateist evrimciliğin çelişkilerine geçemedim daha.

    Mesela doğadaki herşey tam mükemmelmidir?Hilkat garibelerinin açıklaması nedir?Tipsiz ve görece iğrenç canlılar neyin nesidir?Dinazorlar,timsahlar vs vs baktığınızda bir yaratıcı tarafından gerekli şartlar oluşturulup evrimi kendi haline bırakmış gibi hissedebiliyorsunuz.

    Bu konuyu derinleştirebiliriz.Yeterki üslubumuz bu istikametde seyretsin,bilmeyenler sadece izlesin,kafir küffarcılar beri dursun.

  7. #7
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    evet nerden gırsem konuya bılmıyorum fakat şurdan katılalım dınlerı asla kabul etmem fakat sıstemın oldugunu göruyorum planlı sankı bırseyler burdan bakınca acaba bıseyler mı var yaratan kım bu ? zeus turu bır mıtolojık tanrımı kı na mumkun yoksa dınlerın yarattıkları tanrılar mı ? (ıslam-musevılık-hrıst.)

    o zaman bu doga ve sıstemı yaratan guc neden kıtaplar ındırsın ya da peygamberler cıkarsın ınsana gereklı duyguları verıp ödullendırıp cezalandırsın madem bu kadar buyukse neden kendını ınsana ındırgesın ?

    burdan şuraya varıyorum evet ben doga karsısında tıpkı eskı ınsanlar gıbı gucsuz kalıyorum gucsuzlugum beynımde bır avuntu seklındekı yaratıcıyı yansıtıyor aslında ben kendı tanrımı beynımde yaratıp bu mukemmellıgı onla bagdastırdım...

    dınlerı ele alıp degerlendırmedım konuyu acan arkadasımızın ıstegı uzerıne...

    evet benım bu bölume acmak ıstedıgım konunun özunu bır yerde olusturuyor bu konu.


    dınler olmadan da ınanabılır mısınız ? dıye sorasım gelıyor acıkcası.
    ............
    imza

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Yav bir tek yumurta gösterdiler bizim gibi küffara,hepimiz itiraf.com'a çevirdik burayı

    Samimiyetinden dolayı herkese teşekkürler.

  9. #9
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    yok ıtıraf degıl cözume gıden yol
    ............
    imza

  10. #10
    ELaNuR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    1,597
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı aslanbash tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    1. yol, inançsızlığın açıklaması : herşey bigbangle başladı, tesadüfen belirli ısı aralığında kalan, bir gaz kümesi zamanla soğudu, tesadüfen o gezegen üzerinde atmosfer oluştu ve gazlar tesadüfen yaşamaya elverişli miktarlara geldi, tesadüfen hücre bağlarının birbirlerine tutulmasını sağlayan karbon oluştu, ve yine tesadüfen, bir şimşek çaktı tek hücreli bir bakteri oluştu, binlerce yıl sonra bir şimşek onu tesadüfen iki hücreliye dönüştürdü, sonra evrim başladı, katrilyonlarca tesadüf birbirini izledi ve bugün sayısını tahmin bile edemeyeceğimiz, dünyamızdaki ekolojik denge açısından her biri gerekli milyarlarca canlı örneği oluştu.
    Benim aklim bu bölüme takildi

    Bunu diyen kimlerdir aslanbash? Bir kac kaynak verebilirmisiniz, böyle düsünen kisileri bu düsünceye iten mantigi merak ettim, biraz okuyup anlamaya calisiyim..
    Derdini SöyLemeyen iyi eder , birde onun derdiyLe ugrasamam !
    Ne kadar kücük seyler icin aglardik
    Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek
    Simdi büyüdük..
    Cok büyük olaylar bile aglatmiyor bizi, ölümler, savaslar, iflaslar
    Simdi daha mi güclüyüz? Yoksa daha mi aliskin?
    Hayati ögrenmek, alismak mi acaba?

    Keşke Hep Cocuk KaLsaydım..da, Dizimdeki Yarayı En Büyük Acı Sansaydım..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Tenya'lara el-hücummmm allah allah allaahhh
    2005 Konuları bölümünde CreMaToRiuM tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 13.10.05, 19:18

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •