Türkiye'nin çevresinde meydana gelen yeni gelişmelere biraz yakından bakıldığında çıplak gözle bile görülüyor: Ortadoğu'da, Güneydoğu Asya'da, Kafkaslar'da ortaya çıkan her ihtilâf tablosunun bir yerinde Türkiye mutlaka oluyor. Pakistan'da askerî yönetimin son kalıntısı Devlet Başkanı Pervez Musharraf'in istifasına kadar varan olayların başlangıcında Türkiye vardı; muhtemelen bu son olayda da rol oynadı Türkiye. Filistin, Suriye, Lübnan gibi hayati sorunların
global istikrarı etkilediği ülkelerde pek çok siyasi olayın geri planında Türkiye vardı. İran'la hesabı olanlar Türkiye'yi de hesaplarına katmak zorundalar.
Türkiye daha nerelerde var: Gürcistan-Rusya ihtilâfının aldığı biçimde, Boğazlar'dan gönderilen insanî yardımda... Osetya, Abhazya ile birlikte Gürcistan'ın dünyaya erişim noktası Türkiye... Rusya Gürcistan'a vurdu, Ermeniler bile ortaya çıkan tablodan olumsuz etkilendiler;
Erivan gözlerini Türkiye ile ilişkileri normalleştirme umuduna dikti.
Böyle bir ülkeyi yöneten kadronun ne yapacağı içeride ve
dışarıda elbette merak edilir.
Acaba Ak Parti'nin kendisi kapatma davasının
kapatılmamayla sonuçlandığı bu yeni dönemde kendi misyonunu nasıl tanımlıyor? Neleri ne zaman yapmayı düşünüyor?
Ak Parti'ye bakarak kendilerini tanımlayan
yerli ve yabancı odakların ne düşündüklerini, ne planladıklarını, temennilerinin ne olduğunu üç aşağı beş yukarı tahmin ediyor ve biliyoruz da,
yaz suskunluğuna bürünen Ak Parti'nin niyetleri konusunda ise fazla bir bilgi sahibi değiliz.