• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    <span style='color: #FFFFFF'><span class='glow_800080'>hüsobaba</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2007
    Mesajlar
    9,267
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Can dündar'ın ordu ile ilgili yazısı

    Ordu, Türkçe perde açışının 100'üncü yılını kutluyor
    Anadolu'da bir tiyatro mucizesi
    Ordu, Karadeniz'de hep ilericilerden yana oy vermiş bir kent... Karadeniz Otoyolu'na sahilini dokundurtmayan yegane kent... Türkiye'nin ilk köy gazetesinin yayımlandığı kent... Bu köklü bilincin arkasında kentin asırlık sanat geleneği ile tiyatro gönüllülerinin payı var



    Mütareke yılları... Ordu... Rumlar Düzmahalle'deki kilisenin ahşap okulunu tiyatroya çevirmişler, Rumca temsiller veriyorlar. Türk gençleri bunu görüp imreniyor.
    "Biz de yapamaz mıyız?" diye hevesleniyorlar. Ne de olsa, 10 yıl önce, 1908'de Namık Kemal'in "Vatan Yahut Silistre"si oynamış Ordu'da... Tiyatroyu tanıyorlar. Oynamak istiyorlar ama nerede? Salon yok ki?
    Gençler "Ne yapsak, nasıl etsek?" derken bir fikir gelişiyor: "Rumlardan tiyatro binasını ara sıra ödünç istesek?"
    "Neden olmasın?" deyip soluğu Metropolit'in makamında alıyorlar.
    Metropolit, Türk gençleri nezaketle dinliyor. "Tabii olur" diyor. Diledikleri zaman kullanmaları için binanın anahtarını veriyor.
    Türkler iki gün sonra binaya girip tiyatro hazırlıklarına başlıyorlar.
    İlk temsil: "İntibah-ı Milli" (Ulusal Uyanış)...
    Hilal-i Ahmer yararına düzenlenen temsil akşamı tiyatro hıncahınç doluyor. 5 bin lira hasılat toplanıyor. Büyük asma gaz lambalarıyla aydınlatılan salon alkışlarla inliyor.
    Sonra mütareke bitiyor. Rumlar göçüyor.
    O günden sonra binanın anahtarı hep Türklerde kalıyor ("Fevzi Güvemli'nin Anıları: Bir Zamanlar Ordu", Yayıma hazırlayan: İbrahim Dizman, Orsev Yayınları, 1996).

    Asırlık tiyatro binasında
    Ordu'daydım geçen hafta sonu...
    Dostum Zeki Özel'in Ordu Olay gazetesinin davetlisiydim.
    Yukarıda bahsettiğim kilise yanındaki tiyatro salonunda Ordulularla söyleştik. Ardından da "Anadolu'da Tiyatro" panelini izledik.
    Panel, Aydın Üstüntaş anısınaydı.
    Bu ismi duymamış olabilirsiniz. Ben de oldukça geç tanıştım. Oğlumla birlikte kaleme aldığımız "Duvar" adlı masalı oyunlaştırmıştı.
    Geçen yıl, aramızdan ayrıldı.
    Ailesi, anısına bir "tiyatro eleştirmeni ödülü" kondu. Onun gibi yüzünü Anadolu'ya dönen eleştirmenlere ödül verildi.

    Tiyatrocu imamlar
    Panelden sonra bir izleyici yanıma geldi. İmammış. Dedi ki:
    "Biz bir dönem 15 kadar din adamı, daha iyi ezan okuyabilmek için konservatuvarda kurs alıyorduk. Orada Aydın beyle tanıştık. Kendisi de bize tiyatro kursu vermeyi önerdi. Memnuniyetle kabul ettik. Ve Çanakkale direnişi üzerine bir oyun sahneledik."
    Bu tecrübeden o kadar yararlanmışlar ki, "Eskiden vaaz verirken hep yere bakardım, şimdi dört bir yanıma bakıp cemaatin tepkisini ölçüyorum" diyordu tiyatrocu imam...
    Talihe bakın ki, tiyatro hocası Aydın Üstüntaş'ın cenaze namazını kıldırmak da ona kısmet olmuş.

    Ahırda tiyatro
    Gaz lambalı tiyatrolar; kilisede salonlar, sahnede imamlar... Anadolu'nun bir başka yüzü bu...
    Bakmayın İstanbul'da kimilerinin tiyatroyu ucuz vodvillerden ibaret sandığına, yaşayabilmek için devlet desteğine bel bağladığına; "Anadolu'da tiyatro"nun, tamamen fedakarlığa dayanan ve insana umut aşılayan bir dinamizmi var.
    Oradayken bu sanat emekçilerine dair öyle çok öykü dinledim, öyle inançlı yüzler gördüm ki, size onları anlatmak istedim.
    Ordu'da Türk tiyatrosu 100'üncü yılını kutluyor. Metropolit'in anahtarını artık yeni kuşaklar devralmış.
    Aydın Üstüntaş, Kıyı dergisinde İbrahim Dizman'la yaptığı söyleşide daha çocuk yaşta arkadaşlarının ahırına sahne kurup oyun sahnelediklerini, hatta arkadaşlarının annesi tarafından "Çocuklar, ineği sağacağım, haydi dışarı" diye kovalandıklarını anımsıyor.
    Tiyatronun ahıra kadar girdiği yıllar..
    Bu gençlerin tiyatro sevdasını Halkevleri büyütüyor. Halkevleri kapandıktan sonra bile oradan yetişenlerin gayreti ile tiyatro yaşıyor.
    Tabii taşrada sahne almanın bütün zorluklarıyla birlikte...

    "Müsamere bu, sahici değil ki"
    Tek parti döneminde Moliere'in "Scapin'in Dolapları"nı oynarken emniyetin yasaklama kararıyla karşılaşmışlar.
    Aydın Üstüntaş, İstanbul'a eğitime gittiğinde cebindeki son parasını Cevat Fehmi Başkut'un "Harput'ta bir Amerikalı" oyununun tekstine harcamış. Hemen Ordu'ya gelip oyunu sahnelemiş. Halkevi Gençlik Tiyatrosu böyle doğmuş.
    Bir gün Çehov'un "Teklif"ini oynarken rol icabı Natalya rolündeki sahne arkadaşına evlenme teklif edince kızın babası kızmış.
    "Rol bu" dedilerse de dinlememiş, sormuş:
    "Ben rol mol bilmem; mahallelinin ağzını nasıl kapatacağız?"
    Bir başka skandal, "Göç"ü oynarken yaşanmış. Polis rolündeki oyuncu Aydın Üstüntaş'ı tutuklayıp götürürken seyirciler arasındaki halası haykırmış:
    "Oğlum, götürme onu; benim yeğenimdir. Burada müsamere yapıyorlar. Sahici değil ki!"
    Sonra fark etmiş durumu... Yüzüne bakıp "polis"e gülümsemiş: "Hay Allah iyiliğini versin. Sen de bizim kasap Mahir'in oğluymuşsun."

    Muhsin Ertuğrul Ordu'da
    Böyle başlayan bir serüven 1964'te Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu'nun (OBKT) kuruluşuyla kurumsallaşmış.
    Ordu Valisi, Muhsin Ertuğrul'a yazmış. Büyük usta Ordu'ya gelmiş. Ve OBKT kurulmuş.
    Ordu, sanat dünyasının dikkatini çekmiş.
    Aydın Üstüntaş'ın öğrencilerinden Ertuğrul Günay, Bizim Sanat dergisinde, 60'lardaki çocukluk yıllarını şöyle anlatıyor:
    "Ordu'da Cevat Fehmi Başkut, Tunç Yalman, Zihni Küçümen, Recep Bilginer, Ergun Köknar, Suna Pekuysal gibi birçok sanatçıyı alkışladığımızı, bugün bile çocuksu bir heyecan duyarak anımsıyorum."

    "İki kalas bir heves"
    Aydın Üstüntaş kendisi gibi bir tiyatro sevdalısı olan eşi Gülçin'i istemeye gittiğinde müstakbel kayınvalidesi, "Benim kızım tiyatroyla evlidir. Onun bu aşkını kabullenebilecek misin?" diye sormuş.
    O günden sonra ailece omuz vermişler tiyatroya... Üstüntaş 45 yılda 50 oyun yönetmiş, 36 oyunda rol almış, 26 oyun yazmış, pek çok insan yetiştirmiş.
    Yarım asır hiçbir maddi beklenti olmadan "iki kalas, bir heves"e tutunmak... Aş yerine sahne tozu yutarak köylere kadar sanat taşımak...
    Toplumların önünü, çoğu zaman adını bile duymadığımız bu fedakar aydınlar açıyor.
    Ordu'daki panelde konuşan Tanju Cılızoğlu, sanata yatırım yapan, uzun yıllardır perde açan Eskişehir, Ordu gibi Anadolu kentlerinin hep demokrasiden yana oy verdiğini ve ilerici belediyelerce yönetildiğini anımsattı.
    Bugün Ordu, Karadeniz'de "demokratların kalesi" diye anılıyorsa, Karadeniz'i "Kayadeniz"e çeviren otoyol sivil direniş sayesinde sadece Ordu sahillerine dokunamıyorsa, bunda asırlık sanat geleneğinin ve Aydın Üstüntaş gibi sanat gönüllülerinin payı vardır.
    Beddualarım her gece seninle,
    Konuştuğumuz saatlerde istisnasız tek bir cümle tekrarlıyorum;Sende birinin elinde oyuncak ol ve o kişiyi herşeyin sandığında aslında bir şerefsize gönül verdiğini anla.Yolladığın öpücükleri hatırladığım her anda yine tek bir cümle var aklımda; Kalbin alev olsun ve tüm bedenini sarsın,sarsın,sarsınki ateş bedenini ebedi dünyada karşıma geldiğinde yaşayacaklarını hisset.Özür dilerim dayanamam aslında acı çekmene ama helal olmaz sana hakkım,hesap soracak sana o masum duygularım...
    ---Hüsobaba---

  2. #2
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,064
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    güzel bir paylaşım Teşekkürler
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Şirketlerin maaş yazısı ile ilgili sorumlulukları nedir?
    2005 Konuları bölümünde griadam tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 30.10.05, 03:12
  2. Ordu Hersey mi?
    2005 Konuları bölümünde inopportune tarafından açılmış
    Yanıt: 26
    Son Mesaj: 22.10.05, 16:25
  3. Ordu - PKK - AB
    2005 Konuları bölümünde inopportune tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 21.10.05, 03:07

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •