AKP ve 'yumurta çalan adam'
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun geride bıraktığımız hafta ortaya attığı “belgeli iddia” AKP’yi zora soktu. Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Şaban Dişli’nin “iş takibi karşılığında 1 milyon dolar rüşvet aldığı”nı iddia etti. Kılıçdaroğlu, yaptığı basın toplantısında gazetecilere bu belgeyi dağıttı. Yandaş medyanın dışında kalanlar, belgeyi yayınladı, gazetecilik yaptı, sorular sordu.
AKP ve Şaban Dişli, ilk üç gün sessiz kalmayı tercih etti. “Birkaç gün yazar unuturlar” havasındaki AKP, kamuoyunun konuya ilgisinin yönelmesi üzerine, “zoraki” de olsa açıklama yapmak zorunda kaldı.
ERDOĞAN ‘ÇIK KONUŞ’ DEDİ
Bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla kameralar karşısına geçen Şaban Dişli ile AKP Grup Başkanvekili Bozdağ, iddialara karşı tatmin edici cevaplar vermek yerine, CHP’yi suçlamayı seçti. Hatta Şaban Dişli, dini istismar etmenin somut bir örneğini kameralar karşısında da gösterdi. Dişli, Berat Kandili’ne denk gelen toplantısını “CHP’yi bu mübarek günde Allah’a havale ediyorum” diyerek bitirdi. Dişli, o günden sonra sessizliğe gömüldü. Tıpkı partisi AKP gibi…
AKP belli ki; bugünlerde “suskunluğu” seçmiş vaziyette. Bunun iki sebebi olabilir. Birinci sebep belki şudur: “CHP biraz bağırır çağırır, sonra her şey unutulur.. Bu ülkede neler unutulmadı ki…” İkinci sebep ise akla daha yatkın: “Çıkıp ne söyleyeceğiz. Herşey zaten ortada.”
FIKRADAKİ GİBİ…
Bu durum, Süleyman Demirel’in anlattığı bir fıkraya benziyor. Demirel’in anlattığı fıkraya göre, adamın biri kümesten yumurta çalarken yakalanır. Hemen feryat figan bağırmaya başlar: “Avukatımı çağırın, avukatımı çağırın.” Hırsızı suçüstü yakalayan kümes sahibi şaşırır ve şunu sorar: “Yahu avukatın gelse ne söyleyecek ki?” Adam biraz mahzun, biraz da üzgün bir vaziyette konuşur: “Valla ben de onu merak ediyorum…”
AKP’nin durumu da “avukatını çağıran” adama benziyor. Belli ki AKP de ne söyleyeceğini bilemiyor… Boşa koysalar dolmuyor, doluya koysalar almıyor…
İSTANBUL DA SESSİZ
AKP Genel Merkezi’nin “suskunluk” politikası, belli ki İstanbul İl Başkanlığı tarafından da sürdürülüyor. “Yerel medyayı belediyelere ve partiye sokmayın” diye talimat veren AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, basından ısrarla kaçıyor. Hiçbir soruya cevap vermiyor. Basının önüne çıkmıyor. Öyle ki; bu tavrı, AKP’ye yöneltilen ciddi suçlamalarda bile geçerliliğini koruyor. Babuşçu, “görmedim, duymadım, bilmiyorum” anlayışıyla Türkiye’nin en büyük partisinin İstanbul İl Başkanlığı görevini yürütüyor.
Ancak Babuşçu’nun sorulara cevap vermemesi, hiçbir şeyi değiştirmiyor. “Gerçek” tüm acımasızlığı ve yakıcılığıyla orta yerde duruyor… Tıpkı Formula 1 yarışlarıyla Türkiye’nin tanıdığı Akfırat örneğinde olduğu gibi…
AKFIRAT’TA NELER OLUYOR?
Biliyorsunuz, Tuzla’ya bağlı Akfırat Beldesi’nin AKP’li Belediye Başkanı Hilmi Yıldız, geride bıraktığımız ay görevden alındı. İçişleri Bakanı “görevden alma” gerekçesini henüz yayımlamadı. Yıldız’dan boşalan koltuğa ise AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu’nun talimatıyla Meclis Üyesi Muhammet Sakıp Kurt seçildi. Kurt, AKP’li 3 üyenin itirazına rağmen, koltuğa oturdu. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın kardeşi Eyüp Yıldırım’la yakın ilişkileri olduğu bilinen Kurt’un, bölgede ikamet etmediği ortaya çıktı. Üsküdar’da oturan Kurt’un, Akfırat’tan nasıl meclis üyesi seçildiği de tam bir muamma…
İKİ GÖREVDE BİRDEN
Bir muamma daha var ki; aslında aklımız onu da almıyor. Kurt, 2004 yılında Belediye Meclis Üyesi olurken, aynı zamanda Telekom Yardım Sandığı’nın Genel Müdür Yardımcılığı’nı da yürütüyor. Bu sırada, “zimmet” suçlamasıyla ekibin tamamı soruşturmaya uğruyor. Kurt beraat ediyor, görevine dönüyor. Ancak Kurt’un yargılandığı ve soruşturmaya uğradı tek dava bu değil…
Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan “sahtecilik ve dolandırıcılık” davasından yargılanan Kurt, 2 yıl 3 ay hapis cezası alıyor. 21 Mayıs 2008’de Yargıtay 11. Ceza Dairesi’ne temyiz için giden dosyada, Kurt’a karşı ağır suçlamalar yer alıyor. Kurt ile bir arkadaşının yurtdışından çağırdıkları bir kişinin “vergi borcunu sildirme karşılığı”nda 43 bin YTL haksız kazanç elde ettiği iddia ediliyor. Kurt ve arkadaşı, “173 milyorlık vergi borcunu 43 milyara indirmeyi taahhüt ederek, bir işadamından para almakla” suçlanıyor.
CEZA ALIYOR AMA…
İşadamı 43 milyarı ödediği halde, böyle bir borcunun olmadığını öğrenince, soluğu mahkemede alıyor. Tam beş yıldır süren dava üç ay önce sonuçlanıyor. Yerel mahkeme, Kurt’a 2 yıl 3 ay hapis cezası veriyor.
Ancak buna rağmen, Kurt, sanki hiçbir şey olmamışçasına, AKP tarafından Akfırat’ta boşalan koltuğa aday olarak oturtuluyor. Ardından da Belediye Meclisi’nce “başkan” olarak seçiliyor. Yasalara göre, “Kamu görevi yapma yeterliliğini kaybeden” Kurt, partisi AKP ve onun İçişleri Bakanı Beşir Atalay, istifini dahi bozmuyor. Tam üç gündür bu belgeyi yazıyor, hem Kurt’a hem de AKP’ye “Bu nasıl iş?” diye soruyoruz.
SESİMİZİ DUYAN VAR MI?
Ancak üç gündür sesimizi duyan yok. Telefonlar yüzümüze kapanıyor, “Biz sizi arayacağız” denilerek, zaman kazanmaya çalışılıyor. AKP belli ki “avukatını çağırıyor.”
Avukatın gelip ne diyeceğini ise fıkradaki gibi herkes merakla bekliyor…
kaynak
Balığın baştan koktuğu bu Partiden bu hususlarda sümenaltından başka seçenek yoktur onlar için


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla