Çankaya’daki AKP’li siyasal gerginliğin toplumsal huzuru tehdit ettiği günlerde üç beş satırlık bir konuşmayla devlet başkanlığı görevini yerine getiriyor.
Fakatttt kişisel savunmayı gerektiren bir durum ortaya çıktı mı; Çankaya’daki alıyor kalemi eline; küçük puntolu, sık satırlı bir buçuk sayfa, uzuuun bir savunma yazıyor.
Uzun bir dönem gözünün içine baktığı, hizmet verdiği eski patronu Necmettin Erbakan’ın ev hapsini affedince yoğunlaşan eleştirileri sineye çekemiyor.
Kayıp trilyolar davasında Erbakan’la aynı kaba konulmasına fena halde bozuluyor.
Ders veren bir hava içinde, şöyle diyor:
“…Açılan dava, kapatılan partinin genel başkanı, iki genel başkan yardımcısı ve genel muhasibi ile 71 il yöneticisi hakkında açılmıştır. Üstelik dava neticesinde, genel başkan yardımcıları ile genel muhasibin suça konu herhangi bir eylemleri olmaması sebebiyle beraatlerine karar verilmiştir…”
Hemen sonra; “…beraat eden bu kişilerden farklı bir durumda olmayan bir kişinin (tabii Çankaya’dakinin) sanığı olmadığı ve yargılanmadığı bir davadan dolayı suçlu gibi…” gösterilemeyeceğini söylüyor.
***
Çankaya’daki AKP’li ufacık bir noktayı, etik açıdan hayli sıkıntı verecek noktayı atlıyor.
Kayıp trilyon davasında sanık olan genel başkan yardımcıları beraat ediyor.
Ne ki, Çankaya’daki, dava açıldığı sırada milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle sanık olarak mahkemeye çıkmıyor, çıkarılmıyor.
Milletvekili iken, yukarı çıktıktan sonra dokunulmazlık zırhına sarılmaktan asla vazgeçmeyerek eleştirileri, hukuksal suçlamaları pişkinlikle karşılayan Çankaya’daki AKP’li; dava açılınca dokunulmazlığının kaldırılmasını istemiyor. Suçlu olmadığına inandığı bir davanın duruşmalarında -parti yöneticileri gibi- hazır bulunmasını salık veren önerilere kulak asmıyor…
Diğer genel başkan yardımcıları gibi sanık iskemlesine oturmuyor; katılmadığı bir dava sonucu çıkan beraat kararı ile bugün kendisini savunması siyasal ve kişisel açıdan acaba ne kadar ahlakidir sorusunu yanıtsız bırakıyor.
İsteği üzerine dokunulmazlığı kaldırılan ve davayı baştan sona sanık olarak izleyip sonunda beraat eden biri olsaydı, Çankaya’nın dokunulmazlık duvarları arkasına sığınarak uzuuun bir açıklama yapma gereksinimi duymayacaktı.
Oysa bugün diğer genel başkan yardımcılarının beraat kararı, Çankaya’dakinin de beraat edeceğine ilişkin ancak bir karine niteliği taşıyor. O kadar!..
***
Hürriyet dün konuyla ilgili haberlerinden birine şu başlığı koymuştu: “Gül, sanık değil şüpheli!”
Erbakan’a kimi noktalarda işleyen zamanaşımının Çankaya’daki için geçerli olmayacağını vurgulayan haberde; “…Çankaya’dakinin 7 yıllık görev süresinin sonunda, davanın düşmesi için 6 ay kalacak. Büyük ihtimalle Çankaya’daki AKP’linin ‘kayıp trilyon’ davası ya ‘takipsizlikle’ kalkacak ya da ‘zamanaşımından’ düşecek. Çankaya’daki AKP’li için yeni mevzuata göre sanık yerine şüpheli ifadesi kullanılması gerektiği bildirildi…” diyor.
Demek ki, bugün Çankaya’da Türkiye Cumhuriyeti’ni şüpheli biri temsil ediyor.
Davanın zamanaşımına uğraması ve ya düşmesi içindir ki koltuğuna sıkıca tutunması ..cumhurbaşkanının suçlu olduğunda yargılanacağı günlerin geleceğini söylerken koltuğa otururken şimdi hiç oralı olmamış gibi sözlerini örseliyor...1995te AB hakkındaki düşüncelerinde nasıl 365 derece dönüş varsa bu husustada sözleriyle eylemleri her zamanki gibi tutarlı değil..başka bir şey beklemekte yersiz zaten ..amaca ulaşana kadar durmak yok yola devam mantığı..amaçmı?yine kendi ağzıyla ifade ettiği Laik Türkiye Cumhuriyetinin sonu gelmiştir çabaları
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
