• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
25 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Gri1453 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-02-2008
    Mesajlar
    1,537
    Karizma Gücü
    5

    “laiklik, türkiye’nin varoluş felsefesidir”

    LAİKLİK CUMHURİYETİN TEMEL TAŞI
    Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralan Orgeneral Işık Koşaner, laiklik ilkesinin, Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm değerlerin temel taşı, Türkiye’nin varoluş felsefesi ve anayasal düzenin temelini oluşturduğunu bildirdi.

    Orgeneral Koşaner, küreselleşmenin, etkilerine maruz kalan ülkelerin olumlu ve olumsuz olarak algılayabilecekleri hususları ihtiva etmesi nedeniyle, aslında ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu dile getirdi.

    İç, bölgesel ve küresel anlamdaki güvenlik algılamaları ile tehdit ve risklerin iç içe geçmiş çok yönlü yapısının, doğal olarak bütün milli güç unsurlarının koordineli bir şekilde kullanılması zorunluluğunu dikte ettirdiğini ve klasik anlamda tehdit ve risklerin iç ve dış olarak algılanmasınını geçersiz kıldığını vurgulayan Orgeneral Koşaner, şöyle konuştu:

    “Bundan sonra iç ve dış değil, küresel tehdit ve riskler söz konusudur. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) başta olmak üzere güvenlikten sorumlu kurumlar, küreselleşme ile ortaya çıkan tehdit ve risklerin oluşturduğu çeşitlilik ve bunların ulaştığı boyutu dikkate alarak; küresel gelişmeleri ve ülke güvenliğine tehdit oluşturan oluşumları bütün yönleriyle takip etmek, incelemek, değerlendirmek ve oluşacak tehditleri zamanında etkisiz kılacak proaktif yaklaşımlar geliştirmek zorundadırlar. Güvenlik ihtiyacı ve tehdit neyi gerektiriyorsa tereddütsüz yapılmalıdır.”

    Orgeneral Koşaner, Türkiye’nin bütünlüğüne, ulusal birliğine ve siyasal rejimine yönelik çok boyutlu ve giderek artan küresel tehdit, risk ve dayatmalarla karşı karşıya bulunulduğunun bir gerçek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Bu güvenlik sorunlarına karşın ülkemiz bugüne kadar birliğini, beraberliğini, bütünlüğünü ve istikrarını koruyabilmiştir. Bunda en önemli etken; hiç şüphesiz, sağlam temeller üzerinde kurulmuş insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, anayasamızın başlangıç bölümünde belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan devlet yapımız, ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzenimiz ve her türlü etnik ve dinsel ayrımcılığı reddeden, hoşgörü, dayanışma, birlik ve beraberliği öngören toplumsal yapımızdır.Tüm çabalara karşın, sağlam bir Atatürk Milliyetçiliği ve Atatürkçü düşüncenin var olması ve Cumhuriyetin anayasal kurumlarının ulusal çıkarlardan ödün vermeyen kararlı duruşu, ülkemizin küresel sistemin egemenliğine tam olarak girmesini önlemiştir. Cumhuriyetin, devrimlerin, varlığımızın ve geleceğimizin korunmasının tek yolu Atatürkçü düşünce sistemidir.”

    “LAİKLİK, TÜRKİYE’NİN VAROLUŞ FELSEFESİDİR”
    Orgeneral Koşaner, aklın ve bilimin yol göstericiliğinden ve çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkılması hedefinden ayrılmanın söz konusu olamayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cumhuriyet devrimi ile ümmet toplumdan laik ulus devlete geçişte etnik ve dinsel farklılıklara bağlı olmayan, ancak dil, kültür ve ülkü birliği ortak paydasında buluşan siyasal, hukuksal ve sosyal bir birliktelik sağlanmıştır. Ulus devletimizin var olması ve daha da güçlenmesi, bu ortak paydanın herkes tarafından içtenlikle benimsenmesi ve gözetilmesiyle gerçekleşir. Etnik, kültürel, ideolojik ve benzeri nedenlerle farklılık iddiaları, sadece ulusumuza zarar verir. Ülke, ulus, egemenlik unsurları ve yasama, yürütme ve yargı erkleri bakımından teklik öngören üniter devlet, eşitlik ilkesinin korunmasının, bölgecilik, ırkçılık yapılmamasının ve azınlık yaratılmamasının garantisidir. Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır. Türkiye’nin varoluş felsefesidir. Anayasal düzenimizin temelini oluşturur. Demokrasi, ancak, devlet ve toplum düzeninin akla ve bilime dayalı olması şeklinde ifade edilebilecek laiklik sayesinde kurulup yaşatılabilir. Ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzenimizden, aklın ve bilimin egemenliğinden, cumhuriyetin kazanımlarından ve küreselleşme dayatmalarına karşı ulusal duruş sergilemesinden, değişik amaç ve beklentiler nedeniyle rahatsız olanlar da vardır. Bizlere düşen, cumhuriyetin temel kuruluş felsefesine sahip çıkmak ve ona yönelecek tehditlere karşı daima duyarlı olmaktır.”

    “TERÖRE KARŞI MÜCADELEDE TARAFIZ”
    Orgeneral Koşaner, ülke bütünlüğüne ve ulusal birliğe yönelik etnik bölücü terörün, ülkenin güvenliğini ve huzurunu tehdit etmeye devam ettiğine işaret ederek, etnik terörün, küreselleşmenin yarattığı imkanlardan da yararlanarak, hukuk devletinin ve demokrasinin sağladığı özgürlükleri istismar etmek suretiyle amacına ulaşmak istediğini belirtti. Orgeneral Koşaner, şunları söyledi:

    “Bölücü terör ve ayrılıkçı hareketin temelinde etnik milliyetçilik bulunmaktadır. Hedefleri ulus devlet ve üniter devlet yapısının ortadan kaldırılmasıdır. Dünyada hiçbir ülke, eli silahlı kişilerin devlet otoritesine karşı çıkmasına, isteklerinin zorla kabul ettirilmesine, vatandaşlarının güvenliklerinin tehlikeye atılmasına müsamaha göstermez ve bu gruplarla muhatap olmaz. Teröre karşı yürütülen mücadele, silahlı tek terörist kalmayıncaya kadar kararlılıkla sürdürülmeye devam edilecektir. Bunun dışındaki her düşünce teröre taviz vermek olacaktır. Teröre karşı mücadelede tarafız ve böyle olmaya devam edeceğiz.”

    Orgeneral Koşaner, teröre yönelik mücadelenin devlet tarafından topyekun şekilde güvenlik, ekonomi, sosyo-kültürel, psikolojik harekat ve uluslararası alanda, birbirine paralel ve eş zamanlı yürütülmesinin ve öncelikle örgüte katılımı ve destek sağlanmasını önleyici tedbirlerin alınmasının önem arz ettiğini de vurguladı.

    TSK ve güvenlik güçlerine düşen görevin ise teröristleri arayıp bulmak ve etkisiz hale getirmek olduğunu belirten Orgeneral Koşaner, “Ancak, silahlı kadro etkisiz hale getirilmeden, sadece diğer alanlarda alınacak tedbirlerle bir sonuca ulaşılması da mümkün değildir” dedi.


    kaynak:www.ntvmsnbc.com
    Kafamın içine beni çok yorgun düşüren sesler üşüşüyor. Bu, günden güne artıyor...


  2. #2
    Uye FLoRa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    11,292
    Karizma Gücü
    7
    “Bundan sonra iç ve dış değil, küresel tehdit ve riskler söz konusudur. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) başta olmak üzere güvenlikten sorumlu kurumlar, küreselleşme ile ortaya çıkan tehdit ve risklerin oluşturduğu çeşitlilik ve bunların ulaştığı boyutu dikkate alarak; küresel gelişmeleri ve ülke güvenliğine tehdit oluşturan oluşumları bütün yönleriyle takip etmek, incelemek, değerlendirmek ve oluşacak tehditleri zamanında etkisiz kılacak proaktif yaklaşımlar geliştirmek zorundadırlar. Güvenlik ihtiyacı ve tehdit neyi gerektiriyorsa tereddütsüz yapılmalıdır.”

    Orgeneral Koşaner, Türkiye’nin bütünlüğüne, ulusal birliğine ve siyasal rejimine yönelik çok boyutlu ve giderek artan küresel tehdit, risk ve dayatmalarla karşı karşıya bulunulduğunun bir gerçek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Bu güvenlik sorunlarına karşın ülkemiz bugüne kadar birliğini, beraberliğini, bütünlüğünü ve istikrarını koruyabilmiştir. Bunda en önemli etken; hiç şüphesiz, sağlam temeller üzerinde kurulmuş insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, anayasamızın başlangıç bölümünde belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan devlet yapımız, ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzenimiz ve her türlü etnik ve dinsel ayrımcılığı reddeden, hoşgörü, dayanışma, birlik ve beraberliği öngören toplumsal yapımızdır.Tüm çabalara karşın, sağlam bir Atatürk Milliyetçiliği ve Atatürkçü düşüncenin var olması ve Cumhuriyetin anayasal kurumlarının ulusal çıkarlardan ödün vermeyen kararlı duruşu, ülkemizin küresel sistemin egemenliğine tam olarak girmesini önlemiştir. Cumhuriyetin, devrimlerin, varlığımızın ve geleceğimizin korunmasının tek yolu Atatürkçü düşünce sistemidir.”

    “LAİKLİK, TÜRKİYE’NİN VAROLUŞ FELSEFESİDİR”
    Orgeneral Koşaner, aklın ve bilimin yol göstericiliğinden ve çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkılması hedefinden ayrılmanın söz konusu olamayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cumhuriyet devrimi ile ümmet toplumdan laik ulus devlete geçişte etnik ve dinsel farklılıklara bağlı olmayan, ancak dil, kültür ve ülkü birliği ortak paydasında buluşan siyasal, hukuksal ve sosyal bir birliktelik sağlanmıştır. Ulus devletimizin var olması ve daha da güçlenmesi, bu ortak paydanın herkes tarafından içtenlikle benimsenmesi ve gözetilmesiyle gerçekleşir. Etnik, kültürel, ideolojik ve benzeri nedenlerle farklılık iddiaları, sadece ulusumuza zarar verir. Ülke, ulus, egemenlik unsurları ve yasama, yürütme ve yargı erkleri bakımından teklik öngören üniter devlet, eşitlik ilkesinin korunmasının, bölgecilik, ırkçılık yapılmamasının ve azınlık yaratılmamasının garantisidir. Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır. Türkiye’nin varoluş felsefesidir. Anayasal düzenimizin temelini oluşturur. Demokrasi, ancak, devlet ve toplum düzeninin akla ve bilime dayalı olması şeklinde ifade edilebilecek laiklik sayesinde kurulup yaşatılabilir. Ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzenimizden, aklın ve bilimin egemenliğinden, cumhuriyetin kazanımlarından ve küreselleşme dayatmalarına karşı ulusal duruş sergilemesinden, değişik amaç ve beklentiler nedeniyle rahatsız olanlar da vardır. Bizlere düşen, cumhuriyetin temel kuruluş felsefesine sahip çıkmak ve ona yönelecek tehditlere karşı daima duyarlı olmaktır.”



    Doğru sözler ve doğru tesbitler ancak bugün hiç olmadığı kadar Türkiyenin Üniter yapısı parçalanmak istemekte ,Rejim ise KARŞIT olan bir Hükümet tarafından yıpratılmaya,sonlandırılmaya çalışılmakta ve Türkiye Cumhuriyeti her anlamda (toprak bütünlüğü,Üniter yapısı,Rejimi ve Kuruluş amacıda dahil )yara almaktadır.Türkiye Hasta Adam konumunda bir ülke haline getirilmiş,tarih tekerrür etmiştir.Hukuk Devletinda Hukuk yıpratılmış,Siyasallaştırılmış,Demokratik Devlette Demokrasiye uygun olmayan ne varsa Haklar tanınmış,Halkın Manevi ve Milli duyguları içerisi boş kavramlar haline getirilmek için çalışılmıştır.Durum pembe bir tablo durumu değil malesef karanlık ve sonu tahmin edilemeyen bir hal almıştır bugün Ülkemizin durumu...Dışa bağımlı köleleşmiş bir Ülke olarak gün be gün Cumhuriyet Rejimimiz,Değerlerimiz,Topraklarımız,Güvenliğimiz,Bağımsızlığımız
    elimizden alınıp yerine bambaşka projeler konulmaktadır.Yazması sayfalar sürer ...Kısacası TSK başta olmak üzere bu Ülkede Rejim,Bütünlük ve her kurum bu denli yıpratılmamıştı ve topyekün telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşanmamıştı ...Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu ve Kuruluş Amacına uygun yönetilmediği sürece bu durumunda SON a kadar gideceğine kesin gözüyle bakıyorum malesef ..
    [COLOR="Red"][B][CENTER]CHP ye karşı hazımsızlığı olan Atatürk düşmanı&dinci&bölücü&yolsuz-hırsız&satılmış&kansız kesim ve
    kesimin ,ezberci şakşakçı destekçileri olan ,geri kafalar
    iyi izleyin!
    CHP nin yükselişini[/CENTER][/B][/COLOR]

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Komutanımızı tebrik ediyorum. Allah yar ve yardımcısı olsun.

  4. #4
    yerçekimi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-06-2005
    Mesajlar
    2,691
    Karizma Gücü
    8
    1924 Anayasası ilk hali

    “Türkiye Devletinin dini, dinî İslâmdır: Resmi dili Türkçedir; makkarı Ankara şehridir.”

    1928 yılındaki değiştirilmiş hali

    "Türkiye Devletinin resmi dili Türkçedir; başkenti Ankara şehridir."

    Ve sonrasında Laiklik kavramının benimsenmesinin miladı 1937 yılı. Yani Laiklik Türkiye Cumhuriyetinin varoluş sebebinden çok anayasal düzene, medeni kanuna, çağdaş hukuk devletine (çağdaşlaşmadan kasıt batılılaşma değil modern dünyanın ortak değerlerine) geçişin ön ayağıdır.

    Yani Laiklik devrimine geçiş birden değil muhafazakar halkında benimseyeceği düzende gerçekleşmiş ve kabul gören hükümler günümüze kadar gelmiş görmeyenler ise yada çağın gerisinde kalan hükümler diğer anayasalarda düzenlemelere gidilerek şimdiki halini almıştır.

    Gündemde laiklik ile ilgili çalkantı bu kadar üst düzeyde iken Türkiye'nin daha önemli stratejik mevzuları varken varoluş sebebini Laiklik ilkesine bağlamak ve üzerinde ısrarcı olmak birazda polemik mevzusudur. Türkiye'nin bana göre varoluş sebebi istiklaline, özgürlüğüne düşkünlüğüdür. Buna sahip olabilmesi için ise Laiklik muhakkakki gerici ve batıcı tehlikelere karşı en büyük kalkandır. Bunun dışında Devletçilik ve Halkçılık en önemlisi Ulusalcılık ve Milliyetçilikte bu milletin değişmez varoluş sebeplerine sahip olması için birer araçtır.


    Paşamızın devlet görüşü değil bence kişisel düşüncesidir. Benim varoluş sebebim Laiklik ilkesi olamaz. Laiklik benim için özgürlüğüm ve bağımsızlığım için olmazsa olmaz bir kalkandır. Bu yüzden sert söylemler ve varoluş sebebi hakkında konuşurken biraz daha ılımlı ve tüm Türkiye'ye ve halka hitap edecek söylemlere gitmek gerekli diye düşünüyorum.
    Ülkemizin kokuşmuş, emperyalist ilkelerine bağlı, teslimiyetçi siyasi parti zihniyetlerine karşı.
    Ülkesine bağlı, değerlerine bağlı, kültürüne bağlı, teslim olmayan gencecik kalplere ihtiyaci vardır.
    Parola: "Vatan Müdafaası"

    "Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz, ya da yazılmaya değer şeyler yap". Benjamin Franklin

  5. #5
    eroluz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2005
    Mesajlar
    14,476
    Karizma Gücü
    9
    benim tek varoluş felsefem devlet-i ebed müddettir....

    gerisi hikaye...

  6. #6
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,693
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı yerçekimi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Paşamızın devlet görüşü değil bence kişisel düşüncesidir. Benim varoluş sebebim Laiklik ilkesi olamaz. Laiklik benim için özgürlüğüm ve bağımsızlığım için olmazsa olmaz bir kalkandır. Bu yüzden sert söylemler ve varoluş sebebi hakkında konuşurken biraz daha ılımlı ve tüm Türkiye'ye ve halka hitap edecek söylemlere gitmek gerekli diye düşünüyorum.
    Laiklik Türkiye'yi geri kalmış İslam devletlerinden ayırdığı için bir varoluştur. Ilımlı ola ola ne hale geldik.
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    620
    Karizma Gücü
    0
    O yıllarda büyük bir vizyondu, yine öyle.

    Düşünsenize sarayında ingilizin, abd'nin kucağına oturmuş bir halife ve taifesi olmaya devam ediyorduk. Ya da edemiyorduk.

  8. #8
    Rize/Güneysu/Adacami <span style='color: #8B0000'><span class='glow_000000'>Jonnhyrook</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2007
    Mesajlar
    5,870
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Laiklik, en basit olarak ülkenin din-devlet ilişkisini düzenler. Bir ülkenin kurulması için olmazsa olmaz bir şart değildir.

    Milli mücadele laiklik için değil bağımsızlık için verildi. Bağımsızlık elde edildikten sonra gerekli görüldüğü için laiklik tercih edildi. Eğer bağımsızlık elde edilmeseydi laik bir devler olup olmayacağımıza biz karar veremezdik.
    İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır

    Johhnyrook nedir?
    http://www.youtube.com/watch?v=Y7qcN...eature=related

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    620
    Karizma Gücü
    0
    Bu güvenlik sorunlarına karşın ülkemiz bugüne kadar birliğini, beraberliğini, bütünlüğünü ve istikrarını koruyabilmiştir. Bunda en önemli etken; hiç şüphesiz, sağlam temeller üzerinde kurulmuş insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, anayasamızın başlangıç bölümünde belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan devlet yapımız, ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzenimiz ve her türlü etnik ve dinsel ayrımcılığı reddeden, hoşgörü, dayanışma, birlik ve beraberliği öngören toplumsal yapımızdır.Tüm çabalara karşın, sağlam bir Atatürk Milliyetçiliği ve Atatürkçü düşüncenin var olması ve Cumhuriyetin anayasal kurumlarının ulusal çıkarlardan ödün vermeyen kararlı duruşu, ülkemizin küresel sistemin egemenliğine tam olarak girmesini önlemiştir. Cumhuriyetin, devrimlerin, varlığımızın ve geleceğimizin korunmasının tek yolu Atatürkçü düşünce sistemidir.
    Muhteşem bir demeç.

  10. #10
    Kalemşör adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-01-2008
    Mesajlar
    2,743
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı yerçekimi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    1924 Anayasası ilk hali

    “Türkiye Devletinin dini, dinî İslâmdır: Resmi dili Türkçedir; makkarı Ankara şehridir.”
    Aynen. Koşaner Paşa bu konuda biraz daha bilgi edinsin bence.
    "Ey türk faşisti!

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip, üzerlerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinezidir.

    Muhtaç olduğun kazma, balta, sopa, demir çubuklar, halk partisinin ambarlarında mevcuttur."

    Aziz Nesin, 1948

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Attilâ İLHAN da “Türkiye’de basın Türk değildir!” demişti
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde Dostluk ve barış tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 02.08.11, 18:19
  2. “Türkiye İncirlik'i açacak !”
    2005 Konuları bölümünde Xtreme-Power tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 14.04.05, 17:49

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •