Yetiş!


Bari, kaçışıma yetiş...

Son bıraktığın durakta, son hazanın son günlerinde ancak uyanabilmiş minik bir kedi yavrusu misali,bekler... Kaçışı beklerim..

Yetiş!
Bana yetiş, bir kere de olsa, belki son kere de olacak olsa...

Ardından tozlu bir sürü raf,pek çok kitap ve birçok kişi bırakıp giden biri var bu durakta.

Yetiş!... Rüyalarında kaçırmış seni, gerçekliğine yetiş!

Kaçışına susamış,gölgelere kaçacakmış.

Son bıraktığın durakta, ev yolundan dönerken solda, yokluğa var olacakmış... İki cümleyi bir araya getiremeyecek durumdaymış, yetiş!

Senden kaçmalıyım, yetiş..

Gölgene sığınmalıyım, yetiş...

Arkamda koca şehir, karanlık sokak araları, ıslak duraklar, tüm ışıklar,ışıldamalar,insanlar...

Raflarımda cümleler;başladıklarım,başlayamadıklarım,bitirdim sandıklarım...

Sanrılarım, hastalıklarım, ilacım, ölümüm...

Hepsi, her şey, hiçlerim. Tümü ardımda... Kalmışlıklar'a bıraktım... -Avuç içi- koca şehir ve terk ettiklerim...

Senden kaçış için şehrimi terk ettim, yetiş!...

Dışımdan kaçarken içime daha da fazla sığınıyorum, kayboluyorum, kendimi terk ediyorum, kaçmayagöreyim bir daha dönmem; yetiş!

Bağırmıyorum, kimseyi çağırmıyorum, senden bile medet ummuyorum ama duy; koş bana ve gör;yetiş!

Son cümlemi kaçır benden, dökülemesin.

Karanlığıma yetiş, aydınlığa çıkarmak için...



Yetiş!

Son bıraktığın duraktan ötedeyim,koşuyorum,yağmaladım kendimi.
Tüketmeden benliğimi, yetiş!



Bari kaçışıma yetiş!