Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol!
Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol!
Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol!
Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol!
Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol!
Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol!
Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol! Allah’ım aklıma mukayyet ol!
Allah’ım AkLıMA Mukayyet OL!
Bu sözlerle attım elimdeki bıçağı..Günler geçtikçe ölümün sıcak yüzünü benimsemeye başlamıştı ruhum...Yalnızlığımın arttığını fark ettikçe tek kaçış yolu olarak ona sarılıyordu ellerim...
O keskin parlaklık alıyordu gözlerimi..Ve kendime geldiğimde;
Allah’ım AkLıMA Mukayyet OL!
Diye bağırırken buluyordum kendimi.Göz yaşlarım sel olmuş akarken,hıçkırıklarım nefesimi kesmiş durumdayken;ister istemez birilerine muhtaçlığımı hissediyordum.Ama kendimden başka kimseyi bulamıyordum yanı başımda...
Yalnızdım....
Öyle ki hiç kimse anlamıyordu,kimsecikler anlayamıyordu yalnızlığımı.Anlatmakta istemiyordum artık...
Suskundum...
Susuyordum....
Yorgundum...
Yoruluyordum...
Yüreğim ağır geliyordu artık bedenime ve o ağırlık bastırdıkça keskin parlaklığa dalıyordu her gece gözlerim.
“Hadi!” Diyordu bir yanım...
“Bir anda olacak ve kıpkırmızı bir mutluluk saracak evini...Gecenin karanlığını kızıllığıyla renklendirecek bedenin. Yalnızlığını bilen evin; senin yalnızlığının sonsuzluğa akışının tek şahidi olacak.
Hadi!
Ve belki ardından sadece kirli ile havhav ağlayacak...”
Hiç kimse,hatta ben bile...Hatta O bile...Hatta sevdiğim bile ;yalnızlığımın karşılığına gelen kelimeleri duyabilecek cesarete sahip olamamıştı bildim bileli.Varlığımın farkındalığına eriştiğim anda girmişti hayatıma yalnızlık ve yavaş yavaş kurutmaya başlamıştı ruhumu.
.........
.............
..................
Bir tepe ve o tepenin zirvesinde tek bir ağaç...
Yada...Yada gökyüzü..Yine gece ve o gecenin en derin karanlığında tek bir yıldız...
Ne kadar da yalnız...
Tıpkı ben...Ben tıpkı...
........
Rahatlamak isteyen biri,gider bir gün o ağacın yanına...
Bağırır...
Çağırır....
Ağlar....
Sonra?......
Sonra döner hayatına ve o ağaç bağıranın yükünü de alır sırtına,bir dalı düşer yere,kurumaya başlar da kalır bir başına...
Bir yıldız....
Gece hıçkırıklarıyla pencereden gökyüzüne gözlerini çeviren bir insanın yalvarışını dinler derinden.
Daha bir parlar, sabretmelisin der ona bakan bir çift göze.
Hatta bazen kayar...Kayar ,dilek dilesin diye insan.Bir parça umut girsin diye o insanın yüreğine...
Yıldız gideri,yıldız kayar da pencereden bakan bir çift göz hayatına geri döner umursamadan.
Ve olan hep yalnızlığını asla anlatmayan ,asla anlaşılamayan ağaç ile yıldıza olur her zaman...
..........
...............
....................
Kendimi o yıldızdan farksız hissediyorum.
Bende kaymak istiyorum artık ve bu ona bağlı...
O keskin parlaklığa...
Ona...
Şu an elimde tuttuğuma...
“HaDi cEsARet!”
“Allah’ım bana...Allah’ım aklıma mukayyet ol!”
Tut ellerimden anne düşüyorum
Bırakma beni
Sensiz çok üşüyorum
Yer sallanıyor,tutunamıyorum....
Tut ellerimi anne düşüyorum
Geldim geleli kötü gidiyor her şey
Bir sen vardın saçımı okşayan
Sen de uzaktasın bana kalmadı bir şey
Yer sallanıyor,tutunamıyorum
Tut ellerimden anne
Yoksa GiDiyOrUM!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

