• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 15 1234567891011 ... SonSon
144 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: Tarikatlar

  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-09-2008
    Mesajlar
    319
    Karizma Gücü
    0

    Tarikatlar

    Şeyhe kayıtsız şartsız itaat tarikatın en önemli şartı olduğundan, bunun sağlanması için müritlere hikayeler anlatılır. Örneğin: “Bir şeyh bir müridine ‘Git babanın kafasını kopar bana getir’ der. Mürit de görünürde çok garip olan bu isteği şeyhine olan güveninden dolayı “Bir hikmeti vardır” diyerek yerine getirir. Bir de bakar ki annesiyle yatarken kopardığı baş babasının değil. Annesiyle zina yapan başka birine ait. Şeyh uzaktan, kerameti sonucu bu olayı görüyor ve müridini denemek için hikmetini açıklamadan böyle bir emir veriyor.” Bu örnek hikayeyle görüldüğü gibi şeyh müride haramı emretse bile onun emrine itaat edilmesi, çünkü bunun muhakkak bir hikmeti olacağı telkin edilir. Oysa bir Müslüman’ın böyle bir şey iddia eden kişiye “Ben böyle bir haramı niye işleyeyim? Allah cana kıymayı haram etmişken benden böyle bir şeyi nasıl istersin?” demesi gerekir. Oysa tarikatlarda şeyhe bu şekilde karşı çıkışlar,
    normal olmanın değil, imanı zayıf bir kimse olmanın belirtisi sayılır. Hikayelerle müridi şeyhin robotu yapma tarikatlarda çok sık kullanılan bir yöntem olduğu için meşhur bir hikayeyi daha örnek verelim: “Bir gün Hacı Bektaş Veli’nin çok müridi olmasından rahatsız olan devrin yöneticileri Hacı Bektaş’a gelip bu rahatsızlıklarını, müritlerinin çokluğunu hatırlatıp dile getirmişler. Hacı Bektaş da ‘Rahatsız olmayın benim sadece bir buçuk müridim var.’ demiş. Gelenlere bunu ispat için içeride bir koyun kesen Hacı Bektaş kanını dışarı akıtmış. Müritlerini ise dışarıda toplamış ve tüm müritlerini kesmesi gerektiğini ve sırayla gelmelerini söylemiş. Bir kadın ve bir erkek dışında herkes kaçmış. Erkek bir, kadın yarım sayıldığı için gerçek müritler işte bu bir buçukmuş.” Bu kıssa anlatılıp müritlerden bu gerçek müritler gibi olup şeyhi öldürecek olsa bile kendilerini teslim etmeleri gerektiği öğretilir. Aklı bir kenara bırakan, şeyhi haram olan bir şeyi istese bile vardır bir hikmeti deyip boyun eğen kişiler olarak yetiştirilen müritler, artık şeyhleri nasıl Müslüman olmalarını isterse öyle Müslüman olabilmekte, Allah’ın kitabı yerine şeyhlerine tabi olmaktadırlar. Bu halleriyle şeyhler halkın parasını haksızlıkla yediği söylenen hahamlara ve rahiplere Rab edinilme hususunda da benzerlik göstermektedirler.

    Allah’ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da Rabler edindiler.
    Tevbe Suresi 31


    Şeyhe tabiyet Kuran’a tabiyet ile nasıl bağdaşır? Kuran yerine şeyhe tabi olanlar, Kuran’ı ancak ölülerin arkasından hem de bilmedikleri bir dilde okuyanlar, Kuran’ın manası yerine melodisine önem verenler ne yazık ki bu ayetlerdeki uyarıyı anlamamakta, Kuran’ı rehber kitap olarak değil ölülerin arkasından okunan okuma kitabı olarak görmektedirler.

  2. #2
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    .

    MÜRŞİDİ KAMİL(ŞEYH,EVLİYAULLAH,İNSANI KAMİL,VARÜSÜL NEBİ,NEDİMİ İLAHİ)


    TERTİB-İ İLÂHİ, VARÜSÜ’N-NEBİ, NEDİM-İ İLÂHİ, EVLİYA MENSUB OLDUĞU PEYGAMBERİNİN ŞERİATINI MANASINI TAHRİP ETMEDEN YAŞANTI VE UYARISINI GÜNAH-I KEBAİRLER DIŞINDA ASRA UYUMLU MANA VAZİFELİSİ VERİLMİŞ KİŞİYE MÜRŞİT DENİR!.

    BU SAHİH MÜRŞİTLERE BİAT ETMEK PEYGAMBERİNE BİAT ETMEKTEN FARKLI DEĞİLDİR!..


    “BÎ-KILAVUZ KİM VARIR ALLÂH’INA
    REH-NÜMÂSI OLMAYINCA EVLİYA

    “KAMİL DOĞARMIŞ EHL-İ HAK
    DOĞMADAN EVVEL ANASI”

    MÜRŞİD-İ KAMİL KİME TALİM EYLEDİ
    HER VARAKTAN OKUYUP TEFSİR-İ KUR’ÂN EYLEDİ.
    LEVH-İ DİLDEN OKUYUP BÎ-HARF-İ ÜMM-İ KİTAB
    HAK TEÂLA İLM-İ HIDRI ONA İHSAN EYLEDİ


    ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTANDIR

    Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm
    “Ey Âdem oğulları! Şeytan ana ve babanızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtıp bir belâya düşürmesin. Çünkü, o ve kabîlesi sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz, biz şeytanları inanmayanların evliyâsı kıldık.”
    (A’râf Sûresi, 27)

    Mensup olduğu şerîatından evliyâ kabul etmeyenlerin bu âyet-i kerîmede beyan edildiği gibi evliyâsı şeytan olur. Bu âyet-i celîyleyi ehli tasavvuf, “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” diye beyan etmişlerdir. Bunun başka izahı var mı? Varacağı yerin garibi olan kişi rehbersiz yolculuk yapıyorsa rehbersiz gideceği menzile doğru varacağını kim iddia eder ?

    HZ. ALLAH BANA YETER, DİYE AHKAM KESMEYE KALKIŞMA. HZ. ALLAH’IN PEYGAMBER EFENDİLERİMİZE TEBLİĞ EYLEDİĞİ TERTİB VE TANZİM-İ İLAHİDEN BAHSEDİYORUZ!.

    Beşer mizacı itibarı ile bir şeyler yapmaya çaba sarf ederse de “ustasız sanat haramdır” denildi. Hele gayba imanda mürşidin lüzumu tartışılmaz.
    Peygamber efendilerimiz en çok ALLAH’ı bilendir. Varisü’n-nebi, nedim-i ilahiler(Mürşidi kamil,Şeyh) de en çok Hazret-i ALLAH’ı bilenlerdir.

    Delide ve mecnunda velayet olmaz. Sahte şeyhler manevi gerçeklere uygun değillerdir. Amma hakiykat bilgisinden yoksun saf kulları çıkarlarına kullanmışlardır!.

    Abd-i aciz tetkik ettim, ekserisi düşünce ve hayalinden hiç çıkaramadığı, çıkarmayı da düşünmediği, mana garibi, şeytanın da yardımı ile heman şeyh oluverir. Hayatı boyu yolunu tıkadıklarının sıkletini çeker. Sıhhatli olmadığını iyi bildiği halde, enaniyet bırakmaz ki, gerçeği anlatsın da sahte olduğunu bildirsin, vebalden kurtulsun.!.

    Manevi ücreti olmayan, mesuliyetini, hayat boyu sıkletini taşıdığı gibi yevmü’l-mahşerde de hesabı sorulacak. Yolunu sarpa sardırdığı bî-çare kulların hakları şüphesiz adli ilâhi tarafından alınacaktır!...

    Yerini bulamamış, saf dervişin sanki teselli olduğu bir silahı vardır. Hakikat ehli uyarsa da ayni silahı kullanır: O da “ALLAH” dedirtiyor. ALLAH’ın sıfatına tertibine uymayan, ters düşen, yersiz ve anlamsız, bu anlamsız kelam bilgisizce na-ehlin uydurması, müflis tesellisidir!...


    PİRİ GALİBİ H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU.
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  3. #3
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    tabi öle bi dogru yolsa sen kalmışsın.tarikata suanlık luzum yoktur demek ayrıdır bütün bütün inkar etmek ayrıdr.imamı rabbani en muhim tarikatın resullulahın sunnetinde giden ve kurana hizmetkar olan tarikat oldugunu mektubatında beyan eder

    benim mesleğim ve yolum haktır demeye hakkın var hatta en güzeli benimkidir de diye bilirsin; ama hak yalnız benim mesleğimdir ve yolumdur demeye hakkın yoktur

    tarikatçılıgın ve tasavvufun islama aykırı yönü yoktur.(hak tarikatlar içindir sözüm)

    bediüzzaman tarikatların hak oldugunu soylemiş fakat zamanın tarikat zamanı degil iman kurtarmak zamanı oldugunu sözlerinde vurgulamıştır ve tarikatın faidlerini tarikat rislalesinde söyle açıklamış:

    Tasavvuf, tarikat, velâyet, seyr ü sülûk namları altında şirin, nuranî, neş'eli, ruhanî bir hakikat-i kudsiye vardır ki, o hakikat-i kudsiyeyi ilân eden, ders veren, tavsif eden binler cilt kitap, ehl-i zevk ve keşfin muhakkikleri yazmışlar, o hakikati ümmete ve bize söylemişler. Cezâhümüllahu hayran kesîrâ. Biz, o muhit denizinden birkaç katre hükmünde birkaç reşhalarını şu zamanın bazı ilcaatına binaen göstereceğiz.

    Sual: Tarikat nedir?

    Elcevap: Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (a.s.m.) gölgesinde ve sâyesi altında kalb ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, hâlî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeye mazhariyet; "tarikat," "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemâl-i beşerîdir.
    ....

    ...Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat bir burhan-ı şeriattır. Çünkü risaletin tebliğ ettiği hakaik-i imaniyeyi, velâyet bir nevi şuhud-u kalbî ve zevk-i ruhanî ile aynelyakin derecesinde görür, tasdik eder


    ...Madem adalet-i İlâhiye böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür. Tarikat, yani Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatin hasenâtı seyyiâtına kat'iyen müreccah olduğuna delil, ehl-i tarikat, ehl-i dalâletin hücumu zamanında imanlarını muhafaza etmesidir. Âdi bir samimî ehl-i tarikat, sûrî, zâhirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder. ..(29, mektub)

    ayrıca imamı rabbaini ve nakşi hazretleri gibi ve halidi bagdadi gibi muhim zatların tarikatın bir meyvesidir.

    Süâl 1: Allahü teâlâya yaklaşmak için, Fenâ-fillah ve Bekâ-billah ve Cezbe ile Sülûk makâmlarının hepsini geçmek lâzımdır.

    Eshâb-ı kirâm “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în”, mahlûkların en iyisinin “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sohbetinde bir kerre bulunmakla, bütün ümmetin Evliyâsından dahâ üstün oldular. Acabâ bütün bu Seyr ve Sülûk ve Fenâ ve Bekâ, bunlarda bir sohbetde mi hâsıl oldu? Yoksa, bu bir sohbet, seyr ve sülûkun ve fenâ ve bekânın hepsinden dahâ mı üstün idi?

    Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” Fenâ ve Bekâları, O hazretin “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm” teveccühü ve tesarrufu ile mi idi? Yoksa, yalnız müslimân olmakla mı idi? Bunlar sülûk ve cezbe hâllerini ve makâmlarını biliyorlar mı idi? Yoksa, bilmiyorlar mı idi? Eğer biliyorlar idi ise, bu hâllere ve makâmlara ne ism vermişlerdir? Eğer onlarda sülûk ve cezbe yolları yokdu denirse, bu tarîkatlerin bid’at-i hasene olmaları lâzım gelmez mi?

    Cevâb 1: Bu güc sorularınızı cevâblandırmak, yazmakla olmaz. Bir arada bulunmak, uzun zemân hizmet etmek lâzımdır. Bu kadar zemân içinde kimsenin söylemediği şeyleri bir def’ada söylemek ve bir kalemde yazmak kolay olur mu sanıyorsunuz? Fekat, sorduğunuz için, cevâbsız bırakmak da olamaz. Elimden geldiği kadar bunu çözmeğe çalışacağım, iyi dinleyiniz!

    Fenâ ve Bekâ ve Sülûk ve Cezbe ile olan yaklaşmağa (Kurb-i vilâyet) denir. Bu ümmetin evliyâsı, bu yaklaşmak ile şereflenmişlerdir. Eshâb-ı kirâmın, Hayr-ül-enâmın sohbetinde “aleyhi ve aleyhimüssalâtü vesselâm” kavuşdukları yakînlik ise, (Kurb-i nübüvvet)dir. Resûlullaha uyarak ve Ona vâris olarak kavuşmuşlardır.

    Böyle yaklaşmakda, ne Fenâ vardır, ne Bekâ ve ne Cezbe vardır, ne de Sülûk. Bu kurb, vilâyet kurbundan katkat dahâ yüksek ve üstündür. Çünki bu kurb, asla yaklaşdırır. Vilâyet kurbu ise, zılle, gölgeye yaklaşdırır. Ne kadar başka olduklarını buradan anlamalıdır. Fekat, herkesin anlayışı bu ma’rifetin tadını alamaz. Nerde ise, bu ümmetin yüksekleri de, bu ma’rifeti anlamakda, câhiller gibi kalırlar. Fârisî beyt tercemesi:

    Ebû Alî Sînâ kalenderlik yapsaydı,
    kalenderlerin hepsi sofî olurlardı.

    Evet, eğer Peygamberlik kurbunun kemâllerine, vilâyet kurbu yolundan çıkılırsa, o zemân Fenâ, Bekâ, Cezbe ve Sülûk lâzım olur. Çünki, vilâyet kurbunda yükselmek için, bunlar lâzımdır. Fekat, Vilâyet yolundan gidilmeyip, Peygamberlik kurbunun caddesi seçilirse, Fenâ, Bekâ, Cezbe ve Sülûk hiç lâzım değildir. Eshâb-ı kirâm, nübüvvet kurbunun caddesinden ilerlediler. Bunun için, Cezbe, Sülûk, Fenâ ve Bekâ, bunlara hiç lâzım olmadı. Bu ma’rifeti, mevlânâ Emânullaha yazılan mektûbda da arayınız! Bu fakîr, mektûblarımda ve kitâblarımda, hâlimin sülûk ve cezbenin ötesinde ve tecellîlerin, zuhûrların ötesinde olduğunu yazmışdım. O yazılarımda, işte bu (Nübüvvet kurbu)nu bildirmişdim. Hâcem hazretlerinin hizmetlerinde iken, bu devlet hâsıl olmuşdu. Bunu hâce hazretlerine şöyle bildirmişdim: Bende öyle bir hâl hâsıl oldu ki, o hâlin karşısında, (Seyr-i enfüsî), (Seyr-i âfâkî)gibi oldu. Bu hâlimi bildirmek için bu kelimelerden başka söyliyecek birşey bulamadım. Bu şaşılacak hâlim, seneler geçdikden sonra, yerleşmeğe, anlaşılmağa başlayınca, kısaca yazmağa kalkışmışdım. Bu ni’meti ihsân eden Allahü teâlâya hamd olsun! Allahü teâlâ ihsân etmeseydi, biz bunu bulamazdık. Rabbimizin Peygamberleri doğru olarak gönderilmişlerdir.

    Yukarıda bildirdiklerimizden anlaşılıyor ki, Fenâ ve Bekâ ve Cezbe ve Sülûk ismleri sonradan konulmuşdur. Meşâyıhın meydâna çıkardıkları kelimelerdir. Mevlânâ Câmî “aleyhirrahme” (Nefehât) kitâbında yazıyor ki, (Fenâ ve Bekâ kelimelerini ilk olarak kullanan Ebû Sa’îd-i Harrâzdır “kuddise sirruh”).

    (mektubatı rabbani 313)


    İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

    Nefsi cilalanan bazı kimseler, harikulade haller gösterip sapıklık uçurumuna sürüklenmektedir. Evliyayı böyle yalancılardan ayıran en bariz fark, her sözünün, her hareketinin dine uygun olması, yanında bulunanların kalblerinde Allah korkusu ve sevgisi hasıl olmasıdır ve başka şeylerden soğumalarıdır. (2/92)


    not: hiçbir tarikat mensubu degilim.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  4. #4
    Uye ostrakismos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2007
    Mesajlar
    4,973
    Karizma Gücü
    5
    tarikatlar İrrasyonel bir mantıkla işleyen Bir kaç sakallının Milleti soyup soğana çevirip kendine kul köle yaptığı kurumalrdır.
    [CENTER][B]
    [QUOTE]'' Her ağacın kurdu nasıl özünden gelirse, köpek de kurdun çürük yanlarından doğup gelişir. Köpek haindir ve karın tokluğuna satın alınmıştır. Zayıf olandır k[COLOR="Red"]öpek, dönek olandır. Ama kendi soyuna karşı öyle bir yetiştirilir ki, kurdu gördüğünde ağzı cehennemleşir[/COLOR]. Kolaylıkla devşirilebildiği için de insanda en ağır aşağılama ve hakaret sözü yerine geçer.'' [/B][/QUOTE][/CENTER]

  5. #5
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı ostrakismos tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    tarikatlar İrrasyonel bir mantıkla işleyen Bir kaç sakallının Milleti soyup soğana çevirip kendine kul köle yaptığı kurumalrdır.
    Biz burada Allah'ın gerçek vazifelisi olan Evliyaullah'tan(Mürşidi Kamilden)söz ediyoruz.Sahtekarlarından bahsetmiyoruz.
    Eğer siz doğru söylüyorsanız Allah bizi affetsin,eğer biz doğru söylüyorsak Allah sizi affetsin.
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-08-2008
    Mesajlar
    370
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı mehmetcik1979 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Eğer siz doğru söylüyorsanız Allah bizi affetsin,eğer biz doğru söylüyorsak Allah sizi affetsin.
    Dinimizi mi bileceğiz yoksa loto mu oynuyoruz?

    Elbette dinimizi temel kaynağı olan Kuran'dan öğreneceğiz.

  7. #7
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    !!!!!!!.......?????.......yorum yok....
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-08-2008
    Mesajlar
    370
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ostrakismos tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    tarikatlar İrrasyonel bir mantıkla işleyen Bir kaç sakallının Milleti soyup soğana çevirip kendine kul köle yaptığı kurumalrdır.
    irrasyonel evet, kandırma mantığına bakınız ve ayet ile açıklamayı lütfen dikkatli okuyunuz

    ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTANDIR

    Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm
    “Ey Âdem oğulları! Şeytan ana ve babanızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtıp bir belâya düşürmesin. Çünkü, o ve kabîlesi sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz, biz şeytanları inanmayanların evliyâsı kıldık.” (A’râf Sûresi, 27)

    Mensup olduğu şerîatından evliyâ kabul etmeyenlerin bu âyet-i kerîmede beyan edildiği gibi evliyâsı şeytan olur. Bu âyet-i celîyleyi ehli tasavvuf, “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” diye beyan etmişlerdir. Bunun başka izahı var mı? Varacağı yerin garibi olan kişi rehbersiz yolculuk yapıyorsa rehbersiz gideceği menzile doğru varacağını kim iddia eder ?
    Ayette anlatılan başka kandırıcının anlattığı başka.

    bunlara inananlar olduğuna inanamıyorum.

  9. #9
    ELaNuR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    1,597
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı mehmetcik1979 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Biz burada Allah'ın gerçek vazifelisi olan Evliyaullah'tan(Mürşidi Kamilden)söz ediyoruz.Sahtekarlarından bahsetmiyoruz.
    Elinizde "iman ölcer"mi var?

    Müslüm Gündüzleri, Ali kalkancilarida hep sizlerin bu laflari dogurmustur zaten..

    Zaten herkes kendi seyhini/tarikatini gercek vazifeli zannettigi icin mürid olmustur, yoksa sapik oldugunu bildigi bir tarikata niye girsin adam? Benim tarikatim sapik yoldur diyen bir seyh duydunmu? Hangisine sorsan o peygamber soyundan gelen gercek mürsidi kamildir(!?)

    En basit örnegi forumda yasaniyor.Sizin gercek mürsidi kamil dediginiz seyhinizede tarikatinizada student gibiler sapik diyorlar, kafirlikle sucluyorlar..Printerden mühür cikaran seyh diye bide dalga geciyorlar..
    Derdini SöyLemeyen iyi eder , birde onun derdiyLe ugrasamam !
    Ne kadar kücük seyler icin aglardik
    Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek
    Simdi büyüdük..
    Cok büyük olaylar bile aglatmiyor bizi, ölümler, savaslar, iflaslar
    Simdi daha mi güclüyüz? Yoksa daha mi aliskin?
    Hayati ögrenmek, alismak mi acaba?

    Keşke Hep Cocuk KaLsaydım..da, Dizimdeki Yarayı En Büyük Acı Sansaydım..

  10. #10
    Dr. Who adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-06-2007
    Mesajlar
    292
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ELaNuR tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Elinizde "iman ölcer"mi var?

    Müslüm Gündüzleri, Ali kalkancilarida hep sizlerin bu laflari dogurmustur zaten..

    Zaten herkes kendi seyhini/tarikatini gercek vazifeli zannettigi icin mürid olmustur, yoksa sapik oldugunu bildigi bir tarikata niye girsin adam? Benim tarikatim sapik yoldur diyen bir seyh duydunmu? Hangisine sorsan o peygamber soyundan gelen gercek mürsidi kamildir(!?)

    En basit örnegi forumda yasaniyor.Sizin gercek mürsidi kamil dediginiz seyhinizede tarikatinizada student gibiler sapik diyorlar, kafirlikle sucluyorlar..Printerden mühür cikaran seyh diye bide dalga geciyorlar..
    hoşgeldin,

    studentgillerin anlattığı islam gerçek olanıdır.( recmli el kol kesmeli cihatlı ve bol cariyeli islam) Ateşle şişle keramet arayanları bir yana bırakacak olursak mevlananın yunus emrenin anlattığı şeylerle kuran ve sünnetin pek ilgisi yok. Sevgi ülkesinden seslenen muhabbet kuşları gibiler. Zaten batı insanının neden bizzat kuran ve sünnete değilde bu zatlara yönelmesinin arkasında bu neden yatar.
    Artık yaşam değişti. Batıl inançlar bilimin sağlam kalelerini sarsmıyor. Ancak insanlar ruhani dünyanın inkarı konusunda fazla ısrarcı davranabiliyor. Soğuk ve rutubetin geri dönüşüyle birlikte bu modern binada yorgunluk belirtileri de baş göstermeye başlamış. Henüz hiç kimse farkında olmayabilir ama "Krallık"ın kapıları bir kez daha açılıyor..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. necip hablemitoğlu'ndan ; ABD,tarikatlar,dil, eğitim ve Türkiye üzerinde oynanan oyunlar...
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde gdsnsnsnsnsns tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 05.10.11, 00:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •